Meleklerin İnsanların Yeryüzünde Fesat Çıkarıp Kan Dökeceğini Bilme Meselesi
İlgili âyet mealen şöyledir:
(Ey Habîbim!) Bir zaman Rabbin, meleklere: “Şüphesiz ki ben, yeryüzünde (insanı) bir halîfe kılacak olanım.” buyurmuştu; (Melekler:) “Orada fesat çıkaracak ve orada kanlar dökecek bir kimse mi kılacaksın? Hâlbuki biz, hamdin ile (seni) tesbîh ediyoruz ve seni takdîs ediyoruz.” dediler. (Rabbin de onlara:) “Sizin bilemeyeceğiniz şeyleri, şüphesiz ki ben bilirim!” buyurdu. 1
Bu âyette geçen Melekler “Orada fesat çıkaracak ve orada kanlar dökecek bir kimse mi kılacaksın? Hâlbuki biz, hamdin ile (seni) tesbîh ediyoruz ve seni takdîs ediyoruz.” dediler, kısmını Taberî Hazretleri şu şekilde tefsir etmiştir:
Dahhak'ın Abdullah b. Abbas'tan naklettiği bir rivâyete göre Abdullah b. Abbas, meleklerin bu sorularını şöyle izah etmiştir: Allah, Hazret-i Âdem'den önce cinleri yaratmıştı. Onlar yeryüzünde bozgunculuk çıkarmış ve kan dökmüşlerdi. Allah da, İblis'in başkanlığında özel bir kısım melekleri göndererek onlarla savaş yaptırmış ve onları mağlup ettirmiştir. Allah bu özel meleklere, yeryüzünde bir halife yaratacağını beyan edince onlar da önceki bilgilerine dayanarak: “Orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın?” diye sormuşlardı.
Ebû Mâlik ve Ebû Salih'in, Abdullah b. Abbas'tan, Mürre'nin Abdullah b. Mesud'tan ve diğer sahabilerden naklettikleri başka bir görüşe göre meleklerin Allah'a: “Orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın?” şeklindeki sorusu şu şekilde izah edilmiştir: Allah meleklere yeryüzünde bir halife yaratacağını, o halifenin soyundan gelenlerin yeryüzünde bozgunculuk çıkaracaklarını, birbirlerini kıskanacaklarını ve birbirlerini öldüreceklerini bildirmiş; bunun üzerine melekler de: “Ey Rabbimiz, orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın? Hâlbuki biz seni överek tesbih ediyoruz ve tenzih ediyoruz.” dediler. Allah da: “Şüphesiz sizin bilmediklerinizi ben bilirim.” dedi. Yani “İblis'in kalbinde taşıdığı gururu bilirim.” veya “Yeryüzüne göndereceğim halifenin soyundan gelen insanların bir kısmının peygamberler ve itaatkâr kullar olacaklarını bilirim. Siz bunu bilmiyorsunuz."
Katâde ve Hasan-ı Basrî'den nakledilen bir görüşe göre, Allah meleklere, yeryüzünde yaratılan herhangi bir varlık bulunduğu takdirde orada fesat çıkaracaklarını ve kan dökeceklerini bildirmiştir. Âdem'i yaratacağını beyan edince de melekler bu görüşlerine dayanarak Allah'a: “Nasıl, yeryüzünde bozgunculuk çıkaracak ve kan dökecek birisini yaratacaksın?” demek istemişlerdir.
Bu hususta Hasan-ı Basrî ve Katâde'den şunlar nakledilmektedir: “Allah meleklere, ‘Muhakkak ben yeryüzünde bir halife yaratacağım.’ dedi. Onlar görüşlerini beyan ettiler. Allah da onlara bir kısım ilimler öğretti, bir kısmını da öğretmedi. Melekler, Allah'ın kendilerine öğretmiş olduğu ilme dayanarak ‘Orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın?’ dediler. Zira melekler, Allah'ın kendilerine öğrettiği ilimle biliyorlardı ki, Allah katında kan akıtmaktan daha büyük bir günah yoktur. İşte bu sebeple bu soruyu sordular. Ve ‘Hâlbuki biz seni överek tesbih ediyoruz ve tenzih ediyoruz.’ dediler. Allah da onlara: ‘Ben sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum.’ dedi.Rebi' b. Enes bu âyetin izahında şöyle demiştir: Allah, melekleri çarşamba, cinleri perşembe, Âdem'i de cuma günü yaratmıştır. Cinlerden bir topluluk inkâra düşmüşlerdir. Bu yüzden melekler yeryüzüne iniyor ve cinlerle savaşıyorlardı. Yeryüzünde kan dökülüyor ve fesat kaynıyordu. Allah, yeryüzünde halife yaratacağını beyan edince, bu durumu bilen melekler: “Orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın?” dediler.
İbn-i Zeyd bu âyetin izahında şöyle demiştir: “Allah, cehennem ateşini yaratınca melekler ondan çok korktular ve ‘Ey Rabbimiz, bu ateşi ne için yarattın?’ dediler. Allah: ‘Yarattıklarımdan bana karşı gelenler için.’ dedi. O zaman Allah'ın meleklerin dışında herhangi bir yaratığı yoktu. Yeryüzünde kimse bulunmuyordu. Âdem daha sonra yaratıldı.
Melekler, ‘Ey Rabbimiz, bizim sana isyan edeceğimiz bir zaman mı gelecek?’ dediler. Çünkü onlar, kendilerinin dışında varlıklar yaratılacağını sanmıyorlardı. Allah onlara: ‘Hayır, öyle bir zaman olmayacak. Fakat ben yeryüzünde varlıklar yaratacağım. Onların içinde bir de halife var edeceğim. O yaratıklar kan akıtacaklar ve yeryüzünde bozgunculuk çıkaracaklar.’ buyurdu. Bunun üzerine melekler: ‘Orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın? Sen bizi seçkin varlıklar yaptın. Bizi oraya gönder. Biz seni överek tesbih ederiz ve tenzih ederiz. Orada sana itaatte bulunuruz.’ dediler.” 2
Şeytanın Cennette Hz. Âdem ve Hz. Havva'ya Vesvese Verme Meselesi
Allah, Hz. Âdem'i (as) yarattıktan sonra meleklere ve şeytana, Hz. Âdem'e secde etmelerini emretmiş; melekler hemen secdeye kapanırken şeytan ise büyüklenerek secde etmeyi reddetmiştir. Ardından Allahu Teâlâ, şeytanı bulunduğu makamdan indirmiş ve Hz. Âdem ile Hz. Havva'yı cennete yerleştirmiş, dilediği yerden yemelerini ama yasaklı ağaçtan uzak durmalarını istemiş; şeytan da bir şekilde onların yasaklı meyveden yemelerini sağlamıştır. Kur'ân-ı Kerîm, şeytanın Hz. Âdem'i (as) aldatarak yasaklı meyveden yemesini ve cennetten çıkarılması hadisesini şöyle anlatmaktadır:
Hem demiştik: “Ey Âdem! Sen zevcen (Havvâ) ile cennete yerleş; dilediğiniz yerde ondan bol bol yiyin; fakat şu ağaca yaklaşmayın, sonra zâlimlerden olursunuz!” Derken şeytan onları(n ayaklarını) oradan kaydırdı da içinde bulundukları şeyden (o ni'metten) onları çıkardı. Bunun üzerine (biz onlara) şöyle dedik: “(Ey Âdem, Havvâ ve Şeytan!) Birbirinize düşman olarak inin! Artık sizin için yeryüzünde bir zamana kadar bir yerleşme ve bir faydalanma vardır.” 3
Şeytanın vesvese vermek suretiyle Hz. Âdem ile Hz. Havva'ya nasıl ulaştığı konusunda âlimlerin farklı görüşleri vardır. Âlûsî Hazretleri tefsirinde bu farklılıkları şöyle sıralamıştır:
1- Hz. Âdem ile Hz. Havva'ya imtihan olsun diye vesvese vermek üzere cennete girmiştir.
2- Şeytan, cennete girmedi fakat kapının yanında durup oradan Âdem ile Havva'ya seslenmiş ve hâllerini ifsat etmiştir.
3- Şeytan, bir hayvan suretinde cennete girdi ve cennet muhafızları (hâzin) onu tanımadılar.
4- Şeytan bazı adamlarını gönderdi; onlar Âdem ile Havva'yı oradan kaydırdılar.
5- Hz. Âdem ve Havva cennette dikilirken, cennet surlarının üzerinde tavus kuşları dikkatlerini celbetti. Hz. Havva ona yaklaştı, Hz. Âdem de peşinden gitti. Şeytan o esnada onlara duvarın arkasından vesvese verdi.
6- Cennet surlarına tırmanan bir yılanın ağzına girerek onunla birlikte cennete girmiştir. Yılan hikâyesi meşhurdur. 4
Şeytanın Hz. Âdem'e (as) ne şekilde vesvese verdiği ile alakalı olarak da Celâleyn tefsirinde şu kayıt vardır:
“Ey Âdem! Sana ebedîlik ağacını ve sonu gelmez bir saltanatı göstereyim mi?” diyerek kendilerine nasihatte bulunduğuna dair Allah adına yemin edince, onlar da ondan yediler. 5
Netice olarak; Cenâb-ı Allah, Hz. Âdem’i (a.s.) ve dolayısıyla insanoğlunu, kendi isim ve sıfatlarını anlayabilecek, öğrenebilecek ve onlara ayna olabilecek bir kabiliyette yaratmıştır. Eğer Hz. Âdem (a.s.) cennette sabit kalsaydı, melekler gibi makamı değişmeyen bir varlık olurdu. Bu durumda, insana verilen sınırsız terakki imkânı ortaya çıkmaz ve yaratılışındaki hikmet tam anlamıyla tecelli etmezdi. Zira melekler zaten belirli bir makamda, kusursuz bir şekilde kulluk vazifelerini yerine getirmektedirler. Cenâb-ı Hakk'ın hikmeti gereği insan; yükselmeye açık, imtihana tâbi, hata yapabilen ve günah işleyebilme kabiliyetine sahip bir varlık olarak yaratılmıştır. Hz. Âdem'in (a.s.) yasak meyveden yemesi ve bunun neticesinde cennetten yeryüzüne gönderilmesi, insanlık için imtihan sürecinin başlangıcı olmuştur.
Bu kıssa, insan hayatının baştan sona bir imtihan olduğunu açıkça ortaya koyar. Aynı zamanda şeytanın aldatmalarına karşı her daim uyanık ve dikkatli olunması gerektiğini açıkça göstermektedir.
Bakara, 2/30.
Ebu Cafer Muhammed b. Cerir et-Taberi, Taberi Tefsiri, Hisar Yayınevi, c. 1, s. 163-176.
Bakara, 2/35-36.
Şehabeddin Mahmud El-alusi, Alusi Tefsiri, Beka Yayınları, c. 2, s. 577.
Celaleyn Tefsiri, Yasin Yayınevi, c. 1, s. 34.

