İlgili yer Risale-i Nur’da şöyle geçmektedir:
... Zaman-ı Âdemden beri bir kanundan hiç bir ferdin şüzûz etmemesi; ve hâricine çıkmaması olamaz. Evvelâ, bu kānûn-u tenâsül, mebde’ i‘tibâriyle, iki yüz bin envâ‘-ı hayvanâtın mebde’leriyle hark edilmiş ve nihâyet verilmiş. Yani, en evvelki pederleri, âdetâ Âdem’leri hükmündeki o iki yüz bin evvelki pederleri, kānûn-u tenâsülü harketmişler. Yani peder ve vâlideden gelmemişler. o kanun hâricinde vücûd verilmiş.
Hem her baharda gözümüzle gördüğümüz, yüz bin envâın kısm-ı a‘zamının hadsiz efrâdları, kānûn-u tenâsül hâricinde yaprakların yüzlerinde ve taaffün etmiş maddelerde o kanun hâricinde îcâd edilir....1
Kanun-u tenasül, erkek ve dişi hücrenin, yani sperm ve yumurtanın birleşmesi sonucunda yeni bir canlı oluşmasıdır. Bu tarzdaki üreme türüne biyolojide eşeyli üreme denmektedir.
Bununla birlikte “eşeysiz üreme” terimiyle adlandırılan bir üreme çeşidi daha vardır. Eşeysiz üreme, yeni bir canlının oluşması için erkek ve dişi üreme hücrelerinin (sperm ve yumurtanın) birleşmesinin gerekmediği üreme biçimidir. Bu üreme biçiminde, tek bir canlı yeni birey meydana getirebilir, döllenme gerçekleşmez.
Buradan anlaşılıyor ki, canlıların çoğalmasının tek yolu, erkek ve dişi hücrenin birleşerek döllenmesi değildir. Bu durum, Bediüzzaman Hazretlerinin bahsettiği “kanun-u tenasülün harkedilmesi” meselesine güzel bir örnektir.
Şimdi, başlıca eşeysiz üreme çeşitlerini ve örneklerini görelim.
İkiye Bölünme: Bir hücre iki yeni hücreye ayrılır. Bakteriler, amip, öglena ve paramesyum gibi canlıların üremesi bu şekildedir.
Tomurcuklanma: Ana canlının üzerinde küçük bir çıkıntı büyüyerek yeni varlık oluşturur. Hidra, maya mantarı ve bazı süngerlerin üremesi bu şekildedir.
Parçalanma (rejenerasyonla): Canlının ayrılan parçasından yeni bir canlı meydana gelir. Bazı planaryalar, denizyıldızları ve bazı solucanlar bu şekilde ürer.
Sporla üreme: Oluşturulan sporlar uygun ortamda gelişir. Mantarların çoğu ve bazı alglerin üremesi bu şekildedir.
Vejetatif üreme: Bitkinin kök, gövde veya yaprağından yeni bitki meydana gelir. Patates, çilek, soğan, sarımsak gibi bazı türler bu şekilde üreme gerçekleştirir.
Partenogenez: Döllenmemiş yumurta gelişerek Allah'ın izniyle yeni bir canlı meydana getirir. Yaprak bitleri, su pireleri, bal arıları, bazı karıncalar, çubuk böcekleri, bazı kertenkeleler bu şekilde üreme gerçekleştirir.
Partenogenez, bizim konumuz itibariyle çok önemlidir. Çünkü bu üreme çeşidinde dişiye ait yumurta bulunur fakat döllenme gerçekleşmez. Mesela kraliçe arının döllenmemiş yumurtasından erkek arı oluşur. Yani meydana gelen erkek arının biyolojik olarak annesi vardır fakat babası yoktur. Yaprak bitlerinde de bahar ve yaz aylarında, bazı türlerinde dişilerden döllenme olmadan babasız olarak yavrular meydana gelir. Böylelikle çok hızlı çoğalabildikleri için, bir bitkinin yaprakları kısa zamanda çok sayıda yaprak bitiyle kaplanabilir.
Bakterilerdeki üreme ise daha basittir. Çünkü bakterilerde erkek ve dişilik bulunmaz. Hücre DNA'sını kopyalar ve ikiye ayrılır. Bir adet bakteri, çürümüş bir ortamda 1 → 2 → 4 → 8 → 16 → 32… şeklinde hızlı bir şekilde üreyerek çoğalabilir.
Toparlayacak olursak, gerek yaprak yüzeylerinde oluşan yaprak bitlerinin bahar ve yaz aylarındaki üremeleri, gerekse taaffün etmiş (çürümüş) maddelerde bakterilerin üremesi, biyoloji kanunlarına göre babasız olarak gerçekleşmektedir. Dolayısıyla Bediüzzaman Hazretlerinin, “kānûn-u tenâsül hâricinde yaprakların yüzlerinde ve taaffün etmiş maddelerde o kanun hâricinde îcâd edilir” ifadeleri, bilimsel olarak doğrulanmış oluyor. Bediüzzaman Hazretlerinin kurmuş olduğu şu cümlelerin ne kadar isabetli olduğu bir kez daha anlaşılıyor:
Risale-i Nur’u anlamıyorlar. Yahut anlamak istemiyorlar. Beni, skolâstik bataklığı içinde saplanmış bir medrese hocası zannediyorlar. Ben, bütün müsbet ilimlerle, asr-ı hazır fen ve felsefesiyle meşgul oldum. Bu hususta en derin mes’eleleri hallettim.2
Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.37.
Heyet, Bediüzzaman Said Nursî ve Hayru’l-Halefi Ahmed Hüsrev Altınbaşak, Hayrat Neşriyat, Isparta 2013, c.2, s.978.

