3.750
Allahın Zatı
Allah, Kuran'da kendi zatının nasıl olduğunu az da olsa bildirmiş midir?
Destek olunİlmi çalışmalarımıza destek olun, bu hizmetlerin kesintisiz sürmesine katkıda bulunun.
Bağış Yap
3.750
Allah, Kuran'da kendi zatının nasıl olduğunu az da olsa bildirmiş midir?
Şia, kelime olarak fıkra, cemaat, taife, yardımcı ve etba manalarına gelmektedir.1 Terim olarak Şia ise Resul-i Ekrem'in vefatının ardından devlet başkanlığının Hz. Ali'ye ve onun evladından belli kimselere intikal etmesi gerektiğini savunan grupları ifade eder.2Peygamber Efendimiz (sav), ahireti şereflendirmeden önce İslam devletini ve ümmetini maddi ve manevi olarak idare edecek ve sahabelerin içinde en seçkin konumda olan zatları hem fiil hem de sözleri ile işaret etmiştir. Örneğin, bir mecliste veya bir yerde oturduklarında Efendimizin sağında ve solunda Hazret-i Ebubekir (ra) ve Hazret-i Ömer Efendilerimiz (ra) otururlardı.3 Bu konuda başta dört Halife ve Aşere-i Mübeşşere Efendilerimiz (ra) olmak üzere sahabelerin faziletini gösteren rivayetler için Kütüb-i Sitte hadis külliyatına bakılabilir.Peygamber Efendimiz (sav), özellikle hastalığının şiddetlendiği son zamanlarda Hazret-i Ebubekir Efendimizi imamlığa geçirmiş, arkasında namaz kılmış ve Hazret-i Ebubekir Efendimizin (ra) kapısı hariç mübarek mescidine açılan bütün kapıları kapattırmıştır.4 Elbette bundan çıkarılacak en önemli ders, Hazret-i Peygamberin (sav) kendisinden sonra Hazret-i Ebubekir'i (ra) işaret ettiği ve onun devleti ve ümmeti sevk ve idare edeceğidir. Nitekim bu mesaj, başta Hazret-i Ali Efendimiz (ra) olmak üzere tüm sahabe tarafından hiçbir itiraza yer olmadan kabul edilmiştir.Daha sonra sırası ile Hazret-i Ebubekir (ra), Hazret-i Ömer (ra), Hazret-i Osman (ra) ve Hazret-i Ali (ra) halife olmuşlar ve Müslümanları idare etmişlerdir. Bu sıralamaya ne Hazret-i Ali Efendimizden (ra) ne de dönemin toplumunu oluşturan sahabeden hiçbir itiraz gelmemiştir.Bediüzzaman Hazretleri, Yedinci Lem'a'da Fetih suresinin son ayetinin gaybi bir ihbar ile dört Halife'den (ra) bahsettiğini, onların sıfatlarını söyleyip sırası ile kimin halife olacağını haber verdiğini şu ifadelerle ortaya koymaktadır:مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِ وَالَّذٖینَ مَعَهُٓ اَشِدَّٓاءُ عَلَی الْكُفَّارِ رُحَمَٓاءُ بَیْنَهُمْ تَرٰیهمْ رُكَّعًا سُجَّدًاMuhammed Allah'ın Resûlüdür. Ve onun berâberinde bulunanlar; kâfirlere karşı çok şiddetli, kendi aralarında gāyet merhametlidirler; onları çokça rükû' eden kimseler ve çokça secde eden kimseler olarak görürsün..5〚 وَالَّذٖینَ مَعَهُ〛“Onun beraberinde bulunanlar” ifadesi, özel beraberliği ve ilk vefat ederek yine onun maiyetine katılmasıyla Hazret-i Ebu Bekir'i gösterir.〚 اَشِدَّٓاءُ عَلَی الْكُفَّارِ〛 Kâfirlere karşı çok şiddetli” ifadesi, fetihleriyle devletleri titretecek ve zalimlere adaletiyle yıldırım gibi karşı koyacak Hazret-i Ömer'i bildirir.〚 رُحَمَٓاءُ بَیْنَهُمْ〛 “ Kendi aralarında gayet merhametlidirler” ifadesi ise büyük bir fitne sırasında Müslümanlar arasında kan dökülmemesi için canını feda eden Hazret-i Osman'ı haber verir.〚 تَرٰیهُمْ رُكَّعًا سُجَّدًا یَبْتَغُونَ فَضْلًا مِنَ اللّٰهِ وَرِضْوَانًا〛 “Rükû ve secde edenler” ifadesi ise saltanat ve hilafete layıkıyla giren fakat zühdü, ibadeti ve ölçülü yaşamı seçen Hazret-i Ali'yi anlatır. Bu işaret, onun fitnelerdeki savaşlardan sorumlu olmadığını da bildirir. Çünkü onun niyeti ve isteği Allah'ın lütfu ve rızasını kazanmaktır.6Bu hakikatleri bilen Hazret-i Ali Efendimiz (ra), kendisinden önce Hazret-i Ebubekir'in (ra), Hazret-i Ömer'in (ra) ve Hazret-i Osman'ın (ra) hilafetine itiraz etmek şöyle dursun onların yanında ilmiyle bir şeyhülislam ve bir müsteşar gibi İslamiyet'e hizmet etmiştir.Hazret-i Osman Efendimizin şehit edilmesinden sonra Hazret-i Ali Efendimiz (ra), bütün sahabenin kabulü ile hilafete geçmiştir. Daha sonraları Hazret-i Osman (ra) Efendimizin katilinin bulunup öldürülmesi olayında ortaya çıkan içtihadi ihtilaf, maalesef sahabe arasında Cemel ve Sıffin savaşlarını netice vermiş ve İslam toplumunda ciddi gruplaşmaları ve fırkalaşmaları ortaya çıkarmıştır. Hazret-i Ali Efendimiz (ra) Kufe'de şehit (H. 661) edilmiştir. Ancak bu süreçte Yahudi münafık Abdullah bin Sebe, Hazret-i Ali (ra) taraftarlarının arasına girmiş; birçok batıl inanışı taraftarlar arasında yaymayı başarmıştır.7 Hazret-i Ali'nin hilafete daha layık olduğu, bu konuda hakkının gasp edildiği, sahabenin adil olabileceği gibi fasık da olabileceği ve hatta üç kişi hariç diğerlerinin mürted oldukları gibi daha birçok yanlış inanç bu fırka arasında yayılıp hayat bulmuştur.8Daha sonra Hazret-i Ali Efendimizin (ra) oğlu Hazret-i Hasan Efendimiz (ra) hilafetini ilan etmiş ve altı ay halifelik yapmıştır. Ancak Hazret-i Muaviye (ra) ordusunu hazırlayıp Hazret-i Hasan Efendimizin üzerine gönderince Hazret-i Hasan Efendimiz (ra), Müslümanlar arasında kan çıkmaması için Hazret-i Muaviye (ra) lehine hilafetten çekilmiştir. Eşi tarafından zehirlenen Hazret-i Hasan (ra), hicri 669'da şehit edilmiştir.Tarihi süreçte Ehl-i Beyt, Emevilerden siyaseten rahatsız olanlar için bir adres olmuştur. Onların baskıcı siyasetinden memnun olmayanlar, Ehl-i Beyt'ten birinin arkasına saklanıp isyan bayrağını çekmişlerdir. Yine böyle bir amaç için Hazret-i Hüseyin Efendimizi Kufe'ye davet etmişler; ancak olay, Kerbela'da Hazret-i Hüseyin Efendimizin şehadeti ile sonuçlanmıştır. Bu feci olay ayrılığı çok daha belirginleştirip derinleştirmiş ve özellikle Şia tarafından yüzyıllar boyunca kullanılacak bir araç olmuştur.Kerbela olayından sonra Şia taraftarları arasında ideolojik düşünce iyice yerleşmiş oldu. Artık ayetleri ve hadisleri kendi anlayışlarına göre yorumlamaya başlamışlardı. Kendi usullerini teşekkül ettirmiş ve kendi fıkıh anlayışlarını tatbik etmişlerdi.Temelde Şiileri Gulat (aşırı) Şiası, İsmailiye Şiası, İsnaaşeriye (İmamiyye) Şiası, Zeydiyye Şiası olarak dört grupta toplayabiliriz. Temel inançlarını ise şu beş maddede özetlemek mümkündür:Tevhid: Allah'ın varlığı ve birliği konusunda Müslüman alimlerle ayrılmazlar. Ancak Allah'ın sıfatları konusunda neredeyse Mutezile ile aynı görüşü paylaşırlar.Adalet: Bu konuda Allah'ın mutlak adalet sahibi olduğunu ifade ederlerken, Allah'ın kulları için en iyisini yaratmak zorunda olduğunu ifade ederek bu konuda Mutezile ile paralel düşünürler.Nübüvet: Allah ile aracısız görüşen kişinin peygamberliğine, bu peygamberin peygamberliğini ispat için mucize göstermesinin zorunluluğuna ve Allah'ın insanların doğruyu bulmak, saadet ve mutluluğu bulmak için peygamber göndermek zorunda olduğuna inanırlar.İmamet: İmamet, din ve dünya işleri ile ilgili olarak herhangi bir şahsın Hz. Peygambere (sav) niyabetle genel başkanlığıdır. Bu, aklen vaciptir. Ve özellikle İsmailiye kolu, Kur'an ve sünnetin açık ve gizli manalarının olduğunu, gizli manaların ancak imamla anlaşılabileceğini savunurlar. Özetle, peygamberliğin varlığına delalet eden her delil, imametin de varlığına delalet eder, derler. İmamların masum yani günahsız olduklarını savunmakla Müslüman alimlerden ayrılırlar.Mead: Ahiret inancıdır. Bu konuda diğer İslam alimlerinden çok farklı düşünmezler. Ancak furuatta inançlarına göre Mehdi çıktığında Allah bazı insanları tekrar kendi suretlerinde diriltecek, onların bir kısmını alçaltacak, bir kısmını ise yüceltecektir. Kendilerinin inanışına göre bu, tenasühten farklı bir şeydir.9Kur'an ve sünnet ışığında hilafet ve buna karşılık Şiilik mezhebinin varlığı, çıkış sebebi ve genel olarak inançları bu şekilde özetlenebilir.Ayrıca BakınızİMAMET MESELESİ / ŞİAŞİA GRUPLARINA AİT İLAHİLERİ DİNLEMEKŞİALARIN NAMAZI 3 VAKİT KILMALARININ SEBEBİKaynakçalarÇağdaş Arapça SözlüğüRagıb el-İsfahani, el-Müfredat, “şyʿ” md.; Lisanü'l-ʿArab, “şyʿ” mdSahih-i Müslim, Kitab-ı Fezail-i Sahabe, c.7, s. 301-304Sahih-i Müslim, Kitab-ı Fezail-i Sahabe, c.7, s. 278-279Fetih, 48/29.Bediüzzaman Said Nursi, Lem'alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 25Mustafa Öz, "ŞİA", TDV İslam Ansiklopedisi1.Cemal Sofuoğlu. Şia'nın Sahabiler Hakkındaki Bazı Görüşleri. AÜİFD 1981; 24(1-2) 533-538.İlhan, A. (1996). Şiilik ve Ana Prensipleri. Erdem, 8(23), 375-396
Namazın içinde ayet atlanarak yapılan bir hatada sehiv secdesi yapılmasının hükmünde bir değişiklik olur mu? Sehiv secdesi nasıl yapılır?
Bediüzzaman Üstadımız neden Isparta'da hizmetine devam etmiş? Isparta'nın özelliği nedir? Bir de ilk yazılan Risale ve diğer risalelerin telif tarihleri nelerdir?
23.847
Risale-i Nur mecmualarının ve risalelerin telif tarihleri hakkında bilgi verir misiniz?
Zihin açıklığı, anlayış, zeka veya buna benzer şeyler için hadis ve kaynağı sağlam olan veciz sözler var mıdır? Hafızanın güçlü kalması için ne yapılması gerekir?
6.831
"Sadakalar (zekâtlar), Allah'dan bir farz olarak ancak, fakirlere, yoksullara, (zekâtı toplamak için me'mur kılınmakla) onun üzerine çalışanlara, kalbleri (İslâm'a) ısındırılacak olanlara, (âzâd edilmek üzere efendisiyle belli bir bedel karşılığında anlaşmış olan) kölelere, borçlulara, Allah yolunda olanlara ve yolda kalmışlara mahsustur. Ve Allah, Alîm(menfaatinize olanı hakkıyla bilen)dir, Hakîm (en doğru hükmü veren)dir." (Tevbe,60) Bu ayet-i kerimede geçen kendisine zekat verilecek olan "kalbi İslama ısındırılacak olan" kişiler tam olarak kimleri kapsamaktadır.
Kur'ân'ın beş, yedi, dokuz vb çeşitli bölümlere ayrılması esasen uygulama olarak Sevgili Peygamberimiz (sav) dönemine kadar uzanmaktadır. Fakat rivâyete göre Basra ve Kûfe âlimlerini toplayarak, onlara Kur'ân'ın harflerini, kelimelerini ve ayetlerini saydıran ve Kur'ân'ı otuz cüze ve hiziplere ayırtan Haccac ibn Yûsuf olmuştur.1Kur'ân genelinde en bilindik bölümleme cüzdür. Cüz parça, kısım, pay demektir. Bazı âlimlerin dediğine göre Hz. Osman mushafı nokta ve harekeden beri olduğu gibi cüzlere bölümlenmekten de beriydi. Ancak zamanla insanların mushaflarda çeşitli, cüzler yapmak hoşlarına gitti, kimisi Kur'ân'ı otuz bölüme ayırdı. Ve ilk etapta akla başka bir şey çağrıştırmasın diye bu her bir kısma “cüz” adını verdi. Öyle ki birisi “ben bir cüz okudum” deyince akla ilk gelen şey o kişinin Kur'ân'ın otuzda birini okuduğu oluyordu. Her cüz dört bölümde cereyan ediyordu.Bir kısım insanlar ise cüzü iki hizbe ayırdı. Cüzü dört hizbe ayıranlar ise her bir parçaya “dörtte bir” yada "hizb" adını verdiler. Yani hizb Kur'ân cüzünün kendi içinde dörde bölümlenmesiyle meydana gelen parçaları ifade eder.2Bazı hadislerden Kur'ân'ın cüzlere ayrılması anlayışının Cenab-ı Hakk'a dayandığı da söylenmektedir. Söz gelimi Ebû Derda'nın naklettiği hadise göre Sevgili Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmuştur:“Sizden biri gece Kur'ân'ın üçte birini okumaktan aciz mi?” Dediler ki: “Biz bunu yapmaktan aciz ve zayıfız.” Hz. Peygamber buyurdu ki: “Allah Kur'ân'ı üç cüze ayırdı da kul huvellahu ahad'i (İhlâs Sûresi'ni) Kur'ân'ın üçte birisi kıldı”3O halde cüzlere ayırma fikri, Kur'ân'ın bıkkınlığa düşmeden tilâvetini sürekli kılmak için yapılan bir uygulamadır ve bu konuda Cenab-ı Hak müminlere yol göstermiştir.Mushaflarda okuyucuya kolaylık olsun diye cüz ve hizbler sembollerle de gösterilmiştir. Erken dönem mushaflarında da görülen hizip gülleri esas olarak 15. yüzyıldan sonraki mushaflarda görülmeye başlamıştır.4Ayrıca BakınızKUR'ÂN'IN DEĞİŞTİRİLEMEDİĞİNİN İSPATIKUR'ÂN'IN ALLAH KELAMI OLDUĞUNUN DELİLLERİÂYET, HADİS VE ÂLİMLERİN SÖZLERİNDE KUR'AN OKUMANIN FAZİLETLERİKUR'AN SAYFALARININ 15 SATIR OLMASIKaynakçalarGazâlî, Ebû Hamid Muhammed b. Muhammed, İhyâu Ulumiddîn, Dâru Şuab, y.y. ts., c.1, s. 502.Zerkânî, Muhammed Abdülazîm, Menâhilu'l-İrfân fî Ulûmi'l-Kur'ân, Dâru'lKitâbi'l-Arabî, Beyrût, 1995, c.1,s. 334.Darimî, Sünen, Fedâilu'l-Kur'ân, 24(3474). Ebû Ubeyd, Kitâbu Fedaili'l-Kur'ân, s.269.Zerkânî, Muhammed Abdülazîm, Menâhilu'l-İrfân fî Ulûmi'l-Kur'ân, Dâru'lKitâbi'l-Arabî, Beyrût, 1995., s.141
Nisa suresi 65. Ayette “iman etmiş olmazlar” ifadesi ile ne kastedilmiştir? Örneğin, internette bir hocayı veya başka birini dinliyoruz, bir fikrine karşı başka bir fikir düşünüyoruz; bu gibi durumlar bu ayetin içine giriyor mu? Yani her fikir ayrılığında dini hükümlere bakmak gerekir mi?
Muhakemat Risalesi "Altıncı Mukaddeme" konuyu genel olarak okuduktan sonra, "tefsirde mezkur olan her bir emir, tefsirden olmak lazım gelmez. İlim ilme kuvvet verir. Tahakküm etmemek şarttır...."Bu konuya örnek olarak "dört hak mezhep" ya da “Dünya öküzle balık üzerindedir.” gibi hadisleri verebilir miyiz? Yoksa konu dışında mı kalıyor? Çünkü Üstadımız bir kısımda; "Bu hakikate beni muttali' eden, bir vakit sabavetimde ay tutuldu. Validemden sual ettim. Dedi ki: "Yılan ay'ı yutmuş." Dedim: "Neden daha görünüyor?" Dedi ki: "Asumanın yılanı nim-şeffaftır."" böyle bir örnek veriyor.
Erkek öğretmenin yaptığı, velilerin çoğunun annelerden oluştuğu okul veli toplantısına annenin katılması günah mı? Bu toplantıya sadece baba mı katılmalı, anne de katılabilir mi veya anne-baba birlikte mi gitmeli? Anne çarşaflıysa hüküm değişir mi?
2.996
Aşağıdaki cümleyi açıklarmısınız. "hesabsız eserleriyle gizli kemâlâtını bildirmek isteyen; ve bu arzuyu, kavilden ve tekellümden daha zâhir bir tarzda fiilen isteyen ve hâl diliyle bildiren bir zât, perde-i gayb tarafında bulunduğu bilbedâhe anlaşılıyor." (Asa-yı Musa)
4.704
Tövbenin geciktirilmesi günahtır diye bir şey duymuştum. Doğru mu?
5.322
13. lemanın 4. işaretinde: "adem şerr-i mahz, ve vücut hayr-ı mahz" olduğu ifade ediliyor. Bunun ne demek olduğunu izah eder misiniz?
3.332
Parmakla tesbih çekmek ile tesbih ile tesbih çekmek arasında fazilet bakımından fark var mıdır? Tesbih bidat mıdır? Bu konu ile ilgili hadisler nelerdir?
4.268
15. Şua'da 9. ve 10. şehadetleri izah ederken Al-i Muhammed (asm) alimleri için "Hakkalyakin" tabiri kullanılırken, Sahabe Efendilerimiz için "Aynelyakin" tabiri kullanılmış. Niçin bu tabirler kullanılmış? Hakkalyakin mertebesi aynelyakin mertebesinden daha yüksek değil mi?
8.081
Ulü'l-emr tam olarak ne demektir? Ulü'l-emre itaat ne ölçüde olmalıdır? Bu konu Risale-i Nur'da nasıl ele alınmıştır?
13.903
Lemaat Risalesi'nde geçen ilgili cümleyi devamıyla birlikte izah eder misiniz?
4.196
Eskiden çalıştığımız kurumda namaz kötü karşılanırken, şimdi bazı değişikliklerle namaz kılanlar iyi görevlere getirilebiliyor. Bu yıl namaza başlamayı düşünen arkadaşlarıma bazı kötü niyetli kişiler, “Namaz kılarsanız insanların gözünde riyakar olursunuz.” diyerek onları vazgeçirmeye çalışıyor. Arkadaşlarıma ne cevap vermeliyim?
3.942
İnsan hem günah işleyip hem namaz kılıyor ve yedi büyük günahtan kaçınıyorsa akıbeti hakkında ne söylenebilir?
6.904
"Biraderim Süleyman Efendi işaret buyurulan zattır." Bu söz Üstad'a mı aittir? Eğer öyleyse "işaret buyurulan" derken Üstad neyi kastetmiştir?