Yirmi Dokuzuncu Söz'de geçen altı mesele, altı sual şeklinde sorulmuş ve cevabı dört esasta verilmiştir. Kısaca şu şekilde detaylandırılabilir:
1. Niçin tahrib edilecek? Sebeb ve muktezi var mıdır? Birinci sual olup "Evet, vardır." şeklinde ispat edilmiştir.
2. Usta muktedir midir? Tahrip edip tamir edecek usta bunu yapabilir mi? İkinci sual olup kudrette noksan, eksiklik olmadığı ispat edilmiştir.
3. Tahribi mümkün müdür? Üçüncü sual olup kâinatın ölümünün aklen imkanı gösterilmiştir.
4. Tahrip edilecek midir? Dördüncü sual olup kâinatın harabiyetinin kesinliği ispat edilmiştir.
5. Yeniden tamiri mümkün müdür? Beşinci sual olup öldükten sonra dirilmenin imkanı gösterilmiştir.
6. Yeniden tamir edilecek midir? Altıncı sual olup haşrin ve yeniden dirilmenin kesinlikle vuku bulacağı ispat edilmiştir. Üstad Bediüzzaman Hazretleri bu durumu şu şekilde izah eder:
Nasıl ki, bir saray veya bir şehir hakkında biri da‘va etse: Şu saray veya şehir, tahrib edilip yeniden muhkem bir surette bina ve ta‘mir edilecektir. Elbette onun da‘vasına karşı altı sual terettüb eder.
Birincisi: Niçin tahrib edilecek? Sebeb ve muktezi var mıdır? Eğer, evet, var diye isbat etti. İkincisi: Şöyle bir sual gelir ki: Bunu tahrib edip ta‘mir edecek usta muktedir midir, yapabilir mi? Eğer, evet, yapabilir diye isbat etti.
Üçüncüsü: Şöyle bir sual gelir ki: Tahribi mümkün müdür? Hem sonra tahrib edilecek midir?
Eğer, evet, diye imkan-ı tahribi, hem vukūunu isbat etse, iki sual daha varid olur ki: Acaba şu saray veya şehrin ta‘miri mümkün müdür? Mümkün olsa, acaba ta‘mir edilecek midir?1
Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 193.

