Hz. Muhammed (sav)

11.01.2011

5044

Rüya-yı Sadıka İle Mucize Arasındaki Farklar

Resulullah’ı (sav) rüyada görüp şifa için Allah’a dua etmesi veya ilim verileceğini söylemesi ve bunun da gerçekleşmesi mucize midir?

07.08.2011 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Rüya

Rüyalar, mahiyetlerine göre farklı kısımlara ayrılmış, bunlar içinde en yüksek ve en güvenilir rüya türü rüya-yı sadıka olarak kabul edilmiştir. Özellikle Peygamber Efendimizin (sav) rüyada görülmesi, rüya-yı sadıka türüne örnektir. Nitekim Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur:

Beni rüyada gören, gerçekten beni görmüştür. Çünkü şeytan benim suretime giremez.1

Bu hadis, Peygamber Efendimizin (sav) rüyada görülmesinin sıradan bir hayal veya nefsani bir rüya olmadığını aksine hakikate dayanan, güvenilir bir rüya türü olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Ancak bu durumun doğru anlaşılabilmesi için rüya-yı sadıka'nın mahiyetinin iyi anlaşılması gerekmektedir.

Üstad Bediüzzaman Hazretlerine göre, insan uyku halindeyken, maddi âlemle irtibatlı olan duyuları geçici olarak faaliyetini durdurur. Bu esnada insanın mahiyetinde bulunan latife-i Rabbaniye, âlem-i gayba yönelir ve gayb âlemiyle bir münasebet kurar. Bu münasebet bir menfez bir kaynak hükmüne geçer ve insan, bu menfez vasıtasıyla henüz gerçekleşmemiş bazı olaylara veya kaderde yazılı olan bazı hakikatlerin numunelerine bakabilir. Hz. Üstad’ın ifadesiyle, rüyada görülen bu hakikatler bazen aynen, bazen de hayalin tasarrufuyla suretlere büründürülerek idrak edilir.

Bu çerçevede rüya-yı sadıka, insanın yaratılışında bulunan hiss-i kablelvuku'un (olacak şeyleri önceden sezme kabiliyetinin) ileri derecede inkişaf etmiş halidir. Bu his her insanda az veya çok bulunduğu gibi, hayvanlarda dahi bir derece mevcuttur. Ancak rüya-yı sadıka, bu hissin ilahi bir ikram olarak daha berrak ve doğru bir şekilde tezahür etmesidir. Dolayısıyla rüya-yı sadıka, ne vahiydir ne de sıradan bir hayaldir, gayb âleminden gelen ve doğru işaretler taşıyan bir rüya türüdür. Rüya-yı sadıka ile ilgili Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin bazı ifadeleri şu şekildedir:

O, doğrudan doğruya mâhiyet-i insaniyedeki latîfe-i Rabbâniye, âlem-i şehâdetle bağlanan ve o âlemde dolaşan duyguların kapanmasıyla ve durmasıyla, âlem-i gayba karşı bir münâsebet bulur. Bir menfez açar. O menfez ile, vukūa gelmeye hazırlanan hâdiselere bakar. Ve Levh-i Mahfûz’un cilveleri ve mektûbât-ı kaderiyenin numûneleri nev‘inden birisine rast gelir. Bazı vâkıât-ı hakîkiyeyi görür. Ve o vâkıâtta bazen hayâl tasarruf eder. Sûret libâsları giydirir. 2

Rüyâ-yı sâdıka, hiss-i kablelvukūun fazla inkişâfıdır. Hiss-i kablelvukū‘ ise, herkeste cüz’î-küllî vardır. Hatta hayvanlarda dahi vardır. 3

Mucize

Yüce Allah'ın, peygamberlik davasında bulunan zatı tasdik etmek için onun vasıtasıyla gösterdiği harikulade olaylardır. Mucize, harikulade durumlar olup âdet bakımından varlığı imkânsız olan şeylerdir. Bir olayın mucize olarak değerlendirilebilmesi için şu şartların oluşması gerekmektedir: Allah'ın fiili olması, harikulade olması, karşı çıkılmasının imkânsızlığı, peygamberlik iddia eden kimsenin eliyle olması, mucizenin iddiaya uygun olması, mucizenin peygamberlik iddiasında bulunan kimseyi yalanlamaması ve mucizenin iddia ile birlikte olması. Üstad Bediüzzaman Hazretleri mucize kavramını şu şekilde açıklar:

Mu‘cize ise, Hâlik-ı Kâinât tarafından onun da‘vâsına bir tasdîktir. Sadakte hükmüne geçer. 4

Peygamber olan zâtın da, zâhiren ve bâtınen halka olan hâkimiyetini devam ettirmek için, maddî ve ma‘nevî bir ulviyete ve bir imtiyâza ihtiyacı olduğu gibi, Hâlık ile olan derece-i münâsebet ve alâkasını göstermek için de bir delile ihtiyacı vardır. Böyle bir delil de, ancak mu‘cizelerdir. 5

Üstad Bediüzzaman Hazretlerine göre mucize, peygamberlik iddia eden bir zatın bu iddiasının Yüce Allah tarafından tasdik edilmesine denir. Mucize hakkında şöyle bir örnek vermektedir: Sen padişahın meclisinde ve gözü önünde “Padişah beni şu işe görevlendirdi” dediğinde senden bir delil istenmesi halinde padişah: “Evet” derse seni tasdik etmiş olur. Padişah senin sözünle âdetini değiştirirse “Evet” sözünden daha güçlü bir şekilde seni tasdik etmiş olur. Bu örnekte olduğu gibi “âlemlerin Rabbi olan Allah'ın elçisiyim” diyerek peygamberlik iddia eden zatın vasıtasıyla Cenab-ı Hakk, devam edegelen âdetini değiştirip olağan üstü haller göstermektedir.

Yine Üstad Bediüzzaman Hazretlerine göre peygamberlik iddiasını işitenlerin ikna olması için mucize gerekmektedir. Aynı zamanda peygamber olan zatın halk üzerindeki maddi-manevi olan hakimiyetinin devamı, halktan imtiyazı ve Yüce Allah ile olan münasebetini göstermek için bir delile ihtiyaç bulunmaktadır. Böyle bir delil de ancak mucizelerdir.

Sonuç olarak; bir olayın mucize sayılabilmesi için mucizelik şartlarının oluşması gerekmektedir. Rüyada ise her ne kadar Peygamber Efendimiz (sav) görülse ve O'nun müjdelemiş olduğu şeyler doğru da çıkmış olsa yine de bu olaya mucize diyemeyiz.

Kaynakçalar
  1. Müslim, Rü’ya, 11.

  2. Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 226.

  3. Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 226.

  4. Bediüzzaman Said Nursi, Zülfikar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 227.

  5. Bediüzzaman Said Nursi, İşarat-ül İ’caz, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 132.


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız