Soru

Arefe Gününün Fazileti ve Arefe Günü Yapılacak İbadetler

Arefe gününün kıymeti nedir? Arefe gününde oruç tutmak gerekir mi? Arefe gününde yapılabilecek ibadetler nelerdir? Arefe günü ile ilgili bin ihlas âdeti hangi kaynaklara dayanmaktadır?

Tarih: 7.06.2024 16:16:27
Okunma: 160

Cevap

Arefe Ne Demektir?

Arefe, haccın en önemli farzı olan vakfe ibadetinin yapıldığı yer olan Arafat Dağı’nın diğer adıdır. Vakfe, Kurban Bayramının bir gün öncesi olan zilhicce ayının dokuzuncu günü burada yapıldığından bugüne yevmü arefe (arefe günü) veya Türkçe’de kısaca arefe (arife) denilmiştir.[1]

Arefe Günü’nün Kıymeti

Sevgili Peygamberimiz’den bu günün ehemmiyeti hususunda bir çok rivayet gelmiştir. Bunlardan bazıları şöyledir;

"Günlerin en faziletlisi arefe günüdür. Faziletçe Cumaya benzer. O, Cuma günü dışında yapılan yetmiş hacdan daha faziletlidir. Duaların en faziletlisi de arefe günü yapılan duadır. Benim ve benden önceki peygamberlerin söylediği en faziletli söz de: Lailahe illallah vahdehu la şerike lehu. (Allah birdir, ondan başka ilah yoktur, onun ortağı da yoktur) sözüdür." [2]

"Allah, hiçbir günde, arefe günündeki kadar bir kulu ateşten çok azat etmez. Allah mahlukata rahmetiyle yaklaşır ve onlarla meleklere karşı iftihar eder ve: 'Bunlar ne istiyorlar?' der."[3]

Yine başka bir hadise göre; Sevgili Peygamberimiz (asm) arefe akşamı ümmetinin affedilmesi için dua etti. Duasına, 'Muhakkak ki ben zalimden başkasını mağfiret ettim.' diye cevap verildi. 'Zalimden ise mazlumun hakkını alırım.' buyruldu. Resul-i Ekrem: 'Ey Rabbim, dilersen mazluma cennette mükafatını verir zalime de mağfiret edersin.' diye dua etti ise de Arafat'ta bu duasına Allah Teâlâ'dan kabul gelmedi. Sabah vakti Müzdelife'de aynı duayı tekrarladı. Bu defa duası kabul edildi. Resulullah memnuniyetinden ve sevincini belli ederek güldü. Bunun üzerine Ebu Bekir ve Ömer (ra): 'Anam babam size feda olsun, bu saatte siz gülmezdiniz, sizi güldüren nedir?' diye sordu. Resulullah (asm): 'Allah'ın düşmanı İblîs, Allah Teâlâ'nın duamı kabul ederek ümmetimi affettiğini anlayınca toprağı alıp başına çalmaya ve vay sana helak oldun diye feryada başladı. İşte Şeytan'ın görmüş olduğum bu feryadı beni güldürdü, buyurdu."[4]

Talha ibnü Ubeydullâh (ra)'dan rivâyet edildiğine göre Rasûlullâh (sav)’Şeytan arefe gününde olduğu kadar hiçbir gün daha zelil, daha hor, daha hakir ve daha öfkeli olarak görülmemiştir. Bu da ancak Allâh Te’âlâ’nın rahmetinin yağdığını ve büyük günahları bağışladığını gördüğü içindir. Ancak Bedir günü ona gösterilen müstesna’’ buyurdu. O zaman ‘’Yâ Rasûlellâh! Bedir günü o ne görmüştü?’’ denilince, Rasûlüllâh (sav): ‘’Cibrîl’in melekleri saf düzenine soktuğunu görmüştü’’ buyurdu.[5] Çünkü, kendisi o gün ilâhî rahmetin hacdaki müminler üzerine cömertçe indiğine ve kendisinin teşvik ve çabalarıyla işlenmiş günahların affedildiğine şâhid olur. [6]

“En hayırlı, kabulü şayan olan dua, Arefe günü yapılan duadır.”[7]

Enes ibn Mâlik’in (ra) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “(Zilhicce ayındaki ilk) on günlerin her birinde (fazilet bakımından) ameller bin katıyla katlanır, Arefe gününde ise on bin kat katlanır.’’[8]

Yine Sevgili Peygamberimiz (a.s.m) "Arefe günü Resulullahın (asm) yanında bulunan bir genç, kadınları düşünüyor ve onlara bakıyordu. Resulullah (asm) eliyle birkaç defa gencin yüzünü kadınlardan çevirdi. Genç yine onları düşünmeye başladı. Resulullah (asm): Kardeşimin oğlu, bugün öyle bir gündür ki, bugünde herkesin kulağına, gözüne ve diline sahip olursa günahları bağışlanır, buyurdu."[9]

Arefe Günü Oruç Tutmak

Hz. Peygamber’den (s.a.v) Arefe günü oruç tutmanın faziletine dair hadis rivayet edildiği gibi, Arafat’ta oruç tutmanın menedildiğine ve kendisinin orada oruç tutmadığına dair hadisler de vardır. Buna göre, hacıların zayıf düşerek asıl görevlerini aksatmalarına yol açacağı için Arefe günü oruç tutmaları mekruh, hacca gitmeyenlerin aynı gün oruç tutması ise müstehap kabul edilmiştir.[10] Buna göre hacca gitmeyenlerin bu günün oruç tutarak değerlendirmesi çok kıymetlidir. Bazı hadisler şöyledir;

Ebû Katâde (Radıyallâhu Anh)dan rivayet edilen bir hadîs-i şerifte Rasûlullâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

“Arefe günü orucu geçen sene(nin günahları) için de gelecek sene için de kefarettir.[11]

Yine Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) “Arefe günü tutulacak orucun önceki ve sonraki senenin günahlarına kefaret olacağını Allah’tan ümit ediyorum.” buyurmuştur.[12]

İbn Abbâs (ra)’dan rivayet edilen edilen bir hadîs-i şerifte Rasûlullâh (sav) şöyle buyurmuştur: ‘’(Zilhicce’nin)on gün(ün)den her birinin orucu bir senelik oruca denktir.’’ Arefe gününün orucu iki seneye, Aşurâ gününün orucu ise bir seneye denktir.[13]

Âişe (ra) ise şöyle demiştir: Sene içinde Arefe gününden ziyade oruçlu geçirmek istediğim hiçbir gün yoktur.’’ [14]

Arefe Gününde Bin İhlas Okumak

Belli bir zamana has olmayıp Kur’ân’ı Kerim'den okunan her bir harfin karşılığında on sevap verildiği Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) tarafından bize şöyle aktarılmaktadır;

“Kur’ân-ı Kerim’den tek bir harf okuyana bile sevap vardır. Her hasene on misliyle değerlendirilir. Ben 'Elif Lâm Mîm' bir harf demiyorum. Aksine 'Elif' bir harf, 'Lâm' bir harf, 'Mîm' de bir harftir.”[15]

Bu hadisten anladığımıza göre Kur’ân'dan herhangi bir sure okumak, her hangi bir yeri virdetmek haddi zatında çok sevablı, çok kıymetdardır. Bunun dışında Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) özellikle bazı sureleri okumanın çok kıymetli olduğunu -yasin, kehf, fatiha, felak ve nas, vakia gibi- ümmetine bildirmiştir. İşte bu fazileti yüksek olan surelerden biri de ihlas suresidir. Nitekim Peygamberimiz (s.a.v) bir hadisinde ihlas suresini okuyan kişinin Kur’ân’ın üçte birini okumuş gibi olacağını ifade etmiştir. Bu hadis şöyledir;

“Bir gecede Kur'ân’ın üçte birini okumaktan hanginiz acizdir? Kim Kulhüvallahû ehad suresini okursa Kur’ân’ın üçte birini okumuş sayılır.”[16]

Bu bilgilerin dışında Sevgili Peygamberimiz (s.a.v)’den Arefe gününde ihlas okumak ile ilgili gelen bazı rivayetler şöyledir.

"Kim ki bin kere ‘Kulhüvallahü ehad sûresi'ni okursa, kendi nefsini Allah'tan satın almış olur."[17]

"Kim ki Arefe gününde bin kere ‘Kulhüvallahü ehad suresi’ni okursa, Allah Teâlâ ona istediğini verecektir."[18]

“Kim Arefe akşamında / gecesinde bin defa İhlas suresini okursa, Allah kendisine her istediğini verir.”[19]

Arefe gününün fazileti, Kur’an’ın her bir harfinin en az on sevab verdiği ve İhlas suresinin Kur’ân’ın üçte birini okumak gibi olduğu hadislerine baktığımızda her birinin zaten müstakilen çok kıymetli olduğunu bizzat Sevgili Peygamberimiz (s.a.v)’den öğrenmiştik. Şimdi bütün bu hadisleri beraber değerlendirdiğimizde Arefe gününü ihya ederken Kur’ân’dan bir şeyler okumak ve hasseten İhlas suresini okumak çok feyzli, sevabdar ve kıymetdar olduğu ortaya çıkmaktadır.

Bediüzzaman Hazretleri bu konu hakkında şöyle demiştir; "Aziz, mübarek kardeşlerim! Pek çok selâm... Bizim memlekette eskide Arefe gününde bin İhlas-ı Şerif okurduk. Ben şimdi bir gün evvel beşyüz ve arefede dahi beşyüz okuyabilirim. Kendine güvenen, birden okuyabilir." [20]

Arefe Günlerinde Ne Yapılmalı?

  • Bu günde -hacılar hariç- yukarıda da faziletleri belirtildiği gibi oruç tutulmalıdır.
  • Bu günde Allah’a bolca tevbe edilmeli, geçmişte kaçırılan namazlar kaza edilmeli, nafile namazlar kılınmalı, çokça dua ve niyazda bulunulmalıdır.
  • Bu mübarek günde bolca Kur’ân okunmalıdır.
  • Meşgul edici malayani aktivitelerden uzak durarak onların yerine salavat, kelime-i şehadet, salavat, tekbir, tehlil gibi evrad ve ezkarla vakitler değerlendirmeliyiz.
  • Mümkünse bu günlerde ilim tahsili yapılıp, bereketten istifade edilmelidir.
  • Bugünün sabah namazından itibaren dördüncü günün ikindi namazına kadar teşrik tekbirleri getirilmelidir.
  • Ayrıca bir kısım hadis rivayetlerine göre bu günlerde 1000 ihlas okumak çok değerlidir.

[1] Özgü Aras, TDV İslam Ansiklopedisi, “Arefe” mad., İstanbul 1991, c.3, s.351

[2]  Muvatta, Hacc 246

[3]  Müslim, Hacc 436

[4] İbn Mace, Menasik, 56

[5] Mâlik, el-Muvatta’, Hacc: 81, No:962, s.273; Beyhakî, Şu‘abü’l-İmân, No:3775.

[6] İmam Gazzali, İhya-i Ulumu’d Din.

[7] Tirmizî, Dua, 8; Malik, Dua, 500

[8] Beyhakî, eş-Şu’ab, 2/16.

[9] Müsned, 1/329

[10] Şevkânî, IV, 267-269; el-Fetâva’l-Hindiyye, I, 229

[11] Müslim, Sıyâm: 36, no:2804, 3/167

[12] Tirmizî, Savm, 46 (749); İbn Mâce, Sıyâm, 40

[13]  İsbahânî, et-Terğîb ve’t-Terhîb, no:369, 1/246

[14] İbnu Ebî Şeybe, el-Musannef, no:9809, 3/96

[15] Tirmizî, Sevabü’l-Kur’ân, 16

[16] Tirmizi, Fezailü’l-Kuran, 11; Nesâî, İftitah: 27

[17]  Suyuti, el-Fethu’l-Kebir, 3/227

[18] Münavî, Feyzü’l-Kadir, 6/203

[19] Kenzu’l-Ummal, 1/600

[20] Şualar, s. 375


Yorum Yap

Yorumlar