5.442
Kur'an Dinleme Adabı
Kur'an-ı Kerim, Allah'ın insanlığa gönderdiği son İlâhî kitaptır. Bu sebeple onu okumak kadar dinlemek de büyük bir ibadettir. Kur'an okunurken saygı göstermek, dikkatle dinlemek ve onun mesajını anlamaya çalışmak, müminin Rabbine karşı edebinin bir göstergesidir. Nitekim Rabbimiz Kur'an'ı dinlemenin ehemmiyetini şu ayet ile haber vermektedir:Hem Kur'ân okunduğu zaman, hemen onu dinleyin ve susun ki merhamet olunasınız!1Hz. Peygamber (sav) ise Kur'an'ı dikkatle dinlemenin faziletini şu hadisle bize göstermiştir:Abdullah b. Mes'ûd (ra) şöyle anlatır: “Resûlullah (asm) bana: 'Bana Kur'ân oku.' buyurdu. Ben, 'Kur'ân sana indirildiği hâlde onu sana ben mi okuyayım?' dedim. Bunun üzerine, 'Ben onu başkasından dinlemeyi de severim.' buyurdu. Ben Nisâ sûresini okumaya başladım. 'Her ümmetten bir şahit, seni de bunlara şahit getirdiğimiz zaman halleri nasıl olacak?' (Nisâ, 4/41) âyetine gelince, 'Yeter, burada bırak.' buyurdu. Resûlullah'a baktığımda gözlerinden yaşlar akıyordu.2Bu hadis, Kur'an'ı sadece okumak değil, huşû içinde dinlemenin de sünnet olduğunu göstermektedir.Ayrıca Kur'an tilaveti, sadece lafızların okunmasından ibaret değildir. Kur'an okunurken dinleyen kimsenin mümkün olduğu kadar sessiz kalması, kalbini İlâhî kelama yöneltmesi ve okunan ayetler üzerinde tefekkür etmesi tavsiye edilmiştir. Kur'an'ı dinlemek, onun emir ve yasaklarını anlamaya çalışmak, öğütlerinden ibret almak ve hayatına uygulama gayreti göstermek gerçek dinleme adabının temelini oluşturur. Kur'an'ın gelişi güzel bir konuşma gibi değil, Allah'ın kullarına hitabı olduğu bilinciyle dinlenmesi gerektiği özellikle vurgulanmıştır.3 Bediüzzaman Hazretleri ise bu konuda şöyle demektedir:Kur'ân'ı yeni nâzil oluyor gibi okumak ve dinlemek; ve ondaki hitâbât-ı İlâhiyeyi güyâ geldiği ân-ı nüzûlünde dinlemek; ve o hitâbı Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'dan işitiyor gibi dinlemek; belki Hazret-i Cebrâîl'den as, belki Mütekellim-i Ezelî'den dinliyor gibi bir kudsî hâlete mazhar olur. Ve kendisi tercümanlık edip başkasına dinlettirmek ve Kur'ân'ın hikmet-i nüzûlünü bir derece göstermektir.4Yani mümin, Kur'an'ı sanki ilk defa nazil oluyormuş gibi bir tazelik ve heyecan içinde okumaya veya dinlemeye çalışmalıdır. Ayetleri, önce Cebrâil'in (as) Hz. Peygambere (sav) getirdiğini, ardından Peygamber Efendimizin (sav) ümmetine tebliğ ettiğini düşünerek dinlemek en güzelidir. Hatta daha da ötesinde, bütün bu vasıtaların arkasındaki hakikati fark edip Allah'ın ezeli kelâmına muhatap olduğu bilincini taşımak gerekir. Böyle bir bakış açısı, Kur'an'ı sıradan bir metin veya güzel bir tilavet olmaktan çıkarır, onu doğrudan doğruya insanın kalbine ve ruhuna hitap eden İlâhî bir mesaj haline getirir. Bediüzzaman Hazretlerinin devamındaki “kendisi tercümanlık edip başkasına dinlettirmek” ifadesi ise, Kur'an okuyan kimsenin Allah'ın kelamını insanlara ulaştıran bir elçi ve tercüman olduğunu hatırlatmaktadır. Bu şuurla yapılan tilavet hem okuyanın ihlasını artırır hem de dinleyenlerin daha derinden hissetmelerine vesile olur.Sonuç olarak, Kur'an okunurken konuşmaktan kaçınmak, oturuşunu düzeltmek, dikkatle dinlemek, mümkünse manasını düşünmek ve kalbi ilâhî hitaba açmak, Kur'an dinleme adabının en önemli esaslarındandır. Böyle bir edep ve huşû ile dinlenen Kur'an, insanın imanını kuvvetlendirir, kalbine huzur verir ve hayatına doğru istikamet kazandırır.Ayrıca BakınızKURAN-I KERİM DİNLEMEKKURAN DİNLEMEKKUR'AN OKURKEN İLAHİ/FON MÜZİK DİNLEMEK CAİZ MİDİR?YATARAK KUR'AN OKUMAK VE DİNLEMEK CAİZ MİDİR?KaynakçalarA'râf 7/204.Buhârî, Feżâʾilü'l-Ḳurʾân, 33.Abdurrahman Çetin, "Tilavet", TDV İslâm Ansiklopedisi, 2012, c. 41, s. 155-156.Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, c.2, s. 285.

