35.429
Peygamberlerin Gönderilmesinin Sebebi
Allah niçin peygamberler göndermiştir? Bunun hikmetleri nelerdir?

35.429
Allah niçin peygamberler göndermiştir? Bunun hikmetleri nelerdir?
Olanda hayır vardır veya olan hayırlıdır manasında bir hadis-i şerif var mıdır?
Cinsiyet değiştirmiş birisi mesela kız iken erkek olmuş hormon takvileri almış ve gerçekten her haliyle ayırt edilmeyecek derecede erkek gibi duruyor. Bu durumda erkeklerin ortamına girmesinde el sıkışmasında bir bir sorun olur mu? yani erkek gibi mi değerlendirilir?
5.742
Bizler insan ve başta mâhluk olduğumuz için her şeyde mutlaka bir başlangıç noktası arıyoruz. Ancak biliyoruz ki Rabbimizin varlığı başlangıçsızdır. Bunu nasıl açıklayabiliriz?
6.158
Namazdan sonra aşr-ı şerif okumak sünnette var mı? Her namazdan sonra mutlaka aşr-ı şerif okunmalı mıdır?
192
Diyelim ki 2 adam var. Bunlardan ilki Türkiye gibi çoğunluğu Müslüman bir ülkede doğdu, diğeri de Hıristiyan bir ülkede. Bu iki adamın hayatı da az çok aynı geçti, biri sırf Müslüman bir coğrafyada doğduğu için Müslüman öldü, diğeri ise aynı sebepten ötürü Hıristiyan öldü. İlk adam eninde sonunda cennete gidecek, ikinci adam da ebedi cehenneme gidecek. Ahirette ikinci adamın Allah'a "beni de Müslüman bir ailede dünyaya getirseydin ben de Müslüman olacaktım" deme hakkı yok mu? Bu adaletsizlik değil midir?
1.611
Celcelutiye hatim olarak okunuyor mu? Okunuyorsa kaç tane okunmalı?
Bir Müslüman helal-haram hususunda umursamazlık gösterirse ne gibi tokatlar yer veya ne gibi zorluklar çeker?
Risale-i Nur'da Müslümanı üzmek, incitmek ve kalbini kırmak hakkında ne deniliyor?
2.746
“İkinci kısım ise, en evvel esbabı sever ve bu muhabbetini Allah'ı sevmeye vesile yapar. Bu kısım muhabbet, topluluğunu muhafaza edemez, dağılır.”Bu paragrafta geçen “bu kısım muhabbet topluluğu muhafaza edemez” ne demektir?
4.580
Bediüzzaman Hazretlerinin 5. Mektup'ta İmam-ı Rabbani Hazretlerinden naklen söylediği, "Nakşi tarikatinde iki kanatla uçulur." sözü nerede geçmektedir?
2.313
Cehennemden çıkan bir mümin Cenab-ı Allah'ı görecek mi?
143
Bediüzzaman ve Hüsrev Üstadlarımız kaç defa, nerede, nasıl zehirlendi? Zehirlenmelerinde, talebe görünümlü ajanların parmağı var mıydı? Dönem dönem zehirlenme hadiselerini anlatır mısınız?
Bediüzzaman Hazretleri'nin şu ifadesinde geçen: "Evet, ehl-i İslamda, nazar-ı haram ziyadeleştikçe, hevesat-ı nefsaniye heyecana gelip, vücudunda su-i istimalat ile israfa girer. Haftada birkaç defa gusle mecbur olur. Ondan, tıbben kuvve-i hafızasına zaaf gelir."Burada Üstad bekarları mı, evlileri mi kastetmektedir; yoksa hüküm her ikisini de mi kapsamaktadır? Ayrıca metindeki "israf" ile ne kastedilmektedir? "Tıbben kuvve-i hafızasına zaaf gelir" ifadesi ne anlama gelmektedir?
Yüce Allah, yaptığı ve yapacağı işlerde sünnetullahın dışına çıkar mı?
Kastamonu Lahikası'nın 29. sayfasında Üstad Bediüzzaman, Risale-i Nur talebelerinin "taife-i kübra-yı azamın ahirlerinde bir hizb-i makbul" olacağını ifade ediyor. Buradaki "ahirlerinde" ifadesi, makbuliyetlerinin ancak ahir zamanda ortaya çıkacağını mı gösterir; yoksa genel olarak Risale-i Nur talebelerinin makbul bir hizmet dairesinde bulunduğunu mu ifade etmektedir?
2.506
14. Lema, 2.Makam, 6. Sır bölümünde "Hazine-i rahmetin en kıymettar pırlantası ve kapıcısı zât-ı Ahmediye Aleyhissalâtü Vesselâm olduğu gibi,.." bölümünde peygamber efendimiz için kullanılan "kapıcı" ifadesini nasıl anlamak gerekir?
4.030
32. Sözde 1. Mevkifin 2. Haşiyesinde 'mevlevi gibi iki hareketi devriye' tabirini nasıl açıklayabiliriz.
Molla Hamid Ekinci, 1900 Van doğumlu, ilim ehline olan hürmeti ve muhabbetiyle bilinen bir şahsiyettir. Ağabeyi, o dönemde memurluk vazifesi yapan Abdullah'tır. Ailesindeki herkes ilim ehline hürmetlidir. Özellikle annesi, Bediüzzaman Hazretlerine karşı ciddi bir hürmet beslemekte ve elinden geldiğince hizmetlerine destek olmaya çalışmaktadır. Öyle ki kimseden hediye kabul etmeyen Bediüzzaman Hazretleri, bu saliha kadının getirdiği yemeği kabul ederdi. Molla Hamid, Bediüzzaman Hazretleriyle lise dönemlerindeyken tanışır. Her fırsatta kendisini ziyaret edip hizmet eder ve derslerinden istifade ederdi.1 Adına Molla unvanının eklenmesi hadisesi dikkat çekicidir. Molla Hamid'in ağabeyi olan Abdullah Ekinci, Bediüzzaman Hazretlerinin son Van hayatı ile ilgili hatıralarını şöyle anlatıyor:Cumhuriyet'ten az önceydi. Kardeşi Abdülmecid Efendi, Van'da Arapça hocasıydı. Üstad'ın tekrar Van'a geldiğini kardeşinden öğrendim. O zaman Nurşin Camii'nde kalıyordu. Küçük kardeşim Hamid'e Üstad'dan bahsettim. Gidip hizmet etmesini, odun götürmesini söyledim. Üstad bizi yabancı saymazdı. Annem de kardeşime: 'Git, sen Üstad'dan, Seyda'dan ders oku.' diyordu. Kardeşim Hamid Üstad'a gidip, kendisine elifba'dan ders vermesini söylemiş. Üstad kendisine: 'Ben mezun hocalara ders vermiyorum. Bu olur mu, Molla Hamid?' diyor. İşte bu hâdiseden sonra kardeşimin adı Molla Hamid oldu.2Molla Hamid Ağabey, 1984 yılında vefat etmiştir. Rahmetullahi Aleyh.Nur talebesi kavramı daha çok "Risale-i Nur'ların telifiyle beraber belirli şartları sağlamak şartıyla hizmet eden kişiler" için kullanılmaktadır. Her ne kadar bu dönemde bilinen bir hizmeti olmasa da kendi ifadeleriyle "Bediüzzaman Hazretlerine hizmet etmeyi şeref addeden"3 ve bu kadar hürmet ve muhabbet besleyen bir şahsiyet için "Nur talebesi değildir" demek uygun düşmeyecektir. Çünkü Bediüzzaman Hazretleri, bazı şartları sağlamadığı halde davasına dolaylı da olsa destek olmuş birçok şahsiyeti dualarına "Risale-i Nur talebesi unvanıyla" dahil etmiştir.Ayrıca BakınızRİSALE-İ NUR TALEBESİ OLMANIN ŞARTLARIRİSALE-İ NUR TALEBELİĞİBEDİÜZZAMAN HAZRETLERİNİN ESKİ SAİD VE YENİ SAİD DÖNEMİKaynakçalarBediüzzaman Said Nursi ve Hayru'l-Halefi Ahmed Hüsrev Altınbaşak, Hayrat Neşriyat, Isparta 2013, c. 1, s. 119.Bediüzzaman Said Nursi ve Hayru'l-Halefi Ahmed Hüsrev Altınbaşak, Hayrat Neşriyat, Isparta 2013, c. 1, s. 203Bediüzzaman Said Nursi ve Hayru'l-Halefi Ahmed Hüsrev Altınbaşak, Hayrat Neşriyat, Isparta 2013, c. 1, s. 119.
10.280
Ben yirmili yaşlarda bir gencim. İmanımın gereği olarak namaz kılmak, Kur'an okumak, cevşen okumak, Risale-i Nur yazısı vb. ibadetlere belirli bir süre aksatmadan çok güzel bir şekilde devam ediyor iken, aradan fazla bir süre geçmeden imanımda zayıflama; çok fazla günahlara ve haramlara dalma, malayani işlerde çok vakit geçirmek gibi bir durum meydana geliyor. Ben bu durumdan nasıl kurtulabilirim? İmanımı nasıl zinde tutabilirim? İbadetlerimi nasıl sürekli kılabilirim? İstikameti nasıl muhafaza edebilirim?
2.755
Mu'tezile ile Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat arasındaki mühim ihtilaflardan biri, bir şeyin güzel veya çirkin oluşunun neye bağlı olduğu meselesidir. Yani bir fiil veya eşya, zatında güzel yahut çirkin olduğu için mi Allah onu emretmiş veya nehyetmiştir; yoksa Allah emrettiği için mi güzel, nehyettiği için mi çirkin olmuştur? İhtilafın düğüm noktası burasıdır.Mu'tezile, fiil ve eşyada güzel ve çirkinliğin zati olduğunu söyler. Yani bir şey, kendi mahiyetinde güzel olduğu için emredilmiş; çirkin olduğu için de yasaklanmıştır, der. Üstad Bediüzzaman Hazretleri bunu şöyle nakleder:Birinci merhem: Bu gibi vesvese ehl-i i'tizale layıktır. Çünkü onlar derler: Medar-ı teklif olan ef'al ve eşya, kendi zatında ahiret i'tibariyle ya hüsnü var, sonra o hüsne binaen emredilmiş. Veya kubhu var, sonra ona binaen nehyedilmiş. Demek eşyada ahiret ve hakikat nokta-i nazarında olan hüsün ve kubuh zatidir. Emir ve nehy-i İlahi ona tabi'dir. 1Bu anlayışın neticesinde insan, yaptığı amelde daima “Acaba amelim nefsü'l-emirdeki güzel surette yapılmış mıdır?” diye bir vesveseye düşebilir. Nitekim Üstad Bediüzzaman Hazretleri bunu açıkça şöyle bildirir:Bu mezhebe göre, insanın her işlediği amelde şöyle bir vesvese gelir: Acaba amelim, nefsü'l-emirdeki güzel surette yapılmış mıdır?2Yani kişi namazını, abdestini veya başka bir ibadetini zahiren doğru yapmış olsa bile, hakikatte o amel, olması gereken tam güzel surette oldu mu, olmadı mı diye tereddüde düşer.Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat ise, güzel ve çirkinliği Allah'ın emrine ve nehyine bağlar. Allah bir şeyi emreder, sonra o şey hasen, güzel olur; nehyeder, sonra çirkin olur. Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin bu konudaki ifadesi şöyledir:Ama mezheb-i hak olan Ehl-i Sünnet ve Cemaat derler ki: 'Cenab-ı Hakk bir şeye emreder, sonra hasen olur. Nehyeder, sonra kabih olur.' Demek emir ile güzellik; nehiy ile çirkinlik tahakkuk eder. 3Üstad Bediüzzaman Hazretleri, Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat'i mezheb-i hak olarak ifade etmektedir. Bu düstura göre kişi, ibadetin veya bir amelin şartlarına uygun hareket etmişse ve bilmediği gizli bir fesat sebebi varsa, o amel onun hakkında hem sahih hem hasen olur. Üstad Bediüzzaman Hazretleri bu konuda şöyle bir misal verir:Mesela, sen namaz kıldın veya abdest aldın. Halbuki namazını ve abdestini fesada verecek bir sebeb, nefsü'l-emirde varmış. Lakin sen ona hiç muttali' olmadın. Senin namazın ve abdestin hem sahihtir, hem hasendir. 4Mu'tezile ise böyle bir amelin hakikatte hasen olmadığını söyler; fakat cehil ve özür sebebiyle kabul edileceğini ileri sürer. Üstad Bediüzzaman bu durumu şöyle ifade eder:Mu'tezile der: Hakikatte kabih ve fasiddir. Lakin senden kabul edilir. Çünkü cehlin var, bilmedin. Ve özrün var. 5Demek ki Ehl-i Sünnet, şartlarına uygun yapılan ve bilinmeyen gizli bir kusur sebebiyle bozulduğu fark edilmeyen ibadeti, kişi hakkında hem sahih hem hasen görür. Mu'tezile ise onu hakikatte fasid ve kabih sayar; yalnız cehalet ve özür sebebiyle kabul edildiğini söyler.Ayrıca BakınızEHL-İ SÜNNET NEDİR? TEMEL İNANÇ VE İTİKAD ESASLARIBEDİÜZZAMAN VE EHL-İ SÜNNETEHL-İ SÜNNET OLANLAR MUTEZİLE GİBİ FIRKALARIN BAZI GÖRÜŞLERİNİ KABUL EDEBİLİRLER Mİ? SAKINCASI VAR MIDIR?RİSALE-İ NURDA MUTEZİLE-İTİZAL FIRKASIMUTEZİLE MEZHEBİNDE OLANLARIN HÜKMÜKaynakçalarBediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 100.Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 100.Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 100.Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 100.Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 100.