Soru

Tesettürün Rengi

Tesettürde ne için siyah renk tercih edilmeli. Sair renkler olup geniş\uzun tercih edilmesi yeterli değil midir?

Tarih: 2.09.2022 17:48:32
Okunma: 199

Cevap

“Ey peygamber, zevcelerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına dış elbiselerinden (cilbablarından) üstlerine giymelerini söyle. Bu, onların tanınıp eza edilmemelerine daha uygundur. Allah çok affedici, çok esirgeyicidir.”[1]

Bu âyet-i kerime, doğrudan Hz. Peygamberin (sav) zevcelerine, kızlarına ve arkasından bütün mümin kadınlara “cilbab” giymelerini emretmiştir. Cilbab ise, kadını tepeden tırnağa örten ve elbisenin üzerine giyilen dış örtü olarak tarif edilmiştir. Bunun anlamı çarşaf ya da çarşaf benzeri bir dış örtüyü elbiselerinin üzerine giymeleri bütün mümin hanımlar için bir farzdır.

Âyetin bu açık emri gereği, başta peygamber hanımları olmak üzere, bütün hanım sahabeler “siyah örtülere” bürünmüşlerdir.

Hz. Peygamberin (sav) pâk zevcelerinden Ümmü Seleme (ra) şöyle demiştir: “Bu ayetin nüzulünden sonra Ensari kadınları siyah çarşaflara büründüler. Sanki hepsinin başına birer karga konmuştu.”[2]

Görüldüğü üzere tesettür âyetinin inişi üzerine gerek Sevgili Peygamberimizin (sav) pâk zevceleri gerekse sahabe hanımları hemen siyah çarşaflarını giyerek bu âyetin emrini yerine getirmişlerdir. Farklı renk ve tarzlarla alakalı olarak aşağıda verilen ölçüler belirleyici olmaktadır.  

Evet, tesettürle alakalı âyet ve hadislere bakıldığında İslâm’a göre örtünmenin zaruri şartları vardır. Bunları kısaca şöyle sıralayabiliriz:


1- Örtü, bütün vücudu örtmelidir. Zira Allâh u Teâlâ; “...Dış elbiselerinden üstlerine giymelerini söyle.”[3] buyurmuştur. Cilbâb, bütün vücudu örten bir elbise, bir örtüdür. «Yüdnine», dena kökünden gelen bir fiildir. İdna elbiseyi, örtüyü aşağıya doğru salıvermektir. Buna göre dine uygun örtünme, vücudun tamamını örtmektir.


2- Örtü, alttaki elbiseyi gösterecek kadar İnce olmamalıdır. Zira hicaptan maksat gizlemektir. İnce örtü, alttaki elbisenin görünmesini önleyemez. Bakışlara da mâni olamaz. Nitekim Hz. Ayşe (ra); “Ebubekir Sıddık'ın kızı Esma üzerinde ince bir elbise ile Resûlullah'ın (sav) yanına gelince Resûlullah (sav) ondan yüzünü çevirdi[4] buyurmuştur.


3- Örtünün kendisi bir ziynet olmamalı ve cazip renkli kumaşlar kullanılmamalıdır. Zira Allâhü Teala, “Ziynetlerini açmasınlar. Bunlardan görünen kısım müstesna”[5] buyurmuştur. Ayetteki görünen kısımdan maksat, kasıtsız olarak görünen kısımdır. Eğer üstten örtülecek örtünün kendisi ziynet sayılabilecek renk ve görünüşte olursa ona hicab denilemez. Böyle bir örtüyle örtünme de caiz değildir. Zira Örtünmekten maksat, ziynetlerin yabancılar tarafından görülmesini önlemektir.


4- Örtü, vücut hatlarını belli edecek ve fitneye sebep olacak kadar dar olmamalıdır. Zira Resûlullah (sav); “İki sınıf insan vardır ki onlar cehennem ehlidirler. Sığırların kuyruğuna benzer sopalarla halkı dövenler ve vücut hatlarını tamamıyla belli edecek elbise giyen kadınlar. Ki bunlar bu elbiselerle erkeklerin kalplerini çelmek için gezerken kırıtarak yürürler. Saçlarını da deve hörgüçlerine benzetirler. Onlar cennete giremeyecekleri gibi çok uzaklardan duyulabilen cennet kokusunu bile duyamazlar.”[6] Buyurmuştur. 
Hadisteki “kâsiyatün âriyat”ın manası, “Görünüşte giyinik, fakat hakikatte çıplaktırlar” demektir. Çünkü onlar öyle ince ve dar giyiniyorlar ki, elbiseleri ne avretlerini ne de vücutlarını örtmektedir.[7]


5- Örtüden güzel koku gelmemelidir. Çünkü güzel koku, erkekleri etkiler.[8] Zira Resûlullah (sav); “Harama bakan göz, zina etmiştir. Güzel koku sürünerek erkeklerin arasına çıkan kadın da.’’[9] buyurmuştur.

6- Kadın ne erkek elbisesi giymeli ne de giydiği elbise erkek elbisesine benzemelidir.[10] Zira Ebu Hüreyre (ra); “Resûlullah (sav) kadın elbisesi giyen erkek ile erkek elbisesi giyen kadını lanetlemiştir.[11] demiştir. 

Bu maddelere göre cilbâbın yani çarşafın özellikleri; “kadının dışarı çıkarken giydiği ve tanınmasını engelleyen, vücut hatlarını belli etmeyen, tesettürün temel amacını gözeten, kadının iç elbiselerini örten geniş bir dış elbisedir.’’[12] diyebiliriz.

Muhammed Ali Es-Sabunî Hazretleri, Ahkâm Tefsirinde Ahzâb suresinin 59. âyetinden çıkarılacak hükümler hakkında ve bu vesileyle örtünmenin İslâm’daki yeri hakkında çok tafsilatlı ve tatminkâr izahlarda bulunmuştur. İlgili kısmı yukarıda paylaşmış olduk. Bu güzel, faydalı ve uzun makalenin devamını okumak ve tesettürle alakalı daha detaylı malumat sahibi olmak için lütfen bakınız;

https://risale.online/soru-cevap/carsafin-hukmu

 

[1] Ahzâb, 33/59.

[2] Cessas, C. 3. S. 372.

[3] Ahzâb, 33/59.

[4] Ebu Davud

[5] Nûr, 24/31.

[6] Müslim, “Libas”, 125; Ebû Dâvûd, “Libas”, 125.

[7] Sâbûnî, Revâiʿu’l-beyân, 2/370-373.

[8] Sâbûnî, Revâiʿu’l-beyân, 2/370-373.

[9] Tirmizî, “Edeb”, 35; Ebû Abdurrahman Ahmed b. Şuayb en-Nesâî, es-Sünen. Abdulfettah Ebû Gudde, (Halep: Mektebü’l-Matbuâti’l-İslâmiyye, 1986),“Zînet”, 35.

[10] Sâbûnî, Revâiʿu’l-beyân, 2/370-373.

[11] Ebu Davud, Nesai. Tahricüs-Sünen, C. 6. S. 57.

[12] Kurtubî, el-Câmiʿ li-aḥkâmi’l-Ḳurʾân, 14/243.


Yorum Yap

Yorumlar