İslam alimleri, gerek cuma hakkındaki hadisleri, gerekse Resulullah’ın (s.a.s.) uygulamasını göz önüne alarak hutbenin esasını teşkil eden rükünler ile sahih bir hutbede uyulması gereken şartları ve hutbenin adabını tespit etmişlerdir (Kasani, Bedaiu’s-sanai, II, 196).
Hatip hutbe irad ederken cemaatin konuşmasının doğru olmadığını ifade eden hadisler vardır (Buhari, Cumua, 36; Müslim, Cumua, 11; Muvatta, Cuma, 6; Ebu Davud. Salat, 237; Tirmizi, Salat, 256; Nesai, Cumua, 22).
Hanefi ve Şafiiler bu hadislere dayanarak zaruret olmadıkça hutbe esnasında konuşmayı mekruh; Hanbeli ve Malikiler haram kabul etmişlerdir (Kasani, Bedaiu’s-sanai, II, 198; Şirbini, Muğni’l-muhtac, I, 429-430).
Diğer taraftan yine Resulullah’ın (s.a.s.) uygulamasını göz önüne alan İslam alimleri hutbede müminlere dua etmenin mendup veya rükün olduğunu söylemişlerdir (Kasani, Bedaiu’s-sanai, II, 196).
Buna göre, hutbenin dinlenmesi, bu esnada başka işlerle uğraşılmaması, konuşulmaması gerekir. Ancak, Hz. Peygamberin (s.a.s.) ismi anıldığında sessizce salavat okunması, hatibin duasına ‘amin’ denmesi, konuşma olarak değerlendirilmediğinden, bunların yapılmasında bir sakınca yoktur (Bkz. Kasani, Bedaiu’s-sanai’, I, 264; İbn Abidin, Reddü’l-muhtar, III, 35).
Kaynak: Din İşleri Yüksek Kurulu

