Bağış Yap

Sorular

Borç Para Alarak Umreye Gitmek Caiz midir? Borçlanarak Umre Yapmanın Hükmü Nedir?

Borç para alarak umreye gitmek caizdir. Ancak alınacak borcun kesinlikle faiz içermemesi gerekir. Faizsiz bir borç alarak umreye gitmekte fıkhen bir sakınca yoktur. Bununla birlikte kişinin aldığı borcu ödeme imkânının bulunması da önemlidir.Buna karşılık bankalardan faizli kredi çekerek veya başka herhangi bir şekilde faizli borçlanarak hac ya da umre ibadetini yerine getirmek fıkhen uygun değildir. Zira faizli borç almak haramdır. Faizli krediyle umreye gitmek, bir sünneti yerine getirmek için haram olan bir fiile başvurmak anlamına gelir. Bir ibadeti gerçekleştirmek amacıyla dahi olsa haram bir yola başvurmak kesinlikle doğru değildir.Dolayısıyla umreye gitmek isteyen kimse, bunu faizsiz ve meşru bir borçlanma yoluyla gerçekleştirebilir; ancak faizli kredi kullanarak hac veya umre yapmak kesinlikle caiz değildir. Ayrıca BakınızPROMOSYON PARASI İLE UMRE YAPMAKUMREYE GİTMEDEN ÖNCE HELALLEŞMEK ŞART MIDIR?RAMAZAN UMRESİNİN FAZİLETİUMRE PARASINI FİLİSTİN'E GÖNDERMEKUMRENİN ŞARTLARI / YAPILIŞ ŞEKLİSUUDİ ARABİSTAN'A PARA KAZANDIRMAMAK İÇİN HAC VE UMRE İBADETİNİN TERK EDİLMESİ CAİZ MİDİR?

167

Rızık İktidar İle Ters Orantılıdır ve İnsana Ancak Çalıştığı Vardır Hakikatlerinin İzahı

Üstad Bediüzzaman, rızkın iktidar ile ters orantılı olduğunu hatta ağaç gibi hareketsiz varlıkların daha çok rızıklandığını anlatıyor. Bununla beraber tilki, maymun vb. çabalayan hayvanların aç kalırken balık gibi aptal hayvanların semiz olduğunu söylüyor. Şimdi ben burayı anlamıyorum. Ayette de insan için ancak çalıştığının karşılığı vardır deniliyor. Büyüklerimiz nerede hareket orada bereket diyor. Biz burada çabaladıkça, işimizin peşinden koştukça, rızkımızı aradıkça rızkımızın artmayacağını, zira bu örneklere göre bunun aksini yaptıkça rızkımızın artacağı anlaşılıyor. Elbette böyle değildir. Bir izahı vardır. Bu iki hakikati nasıl anlayabiliriz?

5.881

Seferilikte Sünnet Namazlar Kısaltılır mı veya Terk Edilebilir mi?

Seferde Sünnet Namazlar Kıslatılabilir mi?Şâfiî ve Hanbelîler'e göre seferdeyken farz namazları kısaltarak kılmak ruhsat olup tam kılmaktan daha faziletlidir.  Mâlikî fakihlerinin çoğunluğuna ve Hanefîler'e göre ise azîmettir; ancak Mâlikîler'in çoğunluğu kısaltarak kılmayı sünnet-i müekkede sayarken1 Hanefîler yolcunun tercih hakkı bulunmayıp kısaltmasının vâcip olduğu kanaatindedir.2 Sünnet namazlara gelince sünnetlerin hiç biri kasredilmez. Çünkü kasr ancak farz namazlar hakkında câri bir hükümdür.3 Mehmet Zihni Efendi bu konuda şöyle demektedir:Misafir (yolcu) olan kimse, erkek olsun, kadın olsun ve mûtî, yahut âsî bulunsun, dörtlü farzları kasr eder. Üçlü farz (akşam namazı), ikili farz (sabah namaz), için kasr (kısaltma) olmadığı gibi vitir için ve sünnetler için dahi kasr (kısaltma) yoktur.4Seferde Sünnet Namaz Terkedilebilir mi?Fukahanın bir kısmına göre, seferde meşakkat olduğundan dört rek'atli farzlar iki rek'at olarak kılınır, sünnet namazlar da terkedilir. Ama bu konuda muhtar olan şudur: Yolculukta korku ve fazla sıkıntı varsa sünnetler terkedilir, bu durumlar olmadığında kılınması daha iyi olur.5 Bu hususta Mehmet Zihni Efendi şöyle demektedir:Misafir (yolcu) konmakta, karar ve emniyet hallerinde, olursa sünnetleri kılar. Karar ve emniyyet (yerleşme ve güvenlik) halinde değilse kılmaz. Muhtar (tercih edilen görüş) olan budur.Onları, alâ kavle (bir görüşe göre) tekarrüben (Allah'a yakınlaşmak niyetiyle) kılmak ve alâ kavle (başka bir görüşe göre) terahhusan (ruhsattan faydalanarak) terketmek efdâldir (daha faziletlidir). Alâ kavle (bir görüşe göre), fecir ve mağripten mâadâsı (dışındakiler) öyledir.6Ayrıca BakınızSEFERİLİK NEDİR? SEFERİ OLMANIN ŞARTLARI?SEFERİLİKTE 18 SAAT YOLCULUK ŞARTIYOLCULUKTA NAMAZI BİRLEŞTİRME (CEM-İ TAKDİM / CEM-İ TEHİR)NAMAZLARI CEM ETMENİN (BİRLEŞTİRMENİN) HÜKÜMLERİKaynakçalarBâcî, I, 260; İbnü'l-Arabî, I, 490; Haraşî, II, 56-57Atar, Fahrettin. “Sefer.” TDV İslâm Ansiklopedisi. 36: 294-298. İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, 2009.Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslâm Fıkhı: İbâdât-Muâmelât-Ferâiz. Uysal Kitabevi, Konya t.y.,c.1, s. 461.Mehmet Zihni Efendi, Nimet-i İslam İlmihali, Salah Bilici Kitabevi, İstanbul yy, s. 218Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslâm Fıkhı: İbâdât-Muâmelât-Ferâiz. Uysal Kitabevi, Konya t.y.,c.1, s. 461.Mehmet Zihni Efendi, Nimet-i İslam İlmihali, Salah Bilici Kitabevi, İstanbul yy, s. 219

9.152

7 külli Vech-i İ'caz

Üstad, risalelerde Kur'an'ın ''7 külli vechi''ne işaret ediyor. Ancak üstad 7. Lemada Fetih suresinin son 3 ayetini tefsir ederken ''Sure-i Fethin bu üç âyetinin çok vücuh-u i'câzı vardır. Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyânın on vücuh-u külliye-i i'câziyesinden ihbar-ı bilgayb vechi, şu üç âyette, yedi sekiz vecihle görünüyor.'' diyerek ''7 külli vechi'' 10'a çıkarıyor...Neden? Acaba bu ''7 külli vech''e eklenen 3 külli vecih nelerdir?

Tehaddi Nedir? Tehaddi Ayetleri Nelerdir?

Tehaddi; Kur'ân-ı Kerîm'in ilâhî kaynaklı olduğunu kabul etmeyenlere Kur'an'ın benzerini getirmeleri hususunda meydan okuması anlamında bir terimdir. İnsanların Kur'an'ın benzerini ortaya koymaktan âciz olduğunu belirtmek için “Tehaddî âyetleri” olarak bilinen âyetlerle inkârcı muhataplara meydan okunarak onlardan Kur'an'ın benzerini getirmeleri talep edilmiştir. Birinci safhada, müşriklerden Kur'ân'ın tamamına benzer bir kitap getirmeleri talep edilmiştir:De ki: “Eğer (iddiânızda) doğru kimseler iseniz, o hâlde Allah katından, bu ikisinden (Kur'ândan ve Tevrât'tan) daha doğru bir kitab getirin de, (ben) ona uyayım!” 1(Habîbim, yâ Muhammed!) De ki: “Yemîn olsun ki, eğer insanlar ve cinler bu Kur'ân'ın bir benzerini getirmek üzere bir araya gelseler, birbirlerine yardımcı da olsalar,(yine) onun benzerini getiremezler.”"2Eğer (iddiâlarında) doğru kimseler iseler, haydi onun benzeri bir söz getirsinler!3Müşrikler Kur'ân'ın bir benzerini ortaya koymaktan âciz kalınca, meydan okumanın ikinci aşamasında kapsam daraltıldı ve onlardan yardımlaşarak Kur'ân'daki sûreleri andıracak on sûre getirmeleri istendi. Mekke döneminde nâzil olan Hûd Sûresi'nde bu husus şöyle ifade edilmektedir:Yoksa: “Onu (o Kur'ân'ı, kendisi) uydurdu” mu diyorlar? (Habîbim, yâ Muhammed!) De ki: “Eğer (iddiânızda) doğru kimseler iseniz, o takdirde onun benzeri uydurulmuş on sûre getirin! (Yardım için) Allah'dan başka gücünüzün yettiklerini de çağırın!” 4Ancak inkârcılar, bu meydan okumaya da karşılık veremediler. Bunun üzerine üçüncü aşamada, Kur'ân'ın herhangi bir insan tarafından uydurulmuş bir söz olmadığı ve onun Âlemlerin Rabbi olan Allah Teâlâ tarafından gönderildiği vurgulanarak, inkârcılardan yardımlaşarak Kur'ân'ın sadece bir sûresinin benzerini getirmeleri istendi:Yoksa, “Onu (Muhammed) uydurdu” mu diyorlar? De ki: “O hâlde (iddiânızda)doğru kimseler iseniz, (yardım için) Allah'dan başka gücünüzün yettiklerini de çağırarak onun benzeri bir sûre getirin!” 5İnkârcılar buna da cevap veremeyince, dördüncü safhada Kur'ân onları, yardımlaşarak tam misli olmasa da kısmen kendisine benzeyen bir söz söylemeye dâvet etti:Ve eğer kulumuza indirdiğimiz (Kur'ân)dan şübhe içindeyseniz, haydi onun benzerinden bir sûre getirin; eğer (iddiânızda) doğru kimseler iseniz, Allah'dan başka şâhidlerinizi (yardımcılarınızı) da çağırın!6Fakat müşrikler bu teklif ve meydan okumalara rağmen Kurân'a ve ümmî olan Sevgili Peygamberimize (sav) itiraz edemedikleri için bu meydan okumalar düşmanları tarafından her defasında karşılıksız kalmıştır.Kurân'ın bir benzerinin getirilmesi imkansızdır. Müşrikler; bir iki satırla muâraza edip Hz. Peygamberin (sav) davasını iptal etmek gibi rahat bir çareleri varken canlarını, mallarını ve sahip oldukları her şeylerini tehlikeye atacak en son yol olan savaş yolunu tercih etmişlerdir.Nitekim edebiyatta çok ileri olan bir kavmin uzman oldukları sahada en kısa, rahat ve hafif bir yolu terk edip, en tehlikeli ve bütün mal ve canını tehlikeye atarak savaş yolunu tercih etmeleri acizliklerinin en açık delilidir. Zira en iyi edebiyatçıları birkaç harfle muâraza edebilseydi Kur'ân, davasından vazgeçerdi, onlar da maddî ve mânevî olarak yok olmaktan kurtulurlardı.Halbuki onlar istemeseler de savaş gibi dehşetli, kendilerini hüsrana uğratan bir yolu tercih ettiler. Demek ki Kurân'a karşı sözle mücadele etmek mümkün değildi, imkânsızdı. Onun için kılıç ile muâraza etmeye mecbur oldular. Tarih boyunca Kur'ân'ın bir benzeri getirilememiştir. Bundan sonra asla yapılamayacağı da açıktır.7 Çünkü her asırdaki bilginler, edipler, filozoflar, eleştirmenler ve yazarlar Kurân'ın mucizeliğini; belagat, fesahat ve ifadede onun derecesine çıkmaktan aciz olduklarını itiraf etmişlerdir.8Ayrıca BakınızBEDİÜZZAMAN'A GÖRE TEHADDİ/ KUR'AN'IN MEYDAN OKUMASINDAKİ DOKUZ MERTEBETEHADDİ AYETLERİ HANGİ SIRA İLE İNMİŞTİR?7 KÜLLİ VECH-İ İ'CAZKUR'ÂN'IN ALLAH KELAMI OLDUĞUNUN DELİLLERİKUR'ÂN'IN BENZERİNİN İMKÂNSIZ OLUŞUNUN DELİLLERİKUR'ÂN'IN BELÂGAT MUCİZESİKUR'AN'IN MUCİZE OLUŞUKaynakçalarKasas, 28/49.İsrâ, 17/88.Tûr, 52/34.Hûd, 11/13.Yûnus, 10/38.Bakara, 2/23.Bediüzzaman Said Nursi, Zülfikar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 311.Detaylı izah için bakınız: Abdulkadir Ertaş, Peygamberliğin İspatı, Hayrat Neşriyat, Isparta 2014, s. 50-55.

5.533

Kur'ân Değiştirildi mi? Tahrif İddialarına Açık Cevap

Bazı gruplar, hâşâ Kur'ân-ı Kerîm'in değiştirildiğini; Peygamber Efendimiz'in (sav) döneminden elimizde mushaf bulunmadığını, en erken mushafın Hz. Osman (r.a.) devrine ait olduğunu ve o zamana kadar metnin değiştirilmiş olabileceğini iddia ediyorlar. Hatta bunu Rum Sûresi'ndeki haberin doğruluğunu sarsmak için de kullanmaya çalışıyorlar. Böyle bir iddiaya karşı nasıl cevap verilmelidir? Ayrıca Kur'ân neden Resûlullah Efendimiz (sav) zamanında kitap hâline getirilmedi? Bu hususta tafsilâtlı bilgi var mıdır?