Sorular

4866 sonuç bulundu
Arama ikonu

22

Ahirette Mü'min-Kâfir Her İnsan Allah'ı Görmek İster mi?

Cenab-ı Hakk'ı görmek bütün saadetlerin ötesinde bir saadettir. Hiçbir lezzet Allah'ı görmek ile kıyas edilemez. Müslümanlar elbette ve her halde her şeyden ziyade Cenab-ı Hakk'ı görmeyi isterler. İnanmayanlar dahi ahirette Cenab-ı Hakk'ı görmek isteyeceklerdir. Fakat Cenab-ı Hak onları bu saadetten mahrum bırakacaktır. Mütaffifin suresi 15. ayetinin tefsirinde merhum Elmalılı şöyle der:O tekzib edenler (Allah'ı yalanlayanlar) o kıyam(et) günü hak Rablerinden لمَحَْجُوبوُنَ muhakkak mahcub (perdelenmiş bir halde, gözlerine perde çekilmiş bir halde) kalırlar. Yani hicab ve hâil arkasında kalır, O'nu görmekten memnû' (yasaklı) ve mahrum bırakılırlar. Artık felah bulmalarına imkân ve ihtimal kalmaz.1 Kâfirlerin Allah'ı görmekten men edilmeleri Allah'ı görmek isteyeceklerine alâmettir. Fakat Allah'ın buna müsaade etmeyeceği ayetle sabittir.Ayrıca BakınızCENNETTE ALLAH'I GÖRMEKALLAH'IN CEMALİHZ. PEYGAMBER (SAV) MİRAC GECESİ ALLAH'I GÖRDÜ MÜ?KaynakçalarYazır, Elmalılı Muhammed Hamdi, Hak Dini Kur'an Dili, Yazma Eserler, İstanbul 2021, c.6. s.284

55

"Şükr-ü Manevi, Şükr-ü Örfi, Şükr-ü Külli ve Şükr-ü Fıtri" Kavramlarının Risale-i Nur'a Göre İzahı

Şükr-ü Örfi; İnsan maddî-manevî duyu ve duygularını ve kendisine verilen nimetleri Allahu Tealanın emrettiği yerde kullanmasına denir. 1 Şükr-ü Manevi; nimetin zâhirî lezzet ve güzelliğini aşarak, o nimetin arkasındaki İlâhî ihsanı, rahmeti ve iltifatı fark edip kalben takdir, tazim ve muhabbetle karşılık vermektir. Yani sadece dil ile değil; düşünerek, fark ederek, nimeti vereni hatırlayarak ve nimetin İlâhî kaynağına yönelerek yapılan şükürdür. 2 Şükr-ü Külli; kulun sınırlı şükrünü; kapsamlı bir niyet, geniş bir itikad ve bütün mahlûkatın şükürlerini kendi adına Allah'a takdim etme arzusu ile sınırsız hâle getirmesidir. 3 Şükr-ü Fıtrî; rızka duyulan iştah, istek ve rızıkla alınan lezzetin tabii olarak ifade ettiği, yaratılıştan gelen doğal şükür hâlidir. 4 Bediüzzaman, İşaret-ül İcaz, Hayrat Neşriyat, s. 14- s17Bediüzzaman, Mektubat, Hayrat Neşriyat, s, 250 - s 283 - Sözler, s, 307Bediüzzaman, Sözler, Hayrat Neşriyat, s 151Bediüzzaman, Asayı Musa, Hayrat Neşriyat, s 256

16

Müctehid Olmanın Şartları

Müctehid Olmanın Temel ŞartlarıMüctehid olmanın şartları usulcüler arasında tartışmalı bir konu olmakla birlikte, yaygın olarak benimsenen anlayışa göre bu şartları iki ana noktada toplamak mümkündür:1. Şer'î Hükümlerin Temel Kaynaklarını (Usulü/Asılları) BilmekBu, istinbat (hüküm çıkarma) yapılacak olan asılları bilme şartıdır.Temel Kaynaklar: Usulcüler arasında bu kaynakların kapsamı farklılık gösterebilir.Kitap, Sünnet, İcmâ: Yaygın kabul gören temel kaynaklardır.Akıl: İmam-ı Gazâlî gibi bazı usulcüler aklı temel kaynaklara dâhil ederken, İbn Rüşd bunu hâriç tutmuştur.Kıyas ve İstidlâl: Necmeddin et-Tûfî, ilk üç asıl (Kitap, Sünnet, İcmâ) yanında kıyas ve istidlâl gibi ihtilaf konusu olan diğer asılları da eklemiştir.İmam-ı Şâfiî'nin Vurgusu: Kıyasla ictihadı eş anlamlı kabul eden Şâfiî'ye göre müctehid, "Allah'ın kitabının hükümlerinin bilgisi" gibi kıyas için gerekli âleti kendinde toplamış olmalıdır. Ona nisbet edilen sözde şöyle denilmektedir:Kim Allah'ın kitabını nas ve istinbat olarak bilirse dinde imâmete hak kazanır.12. Hüküm Çıkarma Keyfiyetini (Usul, Kural ve Bilgileri) Bilmek ve Bu Konuda Meleke Sahibi OlmakBu, kaynaklardan hüküm çıkarmaya (istinbat) yarayacak olan usul, kural ve bilgileri kendinde toplama şartıdır. Diğer bir ifadeyle, hüküm çıkarma melekesini (yeteneğini) elde etmektir.Hüküm Çıkarma Yöntemi: Bu şart, konunun göreceli olması sebebiyle usulcüler arasında daha tartışmalıdır. Müctehidin sahip olması gereken bilgi, yöntem ve şahsî kabiliyet bu başlık altında değerlendirilir.Re'y (Şahsî Akıl Yürütme): Muâz hadisi ile gündeme gelen re'y ictihadı kavramı, Kitap ve Sünnet'te hükmü açıkça bulunmayan konularda hüküm koyma işlevini üstlenmeyi ifade eder. Bu, fıkhın rasyonel prensiplerinin oluşmaya başladığı aşamadır.Muâz b. Cebel, Kitap ve Sünnet'te hükmünü açıkça bulamadığı konularda re'yini devreye sokacağını söylemekte ve Resûl-i Ekrem bunu onaylamaktadır.2Özetle; Müctehid sadece kaynakları bilmekle kalmayıp, aynı zamanda bu kaynaklardan doğru ve usulüne uygun bir şekilde hüküm çıkarabilme yeteneğine (meleke) sahip olması gereken kişidir. İctihad ehliyeti, bu iki temel bilgi ve yetenek alanını kapsar.Kaynakçalarhttps://islamansiklopedisi.org.tr/ictihadEbû Dâvûd, “Aḳżıye”, 11; Tirmizî, “Aḥkâm”, 3.

7.267

Kaderin Hali ve Vicdani Olması ile İlim Nev'inden Olması Çelişir Mi?

Bediüzzaman Hazretleri, Kader risalesinde: "Kader ve cüz'-i ihtiyârî, İslâmiyet'in ve îmânın nihâyet hududunu gösteren, hâlî ve vicdânî bir îmânın cüz'lerindendir. Yoksa ilmî ve nazarî değillerdir." derken, başka yerde "Kader, ilim nev'indendir. İlim, ma'lûma tâbi'dir. "buyuruyor. Kadere bir yede ilmi değildir denilirken, diğer yerde ilim nev'indendir denilmesini izah eder misiniz?