Sorular

3.242

Akılsız Acemi

"Garâibden olarak o şimendiferin iki tarafında pek câzibedâr çiçekler, lezîz meyveler görünüyordu. Ben de akılsız acemiler gibi, onlara bakıp elimi uzattım. O çiçekleri koparmak, o meyveleri almak için çalıştım. Fakat o çiçekler ve meyveler, dikenli mikenli, mülâkātında elime batıyor, kanatıyor. Şimendiferin gitmesiyle mufârakatinden elimi parçalıyorlar, bana pek pahalı düşüyorlardı." Yukarda geçen akılsız acemi ne demektir?

5.563

Nur Nedir? Kur'an ve Sünnette Nur ile Zulmet Ne Anlama Gelir?

Sözlükte “aydınlık, ışık” anlamına gelen nûr kelimesi Kur'an'da ve hadislerde “insanların önünü aydınlatıp doğru ve gerçek olanı görmelerini, hak ile bâtılı, hayır ile şerri ayırt etmelerini sağlayan mânevî ve ilâhî ışık” manasında kullanılmıştır. Bunun karşıtı zulmettir (karanlık). Konu ile alakalı ayetlerde Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:Allah, îmân edenlerin dostudur, onları zulümâttan (küfür karanlıklarından) nûra(îmâna) çıkarır. İnkâr edenlere gelince, onların dostları ise tâğuttur (Allah'ın yerine tuttukları şeylerdir), onları nûrdan zulümâta çıkarırlar. İşte onlar ateş ehlidirler. Onlar orada ebedî olarak kalıcıdırlar.1Rızâsına uyanları Allah onunla selâmet yollarına eriştirir, onları izni ile zulümâttan (küfür karanlıklarından) nûra (îmâna) çıkarır ve onları dosdoğru bir yola hidâyet eder.2Yani mecazi anlamda hidayete nur, dalâlete zulmet denilmiştir. Peygamber gönderilmesinin ve İlâhî kitaplar indirilmesinin esas amacı karanlıkta kalan ve yollarını şaşıran insanlara doğru yolu göstermek olduğundan nur ve zulmet kavramlarına önemle vurgu yapılmıştır. Nitekim bir ayette şöyle buyrulmaktadır:Elif, Lâm, Râ. (Bu öyle) bir Kitab(dır) ki, onu sana, insanları Rablerinin izniyle zulümâttan (küfür karanlıklarından) nûra (îmâna), Azîz (kudreti dâimâ üstün gelen), Hamîd (hamd edilmeye yegâne lâyık) olan (Allah')ın yoluna çıkarman için indirdik.3Böylece hakka giden yola nur, ondan sapmaya zulmet denilmiş, vahyin amacının hidayet olduğu açıkça belirtilmiştir. Esas itibariyle hidayet eden ve yol gösteren Allah olduğundan O'nun isimlerinden biri de el-Nur'dur. Nitekim “Allah semaların ve arzın nurudur”4 mealindeki ayet genellikle, “Semaları ve yeryüzünü ışıklandıran ve süsleyen Allah'tır” veya, “Allah nurun yaratıcısıdır” şeklinde yorumlanmakla beraber Allah'ın nur olduğu da ifade edilmiştir. Bir hadiste Allah'a nur denilmiştir. Hz. Peygamber'e (sav) Mi'rac gecesi Allah'ı nasıl gördüğü sorulduğunda, “O'nu bir nur olarak gördüm”, diğer bir rivayette ise, “O bir nurdur, nasıl görebilirim” demiştir5Ayrıca dünyevi ve maddi nurlar olduğu gibi uhrevi ve manevi nurlar da vardır. Güneşin, ayın ve yıldızların ışıkları gibi dünyevi nurların bir kısmı gözle, Kur'an gibi İlâhî kaynaklı nurlar ise basiret ve akılla algılanır. Bu konuda bazı ayetler şöyledir:Ey insanlar! Şübhesiz size Rabbinizden bir delil (peygamber) geldi ve size apaçık bir nûr (olan Kur'ân'ı) indirdik.6O hâlde Allah'a ve Resûlüne ve indirdiğimiz o nûra (Kur'ân'a) îmân edin! Çünki Allah, ne yaparsanız hakkıyla haberdar olandır.7Bu ayetlerde nurdan maksat Kur'an'dır. Kur'an'ın isimlerinden biri de nurdur. Kur'an'dan önce indirilen suhuflar, Tevrat, Zebûr ve İncil gibi kutsal kitaplar da Allah'ın kelâmı olmaları bakımından birer nur ve hidayet kaynağıdır.Ey ehl-i kitab! Muhakkak Resûlümüz (Muhammed) size geldi; Kitab'dan(Tevrât'tan, âhir zaman peygamberinin sıfatları ve recim âyeti gibi) gizlemekte olduğunuz şeylerin birçoğunu size açıklıyor, birçoğunu da (açıklamıyor) affediyor. Doğrusu size Allah'dan bir nûr ve apaçık bir Kitab (Kur'ân) gelmiştir.8Bu ayette nur Hz. Peygamberdir (sav). Başka bir ayette:Öyle ya, Allah'ın, göğsünde Müslümanlık için inşirah verdiği bir kimse ki o, Rabbinden bir nur üzerindedir — (kalbini mühürlediği kişi gibi) midir? Artık kalbler Allahın zikrinden (bomboş ve) kaskatı kalmış olanlar (ın) vay (haaline)! Onlar apaçık bir sapıklık içindedirler.9Burada ise takva sahibi müminlerin İlâhî nurdan nasip aldığını vurgulamaktadır.10Netice itibarıyla, Kur'an ve sünnette nur, insanı hakka, imana ve hidayete ulaştıran İlâhî aydınlığı ifade etmektedir. Zulmet ise küfür, dalâlet ve manevi karanlığı ifade etmektedir. Allah müminleri zulmetten nura çıkaran el-Nûr'dur. Kur'an, peygamberler ve vahiy insanlığa bu İlâhî nuru ulaştıran hidayet vesileleridir. Mümin de iman, takva ve Allah'ın zikriyle bu nurdan nasibini almaktadır. Böylece insan hak ile batılı ayırt ederek dosdoğru yolda yürür.Ayrıca BakınızESMAYI HÜSNANIN SAYISIYETMİŞTEN FAZLA ESMAALLAH'IN İSİMLERİNİN İNSAN ÜZERİNDE TECELLİSİKaynakçalarBakara 2/257.Mâide 5/16.İbrâhîm 14/1.Nûr 24/35.Süleyman Uludağ, "Nur", TDV İslâm Ansiklopedisi, 2007, c. 33, s. 244.Nisâ 4/174.Tegābün 64/8.Mâide 5/15.Zümer 39/22.Süleyman Uludağ, "Nur", TDV İslâm Ansiklopedisi, 2007, c. 33, s. 245.

50.037

"Ey insan! Kat'iyen bil ki, hilkatin en yüksek gayesi ve fıtratın en yüce neticesi..." Devamıyla Beraber İzah Eder Misiniz?

"Ey insan! Kat'iyen bil ki, hilkatin en yüksek gayesi ve fıtratın en yüce neticesi, îmân-ı billâhtır. Ve insaniyetin en âlî mertebesi ve beşeriyetin en büyük makamı, îmân-ı billâh içindeki ma'rifetullâhtır. Cin ve insin en parlak saadeti ve en tatlı ni'meti, o ma'rifetullâh içindeki muhabbetullâhtır. Ve rûh-u beşer için en hâlis sürûr ve kalb-i insan için en sâfî sevinç, o muhabbetullâh içindeki lezzet-i rûhâniyedir."10. Hüccet-i imaniyenin mukaddemesinde geçen şu kısmı izah eder misiniz?