3.060
Şiddetli Muhabbetin İnkara Sebep Olabilmesi
"Bazan birşeye şiddetli muhabbet, o şeyin inkârına sebep olur." cümlesini izah edebilir misiniz?
Destek olunİlmi çalışmalarımıza destek olun, bu hizmetlerin kesintisiz sürmesine katkıda bulunun.
Bağış Yap
3.060
"Bazan birşeye şiddetli muhabbet, o şeyin inkârına sebep olur." cümlesini izah edebilir misiniz?
7.310
Bu iki hissi nasıl mukayese edebiliriz? Şefkat, aşk ağacının bir dalıdır deniyor, doğru mudur?
2.000
(Ey habîbim!) Yüzünün göğe çevrilip durduğunu muhakkak görüyoruz. Artık seni, hoşnûd olacağın bir kıbleye elbette döndüreceğiz; bundan sonra yüzünü Mescid-i Harâm tarafına (Kâ'be'ye) çevir! (Ey mü'minler!) O hâlde (siz de) nerede olsanız, artık (namazda)yüzünüzü onun tarafına çevirin! Bu ayette geçen yüzünü göğe çevirmek terimi hangi manada anlaşımalıdır? Peygamber efendimiz dua ederken yukarı bakıyor muydu?
Hanefî mezhebine göre cuma namazının sıhhat şartlarından biri de izn-i amm, yani cuma namazı kılınan yerde herkesin oraya girişinin serbest olmasıdır. Binaenaleyh Hanefî mezhebinde köylerde, ceza evinde, askerî kışlalarda ve girişi serbest olmayan dairelerde cuma namazını kılmak câiz değildir. Fakat Şafii mezhebinde ise köyde, ceza evinde, kışlada veya herkes için girişi serbest olmayan yerde yerli kırk kişi olduğu takdirde cuma namazı kılınır.1Ayrıca BakınızİSLÂM'A GÖRE YÖNETİLMEYEN ÜLKELERDE CUMA NAMAZI KILMANIN HÜKMÜ NEDİR?KADINLARIN CUMA NAMAZI KILMASICAMİ OLMAYAN YERDE DIŞARIDA CUMA NAMAZI KILINABİLİR Mİ?CUMA VAKTİ VE CUMA GÜNÜNÜN BAŞLANGIÇ /BİTİŞ ZAMANICUMA VAKTİNDE ALIŞVERİŞ HARAM MIDIR?CUMA GÜNÜNÜN FAZİLETİ HAKKINDA HADİSLERKaynakçalarHalil Gönenç, Günümüz Meselelerine Fetvalar, Yasin Yay., İstanbul 2012, c.1, s. 182.
4.615
"İnkâr etmemek başkadır, iman etmek bütün bütün başkadır" bunu nasıl anlamalıyız?
13.716
Birçok ayet-i kerimede ifade buyurulan insanın yeryüzünde halife olmasıyla kast edilen nedir? İnsan yeryüzünde Allah'ın halifesi midir?
4.691
Bir insan namazı çok önemsediği halde tembellikten yada psikolojik sebeblerden dolayı namazını kılamıyorsa, bu insan namazı terkettiği için dinden çıkmış mı oluyor?
4.771
Üstadımızın "Bu zamanda feraizi işleyen kebairi terk eden kurtulur inşaallah." sözünde, kebair diye kastettiği büyük günahlar hangileridir. Başka yerde "ekberü'l-kebâir" tabiri var, burada ise "kebair" diyor.
Günümüzde özellikle kurumsal firmalarla yapılan kiralama sözleşmelerinde kullanılan ciro bazlı kiralama sözleşmeleri var. Mesela dükkan için sabit bir kira bedeli var. Bu bedel 100.000 tl olsun. Firmanın o dükkandaki cirosunun %10'u 100.000 tl'yi geçerse diyelim o ay ciro 1.200.000 tl olsun, o ay için kira bedeli olarak 120.000 tl kira bana ödeniyor. Ancak %10 pay 100.000 tl altında kalırsa sabit kira ücreti olan 100.000 tl bana ödeniyor. Hocam bu şekilde bir kiralama anlaşması caiz midir?
5.711
Rahmet-i ilahiyenin en latif en güzel en hoş en şirin cilvelerinden biri olan ve bir iksir-i nurani nedir?
3.472
"hem bu hizmetteki umum kardeşlerimizin hukukuna tecâvüz, hem hizmet-i Kur'âniyenin hürmetine taarruz, hem hakāik-i îmâniyenin kudsiyetine hürmetsizlik etmiş oluruz." ifadesini açıklarmısınız
3.457
"Fakat mümkinatta, hakikî ve tabiî lüzum-u zâtî olmadığından, mümkinatta zıdlar birbirine girebilmiş. Mertebeler tevellüd ederek ihtilafat ile tagayyürat-ı âlem neş'et etmiştir." Burayı izah eder misiniz?
428
Mebadi i zaruriye ne demektir? 29. Söz Melaike bahsinde geçen “Hem hiç mümkün müdür ki, şu i'tikād-ı umûmînin menşei, mebâdî-i zarûriye ve bedîhî emirler olmasın?” Kısmını izah edebilir misiniz?
9.604
Risale-i Nur'da geçen şu ifadeyi nasıl anlamak gerekir: "..Elbette şimdi, fetret gibi karanlıkta kalan ve Hazret-i Îsâ'ya (as) mensub Hristiyanların mazlumları, çektikleri felâketler, onlar hakkında bir nevi' şehâdet denilebilir..."
Kastamonu Lâhikası'nın 139. sayfasında geçen “Hem bin üç yüz otuz dört tarihinden başlayıp, öyle bir rejim ehl-i İslâm içine de sokuldu.” cümlesini nasıl anlamalıyız? Bu paragrafta bahsedilen “rejim” nedir?
Karı - kocadan biri çocuk istemezse olur mu? Kadın çocuk istemez erkek isterde şeriatte biri isteyince olması şart mı?
Kabirlerin yükseltilmemesi, türbevari yapı inşa edilmesinin caiz olmadığı şeklinde açıklama yapılmıştı. İslam aleminde evliya ve ümera için türbe/kümbet yapma geleneği var. Bunun hükmü nedir?
Tuvaleti ayakta yapsak caiz olur mu? Oturarak yapmak biraz zor oluyor?
Tehaddi ayetlerinin sebeb-i nüzullerini söyleyebilir misiniz?
Tehaddi; Kur'ân-ı Kerîm'in ilâhî kaynaklı olduğunu kabul etmeyenlere Kur'an'ın benzerini getirmeleri hususunda meydan okuması anlamında bir terimdir. İnsanların Kur'an'ın benzerini ortaya koymaktan âciz olduğunu belirtmek için “Tehaddî âyetleri” olarak bilinen âyetlerle inkârcı muhataplara meydan okunarak onlardan Kur'an'ın benzerini getirmeleri talep edilmiştir.Tehaddî âyetlerinin nüzûl sırası hakkında farklı görüşler bulunmakla birlikte, tefsir ve belâgat âlimlerinin çoğuna göre bu âyetlerin nüzûl sırası şöyledir:Tûr, 52/33-34Hûd, 11/13Yûnus, 10/38Bakara, 2/23İsrâ, 17/88.Zemahşerî1, İbn Kesîr2, Cessâs,3 Semerkandî,4 ve Süyûtî5 gibi klasik dönem müfessirlerinin yanı sıra; Elmalılı Hamdi Yazır,6 Mustafa Merâğî,7 İbn Âşûr,8 Mevdûdî9 ve Şa'râvî10 gibi modern dönem müfessirleri ile Mustafa Sâdık er-Râfiî11 Mennâ'u'l-Kattân12 gibi i'câz araştırmacıları da tehaddî âyetlerinin bu sırayla nâzil olduğunu ifade etmişlerdir.Bununla beraber Kur'ân'ın i'cazı hakkında klasik dönemde yazılmış ve günümüze kadar ulaşmış önemli bazı kaynaklarda tehaddî âyetleri üzerinde durulduğu halde bunların nüzûl kronolojisi üzerinde doğrudan bir tartışmanın içine girilmediği anlaşılmaktadır. 13Bununla birlikte Hâlidî, tehaddî âyetlerinin belirli bir sıra içerisinde değerlendirilmesinin önemli olmadığını belirtmektedir. Ona göre asıl önemli olan, Kur'ân'ın muhataplarına onun bir sûresinin veya on sûresinin benzerini getirmeleri hususunda meydan okuması ve kâfirlerin bu meydan okumaya karşılık verememiş olmalarıdır. Kur'ân kâfirlere nicelik ile değil, tür ile meydan okumuş ve onların âcizliği nicelik olarak değil, tür açısından olmuştur.14Yukarıda zikredilen âyetlerin dışında, başta İbn Kesîr olmak üzere bazı müfessirler Kasas sûresinin 49. âyetini de tehaddî bağlamında değerlendirmişlerdir.15 Buna karşılık bazı müfessirler ise tehaddîyi yalnızca yukarıda zikredilen âyetler çerçevesinde ele almışlardır. Zira Kasas 49. âyette, Kur'ân'ın benzerinin getirilmesine yönelik açık bir talep bulunmadığını ifade etmişlerdir.16Mehmet Salmazzem söz konusu âyetin tehaddî bildirmediğini söylemenin güç olduğunu ifade etmektedir. Zira bir eserin benzersizliği ifade edilirken onun benzerinin getirilemeyeceği sonucu kendiliğinden ortaya çıkar.Ayrıca BakınızBEDİÜZZAMAN'A GÖRE TEHADDİ/ KUR'AN'IN MEYDAN OKUMASINDAKİ DOKUZ MERTEBETEHADDİ NEDİR? TEHADDİ AYETLERİ NELERDİR?KaynakçalarCârullah Ebu'l-Kasım Mahmûd b. Ömer ez-Zemahşerî, el-Keşşâf 'an Hakaiki Gavamizi't-Tenzîl ve Uyûni'l-Ekâvîl fî Ucûhi't-Te'vîl, thk. Adil Ahmed Abdulmevcûd-Ali Muhammed Muavviz, Mektebetu'l-Ubeykan, Riyad, 1998, C. 3, s. 187.kkEbu'l-Fida İmâdüddin İsmâil b. Ömer, İbn Kesir, Tefsîrü'l-Kur'âni'l-Azîm, thk. Mustafa Seyyid Muhammed ve bşk., Müessesetu Kurtuba, Kahire, 2000, C. 1, s. 26.Ebû Bekr Ahmed b. Ali er-Râzî el-Cessâs, Ahkâmu'l-Kur'ân, thk. Muhammed Sadık Kamhavî, Daru İhyâi't-Turasi'l-Arabî/Müessesetu't-Tarihi'l-Arabî, Beyrût, 1992, C. 1, s. 34; Yazır, Hak Dini Kur'ân Dili, C. 4, s. 2770.Ebu'l-Leys Nasr b. Muhammed b. Ahmed b. İbrahim es-Semerkândî, Bahru'l-Ulûlm, thk. Ali Muhammed Muavviz ve bşk., Dâru'l-Kutubi'l-İlmiyye, Beyrût, 1993; C. 1, s. 102.Ebü'l-Fazl Celâlüddîn Abdurrahman b. Ebî Bekr es-Suyûtî, el-İtkân fî Ulûmi'l-Kur'ân, thk. Şuayb el-Arnavûd, Müessesestu'r-Risâ-le, Beyrût, 2008, s. 646.Yazır, Hak Dini Kur'ân Dili, C. 4, s. 2770.Ahmet Mustafa el-Merâğî, Tefsiru'l-Merağî, Dâru İhyâi'tTurâsi'l-Arabî, Beyrût, 1985, C.1/1, s. 65.Muhammed Tahir İbn Âşûr, et-Tahrir ve't-Tenvîr, Daru Sahnun li'n-Neşri ve't-Tevzi', Tunus, trs., C. 2/1, s. 337.Ebü'l-A'la Mevdûdî, Tefhimu'l-Kur'ân, Çev. Komisyon, İnsan Yayınları, İstanbul, 1995, C. 2, s. 380, C. 5, s. 542.Muhammed Mütevellî eş-Şa'ravî, Tefsiru'ş-Şa'râvî, el-Ezher Mecmeu'l-Buhûsi'l-İslâmiyye, el-İdâretu'l-'Amme, el-Buhûs ve't-Telif ve't-Tercüme, Ahbaru'l-Yevm, Kahire, trs., C. 14, s. 8729, a.y., Mu'cizetu'l-Kur'ân, C.1, s. 120-121.Mustafa Sadık er-Râfiî, İ'câzu'l-Kur'ân ve Belâgatü'n-Nebeviyye, Dâru'l-Kitâbi'l-Arabî, Beyrût, 1973, s. 169-170.Mennâ'u'l-Kattân, Mebâhis fî Ulûmi'l-Kur'ân, Mektebetu Vehbe, Kahire, trs., s. 250-251.Bkz: el-Hattâbî, Beyânu İ'câzi'l-Kur'ân, s. 21-71; er-Rummânî, en-Nuket fî İ'câzi'l-Kur'ân, s. 75-113; el-Bâkıllânî, İ'câzu'l-Kur'ân, s. 19- 29.Hâlidî, el-Beyân fî iʿcâzi'l-Ḳurʾân, 70İbn Kesir, Tefsîrü'l-Kur'âni'l-Azîm, C. 1, s. 313-314; benzer görüşler için bkz.: Ebü'-Tayyib Muhammed Sıddîk Bahâdır Hân b. Hasan b. Ali el-Kannevcî, Fethu'l-Beyân fî Makâsidi'l-Kur'ân, el-Mektebetu'l-Asriyye, Beyrut, 1992, C. 1, s. 107.Salah Abdulfettâh el-Hâlidî, İ'câzu'l-Kur'âni'l-Beyânî ve Delâilu Mesderihi'r-Rabbânî, Dâru Ammâr, Amman, 2000, s. 51-52.
Tehaddi; Kur'ân-ı Kerîm'in ilâhî kaynaklı olduğunu kabul etmeyenlere Kur'an'ın benzerini getirmeleri hususunda meydan okuması anlamında bir terimdir. İnsanların Kur'an'ın benzerini ortaya koymaktan âciz olduğunu belirtmek için “Tehaddî âyetleri” olarak bilinen âyetlerle inkârcı muhataplara meydan okunarak onlardan Kur'an'ın benzerini getirmeleri talep edilmiştir. Birinci safhada, müşriklerden Kur'ân'ın tamamına benzer bir kitap getirmeleri talep edilmiştir:De ki: “Eğer (iddiânızda) doğru kimseler iseniz, o hâlde Allah katından, bu ikisinden (Kur'ândan ve Tevrât'tan) daha doğru bir kitab getirin de, (ben) ona uyayım!” 1(Habîbim, yâ Muhammed!) De ki: “Yemîn olsun ki, eğer insanlar ve cinler bu Kur'ân'ın bir benzerini getirmek üzere bir araya gelseler, birbirlerine yardımcı da olsalar,(yine) onun benzerini getiremezler.”"2Eğer (iddiâlarında) doğru kimseler iseler, haydi onun benzeri bir söz getirsinler!3Müşrikler Kur'ân'ın bir benzerini ortaya koymaktan âciz kalınca, meydan okumanın ikinci aşamasında kapsam daraltıldı ve onlardan yardımlaşarak Kur'ân'daki sûreleri andıracak on sûre getirmeleri istendi. Mekke döneminde nâzil olan Hûd Sûresi'nde bu husus şöyle ifade edilmektedir:Yoksa: “Onu (o Kur'ân'ı, kendisi) uydurdu” mu diyorlar? (Habîbim, yâ Muhammed!) De ki: “Eğer (iddiânızda) doğru kimseler iseniz, o takdirde onun benzeri uydurulmuş on sûre getirin! (Yardım için) Allah'dan başka gücünüzün yettiklerini de çağırın!” 4Ancak inkârcılar, bu meydan okumaya da karşılık veremediler. Bunun üzerine üçüncü aşamada, Kur'ân'ın herhangi bir insan tarafından uydurulmuş bir söz olmadığı ve onun Âlemlerin Rabbi olan Allah Teâlâ tarafından gönderildiği vurgulanarak, inkârcılardan yardımlaşarak Kur'ân'ın sadece bir sûresinin benzerini getirmeleri istendi:Yoksa, “Onu (Muhammed) uydurdu” mu diyorlar? De ki: “O hâlde (iddiânızda)doğru kimseler iseniz, (yardım için) Allah'dan başka gücünüzün yettiklerini de çağırarak onun benzeri bir sûre getirin!” 5İnkârcılar buna da cevap veremeyince, dördüncü safhada Kur'ân onları, yardımlaşarak tam misli olmasa da kısmen kendisine benzeyen bir söz söylemeye dâvet etti:Ve eğer kulumuza indirdiğimiz (Kur'ân)dan şübhe içindeyseniz, haydi onun benzerinden bir sûre getirin; eğer (iddiânızda) doğru kimseler iseniz, Allah'dan başka şâhidlerinizi (yardımcılarınızı) da çağırın!6Fakat müşrikler bu teklif ve meydan okumalara rağmen Kurân'a ve ümmî olan Sevgili Peygamberimize (sav) itiraz edemedikleri için bu meydan okumalar düşmanları tarafından her defasında karşılıksız kalmıştır.Kurân'ın bir benzerinin getirilmesi imkansızdır. Müşrikler; bir iki satırla muâraza edip Hz. Peygamberin (sav) davasını iptal etmek gibi rahat bir çareleri varken canlarını, mallarını ve sahip oldukları her şeylerini tehlikeye atacak en son yol olan savaş yolunu tercih etmişlerdir.Nitekim edebiyatta çok ileri olan bir kavmin uzman oldukları sahada en kısa, rahat ve hafif bir yolu terk edip, en tehlikeli ve bütün mal ve canını tehlikeye atarak savaş yolunu tercih etmeleri acizliklerinin en açık delilidir. Zira en iyi edebiyatçıları birkaç harfle muâraza edebilseydi Kur'ân, davasından vazgeçerdi, onlar da maddî ve mânevî olarak yok olmaktan kurtulurlardı.Halbuki onlar istemeseler de savaş gibi dehşetli, kendilerini hüsrana uğratan bir yolu tercih ettiler. Demek ki Kurân'a karşı sözle mücadele etmek mümkün değildi, imkânsızdı. Onun için kılıç ile muâraza etmeye mecbur oldular. Tarih boyunca Kur'ân'ın bir benzeri getirilememiştir. Bundan sonra asla yapılamayacağı da açıktır. Çünkü her asırdaki bilginler, edipler, filozoflar, eleştirmenler ve yazarlar Kurân'ın mucizeliğini; belagat, fesahat ve ifadede onun derecesine çıkmaktan aciz olduklarını itiraf etmişlerdir.(Bu parça Abdulkadir Ertaş'ın Süeda Yayımlarından neşredilen “Peygamberliğin İspatı” kitabından alınmıştır.)Ayrıca BakınızBEDİÜZZAMAN'A GÖRE TEHADDİ/ KUR'AN'IN MEYDAN OKUMASINDAKİ DOKUZ MERTEBETEHADDİ AYETLERİ HANGİ SIRA İLE İNMİŞTİR?7 KÜLLİ VECH-İ İ'CAZKUR'ÂN'IN ALLAH KELAMI OLDUĞUNUN DELİLLERİKUR'ÂN'IN BENZERİNİN İMKÂNSIZ OLUŞUNUN DELİLLERİKUR'ÂN'IN BELÂGAT MUCİZESİKUR'AN'IN MUCİZE OLUŞUKaynakçalarKasas, 28/49.İsrâ, 17/88.Tûr, 52/34.Hûd, 11/13.Yûnus, 10/38.Bakara, 2/23.