Bağış Yap

Sorular

3.622

Allah Bilinebilir mi

Cenab-ı Hakk'a malûm ve ma'ruf ünvanıyla bakacak olursan, meçhul ve menkûr olur. Çünkü, bu malûmiyet, örfî bir ülfet, taklidî bir sema'dır. Hakikatı ilâm edecek bir ifâde de değildir. Burada anlatılmak istenen nedir? Neden haşa Allah'ı (c.c) bilemeyiz ve o bilinemez deniyor? Halbu ki kendisini tanıtmak için birçok peygamber ve kitaplar gönderen Allah (c.c) madem bilinmeyecekse neden bu kadar çok kendisini tanıtmak istesin ki? Genişçe izah ederseniz seviniriz.

3.582

Saniyeler Dakikalar Saatler Günler ve Ahiret

"Nasıl ki bir saatin saniyeleri ve dakikaları ve saatleri ve günleri sayan haftalık saatin milleri birbirine benzer, birbirini isbat eder. Saniyelerin hareketini gören, sâir çarkların hareketlerini tasdîk etmeye mecbûr olur. Aynen öyle de, semâvât ve arzın Hâlik-ı Zülcelâl'inin bir sâat-i kübrâsı olan bu dünyanın saniyelerini sayan günler ve dakikalarını hesab eden seneler ve saatlerini gösteren asırlar ve günlerini bildiren devirler birbirine benzer, birbirini isbat eder. Ve bu gecenin sabahı ve bu kışın baharı kat'iyetinde, fânî dünyanın karanlıklı kışının bâkî bir baharı ve sermedî bir sabahı geleceğini hadsiz emârelerle haber verir," Üstadın verdiği örnekte zaman silsile halinde çarkları büyüyerek devam ediyor. Ama ahirete gelince orda artık sabitleniyor. Aynı mantıkla gidersek orada da daha büyük çarkların olması gerekmez mi? İzah eder misiniz?

3.597

Süllemi Burhan

"İmkân, mütesaviy-üt tarafeyn"dir. Yani: Adem ve vücud, ikisi de müsavi olsa; bir tahsis edici, bir tercih edici, bir mûcid lâzımdır. Çünki mümkinat, birbirini icad edip teselsül edemez. Yahut o onu, o da onu icad edip devir suretinde dahi olamaz. Öyle ise bir Vâcib-ül Vücud vardır ki, bunları icad ediyor. Devir ve teselsülü, oniki bürhan yani arşî ve süllemî gibi namlar ile müsemma meşhur oniki delil-i kat'î ile devri ibtal etmişler ve teselsülü muhal göstermişler. Silsile-i esbabı kesip, Vâcib-ül Vücud'un vücudunu isbat etmişler." Bu paragrafta bahsettiği süllemi burhanı açıklar mısınız?

Kırgınlık, Kaygı ve Yalnızlık Karşısında İslamiyet Nasıl Yol Gösterir?

Merhaba, 23 yaşında İstanbul'da üniversite öğrencisiyim. Üniversite hayatım, özellikle sosyal açıdan, beklediğim gibi geçmedi. Sosyalleşmek için çaba göstersem de zorlandım ve yanlış insanlarla karşılaştığımı düşünerek kendi kabuğuma çekildim.Aslında çoğu zaman cesaretli biriyim; ancak hayatta bazen kötü insanların da kazanabildiğini görmek beni çok incitti. Zamanın hızla geçmesini sorguluyor, geçmişe dönmek istesem de gelecekte benzer şeyleri yaşamaktan korkuyorum. Kendimi aynı senaryoların içinde bulmaktan ve başıma gelebileceklerden endişe ediyor, zaman zaman da öfkeleniyorum. Bütün bunları sağlıklı bir şekilde yönetebilmek için İslamiyet nasıl bir yol gösteriyor?

3.094

Hem Şuurî olmaksızın, Hem de Şuurî Oldukları Halde

"Ve keza, şuurî olmaksızın, senin lehine ve aleyhine çok fiiller cereyan etmektedir. O fiiller şuurî oldukları halde, şuurun taallûk etmediğinden sâbit olur ki, o fiillerin fâili bir Sâni-i Zîşuurdur. Ne sen fâilsin ve ne senin esbabın!" (Mesnevi Nuriye, Katre, Osmn. 60) Burada geçen “hem şuuri olmaksızın” “hem de şuuri oldukları halde” ifadeleri çelişkili gibi gözüküyor. Bunu nasıl izah edebiliriz?