İlgili yer Risale-i Nur'da söyle geçmektedir:
Ve kezâ, o habbe-i kalb (kalp tohumu) için pek çok hizmetçi vardır ki, o hâdimler (hizmetçiler) kalbin hayatıyla hayat bulur, inbisât ederlerse (genişlerlerse), kocaman kâinât onlara tenezzüh ve seyrângâh (gezinti ve seyir yeri) olur. Hatta kalbin hizmetçilerinden bulunan hayâl, en zaîf ve en ehemmiyetsiz iken, hapiste ve zindanda kayıdlı olan sâhibini bütün dünyada gezdirir, ferahlandırır. Ve şarkta namaz kılan bir adamın başını Hacerü’l-Esved’in altına koydurur. Ve şehâdetlerini muhâfaza için Hacerü’l-Esved’e tevdî‘ (emanet) ettirir.1
“Kalbin hizmetçileri”, insandaki manevi cihazlar anlamına gelen latifeler ve kuvvelerdir. Başta hayal, hafıza, akıl, fikir, vicdan, vehim (kuruntu), his, muhabbet, merak, korku, irade, ümit, şevk, tefekkür ve benzeri cihazlar kalbin etrafında hizmet eder. Kalp hayat bulunca bu latifeler de inkişaf eder, gelişir, açılır. Böylelikle insan yalnız maddi aleme mahkum olmaz. Mana, ibret, tefekkür, kulluk ve huzur ufuklarında gezer.
Burada “kalp” et parçası olan bir organdan ziyade, imanın, marifetin, muhabbetin merkezi olan manevi bir cihazdır. Her şeyi içine alan bir merkez hükmündedir. Nasıl ki bir padişahın etrafında ona hizmet eden memurlar bulunur, öyle de kalbin etrafında çalışan birçok latife ve cihaz vardır. Bunlar bağımsız ve başıboş değil, kalp ile birlikte istikamet bulan yardımcı kuvveler, kabiliyetler, hislerdir. Fakat kalp gafletle ölürse, o latifeler de ya atalete, tembelliğe, boşluğa düşer ya da yanlış istikametlerde çalışır. Kalp iman, zikir, tefekkür ve ibadetle canlanırsa, o zaman hayal, fikir, his gibi latifeler de kendi hakiki vazifelerini yapmaya başlar. İnsanın iç dünyası dar bir odadan geniş bir aleme açılır.
Kalp, iman ile, zikir ile, ihlas ile, Kur’ân ve Sünnet-i Seniyye’ye ittiba ile hayatlanır. Kalp dirilince insanın bütün iç alemi nurlanır. Hayal, gaflette iken günahlara kapı açabilirken, kalbin emrinde iken tefekküre ve huzura vesile olur. Akıl, nefis hesabına çalışınca gurur ve kibre sebep olabilirken, kalbe hizmet edince iman hakikatlerinin dellalı ve ilancısı haline gelir. Hafıza, gereksiz bilgi ve görüntülerin deposu olmaktan çıkıp, ibret ve ilim hazinesine dönüşür.
Özetle, insan yalnız bedenden ibaret değildir. Çok zengin manevi cihazlarla donatılmıştır. Bu cihazların merkezi hükmünde olan kalp dirilirse, diğer latifeler de nurlanır. Hayal, akıl, fikir, his ve hafıza gibi kuvveler doğru kullanıldığında kulluğa hizmet eder. İnsanın manevi hayatı genişledikçe kâinat ona güzel bir gezinti ve seyir yeri haline gelir.
Bediüzzaman Said Nursi, Mesnevi-i Nuriye, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.112

