RİSALE-İ NUR

02.02.2011

6779

Teknolojiye Risale-i Nur Penceresinden Bakış

 Risale-i Nur'un teknolojiye bakış açısı nasıldır?

16.02.2011 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Bediüzzaman Hazretleri küçüklüğünde din ilimleriyle birlikte fen ilimlerinin de tahsiline çalışmıştır. Risalelerinde, insan aklının fen ilimlerine; kalp ve vicdanının ise din ilimlerine muhtaç olduğunu sıklıkla dile getirmektedir. Fen ve din ilimlerinin aynı çatı altında okutulacağı bir üniversite kurmanın bir gayesi olduğunu yine hayatını anlatan eserlerden biliyoruz.

İslam âleminin en büyük düşmanının cehalet, fakirlik ve ayrılıklar olduğunu; ilim ve fenle cehaleti, sanat ve marifetle fakirliği, birlik ve ittifak ile de ayrılığı tedavi edebileceğimizi söylemektedir. Türkiye’de yüz sene önce üniversitelerin sayısını düşündüğümüzde, Bediüzzaman Hazretleri'nin bu konuda ne kadar ileri görüşlü olduğunu anlayabiliriz.

Diğer taraftan günümüz teknolojik gelişmeleri ve icatlar genelde Batı kaynaklıdır. Bu durum, Batı'nın kültürüne ve teknik gelişmelerine yaklaşımımızın nasıl olması gerektiğini de akla getirmektedir. Bu konu hakkında Bediüzzaman Hazretlerinin yaklaşımı; Avrupa’yı iki şekilde değerlendirdiğini, birinci kısmın fen ve sosyal alanlarda insanların hayatlarını kolaylaştıracak teknolojik gelişmelerle insanlığa hizmet eden bir Avrupa olduğunu ve bunun Kur’ân ile barışık olduğunu söyler. İkinci kısım bozuk Avrupa'nın ise insanları gayrimeşru eğlence ve zevklere attığını, gaflete düşürdüğünü, ahireti unutturduğunu, buna ise mesafeli olmamız gerektiğini eserlerinde söylemektedir.

Hz. Üstad, 20. Söz olan Mu’cizat-ı Enbiya Risalesi’nde, peygamberlerin yalnız mânevî rehberler değil; maddî terakki, fen ve sanat yolunda da insanlığa rehber olduklarını beyan eder. Kur’ân’da zikredilen peygamber kıssalarının, sadece tarihî birer hadise değil, pek çok hikmet taşıdığını; bu hikmetlerden birinin de insanlığın ulaştığı, hatta ileride ulaşacağı teknik ve teknolojik gelişmelere dâhi işaret edilmekte olduğunu şöyle ifade eder.

Meselâ; "... Hazret-i Süleyman (as)'ın bir mucizesi olarak havanın emrine verilişini beyan eden: وَ لِسُلَيْمنَ الرِّيحَ غُدُوُّهَا شَهْرٌ وَرَوَاحُهَا شَهْرٌ âyeti; "Hazret-i Süleyman, bir günde havada tayeran ile iki aylık bir mesafeyi kat' etmiştir" der. İşte bunda işaret ediyor ki: Beşere yol açıktır ki, havada böyle bir mesafeyi kat’ etsin. Öyle ise ey beşer! Madem sana yol açıktır. Bu mertebeye yetiş ve yanaş."

Devamındaki diğer bir paragrafta da şöyle demektedir:

İşte Hazret-i Nuh'un bir mucizesi olan sefine ve Hazret-i Yusuf'un (as) bir mucizesi olan saati en evvel beşere hediye eden, dest-i mucizedir. Bu hakikate latif bir işarettir ki: Sanatkârların ekseri, her bir sanatta birer peygamberi pîr ittihaz ediyor.1

Evet Hz. Üstad burada; gemiciler, saat ilmi mensupları gibi sanatlarda, o sanatla alakalı mucize gösteren peygamber, o sanatın üstadı ve pîri kabul edilmiştir, der.

İnsanlar medeniyetin gelişmesi ve teknoloji için çalışırken harama girmeden, helal dairesinde çalışmalı; ibadetlerini aksatmadan kulluğunu yapmayı sürdürmelidir. Dikkatimizi çeken diğer bir izah da şöyledir:

Cenab-ı Hakk'ın büyük nimetleri olan tayyare ve şimendifer ve radyoyu, büyük şükür ile mukabele lâzım iken; beşer şükür etmedi, tayyarelerle başlarına bombalar yağdı. Ve radyo öyle büyük bir nimet-i İlahiyedir ki ona mukabil şükür ise, o radyo milyonlar dilli bir küllî hâfız-ı Kur'an olup zemin yüzündeki bütün insanlara Kur'anı dinlettirsin.2

Yani medeniyet harikaları olan bu teknolojik buluşlar ve gelişmeler birer nimettir. Nimetler şükür ister. Şükür ise; Cenab-ı Hakk’ın emir ve yasaklarına uyarak insanlara faydalı olacak şekilde helal dairesinde kullanılmasıdır. Kullanılmadığı takdirde insanlığın başına bela olur. Maddî olarak dünya hayatında kişisel ve toplumsal sıkıntılara, manevî olarak da ahiretini kaybetmesine sebep olur. Mesela günümüzde hayatımızın olmazsa olmazı internet gibi bir buluş büyük bir nimettir. İletişim, ticaret, uzakta olan insanların birbirleriyle görüşmeleri ve daha birçok nimete vesiledir. Aynı şekilde insan nefsine hizmet eden ahlaksızlık, dolandırıcılık, yalan ve iftira gibi büyük günahların da kısa bir zaman içerisinde çok geniş alanlara yayılmasına sebeptir. Yapılacak olan tercih, internetin nimet mi yoksa musibet mi olduğunu belirler.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Zülfikar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 159-161

  2. Bediüzzaman Said Nursi, Şua’lar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.278


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız