Bağış Yap

İMAN

04.10.2026

Allah’ın Dinine Hizmet Eden Birinin Şahsi Kemalatı Noksan Kalır mı?

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

Bir Müslüman özellikle bir Nur Talebesi şahsi kemalatı ve yaptığı hizmeti arasında kaldığında ne yapmalıdır?

04.10.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Ahir zaman dediğimiz asrımızda en büyük manevi hastalık, imansızlık hastalığıdır. Hizmet denilen kavram ise böyle bir zamanda insanlara iman hakikatlerinin ulaşmasına vesile olmak ve Allah yoluna davet etmek demektir. Rabbimiz Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurmuştur.

Hem Allah'(ın yolun)a da'vet eden ve salih amel işleyen ve: “Doğrusu ben Müslümanlardanım” diyenden daha güzel sözlü kim vardır?1

Allah yoluna davet etmek ve insanların imanlarına vesile olmak, onlara hakkı ve hakikati sevdirip Rablerini tanıtmak muhakkak ki en güzel bir ameldir ve yüce Allah'ın rızasına vesiledir. Nitekim Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) konu hakkında şöyle buyurmuştur.

Allah’a yemin ederim ki, senin vasıtanla Allah’ın bir tek kişiye hidayet vermesi, senin için kırmızı develere sahip olmaktan daha hayırlıdır2

Dolayısıyla aslolan, doğru ve müsbet bir usul ile insanlığın imanına hizmet etmek ve günahlardan sakındırmaya gayret etmektir. Üstad Bediüzzaman Hazretleri, şahsi kemalatı yerine hizmeti her daim esas tutmuş ve bunu ders vermiştir. Öyle ki Risale-i Nur talebesinin bir vazifesi olarak şu esası şart koşmuştur:

Her şakirdin (talebenin) vazifesi, yalnız kendi imanını kurtarmak değil; belki başkasının imanlarını da muhafaza etmeye mükelleftir. O da hizmete ciddi devam ile olur.3

Bu sebeple hizmet etme şuur ve idrakinde olan her bir Risale-i Nur talebesi, şahs-ı manevinin külli hizmeti içerisine dahil olmalıdır. Öte yandan hizmet eden bir kişinin şahsi kemalatının noksan kalması yönündeki kabul ve düşünce doğru değildir. Zira hizmet etmek ile kulluk birbirine zıt değil; doğru niyetle birbirini tamamlayan iki ana unsurdur. Böyle tehlikeli bir zamanda kişinin şahsi gayret ve amelinden elde ettiği kemalat ve amel ile binlerce talebenin ortak bir niyet ve ihlas ile yaptıkları hizmetten gelen kemalat ve amel elbette kıyas kabul etmez. Ayrıca kişi, namaz, evrad, tefekkür, ihlas ve takva ile manevi hayatını da muhafaza ederek hizmete devam edebilir. Üstelik daha gayret ve şevkle hizmetinden lezzet alır.

Netice olarak, bir Müslüman kendi kemalini ararken hizmeti geri bırakmamalı, hizmet içinde ihlas ile kemalini aramalıdır. Allah'ın dinine hizmet etme şerefini kazanmak ve muhafaza etmek için gayret etmelidir.

Kaynakçalar
  1. Fussilet 41/33

  2. Buhari, Fezailü’s-sahabe 9; Müslim, Fezaliü’s-sahabe 34; Sahih-i Buhari ve Tercümesi, Kitabu’l-Cihad ve’s-Siyer/152, Ötüken Neşriyat, 1stanbul 1987, c. 6, s. 2758.

  3. Bediüzzaman Said Nursi, Kastamonu Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 464.

Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız