Bağış Yap

RİSALE-İ NUR

03.10.2026

Ayetü’l-Kübra’nın “Rehbere Göre Tashihi” Ne Demektir? Vekiller ve Rehberden Kasıt Nedir?

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

"Sizin kitaplarınızı vekilleriniz aldığı için bize ait kitapları, beş yüz nüsha Âyetü’l-Kübrâ Risalesi ile beraber alarak dönmüştür. Kitaplar geldiğinde Âyetü’l-Kübrâ, rehbere göre tashih edilerek dışarıda haberleştiğimiz arkadaşlarımıza uygun miktarda gönderilecektir." Lahikaya Parlak Bir Zeyl'de geçen bu parçaya göre vekiller kimlerdir? Burada geçen rehber nedir? Âyetü’l-Kübrâ’nın rehbere göre tashih edilmesi ile ne kastedilmektedir?

03.10.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

İlgili yer Risale-i Nur'da şöyle geçmektedir:

Kardeşimiz Tahiriyi, emirleriniz üzerine sizin ve bizim kitaplarımızı almak üzere, Denizli'ye göndermiştik. Sizin kitaplarınızı, vekilleriniz aldığı için, bize aid olan kitapları, beş yüz nüsha Âyetü’l-Kübrâ Risâlesini de beraber alarak, avdet etmiştir. Kitaplar şimendiferdedir. Geldiğinde.. Âyetü’l-Kübrâ, rehbere göre tashih edilerek, dışarıda muhabere ettiğimiz arkadaşlarımızın hepsine, munasib miktarda gönderilecektir.1

Bediüzzaman Hazretleri ve talebeleri, 1943 yılında tutuklanarak Denizli Hapsi’ne gönderilmiş ve eserlerine el konulmuştur. Yapılan yargılamalar sonucunda Denizli Ağır Ceza Mahkemesi, 15 Haziran 1944 tarihinde ittifakla beraat kararı vermiş ve el konulan Risale-i Nur eserlerinin sahiplerine iade edilmesine hükmetmiştir.

Mahkemenin verdiği bu iade kararının uygulanabilmesi için Yargıtay'ın kararı onaması beklenmiştir. Yargıtay Birinci Ceza Dairesi, Denizli Mahkemesi'nin beraat ve iade kararını onaylamış ve karar 25 Haziran 1945 itibarıyla hukuken kesinleşmiştir. Burada bahsi geçen mesele, mahkemece alınan eserlerin tekrar geriye iade edilmesidir.

Bu konu, Emirdağ Lahikasının birinci cildinde şöyle geçmektedir:

Ağır Cezâ Mahkemesi
Esas Karar
199 196
Adliye Emânet Me’mûrluğu’na bağlı üç sahîfeden ibâret dizi kağıdında müfredâtı yazılı kitab, risâle ve sâir eşyaların sâhibi bulunan Saîd Nûrsî’ye iâdesine mahkemece 25.6.1945 târîhinde karar verilmiş olduğundan, mezkûr kitab ve risâlelerin Emirdağı noterliği 22.3.1945 târîh ve 219 numaralı vekâletnâme ile Saîd Nûrsî’nin vekîli bulunan Denizli avukatlarından Ziyâ Sönmez’e verilmesi zımnında müzekkiredir.
29.6.1945
Başkan2

Bu ifadelerde görüldüğü gibi, “vekilleriniz” kelimesinden maksat, Bediüzzaman Hazretlerinin avukatı Ziya Sönmez’dir.

Azîz, Sıddîk Kardeşlerim, Sizin bu def‘a müjdeniz Risâle-i Nûr’un serbestiyeti bizim için pek çok kıymetdârdır. Demek Risâle-i Nûr’un hakîkati galebe çaldı ki, o kadar muhâbere ve tedkîk netîcesinde i‘tâsına karar verilmiş. Zâten Mi‘râc ve Regāib kerâmet-i rahmetiyesi ma‘nen bize haber verdi. Siz maslahat ne ise, nasıl münâsib görürseniz kitabların alınmasına benim bedelime sizlerden münâsib kimseler gitsin. Benim tarafımdan Hâkim-i âdil nâmını kazanan Alî Rızâ’ya hem tebrîk, hem teşekkürâtımızı yazınız. Size yeni hurûfla dört mektûb göndermiştik. Haber alamadık. Eğer almamış iseniz tekrar göndereceğiz. Umûm kardeşlerime birer birer selâm ederim. Kardeşiniz Saîdü’n-Nûrsî3

Azîz Kardeşim, Risâle-i Nûr’un avukatı Ziyâ’yı bizim tarafımızdan hem çok teşekkür, hem tebrîk ediniz. Çoktan beri rûhuma ihtâr edilmiş ki, Ziyâ nâmında birisi, Risâle-i Nûr nâmına büyük bir hizmet edecek. Bu mes’ele gösterdi ki, o Ziyâ, bu Ziyâ’dır. Bizleri ebede kadar minnetdâr eyledi. Mahkemede zabıt kâtibi ve a’zâdan Hesnâ Hanım ve sorgu hâkimi gibi vicdânlı zâtlara teşekkürâtımı ve onları unutmayacağımı, bilhassa başta Müftü Osmân, Hasan Feyzî olarak çok ehemmiyetli kardeşlerime selâmımızı ve minnetdârlığımızı bildiriniz. Ve hâkim-i âdil olan zâta, Risâle-i Nûr’un ekser eczâlarını ona hediye etmek için yazdırmayı karar verdiğimi söyleyiniz. Ve Risâle-i Nûr’un fahrî avukatı Ziyâ’ya, kısm-ı mühimmini yazdırıp ona hediye etmek niyetindeyim. Tab‘olunan Âyetü’l-Kübrâ Risâlesi’nin beş yüz matbû‘ nüshaları da tab‘edenlere verilecek mi? Merâk ediyorum. Biri de, İstanbul’da müsâdere edilen ne kadar Risâle-i Nûr varsa bana âittir. İçinde yirmi Risâle bulunan mecmûa bana çok ehemmiyeti var. Hem Denizli’den müfârakat ederken, emâneten Mu‘cizât-ı Ahmediye Risâlesi’ni, orada bazılarına bırakmıştım, o da bana çok lâzımdır. Belki Hoca Mûsâ Efendi biliyor. Saîdü’n-Nûrsî4

Daha sonraki ifadelerden burada bahsi geçen beş yüz Âyetü’l-Kübrâ Risâlesi’nin de teslim edildiğini görüyoruz.

Azîz, Sıddîk Kardeşlerim, Âyetü’l-Kübrâ’nın matbû‘ nüshalarından beş on tanesi bana geldi. Tam tashîh edilmediği için noktalarda, kelimelerde matbaa sehivleri var. Husûsen mukaddemesinde daha ziyâdedir. Ben size bir rehber göndereceğim. Siz Denizli’deki nüshaları bütün oraya celbediniz, tashîh ediniz, sonra satılsın. Ben demiştim, Denizli’de bir sülüsü onlara satılsın. Şimdi sehivleri gördüğüm için tashîhten sonra Denizli’deki lâyık ve müştâklara verilebilir.5

Bu ifadelerden de anlaşıldığı üzere, bahsi geçen “rehber”, matbaada oluşan bir kısım nokta ve kelime hatalarının giderilmesi için Bediüzzaman Hazretlerinin Hüsrev Efendiye gönderdiği bir rehberdir. Bediüzzaman Hazretleri, bu rehbere göre o nokta ve harf hatalarının giderilmesini istemektedir.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Lahikaya Parlak Bir Zeyl, Hayrat Neşriyat, Isparta 2026, s. 38

  2. Bediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2019, c. 1, s. 165

  3. Bediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2019, c. 1, s. 56

  4. Bediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2019, c. 1, s. 62

  5. Bediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2019, c. 1, s. 69

Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız