Sevgili Peygamber’imiz (s.a.s.), namaz kılarken başına sarık ve takke sarmış; bu uygulama, İslam alimlerinin namaz esnasında erkeklerin başlarını örtmelerini sünnet kabul etmelerinde önemli bir dayanak teşkil etmiştir. Bu sebeple alimler, herhangi bir mazeret bulunmaksızın başı açık olarak namaz kılmayı, sünnet olan bir uygulamanın terk edilmesi anlamına geldiğinden, tenzihen mekruh saymıştır.1
Bununla birlikte başın örtülmesi namazın sıhhat şartlarından biri değildir. Dolayısıyla bir kimsenin başı açık olarak namaz kılması halinde namazı geçersiz olmaz; namazı sahih ve caizdir.2 Buradaki kerahet, namazın geçerli olmamasıyla değil, sünnete ve namazın edebine uygun olan başı örtme uygulamasının terk edilmesiyle ilgilidir.
Sevgili Peygamber’in (s.a.s.) başını örtme biçimi de tek bir şekille sınırlı değildir. Resulullah’ın (s.a.s.) bazen takke üzerine sarık sardığı, bazen sarık olmaksızın yalnızca takke kullandığı, bazı durumlarda ise takkesiz olarak sarık kullandığı hadislerde bulunmaktadır.3
Dikkat edilirse, namaz kılarken başı açık bulunmak tenzihen mekruh görülmüştür. Dolayısıyla sarığı başa takkesiz sarmak, başı örtmüş sayılmak için yeterli değildir. Başın açık kalan kısmı sebebiyle kerahet devam eder.
İbn Abidin, Reddü’l-muhtar, 1/640; Şürünbülali, Merakı’l-felah, 131
Heyet, Fetvalar, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara 2024, s. 163.
Ebu Davud, Libas, 24 [4078]; Tirmizi, Libas, 12, 42 [1736, 1784]; İbnü’l-Kayyım, Zadü’l me‘ad, 1/130; Müttaki, Kenzü’l-‘ummal, 7/121 [18284-18286]; Heyet, Fetvalar, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara 2024, s. 163.

