Soru

Kelime-i Şehadeti Söylemek

Kelime-i Şehadetin şartları var mıdır? Kişi arapça Kelime-i Şehadet getirirken içinden Türkçe manasını düşünmese, hiç bir şey anlamadan arapça şekilde söylese kabul olur mu? Dinden çıkmış olsa tekrar müslüman olur mu?

Tarih: 8.01.2021 21:36:37
Okunma: 377

Cevap

İslama giriş anahtarı olan Kelime-i Şehadetin kısa manası:

Kelime-i Şehadet/Kelime-i Tevhidin birinci cümlesi olan; La İlahe İllallah sözünün manasını bilmek, bunu kalp ile tasdik, dil ile ikrar etmek(söylemek) ve bunun gereği üzere amel etmektir.

Kelime-i Şehadet/Kelime-i Tevhidin ikinci cümlesi olan; Muhammedun Rasulullah sözünün manasını bilmek, bunu kalp ile tasdik, dil ile ikrar etmek ve Rasule tabi olmaktır.

La İlahe İllallah’ın Şartları:

Vehb. b. Münebbih’e:

“La ilahe illallah cennetin anahtarı değil mi? Diye sorulmuştu da o,

“Evet, ancak her bir anahtarın dişleri vardır. Dişli anahtarı getirirsen sana açılır, değilse açılmaz.” Diye cevap vermişti.

İşte bu dişler bu büyük sözün şartlarıdır.

İslam Alimleri 6 adet şart saymışlardır:

  1. Bu cümlenin içerdiği manadan gafil kalmamak.
  2. Şüpheye mahal vermeyen yakin sahibi olmak. Bu sözü söyleyen kişi sözün içerdiği manaya kesin inanmalıdır.
  3. Bu sözün içerdiği manayı kalbiyle ve diliyle tasdik etmek.
  4. Tam bir sadakat sahibi olmak.
  5. İhlas
  6. Bu kelimeye, bu kelimenin ihtiva ettiği manaya ve bu kelimenin gereği üzere yaşayan kimselere muhabbet beslemek ve zıddı olan şeylere buğz(nefret) etmek.[1]

İman, lügat manası bakımından, bir şeye inanmak ve bir şeyi doğrulamak demektir. "Bu iş böyledir, şöyledir" diye hüküm vermektir.

Din teriminde ise, Yüce Allah'ın dinini kalb ile kabul edip Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem'in bildirdiği şeyleri kesin olarak kalb ile doğrulamaktır.

İmanın aslı bu olmakla beraber bir engel hal bulunmadığı takdirde kalb ile kabul edilip inanılan bu hükümleri dil ile söylemek ve şahadette bulunmak lazımdır. Çünkü inanılması gereken şeyleri kalb ile benimseyip kabul eden kimse, bunları dili ile söylemezse, onun iman durumu insanlar tarafından bilinmez, onun müslüman olduğuna hükmedilmez.

Kalb ile doğrulamak, dil ile söyleyip ikrar etmekle meydana gelen imanla beraber namaz kılmak ve oruç tutmak gibi ameller de gereklidir. Çünkü biz, bu görevleri yapmakla sorumluyuz. Bu görevleri yapmak imana kuvvet verir, imanın kalbdeki nurunu çoğaltır. İnsanı azabdan kurtarır. Yüce Allah'ın ihsan ve ikramlarına kavuşturur.[2]

Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; mana olarak neyi tasdik ettiğini bilmeden, neye iman etmesi gerektiğini anlamadan söylenen Kelime-i Şehadet iman için yeterli değildir. Mananın ne olduğunu bilip kalbin ona göre kesin inanması ile iman gerçekleşmiş olur. Dil ile de ikrar edilmesi yani söylenmesi de gerekli görülmüştür. Bununla birlikte, daha önceden iman edip kelime-i şehadetin manasını bilip sonra küfre düşen bir kimse, iman tazelemek için o anda manayı düşünmeden şehadet getirmesi imanına zarar vermez. Çünkü kelime-i şehadetin manasının ne anlattığını biliyor. Ayrıca zikir çekerken manaya her zaman düşünememek de zikre zarar vermez.

 

 


[1] İslam İnanç Esasları, Ali Muhammed Sallabi, s.12,17

[2] Büyük İslam İlmihali, Ömer Nasuhi Bilmen, s. 12


Yorum Yap

Yorumlar