Yurt Dışında Yaşayan Müslüman Nereye Defnedilmelidir?
Yurt dışında yaşayan Müslüman kişinin, Müslüman mezarlığına defnedilmesi uygun mu? Dinen bir sakıncası var mı?
Destek olunİlmi çalışmalarımıza destek olun, bu hizmetlerin kesintisiz sürmesine katkıda bulunun.
Bağış Yap
Yurt dışında yaşayan Müslüman kişinin, Müslüman mezarlığına defnedilmesi uygun mu? Dinen bir sakıncası var mı?
Üstad Bediüzzamanın cam parçası ve elmas teşbihini kullanarak yaptığı mukayeselerin, muhataplar üzerindeki tesirini talim ve terbiye açısından nasıl değerlendirebiliriz? Bu mukayeselerin eğitim ve edebiyat bakımından taşıdığı anlam ve işlev nedir?
Evet, verilir. Sigara içmek bir günahtır; fakat kişiyi İslam dairesinden çıkarmaz. Bu sebeple sigara içen bir Müslümana selam vermekte dinen bir mahzur yoktur.Selam, Müslümanlar arasında muhabbeti, duayı ve uhuvveti kuvvetlendiren bir şeairdir. Bir kimsenin günah işlemesi, açıkça küfrü veya İslam'a düşmanlığı bulunmadıkça, ona selam verilmesine mani olmaz.Bununla beraber, sigaranın zararını uygun bir dille hatırlatmak ve bu alışkanlıktan vazgeçmesine vesile olmaya çalışmak daha münasiptir.Ayrıca BakınızSİGARA HARAM MIDIR?SON İKİ MÜCEDDİDİN SİGARA İÇMEK HAKKINDA GÖRÜŞLERİ
KPSS ile zabıt kâtipliği düşünüyorum. Devletin faizli alacak dosyaları önüme geldiğinde, hüküm vermeyip sadece verilen kararı yazmam Müslim 1598. hadise muhalefet sayılır mı?Laik devlette memur olmak, memuriyet yemini etmek ve adliye gibi beşerî hükümlerin uygulandığı bir yerde kâtiplik yapmak konusunda ne dersiniz? Geçim şartlarının zorluğu da dikkate alındığında nasıl değerlendirilmelidir?
İslam fıkhına göre hemcins olan iki yetişkin kişinin (iki erkeğin veya iki kadının) aralarında bir engel bulunmaksızın aynı yatakta veya tek bir örtü altında birlikte yatmaları caiz değildir. Nitekim Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:Erkek erkeğin haram olan avret yerlerine bakmamalı, kadında kadının avret olan yerlerine bakmamalıdır. Bir örtü içerisinde yatarken erkek erkeğe sokulmamalı. Kadında kadına bir örtü içerisinde yatarken sokulmamalı vücutlarını birbirine dokundurmamalıdır.1Fıkıh kaynaklarında aralarında ten temasını önleyecek bir giysi veya engel bulunmaksızın aynı örtü altında yatmak (mükâmea / mükaame) yasaklanmıştır. Şâfiîler ve fıkıh alimleri, iki erkeğin veya iki kadının tek bir örtü altında engelsiz veya çıplak şekilde birlikte yatmasını haram kabul etmişlerdir.Hz. Peygamber (sav), henüz 10 yaşına ulaşmış çocukların ve kardeşlerin dahi yataklarının birbirlerinden ayrılmasını emretmiştir. Çocuk yaştakilerin dahi yataklarının ayrılması emredilmişken, yetişkin iki hemcinsin aynı yatakta bir arada yatmaları bu fıkhi esas gereğince hayli hayli caiz görülmemektedir.2Ayrıca BakınızKADININ ÇALIŞMASIAKRABA ZİYARETLERİNDE ERKEK KADIN KARIŞIK OTURMAK/YEMEK YEMEKKADINLARIN YÜZÜNÜ ÖRTMESİKADINLARIN ÖZÜR DURUMU (İSTİHAZE)İSLÂM'A GÖRE KADININ EV İŞİ YAPMA ZORUNLULUĞU VAR MIDIR?Kaynakçalarİbn Mâce, Tahara: 17.Vehbe Zuhayli, İslam Fıkhı Ansiklopedisi, Risale Yay., İstanbul 1990, c. 4, s. 373.
Çarşamba günü kan vermenin veya hacamat yaptırmanın caiz olmadığını söyleyenler var. Bu doğru mudur? Bununla ilgili bir hadis var mıdır? Eğer öyleyse hikmeti nedir? Buna herkesin uyması şart mıdır?
1.227
Kuran'ın Türkçe yazılışını yani meali okumak hatim yerine geçer mi?
4.383
Ahir zaman insanı olarak imanı kaybetmekten yada kaybetmiş olmaktan çok korkuyorum ve bunu nasıl anlarım? İman kaybedilmiş ya da kaybedilmemiş olsa dahi nasıl geri kazanırız ve güçlendiririz?
1.241
Yatsı namazını geciktirip gece geç vakitte kılmak doğru mu?
3.529
"Bir zaman Emirdağ'ında ikāmete me'mur edildim. Tek başıma bir menzilde, âdetâ bir haps-i münferid içinde bana çok ağır gelen bu tarassudlar ve tahakkümlerle bana işkence vermelerinden, hayattan usandım. Hapisten çıktığıma teessüf ettim. Ruh u cânımla Denizli hapsini arzuladım ve kabre girmeyi istedim. “Hapis ve kabir, bu tarz-ı hayata müreccahtır” diyerek, ya hapse veya kabre girmeye karar verirken, inâyet-i İlâhiye imdâda yetişti. Kalemleri teksîr makinesi olan Medresetü'z-Zehrâ şâkirdlerinin ellerine yeni çıkan teksîr makinesini verdi. Birden Nûr'un kıymetdar mecmûalarından bir kalemle her mecmûadan beş yüz nüsha meydana geldi. Fütûhâta başlamaları o sıkıntılı hayatı bana sevdirdi. “Hadsiz şükür olsun!” dedirtti." Burada kabre girmeye karar verirken ifadesi ehl-i tenkid kimseler tarafından intihar olarak algılanmış bizler nasıl anlamalıyız açıklar mısınız?
1.286
Eş kelimesinin karı koca için kullanılmasının sebebi nedir?
1.234
"Kader fetva verdi" cümlesinin hakikati nedir?
1.170
Zekat hesaplanırken bir senelik ihtiyacımızı (gıda vb) birikmiş paramızdan düşmek gerekir mi?
1.217
6 yıl önce dolar üzerinden bir akrabama borç para verdim. Fakat ne zaman ödeyebilir onu da bilmiyorum. Bu paranın zekâtı var mıdır? İkinci sorum ise şöyle: Maaşla çalışan kişiyim. Zekât için 1 sene temel ihtiyaçları çıkıp, kalan miktara mı zekât vereceğim?
1.199
Kocasının ağır sözlerine dayanamayan bir hanımefendi üç kere "Boş ol" derse nikahlarına bir zarar gelir mi?
Bu konuda Halil Gönenç Hoca Efendi şöyle demektedir:Bir Müslüman bir kafirin hizmetinde bulunsa, yani bizzat kendi şahsına hizmet ederse, mutemede göre tenzihen mekruhtur. Fakat şahsına değil, tarla, fabrika, ziraat ve ticaret gibi işlerinde çalışırsa mekruh sayılmaz.1Bu görüşten hareketle, bir Müslümanın gayr-i müslim birinin yanında çalışması mutlak olarak haram değildir. Ancak işin mahiyeti önemlidir. Şahsına hizmet nevinden bir işte bulunmak tenzihen mekruh görülmüş; buna karşılık tarla, fabrika, ticaret ve benzeri işlerde çalışmak caiz kabul edilmiştir. Eğer hizmet, sırf geçim temini veya güzel muamele ile İslam'a ısındırma maksadıyla yapılıyorsa bunda ruhsat vardır; fakat karşı tarafın dininden veya dünyevi mevkiinden dolayı tazimkar bir tavırla hizmet etmek mekruh olur. Nitekim Hz. Ali'den gelen şu hadis bu konuda delil olmuştur:Bir kış sabahı aç bir şekilde (evden) çıktım. Soğuk beni bitkin hale getirmişti. Isınmak için yanımızda olan yün bir elbiseyi aldım ve boynuma geçirip göğsüme sardım. Vallahi! Evimde yiyebileceğim bir şey yoktu. Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanında da bana verilebilecek bir şey yoktu. Medine'nin kenar mahallerine çıkıp bahçesinde olan bir Yahudi'nin yanına gittim ve duvarının gediğinden kendisine baktım. Yahudi:"Neyin var ey bedevi! Her kova (su) için bir hurma ister misin?" deyince, ben: "Evet, bana bahçenin (kapısını) aç." dedim. Adam bahçenin kapısını açınca girip su çekmeye başladım. Yahudi, her kova çekişimde bana bir hurma veriyordu. Avucum dolusu hurmam olunca: "Senden aldıklarım şimdilik bana yeter." deyip hurmaları yedim. Suyun yanından döndüm ve Mescid'de bir grupla oturmakta olan Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına gelip oturdum...2Başka bir rivayette de Peygamber Efendimizin (sav) bu hurmadan Hz. Ali ile birlikte yediği anlatılmaktadır. 3 Bununla beraber, bir Müslümanın yanında çalışmakta olup gayr-i müslim birine hizmet etmesinde sakınca görülmemiştir. Bu konuda alimlerimiz şöyle demiştir:Parasını almak veya onu İslam'a ısındırmak için hizmet ederse, bunda bir sakınca yoktur. Ama ona saygı duyduğu için hizmet ederse, bu mekruhtur. Bunun gibi, bir gayr-i müslim bir Müslümanın dükkanına veya oturduğu yere geldiğinde, Müslümanın onun önünden kalkması mekruhtur. Ancak onu İslam'a ısındırmayı, Müslümanın dini gereği çok saygılı bulunduğunu anlatmak istiyorsa, buna cevaz verilmiştir. Bilhassa o gayr-i müslim zengin olduğu veya bir makam sahibi bulunduğu için Müslüman ona saygı gösterip ayağa kalkıyorsa, kerahet işlemiş olur.4Bununla birlikte, sorudaki gibi bir durumda bakıma muhtaç kişinin bakımının öncelikle mahrem olan yakınları tarafından, yoksa hemcinsleri olan bakıcılar tarafından yapılması gerekir. Tüm bu kişilerden bakıcı bulunamadığı takdirde, bir kadına bir erkeğin yahut bir erkeğe bir kadının bakılması zaruret haline gelirse böyle bir durumda temizlik ve bakım için ve zaruret miktarınca, bakıma muhtaç kişilerin avret mahallerine bakmasında dinen bir sakınca yoktur 5 Bu ruhsat, ihtiyaç kadarla sınırlıdır; keyfi şekilde genişletilemez.Netice olarak, sorudaki iş, İslam'a aykırı başka unsurlar taşımıyorsa sırf gayr-i müslim kurumda çalışmak sebebiyle haram denilemez. Fakat Müslüman bir kadının yaşlı erkeklerin mahremiyet alanına giren bakımını üstlenmesi, ancak hemcins bakıcının bulunmaması ve işin zaruret haline gelmesi durumunda, zaruret miktarınca caiz olur. Bunun dışında, mümkünse yalnız kadın hastalara bakılması veya görev taksiminin buna göre düzenlenmesi daha uygun olur.Ayrıca BakınızKÂFİRLERE KARŞI SEVGİ VE MUHABBET CAİZ MİDİR?KÂFİRİN CEVHER-İ RUHUNUN BOZULMASI VE SONSUZ CEHENNEME MÜSTEHAK OLMASIKÂFİRİN SALAH VE HAYRI KABULE LİYAKATİNİN KALMAMASI NE DEMEKTİR?KAFİRLERİN KÖTÜ AHLAKLARIGAYR-İ MÜSLİMLERLE İLİŞKİKaynakçalarHalil Gönenç, Günümüz Meselelerine Fetvalar, Yasin Yay., İstanbul 2012, c.2, s. 56Tirmizi, el-Camiʿ, 2473.Ahmed b. Hanbel, , thk. Şuayb el-Arnaut vd., (Beyrut: Müessesetü'r-Risale, 1. bs., 1421/2001), 2/350.Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı: İbadat-Muamelat-Feraiz. Uysal Kitabevi, Konya t.y., c.4, s. 1812.Merğinani, el-Hidaye, VII, 190
6.463
Allah'ın sonsuz merhametinden söz edilir. Peki nasıl olur da iman etmeyen bir kimse, sadece bu gerekçeyle geçici değil, ebediyen Cehennem'de azap görür?
9.553
Bediüzzaman'ın takip ettiği tebliğ tarzı nedir? Maddeler halinde anlatabilirmisiniz?
Ebedi olarak cehennemde kalacak kâfir ve müşriklerin ahiretteki azapları sadece iman etmemeleri ve inkârları sebebiyle mi olacaktır? Yoksa iman etmedikleri hâlde namaz kılmamaları, oruç tutmamaları gibi farzları yerine getirmemeleri sebebiyle de ayrıca azap görecekler midir?
827
Sözlükte “yiyecek vermek, rızıklandırmak” anlamına gelen rızık kelimesi, terim olarak Allah Teala'nın canlılara yeme içme ve başka hususlarda yararlanmak üzere verdiği her şeyi ifade eder. Kur'an'da rızık konusunda endişeye düşülmemesi gerektiğini Rabbimiz şu ayetiyle bildirir:Yeryüzünde kımıldanan hiçbir canlı yoktur ki rızkı Allah'a ait olmasın. 1Ancak insanın yanlış bir tevekkül anlayışına sığınmak yerine karada ve denizlerde rızkını araması da şu ayetle emredilir:Ve iki deniz bir olmaz. Bu tatlıdır, susuzluğu gidericidir, içmesi kolaydır; şu da tuzludur, acıdır (içilmez)! Bununla beraber her birinden taze bir et (balık) yersiniz ve (inci, mercan gibi) kendisini takınacağınız bir ziynet (eşyası) çıkarırsınız. Ayrıca gemileri onda suyu yara yara giden (vasıta)lar olarak görürsün ki O'nun lütfundan (rızkınızı) arayasınız. Ve ta ki şükredesiniz.2Bununla beraber helal ve temiz rızıklardan faydalanılması istenir. Rabbimiz şöyle buyurur:Öyle ise Allah'ın sizi rızıklandırdığı helal ve temiz şeylerden yiyin; eğer yalnız O'na kulluk ediyorsanız, Allah'ın ni'met(ler)ine şükredin!3Ehl-i sünnet alimleri, insanların iradi fiillerinin görünüşte kendi arzu ve teşebbüsleri sonunda meydana geldiğini kabul etmekle birlikte, bu fiillerin her şeyin yaratıcısı olan Allah'ın iradesi sayesinde vücut bulduğunu söyler. Bu sebeple de rızık, “Cenab-ı Hakk'ın hayatlarını sürdürebilmeleri için canlılara verdiği her türlü imkan” şeklinde tarif edilir. Bu tanıma göre gayri meşru yollardan elde edilen imkanlar da rızık kavramı içinde yer alır.Kısaca, haram yoldan elde edilip yenen şey, yenilmesi ve kazanılması cihetiyle haramdır; fakat Allah'ın yaratması ve kulun ona kavuşması cihetiyle yine rızıktır. Çünkü yeryüzünde kulun eline geçen her şey, yaratma bakımından Allah'tandır; fakat helal veya haram oluşu, kulun onu hangi yoldan kazandığına ve nasıl kullandığına bakar. Bu sebeple “her rızık helaldir, haram rızık olmaz” denilmez. Her rızık helal değildir; haram yoldan gelen de rızıktır, fakat mesuliyeti olan bir rızıktır. İnsan o rızka meşru olmayan bir yolla ulaştığı için mesul olur. Mühim olan, rızkı Allah'tan bilip helal dairede aramak ve haramı geçim bahanesi yapmamaktır. Çünkü hakiki rızık taahhüd-i Rabbani, yani Rabbimizin güvencesi altındadır; haram yol ise bereketi kaldırır, mesuliyet getirir ve manen zarar verir.Ayrıca BakınızRIZIK İKTİDAR İLE TERS ORANTILIDIR VE İNSANA ANCAK ÇALIŞTIĞI VARDIR HAKİKATLERİNİN İZAHIHELAL RIZIK İÇİN ÇALIŞMAK İBADET MİDİR?ALLAH'IN RIZKA KEFİL OLMASI NE DEMEKTİR?HELAL GIDAHARAM VE ŞÜPHELİ GIDALARIN İBADETE VE DUAYA ETKİSİHARAM OLAN ŞEYLERE NİMET DENİLİR Mİ?KaynakçalarHud, 11/6.Fatır, 35/12.Nahl, 16/114.
187
Üstad Bediüzzaman, rızkın iktidar ile ters orantılı olduğunu; hatta ağaç gibi hareketsiz varlıkların daha çok rızıklandığını, tilki ve maymun gibi çabalayan hayvanlar aç kalırken balık gibi hareketsiz ve “aptal” hayvanların semiz olduğunu ifade ediyor.Ancak Kur'an'da “İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır” buyuruluyor. Büyüklerimiz de “Nerede hareket, orada bereket” diyor. O hâlde insan çalıştıkça, rızkını aradıkça rızkının artmayacağı mı anlaşılmalıdır? Elbette böyle değildir. Peki, Bediüzzaman'ın rızıkla iktidar arasındaki bu izahı ile çalışmayı teşvik eden ayet ve “harekette bereket” düsturu nasıl birlikte anlaşılmalıdır?