7.529
Gençlik Rehberi'ndeki Kabre Girişin 3 Yolu
Gençlik Rehberi'nde, geçen Kabre ait 3 yolu izah eder misiniz? Bediüzzaman Hazretleri niçin kabir var diyerek nasihat ediyor?

7.529
Gençlik Rehberi'nde, geçen Kabre ait 3 yolu izah eder misiniz? Bediüzzaman Hazretleri niçin kabir var diyerek nasihat ediyor?
İlgili yer Risale-i Nur'da şöyle geçmektedir:Dokuzuncu İşâret: Îmân ve muhabbetullâhın netîcesi, ehl-i keşif ve tahkîkin ittifâkıyla, dünyanın bin sene hayat-ı mes'ûdânesi bir saatine değmeyen cennet hayatı; ve cennet hayatının dahi bin senesi, bir sâat müşâhedesine değmeyen bir kudsî münezzeh cemâl ve kemâl sâhibi olan Zât-ı Zülcelâl'in müşâhedesi , rü'yetidir ki.1Aynı yerin Haşiye kısmında ise şöyle denilmektedir:Hadîsin nassıyla o şuhûd, bütün lezâiz-i cennetin o derece fevkındedir ki, onları unutturur. Ve şuhûddan sonra ehl-i şuhûdun hüsn-ü cemâli. o derece fazlalaşır ki, döndükleri vakit saraylarındaki âileleri çok dikkat ile, zor ile onları tanıyabilirler, hadîste vârid olmuştur.2Bediüzzaman Hazretlerinin, “Dünyanın bin sene mes'ûdâne hayatı, bir saat Cennet hayatına; Cennet hayatının bin senesi de bir saat rü'yet-i cemâle mukabil gelmez.” ifadesi, Kur'an ve hadislerde yer alan Allah'ı görmenin (rü'yetullahın) Cennet nimetlerinin en büyüğü olduğu hakikatine dayanmaktadır. Buradaki "bin sene" ve "bir saat" ifadeleri herhangi bir ayet veya hadiste geçmemektedir lakin "ehl-i keşif ve tahkîkin ittifâkıyla" tabirinden ayet ve hadislerin manasına temsili bir atıf olduğu anlaşılmaktadır. Yani bu ifade cennet nimetleri ile Allah'ın cemâlini müşahede etmenin verdiği lezzet arasındaki farkın büyüklüğünü anlatan temsili bir üsluptur. Rü'yetullahın Kur'an'daki en önemli delillerinden biri şu ayettir:Nice yüzler vardır ki, o gün (âhirette) parlaktırlar! Rablerine nazar edicidirler! (Allah'ın cemâlini görmeye mazhar olurlar!)3Bu konudaki hadis-i şerifler ise şöyledir:Cennet'te yay kadar bir yer, üzerine güneşin doğup battığı her şeyden daha hayırlıdır.4Vallahi, ahiretin yanında dünya(nın kıymeti), sizden birinizin parmağını denize daldırması gibidir. Parmağının (denizden) ne kadarcık su ile döndüğüne bir baksın!5Cennetlikler cennete girince Allah Teâlâ onlara: Size vermemi istediğiniz bir şey var mı? diye soracak. Onlar: Yâ Rabbî! Yüzlerimizi ak etmedin mi? Bizi cennete koyup cehennemden kurtarmadın mı, daha ne isteyelim, diyecekler. İşte o zaman Allah Teâlâ perdeyi kaldıracak. Onlara verilen en güzel ve en değerli şey Rablerine bakmak olacaktır.6İşte Bediüzzaman Hazretlerinin haşiyede "Hadîsin nassıyla o şuhûd, bütün lezâiz-i Cennetin o derece fevkindedir ki, onları unutturur." dediği ifade, doğrudan bu hadisin manasına dayanmaktadır. Hadis, Allah'ın cemâlini müşahede etmenin cennetteki bütün nimetlerden daha üstün olduğunu bildirmektedir.Cennette, cennetliklerin her Cuma gittikleri bir çarşı vardır. Orada, yüzlerine ve elbiselerine cennet kokuları üfleyen bir kuzey rüzgârı eser ve böylece güzellikleri daha da artar. Eskisinden daha güzel ve yakışıklı olarak eşlerinin yanına döndükleri zaman, aileleri: Vallâhi bizden ayrıldıktan sonra sizin güzelliğinize güzellik katılmış!» derler. Onlar da: Siz de vallâhi biz ayrıldıktan sonra daha bir güzel ve cemâl sahibi olmuşsunuz!» derler7Bediüzzaman Hazretlerinin, "Döndükleri vakit saraylarındaki aileleri çok dikkat ile, zor ile onları tanıyabilirler." şeklindeki ifadesi, bu hadislerde anlatılan güzelliğin ve nuraniliğin son derece artmasını açıklayan rivayetlerin bir özetidir. Buradaki maksat, Allah'ın cemâlini müşahede etmenin insanın maddi ve manevi güzelliğinde meydana getireceği büyük değişimdir.Sonuç olarak, Bediüzzaman Hazretlerinin "Cennet'in bin senesi bile bir saat rü'yet-i cemâle denk değildir" sözü, ayet ve hadislerin ortaya koyduğu bu hakikati güçlü bir temsil ve veciz bir ifadeyle dile getirmektedir.Ayrıca BakınızCENNETİN EN YÜKSEK TABAKASI VE TABAKALARININ İSİMLERİCENNETTE CANIMIZ SIKILMAZ MICENNETTE BİR ŞEY DİLEMEKCENNETİN EBEDİLİĞİKaynakçalarBediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 318.Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 318.Kıyâmet, 75/22-23.Buhârî, Cihâd 5, 6, Bed'ü'l-halk 8, Rikak 51; Tirmizî, Fezâilü'l-cihâd 17.Müslim, Cennet 55.Müslim, Îmân 297.Müslim, Cennet, 13.
Yedinci Şua'da sayfa 147'de Üstad Hazretleri tevhidle ilgili 13 sırdan ikisini vermiş. Başka vakte talik edildiğini ifade buyurmuş. 11 sırrın yazıldığı başka eser var mı? Yoksa tematik bir tevhid okumasıyla tahlil edilse, bu 11 sır külliyatın tevhid bahislerinden çıkarılabilir mi?
Deniz kıyısına gitmek, dinlenmek ve tatil yapmak tek başına haram veya günah olan bir davranış değildir. Ancak bu gibi durumlarda İslâmî ölçülere riayet edilmesi gerekir. Tatil veya başka bir seyahat için gidilen yerin, kişiyi günaha sevk edecek bir ortam oluşturmaması önemlidir.Umumî plajlar ve kadın-erkek karışık sahiller; ekseriyetle harama nazar etmeye, tesettüre riayetsizliğe, israfa ve gaflete sebebiyet verdiğinden, müminin bu tür ortamlardan kesinlikle sakınmak gerekir.Tatil ihtiyacı varsa; mahremiyetin korunduğu, tesettüre riayet edilen, namazların muhafaza edildiği ve aile hayatını ifsat etmeyen imkânlar tercih edilmelidir. Müslüman, tatilde de kulluk şuurundan ayrılmaz. Dinlenmek, helâl dairesinde kaldığı sürece bir nimet olur; ancak harama kapı açtığında kişiye zarar verir.Tatil gibi sebeplerle insanın kendisini harama sürükleyecek ortamlara bilerek girmesi doğru değildir. Mü'mine yakışan, her hâl ve şartta helâl dairesi içerisinde kalarak İslâmî ölçülere riayet etmektir. "Tatil için mecburen geldik." şeklindeki bir mazeret de doğru değildir ve kişiyi mesuliyetten kurtarmaz. Dolayısıyla mesele deniz veya tatil değil; bulunulan ortamın ve sergilenen davranışların meşru olup olmamasıdır.Özetle:Tatil, farz ibadetlerin ihmal edilmesine sebep olmamalıdır.Tesettür, mahremiyet ve haya muhafaza edilmelidir.Kadın-erkek karışık ve günaha açık plajlardan kesinlikle uzak durulmalı; kişiyi harama götürme ihtimali bulunan ortamlara dahi tevessül edilmemelidir.Sadece plaj ve tesettür meselesi değil; kalınacak otelin de alkol, kumar ve benzeri haram unsurlardan uzak, dinî hassasiyetlere uygun bir ortam sunmasına dikkat edilmelidir.
820
Hulefa-yı mehdiyyîn ve Aktâb-ı mehdiyyîn Kimlerdir?
Lemaat Risalesi'nde geçen ilgili cümleyi devamıyla birlikte izah eder misiniz?
Yazın mahalledeki komşularla çoluk çocuk gece sokakta, bahçede bir iki saat oturmak uygun mudur?
Hocam, son dönemde sosyal medyada yeni bir tartışma var. İddiaya göre Kur'an-ı Kerim'de o dönemin insanlarının bilmediği herhangi bir bilgi bulunmadığı ve gelecekte keşfedilecek bilimsel konulara dair mucizevi hiçbir bilginin yer almadığı söyleniyor. Bu iddia hakkında görüşlerinizi ve değerlendirmenizi paylaşabilir misiniz?
Şualar/Yedinci Şua (Ayetü'l-Kübra-Birinci Bab) "... ve farikalı ve münasip o muayyen sureti giydirmek; hem, hemcinsinden olan eşhasın miktarınca imkanlar içinde çalkanan o mevcuda, o layık şahsiyeti imtiyazla tahsis etmek; hem, sıfatların nevileri ve mertebeleri sayısınca imkanlar ve ihtimaller içinde şekilsiz ve mütereddit bulunan o masnua o has ve muvafık maslahatlı sıfatları yerleştirmek; hem hadsiz yollar ve tarzlarda bulunması mümkün olması noktasında hadsiz imkanat ve ihtimalat içinde mütehayyir, sergerdan, hedefsiz o mahluka, o hikmetli keyfiyetleri ve inayetli cihazları takmak ve teçhiz etmek ilahır."Benim sorum: Cenab-ı Hakk'ın ilm-i ezelisi, mümkün ve mümteni olan her şey daire-i ilmi içindedir; yani şekil ve suret olması gerekmiyor mu? Üstat neden böyle, ilm-i dairesindeki şekilsiz, suretsiz diyor?
202
Belki madde-i nurdan, hattâ zulmetten, hattâ esîr maddesinden, hattâ manalardan, hattâ havadan, hattâ kelimelerden zîhayat, zîşuuru kesretle halkeder ki..."29 sözde geçen bu metinde; zulmetten, mânâdan, kelimelerden ruhani mahlûkların yaratılması ne demektir, nasıl olur, bilgisine mazhar olabildiğimiz örneği var mıdır? İzah eder misiniz?
"İşte, daire-i nübüvvet daire-i velayetten ne kadar yüksek ise, daire-i nübüvvetin hademeleri ve o güneşin yıldızları olan Sahabeler dahi, daire-i velayetteki sulehaya o nispette tefevvuku olmak lazım geliyor."Burada Efendimizden güneş, sahabelerden yıldız olarak bahsediliyor; hatta güneşten ışığı alan yıldızlar deniyor ama fiziken, bilimsel olarak yani güneş de bir yıldız, hatta bazı yıldızlar Güneş'ten daha büyüktür. O yüzden Üstad burada ne demek istemiş?
Devletin size tanıdığı bu haktan, devletin belirlediği usul ve kurallar çerçevesinde yararlanmanız elbette helaldir. Bu konuda Günümüz Meselelerine Fetvalar isimli eserinde Halil Gönenç Hoca Efendi şöyle demektedir:Devlet, maslahata binâen herhangi bir vatandaşa yardım edebildiği gibi emekli memura da toptan veya aylık halinde yardım edebilir. Bu yardımı maslahata göre azaltır veya çoğaltır. Bu yardım çoğaltılırsa dinen buna faiz veya riba denilmez. Yani İslâm'a göre devlet, memuriyetten ayrılmış olan kimseye emeklilik maaşını vermekle mükellef değildir. Amma isterse az çok verebilir. Başkasına da verebilir....1Maaş ile emeklilik maaşı arasında fark yoktur. Devlet memuriyette veya başka bir işte çalıştırdığı kimselere maaş verebildiği gibi, maslahata binaen çalıştırmadığı kimselere de maaş verebilir.Hatibi Şirbini şöyle diyor: Öşür ve vergi gibi şeyler vatandaşlardan zor ile alınıyorsa, bu mallar birbirine karışıp ayrılmaları mümkün olmadığı ve sahipleri tanınmadığı için artık beytülmale ait olur. Hükümdar ve diğer yetkililer istedikleri vatandaşa onu teberru edebilirler.İbn Âbidin de hükümdarın, gördüğü maslahata binaen devlet malından istediği kimseye verebildiğini ifâde ediyor. Ayrıca Cassas kâfir hükümdardan mükteseb hakları olması dolayısıyla müslümanların maaş alabileceğini misal ve tafsilatıyla açıklamaktadır.2Ayrıca BakınızPROMOSYON PARASI HELAL MİDİR? NERELERDE KULLANILABİLİR?KATILIM BANKASI KREDİ KARTI GECİKME CEZASI CAİZ MİDİR?İNTERNET BANKACILIĞI İLE ALTIN ALIM SATIMI CAİZ MİDİR?KATILIM BANKASINDAN İHTİYAÇ KART KULLANIMIKUR'ÂN KURSU HOCALARININ VE İMAMLARIN KUR'ÂN ÖĞRETİMİ KARŞILIĞI ALDIKLARI MAAŞ CAİZ MİDİR?KaynakçalarHalil Gönenç, Günümüz Meselelerine Fetvalar, Yasin Yay., İstanbul 2012, c.1, s. 350.Halil Gönenç, Günümüz Meselelerine Fetvalar, Yasin Yay., İstanbul 2012, c.1, s. 345.
9.063
Erkeklerin kısa kol gömlek, tişört giymesi uygun mudur?
Kastamonu Lahikası'nda Bediüzzaman Hazretlerinin talebelerine ikram ettiği miktarın aynısı kadar gelmiş. Neden 10 misli gelmediğini anlayamadım. O kısmı izah eder misiniz?
4.817
Namazın beş vaktinin her bir vaktinin belirtilen vakitlerde farz kılınmasının herhangi bir hikmeti ve ya hikmetleri var mıdır?
43.942
Namaz kılmak gün içinde çok vaktimizi almıyor mu? Her gün beş defa namaz kılmak çok değil mi?
2.414
Hanımlar rehberinin beşinci sayfasında geçen ''Fakat maatteessüf biçare mübarek taife-i nisaiye, zalim erkeklerinin şerlerinden ve tahakkümlerinden kurtulmak için, başka bir tarzda, zaafiyetten ve aczden gelen başka bir nevde riyakarlığa giriyorlar'' Cümlesini izah eder misiniz? ''Başka bir tarzda'' dan kasıt nedir? Hanımların girmiş oldukları riyakarlık ne demektir?
2.483
Sual: Bürhanınıza şekk-i itiraz geldikçe imanınız sarsılmaz mı? Bu ma'reke-i evham olan istidlaliyatla taharri zarar vermez mi? Elcevab: Eğer neticeyi bürhan ile bağlı onunla ikame ve isbat suretiyle olsa ve tahakkuk-u hakaika ayar tutmakla adem-i delilden adem-i medlûlü tevehhüm etse zarar olur. Halbuki iman, incecik bir bürhana yüklenmez. Belki öyle bir hadse bina ve istinad eder ki, o hads öyle menabi'den kuvvet ve öyle maadinden ışık alır ki, söndürülmesi kâinatın söndürülmesidir.” Bu paragrafın geçtiği yeri ve de izahını açıklar mısınız?
Lemaat Risalesi'nde geçen ilgili cümleyi devamıyla birlikte izah eder misiniz?
Havas İlmiBir nesnede bulunup başkalarında bulunmayan tabiat, özellik ve niteliği ifade eden hâs ve hâssa kelimelerinin çoğulu olan havâs insanlar için kullanıldığında “sıra dışı, üstün, seçkin kişiler” anlamına gelir. İslami literatürde ise Kur'an ayetlerinin, Allah'ın isimlerinin (esmâ-i hüsnâ), bazı duaların ve meşru zikirlerin manevi tesirlerini bilme ve bunlardan faydalanma bilgisi için kullanılır. Bu ilim, tarih boyunca özellikle dua, zikir, rukye (şifa amacıyla Kur'an okuma) ve manevi korunma gibi alanlarla ilişkilendirilmiştir.İslam âlimleri, havas ilmini değerlendirirken önemli bir ölçü koymuşlardır: Eğer bu uygulamalar Kur'an'a, sünnete ve meşru dua anlayışına dayanıyorsa dinen caiz görülmüştür. Ancak tılsım, büyü, cinlerden yardım isteme, anlaşılmaz semboller ve din dışı uygulamalarla karıştırıldığında bunların İslam'ın kabul etmediği hurafe ve sihir alanına girdiği belirtilmiştir. Bu sebeple "havas ilmi" adı altında yapılan her uygulamanın dini bakımdan doğru olduğu söylenemez.Mesela bir Müslümanın şifa niyetiyle Fâtiha Sûresi'ni, Âyetü'l-Kürsî'yi, İhlâs, Felak ve Nâs sûrelerini okuması veya Allah'ın isimleriyle dua etmesi meşru kabul edilen uygulamalardandır. Buna karşılık, üzerinde anlaşılmaz işaretler bulunan muskalar hazırlamak, cinlerden yardım beklemek veya birtakım gizemli sembollerin olağanüstü güç taşıdığına inanmak ise İslam âlimlerinin büyük çoğunluğu tarafından doğru görülmemiştir.Kısacası, havas ilmi İslam kültüründe Kur'an ve sünnet çerçevesindeki manevi faydalardan istifade etme yolu olarak değerlendirilmiştir. Fakat zamanla buna eklenen hurafe ve sihir unsurları ise bu ilmin aslından sayılmamıştır.1Vehbî İlimVehbî ilim, kişinin yalnızca çalışmasıyla elde ettiği bir bilgi değil, Allah'ın ihsan ve lütfu olarak kalbine verdiği ilim ve hikmettir. Bu ilim, samimi iman, takva, ihlas ve salih ameller neticesinde Allah'ın bir kuluna nasip ettiği özel bir anlayış ve ikram olarak görülür. Bununla birlikte vehbî ilim, hiçbir zaman Kur'an ve sünnete aykırı yeni hükümler ortaya koyan bağımsız bir bilgi kaynağı değildir. Daima vahyin ölçüleri içerisinde değerlendirilir.2Vehbî İlim ile Ledün İlmi Aynı Şey midir?Vehbî ilim ile ledün ilmi birbirine çok yakın kavramlar olmakla birlikte tam anlamıyla aynı değildir. Vehbî ilim, Allah'ın kullarına lütfettiği bütün ilimleri kapsayan genel bir kavramdır. Ledün ilmi ise Kur'an-ı Kerim'de Hz. Hızır (as) hakkında geçen şu ifadeye dayanır:Derken ikisi, katımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kulu (Hızır'ı) buldular.3Yani Allah tarafından doğrudan verilen özel bir ilim türü olarak kabul edilir. Bu bakımdan her ledün ilmi vehbî ilimdir. Ancak her vehbî ilim ledün ilmi değildir. Ledün ilmi, vehbî ilmin daha özel bir çeşidi olarak değerlendirilir. İslam âlimleri ayrıca, ledün ilminin peygamberlere gelen vahiy ile aynı şey olmadığını ve dinin temel hükümlerine ilave yeni bilgiler veya hükümler koyamayacağını özellikle vurgulamışlardır. Müminlerin sahip olabileceği ilham ve manevi haller de ancak Kur'an ve sünnetin ölçülerine uygun olduğu sürece değer taşımaktadır.Ayrıca BakınızİLM-İ LEDÜN NE DEMEKTİR? BEDİÜZZAMAN HAZRETLERİ BU İLME MAZHAR MIDIR?BEDİÜZZAMAN HAZRETLERİNİN İLMİ KESBİ Mİ VEHBİ Mİ?Kaynakçalarİlyas Çelebi, "Havas İlmi", TDV İslâm Ansiklopedisi, 1997, c. 16, s. 517-521.Bekir Topaloğlu, "Vehhab", TDV İslâm Ansiklopedisi, 2012, c. 42, s. 610.Kehf 18/65.
274
Akşam namazından sonra çocuklarınızı sokağa çıkarmayın, manasına gelen hadis neyi anlatmaktadır? Çocuk dışarı çıkarsa ne ile karşılaşır?