1.062
Cumhuriyet Yönetimi İslâm'a Uygun mudur?
Cumhuriyet yönetimi İslâma uygun mudur?
Destek olunİlmi çalışmalarımıza destek olun, bu hizmetlerin kesintisiz sürmesine katkıda bulunun.
Bağış Yap
1.062
Cumhuriyet yönetimi İslâma uygun mudur?
4.088
Bir kitapta: "M. Kemal Paşa, "Sizin gibi kahraman bir hoca bize lazımdır. Sizi, yüksek fıkirlerinizden istifade etmek için buraya çağırdık. Geldiniz, en evvel namaza dair şeyleri yazdınız, aramıza ihtilaf verdiniz." der. Bu söz üzerine, Bediüzzaman, birkaç makul cevabı verdikten sonra, şiddetle ve hiddetle iki parmağını ileri uzatarak, "Paşa, Paşa! İslamiyette, îmandan sonra en yüksek hakîkat namazdır. Namaz kılmayan haindir; hainin hükmü merduddur." denilmektedir. Buradaki "birkaç makul cevab"ın neler olduğu biliniyor mu?
4.627
İlgili yer Risale-i Nur'da şöyle geçmektedir: Evet, inkar etmemek başkadır, iman etmek bütün bütün başkadır. Evet, kainatta hiçbir zişuur, kainatın bütün eczası kadar şahidleri bulunan Halık-ı Zü'l-Celal'i inkar edemez. Etse, bütün kainat onu tekzib edeceği için susar, lakayd kalır. Fakat ona iman etmek, Kur'an-ı Azimü'ş-şan'ın ders verdiği gibi, o Halık'ı sıfatlarıyla, isimleriyle umum kainatın şehadetine istinaden kalben tasdik etmek ve elçileri ile gönderdiği emirleri tanımak; ve günah ve emre muhalefet ettiği vakit, kalben tövbe ve nedamet etmek iledir. Yoksa, büyük günahları serbest işleyip hiç istiğfar etmemek ve aldırmamak, o imandan hissesi olmadığına delildir. 1İnsanın Allah'ı açıkça inkar etmemesi, tek başına gerçek iman sayılmaz. Çünkü insan bazen “Allah vardır” der; fakat O'nu gereği gibi tanımaz, emirlerine önem vermez, hayatını da buna göre düzenlemez. Bu durumda sadece inkar etmemiş olur; fakat sağlam ve şuurlu bir iman sahibi olmuş olmaz. Hakiki iman, Allah'ın varlığını kuru bir kabulle geçiştirmek değil; O'nu isimleriyle, sıfatlarıyla tanımaya çalışmak, kalben tasdik etmek ve bunun hayatına yansımasıdır. Yani Allah'ın her şeyi bilen, her şeye gücü yeten, merhametli, hikmet sahibi bir Rab olduğunu kabul etmek; peygamberlerini hak bilmek; gönderdiği emir ve yasakları ciddiye almaktır.Burada önemli bir nokta da şudur: Gerçek iman, insanın davranışlarında da kendini gösterir. İnsan günah işleyebilir; çünkü kusursuz değildir. Fakat günah işlediğinde içinde bir rahatsızlık duyması, pişman olması, Allah'tan af dilemesi gerekir. Bu pişmanlık, kalpte iman bulunduğunu gösteren bir alamettir. Buna karşılık, bir kimse günahları rahatça işliyor, hiç vicdan azabı duymuyor, tövbe etmiyor ve bunu önemsemiyorsa, bu hal kalbindeki imanın çok zayıf olduğunu, hatta imandan ciddi bir nasibi bulunmadığını gösterir. Çünkü iman, insanı içten içe uyandırır; kötülüğü normal ve önemsiz görmesine izin vermez. Özetle iman, sadece “inkar etmiyorum” demek değildir. İman; Allah'ı tanımak, O'na inanmak, peygamberlerini kabul etmek, emirlerine saygı göstermek ve hata yapınca da tövbe etmektir.Ayrıca BakınızİMANIN ARTMASI / EKSİLMESİRİSALE-İ NUR'DA İMAN KURTARMAİMAN-İSLAM FARKIİMAN VE İMANSIZLIK ARASINDAKİ FARKTAKLİDİ VE TAHKİKİ İMAN / İLME'L YAKİN- AYNE'L YAKİN- HAKKA'L YAKİNKaynakçalarBediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2019, c. 2, S. 432.
Cenâb-ı Hakk'ı tanıyabilmemiz için O'nun Zât'ını nitelendiren kavramlara isim veya sıfat denir. Bu hususta Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyrulur:Hem göklerde ve yerde en yüce sıfat O'nundur. Ve O, Azîz (kudreti dâimâ üstün gelen)dir, Hakîm (her işi hikmetli olan)dır.1Rabbimizin sıfatlarını daha iyi değerlendirebilmek için üç kısımda ele alabiliriz. Bunlar zâtî, sübûtî ve fiilî sıfatlardır.Zâtî sıfatlar; sadece Cenâb-ı Hakk'a mahsus olup başka varlıklarda bulunmayan sıfatlardır. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz:Vücûd: Allah'ın var olmasıKıdem: Allah'ın varlığının başlangıcının olmamasıBekâ: Allah'ın varlığının ebedi olup son bulmamasıVahdaniyet: Allah'ın bir olmasıKıyam Bi-nefsihi: Allah'ın varlığının kendinden olmasıMuhâlifetün li'l-Havâdis: Allah'ın sonradan var olan hiç bir şeye benzememesiSübûtî sıfatlar; Cenâb-ı Hakk'a has olmakla birlikte, benzerleri sınırlı ve vasıtalı olarak insanlarda da bulunan sıfatlardır. Sübûtî sıfatlar şunlardır:Hayat: Allah'ın diri ve canlı olmasıİlim: Allah'ın her şeyi bilmesiİrade: Allah'ın dilemesi, istemesiKudret: Allah'ın gücü olması, istediği her şeyi yapabilmesiSemi: Allah'ın her şeyi işitip duymasıBasar: Allah'ın her şeyi gömesiKelâm: Allah'ın konuşmasıTekvin: Allah'ın yoktan var edip yaratmasıFiilî sıfatlar ise; Cenâb-ı Hakk'ın irade ve kudret sıfatının tecellisi olan, dilediği zaman dilediği şekilde yarattığı veya yaptığı fiillerle ilgili sıfatlardır. Fiilî sıfatlar ezelî (başlangıcı olmayan) bir iradeye dayanır fakat ne zaman ve nasıl gerçekleşeceği sonradan yaratma ile ortaya çıkar. Olumlu veya olumsuz şekilleri vardır. Mesela, Cenâb-ı Hakk bazıları için çocuk yaratırken/lütfederken, bazıları için yaratmaz/lütfetmez. Kiminin rızkını genişletir, kiminin rızkını daraltır.Cenâb-ı Hakk'ın fiilî sıfatları pek çoktur. Hepsini saymak mümkün değildir. Bir kaç örnek olarak şunları sayabiliriz:Halk: Allah'ın her şeyi yoktan var edip yaratmasıİhyâ: Allah'ın hayat vermesiİmâte: Allah'ın canlıların hayatına son vermesiTerzîk: Allah'ın bütün mahlukata rızık vermesiTanzim ve Tedbir: Allah'ın kâinatı düzen içine koyup idare etmesiİnşâ, İbda ve Sun': Varlıkları eşsiz ve sanatlı bir şekillerde meydana getirmesiTen'îm: Allah'ın nimet vermesiTa'zib: Allah'ın hak edene karşılık azap vermesiİn'am: Allah'ın kullarına lütufta bulunmasıTasvir: Allah'ın varlıklara şekil vermesiTezyin: Allah'ın varlıkları güzel bir şekilde süslemesiCenab-ı Hakk'ın bütün isim ve sıfatları gibi fiilî sıfatları da ezelî ve ebedîdir. Yani bu sıfatların varlıklarının başlangıcı yoktur ve sonsuzdur. Hiç bir varlık yokken de Cenab-ı Hakk Rezzak'tır, Şâfî'dir, Tevvâb'dır. Rabbimizde bu sıfatların bulunması için mahlukata yani yaratılmış varlıklara ihtiyaç yoktur.Bu hususta İmâm-ı Âzam Hazretleri şöyle der:Fiilî sıfatların kadim olmasından, taalluk ettikleri yaratıkların da kadim olması lazım gelmez.2Seyyid Şerîf Cürcânî Hazretleri ise şöyle der:Ezelde taallukun olmaması, sıfatın da ezelde olmamasını gerektirmez.3Aynı konuyla ilgili olarak Sa'düddîn et-Teftâzânî Hazretleri de şöyle der:Allah (azze ve celle) mahlûkatı yaratmadan önce sıfatlarıyla beraber kadîmdir. O, sıfatlarından, mahlûkatın var olmasıyla daha önce kendisinde olmayan herhangi bir şey kazanmış değildir. O nasıl sıfatlarıyla ezelî ise yine onlarla ebedîdir de. O mahlûkâtı yarattığı zaman el-Hâlık ismini kazanmış değildir. Henüz ortada hiçbir mahlûk yok iken O'nda yaratıcılık manası vardı. Yine O kendilerini ihya ettikten sonra ölüleri diriltendir; ama Muhyi'l-mevtâ ismini onları diriltmeden önce hak etmiştir.4İnanç esaslarını açıklayan en temel akâid eserlerimizden üç tanesinde gördüğümüz üzere, Cenab-ı Hakk'ta bir sıfatın bulunması ile o sıfatın varlıklarda taalluku (yani o sıfatın bir şeyle ilişkili olup ona yönelmesi) farklı şeylerdir.Cenab-ı Hakk'ta her ân bulunan Rezzak, Şâfî ve Tevvâb sıfatları, bu sıfatların her ân taalluk etmesini gerektirmez. Bu sıfatlar herhangi bir varlık üzerinde taalluk etmese de Cenab-ı Hakk Rezzak, Şâfî ve Tevvab'dır.Fiilî sıfatların taalluku hâdistir (sonradan meydana gelir). Sıfatlar ise ezelî ve ebedîdir. Yani Cenab-ı Hakk rızık verdiği için Rezzâk değildir. Rezzâk sıfatının O'nda bulunması için rızık verme fiilinin gerçekleşmesi zorunlu değildir. Rızık vermese de O Rezzâk'tır. Cenab-ı Hakk tevbeleri kabul edip günahları affettiği için Tevvâb değildir. Tevvâb sıfatının O'nda bulunması için tevbeleri kabul etme fiilinin gerçekleşmesi zorunlu değildir. Günah ve tevbe bulunmasa da O Tevvâb'dır.Dolayısıyla cenette, günah ve tevbe olmayacağı için Tevvâb isminin taalluk etmemesi, Cenab-ı Hakk'ın Tevvâb olmayacağı anlamına gelmez. O, ezelî ve ebedî olarak Tevvâb'dır.KaynakçalarRûm, 30/27.İmâm-ı Âzam, Fıkh-ı Ekber Aliyyü'l Kari Şerhi, Çağrı Yayınları, İstanbul 1981, s. 72.Seyyid Şerîf Cürcânî, Şerhu'l-Mevâkıf, Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayınları, İstanbul 2021, c. 3, s. 148.Sa'düddîn et-Teftâzânî, Şerhu'l-Akâid, Rihlekitap, İstanbul 2011, s. 192.
4.980
Risale-i nurda geçen felsefenin ıstılah manası tam olarak nedir? Üstadın felsefe diye başlayan cümlelerinden ne anlamalıyız ?
5.030
"Arşı ise (daha önce) su üstünde idi." tabiri ile murad nedir.? "Rahman arşa indi(istiva etti)" tabirinden anlaşılması gereken mana nedir?
1.284
Geçen gün dışarıda yere düştüm. Dizimi yere çarptım. Namazda secdeye varırken zorlanıyorum. Dizim yere değince acıyor. Dizimi hafif kaldırmak zorunda kalıyorum. Oturarak kılsam uygun olur mu? Mazeretim geçerli sayılır mı?
Cuma namazına geç gelen kişi, yetişemediği rekatı tekrar mı kılması gerek?
Yahudilere ait olan Davud Yıldızını Müslüman birinin kullanması veya taşıması caiz midir?
101
NAMAZIN FARZLARIHanefi mezhebine göre namazın farzları şunlardır:1. İftitah Tekbiri: Namaza, Allahu Ekber diyerek başlamaktır. Bu tekbire “Tahrime” denir. İftitah tekbiri, Hanefilere göre rükün değil, namazın şartlarındandır. Ancak namazın rükünlerinden olan “Kıyam”a bitişik olduğu için rükünler arasında sayılmıştır. İftitah tekbirinin sahih olabilmesi için bazı şartlara riayet edilmesi gerekir. Bu şartlar:Tekbir ile niyet arasına yemek, içmek ve söz söylemek gibi namaza aykırı bir şey girmemek,Tekbiri ayakta almak (Ancak ayakta duramayacak durumda olan kimse, oturduğu yerde tekbir alır),Önce namaza niyet etmek, sonra tekbir almak,Tekbiri kendi duyabileceği bir sesle söylemek,“Allahu Ekber” derken “Allah” kelimesinin başındaki “A”yı, “Ekber” kelimesinin “b”sini uzatmamak,Cemaatle kılarken, imam tekbir aldıktan sonra tekbir almak (İmamdan önce tekbir alınırsa namaz caiz olmaz).2. Kıyam: Namazda ayakta durmak demektir. Farz ve vacip olan namazlarda kıyam, yani ayakta durmak farzdır. Ayakta durmaya gücü yetmeyene kıyam farz olmaz. Nafile namazlarda kıyam farz değildir.3. Kıraat: Namazda Kur'an okumaktır. Namazda kısa bir ayet de olsa Kur'an okumak farzdır.Üç ve dört rekatlı farz namazların ikişer rekatında, iki rekatlı farz namazlar ile vitir ve nafile namazların her rekatında Kur'an okumak farzdır ve kıyamda iken okunur.4. Rükû: Namazda, eller dizlere erişecek kadar eğilmek demektir. Kıraatten sonra eller, dizlere varacak kadar, baş ve sırt düz bir vaziyette eğilir.5. Sücud: Secdeye varmak demektir. Rükudan sonra ayaklar, dizler ve ellerle beraber alnını yere koymaya secde denir. Her rekatta iki kere secde etmek farzdır.Secdede alın yere konulup burun konulmaz ise secde caiz olur. Ancak özürsüz olarak burnun yere konmaması mekruhtur. Burun yere konulduğu halde, bir özürden dolayı alın yere konmasa secde caizdir. Özürsüz olarak alın yere konmazsa böyle bir secde caiz değildir.Secde edilen yer, ayakların bulunduğu yerden yarım ziradan (on iki parmak) yüksek olursa bu yükseklikte olan yere secde etmek caiz olmaz.İki ayağın parmakları yere konmadıkça secde caiz değildir. Secde edilecek yerin sert olması gerekir.Bu sebeple, atılmış yün, pamuk ve kar gibi şeylerin üzerine secde edildiği takdirde alın, yerin katılığını hissedip yerleşirse secde caiz olur. Yüz, bunların içinde kaybolup yerin katılığını hissetmez ve yerleşip karar bulmazsa böyle bir şey üzerine secde caiz olmaz. Çuval içinde olmayan buğday ve arpa gibi şeyler üzerine de secde edilmez. Eğer bunlar çuval içinde olursa bunların üzerine secde edilir.6. Ka'de-i Ahire: Namazın sonunda Ettehiyyatü'yü okuyacak kadar (teşehhüd miktarı) oturmak demektir. Bu oturuş da namazın farzlarındandır.NAMAZIN VACİPLERİVacipler, farzları; sünnetler, vacipleri; edepler de sünnetleri ikmal içindir. Böylece namaz, zayi olmaktan korunmuş olur.Vacibin hükmü: Vacibi yerine getiren sevap kazanır, kasten terk eden azabı hak etmiş olur. Unutarak veya yanılarak terk edenin namazı eksik olduğu için sehiv secdesi yapması gerekir. Vacibi kasten terk edenin namazı yeniden kılması gerekir. Yeniden kılmadığı takdirde namaz eksik olarak kılınmış olur. Namazın başlıca vacipleri şunlardır:Namaza “Allahu Ekber” sözü ile başlamak,Namazda Fatiha suresini okumak,Fatiha suresini farz namazların ilk iki rekatında, vitir ve nafile namazların her rekatında okumak.Farz namazların ilk iki rekatında, vitir ve nafile namazların her rekatında sure veya ayet okumak (Zamm-ı Sure),Fatiha'yı sureden önce okumak,Secdede alın ile beraber burnu da yere koymak,İki secdeyi birbiri ardınca yapmak,Üç ve dört rekatlı namazların ikinci rekatında Ettehiyyatü okuyacak kadar oturmak. Buna “Ka'de-i Ula = Birinci Oturuş” denir.Birinci ve son oturuşlarda “Ettehiyyatü”yü okumak.Birinci oturuşta “Ettehiyyatü”yü okuduktan sonra gecikmeden üçüncü rekata kalkmak.Vitir namazında Kunut tekbirini almak ve Kunut duasını okumak.Bayram namazlarına mahsus olan fazla tekbirleri almak.Cemaatle kılındığı zaman, sabah, akşam, yatsı, cuma ve bayram namazlarının birinci ve ikinci rekatlarında, teravih namazı ile ramazan ayında teravihten sonra kılınan vitir namazının her rekatında imamın Fatiha ve sureyi açıktan okuması.Öğle ve ikindi namazlarında bunları içinden okumak.İmama uyan kişinin bu namazlarda Fatiha ve sure okumayarak susması.Ta'dil-i erkan: Yani ayakta iken dosdoğru, rükuda dümdüz olmak (kadınlar biraz meyilli dururlar), rükudan kalkınca iyice doğrulmak ve iki secde arasında tam oturmak.Namazın sonunda selam vermek.Namazda yanılırsa sehiv secdesi yapmak.Namazda secde ayeti okursa secde etmek.NAMAZIN SÜNNETLERİSünnetin hükmü: Namazda sünneti terk etmek, namazı bozmaz, sehiv secdesi yapmayı da gerektirmez, ancak mekruh olur. Namazın başlıca sünnetleri şunlardır:1. Beş vakit namaz ile cuma namazı için ezan ve ikamet, erkekler için sünnettir (kadınlara mekruhtur).2. Namazın iftitah tekbirinde, vitir namazının Kunut tekbirinde ve bayram namazlarının zevaid tekbirlerinde elleri kulakların hizasına kaldırmak. (Kadınlar, parmak uçları omuz hizasına gelecek şekilde ellerini kaldırırlar.)3. Eller kaldırıldığı sırada parmakları ne bitişik ne de fazla açık tutmamak, yani kendi halinde normal açıklıkta bulundurmak; ellerin ve parmakların içi kıbleye karşı gelmek.4. İmama uyan kimsenin iftitah tekbiri, imamı geçmemek üzere, imamın iftitah tekbirine yakın olmak.5. Kıyamda elleri bağlamak. (Erkekler, sağ elin avucu sol elin üzerinde ve sağ elin baş ve küçük parmakları sol elin bileğini kavramış olarak ellerini göbek altında bağlarlar.) (Kadınlar: Sağ el, sol elin üzerinde olacak şekilde ellerini göğüs üstüne koyarlar. Erkekler gibi sağ elin parmakları ile sol elin bileğini kavramazlar.)6. Kıyamda iki ayağın arasını dört parmak kadar açık bulundurmak.7. Sübhaneke okumak.8. “Eûzübillâhi mineşşeytanirracîm” demek.9. Her rekâtta Fâtiha'dan önce “Bismillahirrahmanirrahim” demek.10. Fatiha'nın sonunda imamın ve ona uyanların “Amin” demesi.11. “Sübhaneke, Euzü Besmele ve Amin”i içinden okumak.12. Sabah ve öğle namazlarında Fatiha'dan sonra uzunca, ikindi ve yatsı namazlarında kısa, akşam namazında daha kısa sure okumak. Bu, misafir olmayanlar içindir. Yolcu olan veya vakti dar olan kimse, dilediği ayet ve sureyi okur.13. Rükua varırken “Allahu Ekber” demek.14. Rükuda dizlerini, ellerin parmakları açık olarak tutmak. (Kadınlar parmaklarını açmaz ve dizlerini tutmazlar, sadece ellerini dizleri üzerine koyarlar.)15. Rükuda dizlerini ve dirseklerini dik tutup bükmemek. (Kadınlar rükuda dizlerini bükük bulundururlar.)16. Rükuda arkasını dümdüz yapmak. (Kadınlar arkalarını biraz meyilli bulundururlar.)17. Başını, sırtı ile bir seviyede bulundurup yukarıya kaldırmamak ve aşağıya eğmemek.18. Rükuda üç kere “Sübhane Rabbiye'l-azim” demek.19. Rükudan kalkarken “Semiallahu limen hamideh” demek.20. Rükudan doğrulunca “Rabbena leke'l-hamd” demek.21. Secdeye varırken yere önce dizlerini, sonra ellerini, daha sonra alın ve burnunu koymak.22. Secdeden kalkarken önce başını, sonra ellerini, daha sonra dizleri üzerine ellerini koyarak dizlerini yerden kaldırmak.23. Secdelere varırken “Allahu Ekber” demek.24. Secdelerden kalkarken “Allahu Ekber” demek.25. Secdelerde yüzünü iki eli arasına almak, eller yüzden geri ve uzakta olmayıp yüze yakın ve yüzün hizasında bulunmak, ellerin parmakları birbirine bitişik olduğu halde kıbleye karşı el ayası ile yere yapışık olmak.26. Secdelerde üçer kere “Sübhane Rabbiye'l-ala” demek.27. Erkeklerin secdede karnını uyluklarından, dirseklerini yanlarından ve kollarını yerden uzak tutması. (Kadınlar, secdede kollarını yanlarına, karnını uyluklarına yapıştırıp yere doğru alçalırlar.)28. İki secde arasında oturmak.29. İki secde arasında, birinci oturuşta (Ka'de-i ula) ve son oturuşta (Ka'de-i ahire) elleri uylukları üzerine koymak.30. Otururken sol ayağını yere yayıp üstüne oturmak ve sağ ayağını dikerek parmaklarını kıbleye karşı getirmek. (Kadınlar, ayaklarını sağ tarafa yatık olarak çıkarıp sol kalçaları üzerine otururlar.)31. Ettehiyyatü'nün kelime-i şehadetinde sağ elinin şehadet parmağı ile işaret etmek.İşaret: Kelime-i şehadette “La ilahe” derken sağ elin şehadet parmağını kaldırmak, “illellah” derken de indirmek suretiyle olur.32. Ettehiyyatü'yü içinden okumak.33. Üç ve dört rekatlı farzların üçüncü ve dördüncü rekatlarında Fatiha okumak. (İlk iki rekatta Fatiha okumak ise vaciptir.)34. Son oturuşta “Ettehiyyatü”den sonra “Allahümme salli, Allahümme barik” ve bunlardan sonra da dua okumak.35. Selam verirken başını evvela sağa, sonra sola çevirmek.36. Selamda “Esselamü aleyküm ve Rahmetullah” demek.37. İmam, her iki tarafa selam verirken kendisine uyan cemaati ve hafaza meleklerini selamlamayı niyet etmek.38. Cemaatle namaz kılınması halinde namaz sonunda selam verilirken bu selamı cemaat ve imama vermeye niyet etmek.39. Tek başına kılan, selamında melekleri niyet etmek.40. İmamın sol tarafa selam verirken sesini biraz alçaltmak.41. İmama uyan kişinin selamı, imamın selamına yakın olmak.42. İmama sonradan uyan kimse, yetişemediği rekatları kılmak için imamın ikinci selamını beklemek.1Ayrıca BakınızBEŞ VAKİT NAMAZ İLE KAZANILAN SONSUZ HAYAT/ 4. SÖZKERAHET VAKİTLERİ NELERDİR? BU VAKİTLERDE NAMAZ KILMANIN VE UYUMANIN HÜKMÜ NEDİR?NAMAZI BİLEREK TERK ETMEKHANGİ KIRAAT HATALARI NAMAZI BOZARNAMAZ TESBİHATININ EHEMMİYETİ VE FAZİLETİNAMAZIN BEŞ VAKİT OLDUĞUNA DAİR KUR'AN VE HADİSLERDEN DELİLLERKaynakçalarLütfi Şentürk, Seyfettin Yazıcı, İslam İlmihali, Diyanet İşleri Yayınları, Ankara 2019, s. 145-151.
445
Demokrasi ve laiklik sistemlerinin Müslümanlarla dolayısıyla İslâmiyet'le olan alakası nedir? İslâm dininin yönetim şekliyle bu kavramların ilgisi var mıdır?
1.164
Ahirette Cenab-ı Hakk'ı herkes görecek mi? Belli günleri mi olacak? Bir de erkekler Allah'ı görmeye gidecek kadınlar da eşleri geldiğinde Cenab-ı Hak'tan onlara yansımış olan güzelliği görüp mest olacaklar, kadınlar Allah'ı görmeye gitmeyecekler diye bir şey duymuştum, bu doğru mudur? Bizim zaten bu dünya da Cenab-ı Hakkı razı etme çabamız onun cemalini görmek için değil mi? Dualarda da rızanı, cennetül firdevsini ve cemalini taleb ediyoruz diyoruz. Eğer böyle bir şey varsa bu duayı etmemizin bir manası kalmamış olur diye düşünüyorum. Bunları izah edebilir misiniz?
7.009
11. Lema'da, "evet kalbin mercimek kadar bir sandukcası olan kuvve-i hafızada..." cümlesinden ne anlamalıyız?
7.077
Haşiye: “Hadîsin nassıyla "O şuhud, bütün lezaiz-i Cennet'in o derece fevkindedir ki, onları unutturur. Ve şuhuddan sonra ehl-i şuhudun hüsn-ü cemali o derece fazlalaşır ki; döndükleri vakit, saraylarındaki aileleri çok dikkat ile zor ile onları tanıyabilirler." hadîste vârid olmuştur.” (32. Söz) Yukardaki ifadede saraylarındaki aileleri diye kastedilenler kimlerdir? Eğer hanımlar ise onlar için cemali müşahede yok mudur?
4.889
28. Söz'de geçen, "Şu çirkin, ölü, camid ve çoğu kışır olan dünyada; hüsün ve cemal, yalnız göze güzel görünüp, ülfete mani olmazsa, yeter." cümlesini açıklayabilir misiniz?
5.165
Takva ehli ile normal bir ibadet edenlerin farkı var mıdır?
6.891
Haramlar, zararlı olduğu için mi haram kılınmıştır? İşarat-ül İcazdaki şu paragraf bu soruyu sormama sebep olmuştur: "Menfaat için kullanılan لَكُمْ 'deki ( ل ) eşyânın hilkaten mübâh, helâl ve menfaatli olarak yaratıldıklarına ve bazı ârızalardan dolayı haram kılınmış olduklarına işarettir. Meselâ ağyârın malı, ismet-i şer'iye için haram olmuştur. İnsanın eti, hürmet ve kerâmeti sebebiyle haram olmuştur. Zehir zarar olduğu için, lâşe eti necâset olduğu için haram olmuşlardır." (Osmanlıca İşarat-ül İcaz , Sahife:243)
1.092
Secdede burnun yere değmesinin hükmü nedir? Burun yere değmeden kılınan namaz geçerli midir? Secdede burnu koymadan sadece alnı yere koymak yahut alnı koymadan sadece burnu yere koymak sehiv secdesi gerektirir mi?
Lemaat Risalesi'nde geçen ilgili cümleyi devamıyla birlikte izah eder misiniz?
Kur'ân ve sünnette kadınların özel günlerinde (âdet/hayız ve nifas hâlinde) kabir ziyareti yapmalarını yasaklayan herhangi bir ayet veya hadis yer almamaktadır.1 Âdetli olsun veya olmasın kadınların, cenazenin yanında durmaları, açıp yüzüne bakmaları ve kabir ziyaretinde bulunmaları caizdir.2Ayrıca BakınızBAYANLAR REGL (HAYIZ, ÂDET) HALİNDE KUR'ÂN, MEÂL, CEVŞEN, SEKİNE, EVRÂD-I KUDSİYE, CELCELUTİYE VE RİSALE-İ NUR OKUYABİLİRLER Mİ?ADET VEYA HAYIZ DÜZENSİZLİĞİHAYIZLI BİR BAYAN RİSALE-İ NUR VE BENZERİ ESERLERİ OKUYUP YAZABİLİR Mİ?ÂDET DÖNEMİNDE HAFIZLIK VE KUR'ÂN EĞİTİMİKADINLARIN ÂDET VE LOHUSALIK DÖNEMLERİNDE CAMİYE GİRMELERİ CAİZ MİDİR?KaynakçalarHeyet, Fetvalar, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara 2018, s. 227.İbn Nü-ceym, el-Bahr, II, 283; Haskefî, ed-Dürrü'l-muhtâr, I, 488
1.250
Toplumda çok kullanılan "Kader fetva verdi" cümlesinin hakikati nedir? Bu nasıl olabilir?