2.920
Kadınların Tek Başına Hacca Gitmesi
4 kadın tek başına şehirdışı ve yurtdışı gezi yapabilir mi?
Hayrat Yardım, dünya genelinde ihtiyaç sahiplerine ulaştırdığı bağış ve yardımlarla bir iyilik köprüsü kurar. Siz de bu hayra ortak olun.
Hayrat Yardım'a Bağış Yap
2.920
4 kadın tek başına şehirdışı ve yurtdışı gezi yapabilir mi?
Öncelikle şunu ifade edelim ki; su, yalnızca abdest için kullanılan bir vasıta değildir. Aynı zamanda içmek, temizlenmek ve diğer hayati fonksiyonları sürdürebilmek için birçok açıdan zaruri bir ihtiyaçtır. Dolayısıyla teyemmüm ruhsatı olduğu için su gerekmezdi denilemez.İkinci olarak; mucizelerin veriliş gayelerine göre bir tasnifi vardır. Nübüvveti ispat, hidayet, uyarı ve azap (helâk), inananlara yardım ve ikram ile Allah'ı tanıttırma gayesi bunlardan bazılarıdır. Su ile ilgili olan mucizeler, daha çok inananlara yardım ve ikram gayesine bakmaktadır. Bu yardım, kimi zaman inananların hayati ihtiyaçlarını gidermek suretiyle olmaktadır. Allah'ın mucize göndermekteki bir diğer gayesi de budur. Bu tür mucizeler, hemen hemen bütün peygamberlerin ve kavimlerinin hayatında göze çarpmaktadır. Nitekim Allah tarafından gönderilen bu manevi ve maddi yardım, müminlere şevk vermekte ve onların huzur bulmasını sağlamaktadır. Bu tür mucizelerin gerçekleşmesi için inkârcıların bir meydan okuması şart değildir.1 Dolayısıyla Rabbimizi onlara yardım ve inayetini hissettirerek onların şevklerini, imanlarını arttırmış istemiş olabilir.Mucizenin gayelerine göre tasnifi için bakınız:Veriliş Gayelerine Göre Mucizenin TasnifiÜçüncü olarak; mucizelerin birçok neviden (çeşitten) olması murat edilmiştir. Bunu Bediüzzaman Hazretleri şöyle açıklamaktadır:Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın mu'cizâtı çok mütenevvi'dir. Risâleti umûmî olduğu için, hemen ekser envâ'-ı kâinâttan birer mu'cizeye mazhardır. Güyâ, nasıl ki bir pâdişâh-ı zîşânın bir yâver-i ekremi, mütenevvi' hediyelerle muhtelif akvâmın mecmaı olan bir şehre geldiği vakit, her tâife onun istikbâline bir mümessil gönderir. Kendi tâifesi lisânıyla ona hoş-âmedî eder, onu alkışlar. Öyle de, Sultân-ı Ezel ve Ebed'in en büyük yâveri olan Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, âleme teşrîf edip ve küre-i arzın ahâlisi olan nev'-i beşere meb'ûs olarak geldiği ve umûm kâinâtın Hâlik'ı tarafından umûm kâinâtın hakāikine karşı alâkadâr olan envâr-ı hakîkat ve hedâyâ-yı ma'neviyeyi getirdiği zaman, taştan, sudan, ağaçtan, hayvandan, insandan tut, tâ aydan, güneşten, yıldızlara kadar her tâife kendi lisân-ı mahsûsuyla ve ellerinde birer mu'cizesini taşıması ile, onun nübüvvetini alkışlamış. Ve Hoş-âmedî! demiş.2Peygamber Efendimizin (s.a.v.) mucizeleri çok çeşitlidir. Onun peygamberliği evrensel olup tüm kâinatı kapsadığı için, kâinattaki varlık türlerinin hemen hemen hepsinden birer mucize göstermiştir.Nasıl ki şanlı bir padişahın en değerli elçisi, ellerinde çeşitli hediyelerle farklı milletlerin bir arada yaşadığı bir şehre geldiğinde; her topluluk onu karşılamak üzere bir temsilci gönderir, kendi diliyle ona "hoş geldin" der ve onu alkışlar.Aynen bunun gibi, Ezel ve Ebed Sultanı olan Yüce Allah'ın en büyük elçisi Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de bu âlemi şereflendirip yeryüzü halkı olan insanlığa peygamber olarak gönderildiğinde ve tüm kâinatın Yaratıcısı tarafından, kâinatın bütün hakikatleriyle alakalı nurlarını ve manevi hediyeleri getirdiğinde, bütün varlıklar onu karşılamıştır.Taştan, sudan, ağaçtan, hayvandan ve insandan tutun; ta aydan, güneşten ve yıldızlara kadar her bir varlık türü kendi özel diliyle ve âdeta ellerinde onun bir mucizesini taşıyarak peygamberliğini alkışlamış ve Peygamber Efendimize (s.a.v.) hal diliyle "Hoş geldin!" demiştir.KaynakçalarBulut, “Mûcize”, TDV İslam Ansikopedisi, c.30, s.350-352Bediüzzaman Said Nursi, Zülfikar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 229.
10.370
Tevbe Suresi 111. âyette : "Şüphesiz Allah, mü'minlerden nefislerini (canlarını) ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır." buyuruluyor. Âyette geçen nefsini Cenab-ı Hakk'a satmak ifadesini nasıl anlayacağız ve satmaktaki kasıt nedir?
908
Mucizenin geniş tanımını, çeşitlerini ve birbirinden farklarını izah eder misiniz?
1.281
Osmanlı'nın son dönemlerinden itibaren ortaya çıkan İslamcılık düşüncesine Bediüzzaman Hazretlerinin bakışı nasıldır? Bu akım müsbet hareket düşüncesine uygun mudur?
Son zamanlarda namaz kılmakta zorlanıyor, namaza karşı isteğimin azaldığını hissediyorum. Nefsimin ve şeytanın ibadetten uzaklaştıran düşüncelerine yenik düşüyor, bu yüzden çok üzülüyorum. Bu baskıdan kurtulup namazı yeniden severek kılmak istiyorum. O bıkkınlık anında beni kendime getirecek, Risale-i Nur'dan okuyabileceğim bir bölüm önerebilir misiniz?
Nübüvvetten sonra gelen hilâfet, ısırıcı saltanat ve ceberut krallık dönemlerinden haber veren hadisler neyi ifade eder; bu safhalar İslâm tarihinde nasıl tahakkuk etmiş ve yeniden nübüvvet yolu üzere bir hilâfet müjdesi nasıl anlaşılmalıdır?
206
Bir rivayette, sizler dinin onda birini tatbik etmezseniz helak olursunuz; fakat öyle bir zaman gelecek ki dinin onda birini tatbik ettiklerinde kurtuluşa erecekler, geçiyor. Bu mana hadis midir? Böyle bir rivayet biliyor musunuz?
Önüne Yemek Gelince Okunacak DuâSevgili Peygamberimiz (sav) önüne yemek geldiği zaman şöyle derdi:اللَّهُمَّ بَارِكْ لَنَا فِيمَا رَزَقْتَنَا وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ بِسْمِ اللَّهِ(Yâ İlâhenâ! Bize rızık olarak verdiğin şeyleri bereketli kıl ve bizi cehennem azabından muhafaza eyle. Allah'ın ismiyle.) 1Resûlullah (sav) bir defasında ise şöyle buyurmuştur:Cebrâil bana her geldiğinde mutlaka şu iki duâyı okumamı emrederdi:اللَّهُمَّ ارْزُقْنَا رِزْقًا حَلَالًا طَيِّبًا وَاسْتَعْمِلْنَا صَالِحًا(Yâ İlâhenâ! Bizi temiz helâl rızıkla rızıklandır ve bizi salih (hayırlı) işlerde çalıştır.)2Yemekten Önce Besmele ÇekmekHz. Âişe (r.anhâ)'dan rivâyet edildiğine göre Resûlullah (sav) şöyle buyurmuşlardır:Biriniz yemek yediği zaman evvelinde Allah'ın ismini zikretsin. Eğer evvelinde Allah'ın ismini zikretmeyi unutursa şöyle desin:بِسْمِ اللَّهِ أَوَّلَهُ وَآخِرَهُ(Evvelinde ve sonunda Allah'ın ismiyle.)3Yemek Yedikten Sonra Okunacak DuâEbü Ümâme (ra)'dan rivâyet edildiğine göre, Resûlullah (sav) önünden sofra kaldırıldığı zaman –diğer bir rivâyette, yemeğinden ayrıldığı zaman şöyle derdi:الْحَمْدُ لِلَّهِ حَمْدًا كَثِيرًا طَيِّبًا مُبَارَكًا فِيهِ غَيْرَ مَكْفِيٍّ وَلَا مُوَدَّعٍ وَلَا مُسْتَغْنًى عَنْهُ رَبَّنَا(Sonsuz, gösterişten uzak ve ardı arkası kesilmeyecek şekilde hamd Allah'a mahsustur. Nimetler bizden kesilmeksizin, nimet istemeyi terk etmeden ve kendisinden müstağni olmadan ey Rabbimiz!)4Ebü Saîd el-Hudrî (ra)'dan rivâyet edildiğine göre, Resûlullah (sav) yemeğinden ayrıldığı zaman şöyle derdi:الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي أَطْعَمَنَا وَسَقَانَا وَجَعَلَنَا مُسْلِمِينَBizi yediren, içiren ve bizi Müslüman eden Allah'a hamd olsun.5Muâz b. Enes (ra)'dan rivâyet edildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Kim yemek yer ve:الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي أَطْعَمَنِي هٰذَا وَرَزَقَنِيهِ مِنْ غَيْرِ حَوْلٍ مِنِّي وَلَا قُوَّةٍ(Benim gücüm ve kuvvetim haricinde beni doyuran ve bu yiyeceği bana rızık olarak veren Allah'a hamd olsun' derse bana nasîb eden Allah'a hamd olsun') derse, geçmiş günahları affolunur.6Sevgili Peygamberimizin (sav) bir duasıda şöyledir:الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي كَفَانِي وَآوَانِي وَأَطْعَمَنِي وَسَقَانِي وَالَّذِي مَنَّ عَلَيَّ فَأَفْضَلَ وَالَّذِي أَعْطَانِي فَأَجْزَلَ الْحَمْدُ لِلَّهِ عَلَى كُلِّ حَالٍ اللَّهُمَّ رَبَّ كُلِّ شَيْءٍ وَمَلِيكَهُ وَإِلَهَ كُلِّ شَيْءٍ أَعُوذُ بِكَ مِنَ النَّارِ(Beni her türlü musibetten koruyan, barındıran, yediren içiren, bana bol bol nimetler verip çokça ihsanlarda bulunan Allah'a hamd olsun. Her hâlimizde Allah'a hamd olsun. Ey herşeyin Rabbi ve Melîk'i ve her şeyin ilâhı olan Allah'ım! Cehennemden sana sığınırım.)7Ayet ve Hadislerden İstifade Edilerek Hazırlanan Güzel Bir Duaبِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِكُلُوا وَاشْرَبُوا وَلَا تُسْرِفُوا إِنَّهُ لَا يُحِبُّ الْمُسْرِفِينَالْحَمْدُ لِلَّهِ، الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي أَطْعَمَنَا وَسَقَانَا وَجَعَلَنَا مِنَ الْمُسْلِمِينَوَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ عَلَى صَاحِبِ الطَّعَامِ وَالْآكِلِينَ وَالْخَادِمِينَوَعَلَى جَمِيعِ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ، وَالْمُسْلِمِينَ وَالْمُسْلِمَاتِ، الْأَحْيَاءِ مِنْهُمْ وَالْأَمْوَاتِاللَّهُمَّ أَطْعِمْنَا مِنْ طَعَامِ الْجَنَّةِ،وَاسْقِنَا مِنْ شَرَابِ الْكَوْثَرِوَاسْكُنَّا فِي جِوَارِ رَسُولِكَ صَلَّى اللَّهُ تَعَالَى عَلَيْهِ وَسَلَّمَوَأَكْرِمْنَا بِرُؤْيَةِ جَمَالِكَ يَا أَكْرَمَ الْأَكْرَمِينَ وَيَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَنِعْمَةِ جَلِيلُ اللَّهِ، بَرَكَةِ خَلِيلُ اللَّهِ، شَفَاعَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِRahmân, Rahîm olan Allah'ın ismiyle“Yiyin, için, fakat isrâf etmeyin! Çünkü o, isrâf edenleri sevmez.”8Hamd, Allah'a mahsustur. Hamd, Allah'a mahsustur. Hamd, bizi yediren, bizi içiren ve bizi Müslümanlardan kılan Allah'a mahsustur.Allah'ın rahmeti ve bereketleri ise, yemek sâhibinin, yiyenlerin ve hizmet edenlerin üzerine olsun. Hem gerek hayatta bulunan, gerekse vefât etmiş olan bütün mü'min ve mü'minelerin, müslim ve müslimelerin üzerine olsun.Yâ İlâhenâ! Bizi cennet nîmetlerinden yedir. Bizi Kevser Havuzu'nun suyundan içir.Bizi, Resûlün Sallallâhü Teâlâ Aleyhi Vesellem'le cennette komşu eyle.Ey ikrâm edenlerin en keremlisi! Ey merhamet edenlerin en merhametlisi!Bizi cennette cemâlini görmekle şereflendir. Allah'ın celîl nîmetini, Allah'ın Halîli (dostu İbrâhim Aleyhisselâm'ın) bereketini isteriz. Yâ Resûlallah! Şefaat isteriz.9Yemekten Sonra Türkçe Olarak Yapılabilecek Dua:Yâ Rabbî! Başta Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm Efendimiz'in mübârek rûhları için, hem cümle geçmiş enbiyâ-yı izâm ve rusül-i kirâm hazarâtının rûhları için ve bütün evliyâ, şühedâ ve sâlih kulların, hem cümle mü'minîn ve mü'minâtın rûhları için, hem âbâ ve ecdâdımızın rûhları için, dünyada kalan ehl-i îmânın sıhhat ve selâmeti için..يَا رَحْمٰنَ الدُّنْيَا وَيَا رَحِيمَ الْآخِرَة(Ey bu dünyada bütün mahlûkâta nîmet veren Rahmân! Ve ey âhirette sadece mü'minlere nîmet verip nihâyetsiz rahmet sahibi olan Rahîm!)Fahr-i Âlem Aleyhissalâtü Vesselâm Efendimiz'in şerefine, bilcümle hayırlı olan matlûblarımızı an karîbi'z-zamanda, en hayırlı bir şekilde ihsân eyle!Maddî ve mânevî rızıklarımıza bereketler ihsân eyle!Yâ Rabbenâ, kendi kapından, kendi hazînenden helâl rızık, bol bereketler ihsân eyle!Ey bizi nîmetleriyle perverde edip besleyen, büyüten Sultânımız, Hâlıkımız, Rabbimiz olan Hazret-i Allah! Dünyada bize gösterdiğin nîmetlerin, numûnelerin ve gölgelerin asıllarını ve menbâ'larını âhirette bize göster!Ve bizi makarr-ı saltanatın olan cennetine celb et! Bizi bu çöllerde mahvettirme! Bizi huzûruna îmânla al! Bize merhamet et! Çünkü sen, Erhamü'r-râhimînsin!Dünyada bize tattırdığın lezîz nîmetlerini cennette yedirmek bizlere nasîb eyle!Bizi yok olmak ve huzûrundan kovmak gibi bir azâb ile azâb etme!Seni seven, sana hamd edip şükreden şu mutî' ehl-i îmân kullarını başı boş bırakıp, âhirette “Ne hâliniz varsa görün!” diye cehenneme sevk etme yâ Rabbî!Ey (kullarına) yardım eden! Âmîn! Âmîn! Allah, Efendimiz Muhammed'e ve onun bütün âline ve ashâbına salât eylesin. Allahü Teâlâ'nın rızâsı için el-Fâtiha!10Ayrıca BakınızHATİM DUASINDAN ÖNCE OKUNAN SURELERIZDIRAR DUASI VE İHTİYAC-I FITRİ İLE DUADUA VE ÇEŞİTLERİNİŞAN VE DÜĞÜN MERASİMLERİNDE YAPILACAK DUAŞİFA DUALARIPEYGAMBER EFENDİMİZİN (SAV) TAVSİYE ETTİĞİ TÖVBE-İSTİĞFAR DUALARIKaynakçalarTaberânî, Duâ, c. 1, s. 278.Benzer bir rivâyet için bk. Süyûtî, Câmiü'l-Ehâdîs, c. 18, s. 500.İbn Hanbel, Müsned, c. 42, s. 43.Nevevî, Ezkâr, 257-260.Tirmizî, Deavât, 55, h. no: 3457.Tirmizî, Deavât, 55, h. no: 3458.Ebû Dâvûd, Edeb, 97, h. no: 5058.A'râf, 7/31.Heyet, Mealli Namaz Tesbihatı, Hayrat Neşriyat, Isparta 2013, s. 91.Heyet, Mealli Namaz Tesbihatı, Hayrat Neşriyat, Isparta 2013, s. 92-93.
"Bu Alman mağlûbiyetiyle netîcelenen bu harbde Osmânlı Devleti'nin mağlûbiyetinin hikmeti nedir?" Risale-i Nur'da geçen bu sorunun cevabını izah eder misiniz
Herhangi bir ibadet üzerinde iken bir anlık dahi olsa riya kalbe veya akla gelmiş olsa ve bunun vesvese olduğu farkedilip hemen ardından rıza-yı ilahiye odaklanılması halinde bir anlık riya yine de ibadeti ifsad edip bozar mı?
Yakın akraba evliliğinin, hatta uzak akraba evliliğinin bile tıbben çok zararları olduğunu, fakat bu evliliklerin dinimizce caiz olduğunu biliyorum. Bu hususları acaba yanlış mı biliyorum? Yakın veya uzak akraba evliliğini tasvip ve teşvik etme konusuna şuurlu bir Müslüman olarak bakış açımız nasıl olmalıdır? Bu konuyu nasıl değerlendirmeliyiz? İzah eder misiniz?
Deyyus kimdir, neden cennete giremez? Deyyus ile alakalı hadisler nelerdir? İzah eder misiniz?
"İşlerin hayırlısı zor olandır." Hadisi ile "Rabbim kolaylaştır güçleştirme Rabbim hayırlısı ile tamamına erdir" duasını nasıl mezc edeceğiz
Kabirde hesap olacak mı; yoksa hesap vermek için haşri mi bekleyeceğiz?
5.756
Hıristiyan bir kimseye ilk önce izah edilmesi gereken meseleler nelerdir? Teslis inancını çürütürken nasıl bir yol takip etmeliyiz?
İslâmî hakikatleri delilleriyle anlattığımız halde kabul etmeyen insanlar neden inkârda ısrar ederler ve böyle kimselere karşı tebliğde nasıl bir usûl takip edilmelidir?
505
Namazda kısa bir ayet de olsa Kur'an okumak farzdır. Üç ve dört rekâtlı farz namazların ikişer rekâtında, iki rekâtlı farz namazlar ile vitir ve nafile namazların her rekâtında Kur'an okumak farzdır ve kıyamda iken okunur.1 Namazda Fâtiha suresini okumak ve farz namazların ilk iki rekâtında, vitir ve nafile namazların her rekâtında sure veya zamm-ı sure okumak ise vaciptir.2Ayrıca BakınızBEŞ VAKİT NAMAZ İLE KAZANILAN SONSUZ HAYAT/ DÖRDÜNCÜ SÖZHANGİ KIRAAT HATALARI NAMAZI BOZARKUR'ÂN VE SÜNNETTE NAMAZIN ÖNEMİNAMAZI BOZAN VE BOZMAYAN ŞEYLERKaynakçalarLütfi Şentürk, Seyfettin Yazıcı, İslâm İlmihali, Diyanet İşleri Yayınları, Ankara 2019, s. 147.Lütfi Şentürk, Seyfettin Yazıcı, İslâm İlmihali, Diyanet İşleri Yayınları, Ankara 2019, s. 147.
Risale-i Nur'da geçen bu ıstılahları kısaca izah eder misiniz?
Hz. Nevfel'in şehadetinden sonra dirilip evine dönme olayı sahih midir?
Zekât ve fıtır sadakasının sahih olmasının şartlarından biri temliktir. Temlik, eşya üzerindeki mülkiyet hakkını veya malî bir hakkı başkasına devretmeyi ifade eder. Diğer bir şart da verilen kimselerin durumudur. Bunlar ise şöyledir: Fakirler, miskinler, zekât toplamakla görevlendirilen memurlar, müellefe-i kulûb adı verilen kalpleri İslâm'a ısındırılmak istenen kimseler, esaretten kurtulacaklar, borçlular, Allah yolunda cihad edenler ve yolda kalmış olanlardır. 1Bu itibarla, görüldüğü gibi doğrudan hastaların tedavi masrafları zekât olur ifadesi yoktur. Ancak fakir ve miskin tabirleri vardır. Bunlar ise temel ihtiyaçları dışında herhangi bir maldan nisap miktarına sahip olmayan kimselerdir. Ancak temel ihtiyaçları dışında, ister artıcı (nâmî) vasıfta olsun ister olmasın, herhangi bir maldan nisap miktarına sahip olan kimseler, fakir veya miskin kapsamında olmazlar.2Bu iki şart çerçevesinde, hasta bir kimseye zekât verilebilmesi için öncelikle zekât alacak kişinin dinen zengin sayılmaması, yani nisap miktarı mala sahip olmaması gerekmektedir. Şayet hasta çocuk ise çocuğun malî durumu değil, nafakasını üstlenmekle yükümlü velisinin malî durumu esas alınır. Buna göre, velisi nisap miktarı mala sahip ise çocuğa verilen zekât sahih olmayacaktır.İkinci olarak, zekât malının hasta kişiye temlik edilmesi, yani mal üzerindeki tasarruf hakkının tamamen kendisine devredilmesi gerekmektedir.Bu sebeple, zekâtın doğrudan hastane masraflarına tahsis edilmesi veya tedavi giderlerinin zekât veren kişi tarafından bizzat karşılanması, temlik şartı gerçekleşmediğinden, zekâtın geçerliliği için yeterli değildir. Elbette bu kişi, kendisine zekât olarak verilen malı hastalık ve tedavi masrafları için kullanabilir.Ayrıca BakınızEVİ OLMAYAN ZEKAT VERECEK Mİ?ZEKAT HAKKINDAZEKAT NİSABIBORÇLUYA PARAYI BAĞIŞLAMAK ZEKAT YERİNE GEÇER MİZEKAT VEREN KİŞİ, VERDİĞİ KİŞİYE HARCAMA ŞARTI KOŞABİLİR Mİ?KaynakçalarTevbe, 9/60İbnü'l-Hümâm, Fethu'l-kadîr, c. 2, s. 266.