Günümüzde medya ve sosyal platformlar, gençlerin bireysellik ve isyan gibi olayları daha yoğun görmesine yol açmaktadır. Arkadaş çevresi ve popüler kültür ise bazen saygısız davranışları normalleştirerek gençlerin davranış biçimlerini etkileyebilmektedir. Kuşak çatışmaları ve değişen iletişim dilleriyle birlikte, anne ve babaya karşı sergilenen olumsuz tavırlar maalesef daha görünür hale gelmiştir. Halbuki İslamiyet'te ve genel ahlak kurallarında anne ve babaya hürmet, sadece bir görev değil, en büyük faziletlerden biri olarak kabul edilir. İslam’da anne ve babaya saygısızlık etmek, itaatsizlik etmek, hakaret etmek ve onları incitmek büyük günahlardandır. Bu durum, aile içi ilişkilerin korunmasının ve gençlerin doğru ahlaki değerlerle yetişmesinin ne kadar hayati olduğunu ortaya koymaktadır. Peygamberimiz (s.a.v.) bu konuda şöyle buyurmaktadır:
Büyük günahlar, Allah’a ortak koşmak, anne ve babaya isyan etmek, adam öldürmek ve yalan yere yemin etmektir.1
Sevgili Peygamberimiz (sav), büyük günahların en ağırlarını sayarken Allah’a ortak koşmaktan sonra, anne ve babaya isyan etmeyi zikretmiştir. Bu da anne-babaya saygının, İslam’da ne kadar büyük bir yere sahip olduğunu açıkça göstermektedir. Anne ve babaya sövmek, onları incitecek söz ve davranışlarda bulunmak ya da başkasının anne-babasına hakaret ederek, kendi anne ve babasına hakaret edilmesine yol açmak, İslam ahlakına tamamen aykırı, ağır bir günahtır. Böyle bir tutum, Müslüman’ın taşıması gereken doğruluk, edep ve güzel ahlak ile bağdaşmaz. Yine başka bir hadiste Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır:
Allah’ın rızası, anne ve babanın rızasındadır. Allah’ın gazabı anne ve babanın gazabındadır.2
Anne ve babasını memnun eden, onlara saygı gösteren, incitmeyen ve haklarını gözeten kimse, Allah’ın hoşnutluğunu kazanma yolunda büyük bir adım atmış olur. Çünkü Allah, anne ve babaya iyilik yapılmasını emretmiştir. Onların rızası, çoğu zaman Allah’ın razı olduğu davranışlarla örtüşür. Allah’ın gazabı, anne ve babanın gazabındadır. Bu kısım ise evlada bir uyarıdır. Anne ve babayı sürekli üzen, onlara kötü davranan, saygısızlık eden ve kalplerini kıran kişi, Allah’ın emrine karşı gelmiş olur. Bu da insanı Allah’ın gazabına yaklaştırır. Dünya ve ahirette insanı hüzünlendirir. Başka bir hadiste Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır:
Üç şey vardır ki bunlar ile yapılan amelin faydası olmaz. Allah’a şirk koşmak, anne ve babaya asi olmak ve savaştan kaçmaktır.3
Bu hadis, büyük günahların insanın yaptığı ibadet ve iyiliklerin bereketini yok edecek kadar ağır olduğunu bildiren çok ciddi bir uyarıdır. Anne ve babaya isyan etmek, onları üzmek, incitmek ve onlara karşı saygısız davranmak, Allah’ın açık emrine karşı gelmek anlamına gelir. Bu sebeple bu günah, ibadetlerin ruhunu zedeler ve kişiyi Allah’ın rızasından uzaklaştırır. Ebu Bekre Nüfey İbni Hâris’den (ra) rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır:
Büyük günahların en ağırını size haber vereyim mi? diye üç defa sordu. Biz de “Evet, yâ Resûlullah, dedik. Resûl-i Ekrem (sav): “Allah’a şirk koşmak, anne-babaya itaatsizlik etmek” buyurduktan sonra, yaslandığı yerden doğrulup oturdu ve “İyi dinleyin, bir de yalan söylemek ve yalancı şâhitlik yapmak” buyurdu. Bu sözü durmadan tekrarladı. Daha fazla üzülmesini istemediğimiz için keşke sussa, diye arzu ettik.4
İslam pedagojisinde bu kuralların sebebi; ailenin toplumun temel taşı olmasıdır. Anne ve baba, evladının varlık vesilesi, ilk öğretmeni ve en büyük fedakârıdır. Onlara yapılan saygısızlık toplumsal düzenin ve Allah’ın emrettiği vefa duygusunun kökten sarsılması anlamına gelir. Anne ve babaya hürmet etmek sadece bir toplumsal erdem değil, Allah’a itaatin ve güzel ahlakın ayrılmaz bir parçasıdır. Onları inciten her söz ve davranış, insanı Allah’ın rızasından uzaklaştıran büyük bir günahtır. İçinde bulunduğumuz modern çağın getirdiği kültürel değişimler, kuşak çatışmaları veya bireysel hırçınlıklar, bu köklü ahlaki sorumluluğu asla hafifletmez ve aksine, bir Müslüman için her şart altında anne ve babasının rızasını gözetmek, dini bir yükümlülük ve evlatlarının vefasının bir gereğidir. Bu vefadan dolayı evlat, anne ve babasına hürmet, hizmet ve onların dualarını almakla vazifelidir ve onları üzmemeli ve sözlerini dinlemelidir.
Buhârî, Eyman, 16
Tirmizî, Birr, 3
Tergîb ve’t-terhîb, c.3, 328.
Buhârî, Şehadet 10, Edeb 6, İsti 'zan 35, İstitâbe 1; Müslim, Îmân 143.

