RİSALE-İ NUR

03.01.2013

4842

Risale-i Nur'da Ay Tutulmasının Veciz Anlatımı

14. Lem'a da geçen; Kamer re’se ve şems zenebe geldiği vakit, felekiyyûn ıstılâhınca, “haylûlet-i arz” vukū‘ bulur. Yani küre-i arz tam ikisinin ortasına düşer, o vakit kamer hasf olur. Sâbık teşbîh ile “Kamer, tinnîneynin ağzına girdi” denilir." cümlesiyle ne anlatılmak isteniyor?

21.01.2013 tarihinde cevaplandı.

Cevap

İlgili yer Risale-i Nur'da şöyle geçmektedir:

Derecât-ı şemsiyenin medârı olan » mıntıkatü’l-bürûc« ta‘bîr ettikleri dâire-i azîme, menâzil-i kameriyenin medârı bulunan mâil-i kamer dâiresi birbiri üstüne geçmekle, o iki dâire her biri iki kavis şeklini vermiş. o iki kavise felekiyyûn ulemâsı, latîf bir teşbîh ile, büyük iki yılan nâmı olan » tinnîneyn« nâmını vermişler. İşte o iki dâirenin tekātu‘ noktasına, » baş« ma‘nâsına » re’s«, diğerine » kuyruk« ma‘nâsına, » zeneb« demişler. Kamer re’se ve şems zenebe geldiği vakit, felekiyyûn ıstılâhınca haylûlet-i arz vukū‘ bulur. Yani küre-i arz tam ikisinin ortasına düşer, o vakit kamer hasf olur. Sâbık teşbîh ile "Kamer, tinnîneynin ağzına girdi" denilir. 1

Metni anlamamız açısından öncelikle kelimeleri açıklamakta yarar var, metinde geçen kelime ve anlamları şöyledir:

Derecât-ı şemsiye: Eski Kozmoğrafyaya göre; güneşi döndüğü farzedilen dâirenin on iki burca tekabül eden kısımları.
Mıntıkatü’l-bürûc: Burçlar kuşağı; güneşin yıl boyunca izlediği göksel daire (ekliptik).
Menâzil-i kameriyye: Ayın konakları; ayın gökyüzündeki durakları veya konumları.
Mâil-i kamer dairesi: Ayın yörüngesi; güneş yoluna göre eğik olan daire.
Felekiyyûn: Astronomi âlimleri.
Tinnîneyn: İki büyük ejderha/yılan; ay ve güneş yörüngelerinin oluşturduğu kavislere verilen mecazî isim.
Tekātu‘ noktası: İki dairenin kesiştiği nokta.
Re’s: Baş; yörüngelerin kesiştiği noktalardan biri (yükselen düğüm).
Zeneb: Kuyruk; diğer kesişme noktası (inen düğüm).
Haylûlet-i arz: Dünyanın iki gök cisminin arasına girmesi.
Hasf: Ay tutulması.
Kamer: Ay.
Şems: Güneş

Geçen metinde eski dönem İslam astronomisinin kullandığı kavramlarla ay ve güneş tutulmasını anlatmaktadır.

Günümüz tabirleri ile güneş ve ayın tutulma olayını bilim insanları şu şeklde ifade etmektedir;

Güneş Tutulması: Dünya ile Güneş’in arasına Ay girdiğinde Güneş tutulması dediğimiz gök olayı olur. Bu durumda Ay’ın gölgesi Dünya’nın üzerine düşer. Güneş tutulması boyunca Ay’ın gölgesinin düştüğü bölgelerde Güneş görülmez. Biz bu olaya Güneş Tutulması deriz.
Ay Tutulması: Dünya, Güneş ile Ay arasına girdiği zaman Dünya’nın gölgesi Ay’ın üzerine düşer. Bu durumda Ay Tutulması olayı gerçekleşir. Ay tutulması sırasında Ay dolunay evresindedir.2

Metinde geçen ifadeler ile bu olayı inceleyecek olursak; gök cisimlerinin hareketlerini açıklamak için hem ilmî hem de mecazî bir dil kullanıldığını görmekteyiz. Özellikle felekiyyûn denilen astronomi âlimleri, gökyüzündeki daireleri ve kesişim noktalarını daha anlaşılır kılmak için bazı benzetmeler yapmışlardır.
Güneşin yıl boyunca gökyüzünde izlediği yola “mıntıkatü’l-bürûc” denir. Bu, burçlar kuşağı olarak da bilinir. Ayın yörüngesi ise güneşin izlediği bu yola tam paralel değildir; ona eğik bir şekilde hareket eder. Ayın bu eğik hareketine “mâil-i kamer dairesi” denir. Bu iki büyük daire gökyüzünde birbirini iki noktada keser. Kesişme sonucu ortaya çıkan görüntü, iki büyük kavis şeklindedir.
Astronomi âlimleri bu iki kavisi, güzel bir benzetmeyle iki büyük yılana benzetmiş ve onlara “tinnîneyn” (iki ejderha/yılan) adını vermişlerdir. Bu iki dairenin kesişim noktalarından birine “re’s” yani baş, diğerine ise “zeneb” yani kuyruk demişlerdir. Buradaki baş ve kuyruk ifadeleri gerçek bir varlığı değil, ayın yörüngesinin güneş yolunu kestiği noktaları anlatmak için kullanılmıştır.
Burda bize anlatılan, ay “re’s” noktasına ve güneş “zeneb” noktasına geldiğinde, dünya bu iki gök cismi arasına girer. Buna “haylûlet-i arz” denir; yani dünyanın araya girmesi. Bu durumda ay tutulması meydana gelir. Eski astronomi dilinde bu durum, “Kamer tinnîneynin ağzına girdi” şeklinde mecazlı bir ifadeyle anlatılmıştır. Yani ay, o hayalî yılan veya ejderhanın ağzına girmiş gibi tasvir edilmiştir. Bu hadiseyi bir resim ile gösterelim;

Sonuç olarak bizler bu metinde, ay ve güneş tutulmasını eski İslam astronomisinin kavramlarıyla açıklanışını görmekteyiz. Güneşin ve ayın gökyüzündeki yollarının kesişmesi, tutulmaların meydana gelmesine sebep olur. Âlimler bu kesişim noktalarını daha anlaşılır kılmak için “baş”, “kuyruk” ve “iki yılan” gibi mecazî ifadeler kullanmışlardır. Böylece hem ilmî bir açıklama yapılmış hem de konunun zihinde canlanması kolaylaştırılmıştır.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.94

  2. https://tua.gov.tr/tr/blog/anasinifi-ve-ilkokul/ay-ve-gunes-tutulmalari-nasil-olusur


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız