Bediüzzaman Hazretleri'nin Sarık Sünnetine Verdiği Ehemmiyet ve Bu Konudaki Net Tavrı
Bediüzzaman Hazretleri, gençlik döneminden itibaren sarık sünnetini muhafaza etmişti. Bu dönemde herhangi bir baskı ve zulümle karşılaşmadan sarığını uzun yıllar rahatlıkla sarabilmişti. Ancak 1924 yılının Mart ayında hilafetin kaldırılmasıyla başlayan mânevî bağlardan kopuş süreci, 1925 yılında çıkarılan bir dizi kanunla hızlanarak devam etti.Önce medreseler kapatılarak İslâm ilimleri eğitimi yasaklandı. Bu toplumun mânevî âb-ı hayat membalarının kuruması demekti. Yine, o gün için herkesin kullandığı sarık cübbe gibi İslâmî kıyafetleri yasaklayan, şapka giymeyi mecbur kılan bir kanunla toplumun günlük hayattaki görüntüsü tamamen değişti. Ardından İslâm hukuku ve kanunları yasaklanarak, Avrupa'dan kanunlar ithal edildi. Bu arada Anayasa'daki “Devletin resmî dini İslâm'dır” hükmü de kaldırıldı ve on sene sonra onun yerine “Laiklik” maddesi Anayasa'ya girdi. 1928 Kasım'ında Kur'ân Harfleri'nin kaldırılıp yerine Latin Harfleri'nin kabulü ise Avrupaî bir topluma geçişteki sürecin zirve noktası oldu. 1932 yılında Arabca ezan okumanın yasaklanmasıyla artık Türkiye halkının bir İslâm toplumu olduğunu gösteren camiler ve eski mezar taşlarından başka çok az şey kalmıştı.1O dönemde Bediüzzaman Hazretleri sarık ve İslami kıyafeti Sünnet-i Seniyye'nin, İslami şeairin ve "izzet-i ilmiye"nin (ilmin izzetinin) vazgeçilmez bir sembolü olarak görmüş; en ağır baskı, hapis ve sürgün şartlarında dahi sarığından ve İslami kisvesinden asla taviz vermemişti. Otuz-kırk sene boyunca mahkemelerde, karakollarda, cezaevlerinde ve sürgün hayatında hiçbir hakim veya görevlinin huzurunda sarığını çıkarmamış, başını açmamıştı. O yaşadığı baskıları Denizli mahkemesi müdafasında şöyle aktarmaktadır:Sonra o zâlim ve dünyaca büyük makamlarda bulunanlar dediler: Sen yirmi senedir bir tek def'a takkemizi başına giymedin. Ve eski ve yeni mahkemelerin huzûrunda başını açmadın. Eski kıyafetinle bulundun. Hâlbuki: on yedi milyon, bu kıyafete girdi. Ben de dedim: On yedi milyon değil, belki yedi milyon da değil, belki rızâsıyla ve kalb kabûllüğüyle ancak yedi bin Avrupaperest sarhoşların kıyafetlerine ruhsat-ı şer'iye ve cebr-i kānûnî cihetiyle girmekten ise, azîmet ve takvâ-yı şer'iye haysiyetiyle yedi milyar zâtların kıyafetlerine giren benim gibi otuz seneden beri hayât-ı ictimâiyeyi terk eden adama: İnâd ediyor, bize muhâliftir, denilmez.2Konu ile ilgili Risale-i Nur'da geçen başka bir ifade şöyledir:İslâmî kıyâfeti kat'iyen ve aslâ tebeddül etmeyen; Ve kıyafetine ilişmek isteyen ve sonra kendi kendini öldürmekle tokadını yiyen Nevzâd isminde Ankara Vâlîsi'ne: Bu sarık bu başla beraber çıkar tarzında konuşarak boynunu göstermesiyle dokunulmayan bir zâta; hem Isparta, hem Eskişehir, hem Denizli Mahkemeleri dahi başını açtırmadıkları ve son Afyon Mahkemesi müstesnâ binlerce halk ve yirmi polislerin bulunduğu sıralarda bile başını açması ihtâr edilmediği ve münzevî olduğu hâlde; o düşüncesiz me'mûrun ma'nâsız ihânet için müdâhale niyeti, doğrudan doğruya anarşilik hesabına vatan ve millete tehlike getirmeye çalışmaktır.3Hazret-i Üstad'ın, “Ankara Vâlisi Nevzat Bey, cebren kıyafetime ilişmek istedi; hem muvaffak olamadı” ifadesinden anlaşıldığına göre, zorla şapkayı kendisine giydirmeye çalışmış, fakat bunu başaramamıştır. Vâli'nin küstahça tavrını, fiilî taarruz derecesine taşıması üzerine sabrı tükenen büyük Üstad, “Bu sarık bu başla beraber çıkar. Başından bul!” diye büyük bir hiddetle ona beddua etti. Mazlumun âhı yerde kalmaz Arşa çıkarmış. Üstad'ın bedduasını alan bu zalim vâli, üç sene sonra Ankara'da işlenen bir cinayeti örtbas etmeye çalıştığı anlaşılarak mahkemeye verilmişti. Bunu bir türlü gururuna yedirememiş ve en sonunda başına dayadığı tabancasıyla intihar etmiştir. Üstad'ın başına zorla uzanan bu zalim elin sahibi, buna mukabil aldığı bedduaya aynen uğrayıp “başından bularak” kendi cezasını kendi eliyle vermiştir..4Ayrıca BakınızSARIK SÜNNETİSARIK VE CÜBBE GİBİ SÜNNETLERSARIK İLE İLGİLİ HADİSLERCEMAAT SEVABI İLE SARIK SÜNNETİ ARASINDA ÖNCELİK NEDİR?RİSALE-İ NUR'DA ADI GEÇEN SARIKLI GENÇ KİMDİR?SARIK SARMANIN FAZİLETİ İLE İLGİLİ HADİSLER ZAYIF MIDIR?BAŞI AÇIK NAMAZ KILMANIN VE TAKKESİZ SARIK SARMANIN HÜKMÜKaynakçalarHeyet, Bediüzzaman Said Nursî ve Hayru'l-Halefi Ahmed Hüsrev Altınbaşak, Hayrat Neşriyat, Isparta 2013, c. 1, s 267.Bediüzzaman Said Nursi, Şua'lar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 321.Bediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2021, c. 4, s. 31.Heyet, Bediüzzaman Said Nursî ve Hayru'l-Halefi Ahmed Hüsrev Altınbaşak, Hayrat Neşriyat, Isparta 2013, c. 2, s 710.

