2
Büyük Görünme Küçülürsün / Lemaat
Lemaat Risalesi'nde geçen ilgili cümleyi devamıyla birlikte izah eder misiniz?
Hayrat Yardım, dünya genelinde ihtiyaç sahiplerine ulaştırdığı bağış ve yardımlarla bir iyilik köprüsü kurar. Siz de bu hayra ortak olun.
Hayrat Yardım'a Bağış Yap
2
Lemaat Risalesi'nde geçen ilgili cümleyi devamıyla birlikte izah eder misiniz?
3
İslam'da akıl, insanın doğruyu yanlıştan ayırmasını sağlayan önemli bir nimet olarak görülmektedir. Kur'an'da insanın düşünmesi, sorgulaması, ibret alması ve aklını kullanması sıkça teşvik edilir. Ayrıca iman sadece körü körüne taklit değildir. Düşünerek, anlayarak ve bilinçli şekilde kabul etmeye dayanır. Bu yüzden akıl, Allah'ın varlığını, evrendeki düzeni ve dinin hikmetlerini anlamada önemli bir araçtır.Ancak İslam'da akıl tek başına mutlak bir ölçü kabul edilmez. Vahiy ile teslimiyet ile birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Yani akıl insanı hakikate götüren bir rehberdir. Nihaiyi hedef ise vahyin ışığında teslim olmuş bir kalptir.Ayrıca BakınızİSLÂMİYET'TE AKIL VE TESLİMİYET DENGESİİSLAMİYETTE AKIL MI ESASTIR NAKİL MİİSLAMİYETİN AKIL DİNİ OLUŞU VE TESLİMİYET
3
"Ve midesinin gıda ihtiyacını teminine çalıştığı gibi dünya kadar geniş belki ebede kadar uzanan sofraları ve gıdaları Akıl ve kalp ve Ruh ve insaniyet mideleri için tedarik etmeye fıtraten mecburdur." Buradaki akıl ve kalp, ruh ve insaniyet midelerini açıklar mısınız?
4.249
Lügat bilgisi insana ne gibi kazanç sağlar?
4.321
29. Söz'deki, "Hayat kesret tabakatından bir çeşit tecelli-i vahdettir" ne demek?
5.251
30. Lem'anın 1. nüktesinde, "hayretengiz tahavvülat fırtınaları içinde o zerreler..."diye devam eden cümlede zerrelerin nezafete dikkat edip mülevves olsalar da çabuk temizlenmeleri olayını izah eder misiniz?
6.774
Lemaatteki “Nûr-u akıl, kalbden gelir” bölümünü açıklar mısınız?
4.212
''Yirmi beş milyon Türk cemiyetinin imanı namına bir Said değil bin Said feda olsun'' Sözü çok insan tarafından yanlış anlaşılmaktadır. Bu sözden kasıt nedir?
2.032
Ortaklaşa (Müşterek) Kurban Kesmenin Hükmü nedir? Nelere dikkat edilmelidir?
15
Emirdağ Lâhikası'nda ismi sıkça geçen ve “az bir zamanda çok ehemmiyetli bir iş görmesinden, birinci saftaki hâslar içine girmeye hak kazanmış” diye takdir edilen Safranbolulu Mustafa Usman kimdir; hayatı ve Risale-i Nur hizmetindeki yeri hakkında kısa bilgi verir misiniz?
10
Gasl, yıkamak manasına olduğu gibi gusl, igtisâl de yıkanma mânasına gelmektedir. Istılah olarak ise; "Bütün vücudun yıkanmasından, boy abdestinden ibarettir ki, bu bir tahareti kübrâdır.1 Yani büyük temizliktir. Alimlerin çoğuna göre, cuma günü gusletmek sünnettir. 2 Bu konudaki hadislerden bazıları şöyledir:Cuma günü her müslümanın yıkanması ve elbiselerinin iyisini giymesi gerekir. Eğer kokusu varsa biraz da koku sürünür.3Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: Kim cuma günü yıkanır, gücü yettiğince temizlenir ve evinde temiz koku sürünerek camiye giderse ve iki kişi arasına (rahatsız edici bir şekilde) girmeden farz olan namazı kılar, imam konuştuğu zaman onu dinlerse, bir cumadan diğer cumaya kadar olan günahları affolur.4Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: Her müslüman üzerine cuma günü yıkanmak temizlenmek ve misvak kullanmak bir haktır.5Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: Ey müslümanlar topluluğu, bugün Allah'ın size bayram kıldığı cuma günüdür. Yıkanınız ve misvak kullanınız.6Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: Her kim (başını) yıkayıp boy abdesti alır, erken çıkıp hutbenin başına yetişir, (mescide) hayvana binmeden yürür ve imama yakın oturup kimseyle konuşmadan hutbeyi dikkatle dinlerse, her adımında, namazıyla ve orucuyla bir yıl işlediği amel sevabını alır.”7Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: Kim cuma günü yıkanırsa, bütün günah ve hataları örtülür. Yürümeye başladığı zaman her adım başı yirmi sevap alır. Namazdan çıktığı zaman iki yüz yıllık amelin karşılığını almış gibi olur.8Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: Cuma günü kişi için abdest almak ne güzel; ama yıkanırsa, tabii ki yıkanmak daha güzeldir.9Hazreti Âişe (Radıyallâhu Anhâ) validemiz şöyle anlatmıştır: Cumaya insanlar yaylalarındaki evlerinden aba içinde gelirlerdi. Yolda tozlanıp terlerlerdi. Bu nedenle üzerlerinden pis bir koku çıkardı. Hatta Allah Rasûlu (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)e henüz evde yanımdayken bir adam geldi (onun halini görünce): 'Bugününüz için yıkanıp temizlenirseniz çok daha iyi olur' buyurdu.10Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: Kim cuma günü yıkanıp varsa kokusu sürünürse, en güzel giysisini giyip insanların omuzlarını çiğneyerek ilerlemeden sessizce oturup vaazı (hutbeyi) dinler, hiçbir boş söz ve harekette bulunmazsa bu, onun iki cuma arasında geçen günahlarına keffâret olur. Kim de boş söz ve davranışlarda bulunur, insanların omuzlarını çiğneyerek ileri geçmek suretiyle onları rahatsız ederse, bu Cuma onun için (ancak) bir öğle namazı olur.11Ayrıca BakınızCUMA HUTBESİ DİNLERKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLARCUMA GÜNÜNÜN FAZİLETİ HAKKINDA HADİSLERCUMA VAKTİ VE CUMA GÜNÜNÜN BAŞLANGIÇ /BİTİŞ ZAMANICUMA VAKTİNDE ALIŞVERİŞ HARAM MIDIR?İKİ CUMA ARASI GÜNAHLARIN AFFEDİLMESİCUMA GÜNÜ GUSLETMENİN VAKTİ VE KADINLAR İÇİN HÜKMÜKaynakçalarÖmer Nasuhi Bilmen, Büyük İslam İlmihali, Bilmen Yayınları, İstanbul ts., s 81Ahmed Davudoğlu, Sâhîh-i Müslim Tercüme ve Şerhi, İzmir 2013, c. 2, s. 1975.; Lütfi Şentürk, Seyfettin Yazıcı, İslâm İlmihali, Diyanet İşleri Yayınları, Ankara 2019, s. 123.Buhârî, No:880; Müslim, No:846; Nesâî, No:1383.Buhârî, No:883; Nesâî, No:1403.Buhârî, Cuma: 12Taberanî, Mu'cemu's-Sağîr, No: 2358Tirmizî, No:496; Ebû Dâvûd, No:345; Nesâî:1398; İbnü Mâce:1087.Taberânî, Mu'cemu'l-Kebîr, 18/139.Nesâî, No:1372.Müslim, No:847; Ebû Dâvûd, No:1055; Nesâi, No:1379.Ebû Dâvûd, No:347.
9
Bir evliyanın türbesine “Edeple gelen, lütufla gider.” yazmışlar. Bu söze inanmak itikada zarar verir mi? Burada kastedilen lütuf nedir? Ölüden ne lütuf olacak?
7
Cuma günü gusul almak kadınlar için de sünnet midir? Ve Alınması gereken belli bir vakti var mıdır
16
29. Söz'de geçen kıyamet vaktinde “âlem-i şehâdetin parçalanması” ifadesi nasıl anlaşılmalıdır? Kıyamet sadece dünya ve görünen maddî kâinatta mı kopacaktır; yoksa yedi kat semayı da içine alan umumî bir hadise midir?
12
Lema'da Bediüzzaman Hazretleri; "Meşhur bir ayetin mestûr (kapalı) kalmış bir nüktesine dairdir." demekte. Burada bahsi geçen ayet hangi ayettir? Kapalı kalmış nükte nedir?
12
Bediüzzaman Üstadımız, sahabeden üstün olma iddiasının yanlış olduğunu anlatırken, Peygamber Efendimiz'i (asm) görmekle onun peygamberliğini ve getirdiği dini tam anlamıyla tanımanın aynı şey olmadığını söylüyor. Sonra da sahabenin imanına yetişilemeyeceğini açıklarken, onların zamanında hak ile bâtılın çok açık göründüğünü ifade ediyor. Bu durumda, sahabeye iman konusunda bir kolaylık verilmiş gibi görünmesi nasıl anlaşılmalıdır?
11
Hem bedevî bir edip, “فَاصْدَعْ بِمَا تُؤْمَرْ / Öyle ise emrolunduğun şeyi çatlatırcasına anlat!” (Hicr, 15/94) âyeti okunurken işittiği vakit secdeye kapanmış. Ona demişler: “Sen Müslüman mı oldun?” O demiş: “Hayır, ben bu âyetin belâgatine secde ettim.” Bu âyette, bedeviye secde ettirecek kadar etkileyen neler vardır? Hangi söz sanatları vardır?
7
Şimdi bir öğretmenin öğrencisi için “Bundan adam olmaz ya!” demesi, kadere bir fetva mı olur, yoksa onun bilgisinin bir tecrübesi midir?
7
Arapça mâ (مَاء) ve Gays (غيث) arasındaki fark nedir? Nasıl bir nüans farklılığı bir incelik var ki Kur'an'da bazı surelerde ma bazı surelerde gays kullanılmakta?
9
Bediüzzaman Hazretleri, 30 yaşındayken (1907) İstanbul'a gitmeye karar verir. Konağında on yıl kadar yaşadığı Van Valisi Tahir Paşa'nın, "Harika bir zekâya sahiptir, ilmî ve müşkil meseleleri çözme merciidir. Kendisine has bir kıyafeti vardır ve bütün ricalarımıza rağmen âlimlere ait elbiseleri giymemiştir. Bunun nedeni, kendini talebe (öğrenci) olarak görmesidir. Padişaha sadık ve kanaatkârdır" ifadelerinin yer aldığı mektup da yanındadır. İki büyük amacı vardır.Birincisi: "Doğudaki eğitimsizlik; karışıklığı, vahşeti ve Avrupalıların uğursuz, kirli ellerini ortaya koyar. Eğitim olmadıkça doğudaki sorunlar çözülmez" düşüncesinden hareketle, o dönemde meşhur eğitim kurumları olan mektep, medrese ve tekkeyi birleştirme amacı taşıyan "Medresetüzzehra Üniversitesini" Van merkezli olacak şekilde kurmaktır.İkincisi: Doğudaki ilim ve zekâ potansiyeline dikkat çekmektir.İstanbul'a ulaştıktan sonra iki ay boyunca Ferik Ahmet Paşa'nın yalısında kalır. Sonrasında Fatih'teki Şekerci Hanı'na yerleşir ve ilim ehli insanların ilgisini çekmek için kapısına "Burada her suale cevap olunur, sual sorulmaz" yazar. Medresetüzzehra projesini Padişaha sunmak için bazı paşalarla görüşür. Fakat elbiseleri ve zayıf Türkçesi yüzünden kötü muameleye maruz kalır ve projesi geri çevrilir. Zaptiye (Güvenlik) Nâzırı aracılığıyla kendisine verilen maaşı ve Padişahın ihsan-ı şahanesini kabul etmez.1 Giyimi, üslubu, teklifleri geri çevirmesi ve kapıya yazdırdığı yazı bahane edilerek kendisini hazmedemeyen insanların da meseleyi bulandırmasıyla Üsküdar'daki Toptaşı Tımarhanesi'ne sevk edilir. Bu durumu bir eserinde şu şekilde ifade etmektedir:İstanbul'da bu âfetli şöhret içinde mücâdele ederek nihâyet rakiplerimin ifsâdâtıyla (bozgunculuklarıyla) merhûm Sultân Abdülhamîd'in emriyle tımarhâneye kadar sürüklendim.2Yine kendi döneminde yaşamış; yazar, yayıncı ve aynı zamanda siyasi bir figür olan Ahmed Ramiz, Bediüzzaman Hazretlerinin yaşadığı bu süreci şöyle aktarmaktadır:Rumi 1323 (m. 1907) senesi zarfında idi ki, Şarkın yalçın, sarp, âhenîn mâverâ-i şevâhik-i cibalinde tulû etmiş Said Nursî isminde nevâdir-i hilkatten mâdud bir ateşpâre-i zekânın İstanbul âfâkında rüyet edildiği haberi etrafa aksetmiş ve fıtraten mütecessis olan bazı kimseler o harika-i fıtratı peyapey gördükçe, mâder-i hilkatin hazâin-i lâ-tefnâsındaki sehaveti bir türlü hazmedemeyenler, Şarkî Anadolu kıyafetinde, o şal ve şalvar altında öyle bir kanun-u dehânın ihtifa edebileceğini bir türlü anlayamayarak, bir kısım adamlar ona, "mecnun" demişlerdi. Said Nursî, filvâki ifrat-ı zekâ itibarıyla hudud-u cünunda idi. Fakat, öyle bir cünun ki, "Onun ulvî ruh ve kemâl-i aklına işarettir".3Yani Rumî 1323'te (1907) Hz. Üstad'ın İstanbul'a gelişi büyük dikkat uyandırmıştır. Üstün zekâsı, farklı şahsiyeti ve doğu vilâyetlerine mahsus kıyafeti sebebiyle herkesin ilgisini çekmiştir. Ancak bazı kimseler, bu sade görünüş altında böyle parlak bir dehânın bulunabileceğini anlayamadıkları için onu yanlış değerlendirmiş ve “mecnun” demişlerdir.Doktorun yaptığı muayene sonucunda rapora "bu adamda cünun (delilik) varsa dünyada akıllı adam yoktur" şeklinde kayıt düşülür ve taburcu edilir.Ayrıca BakınızBEDİÜZZAMAN HAZRETLERİNİN SULTAN ABDÜLHAMİD HAN'A KARŞI TAVIR VE TUTUMUKaynakçalarBediüzzaman Said Nursi, Divan-ı Harb-i Örfi, Hayrat Neşriyat, Isparta, s. 23.Bediüzzaman Said Nursi, Şua'lar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 531.Bediüzzaman Said Nursi, Divan-ı Harb-i Örfi, Hayrat Neşriyat, Isparta, s. 3.
14
İnsanları saptıran bir şeytan var. Peki henüz insan yaratılmadan önce bizzat İblisi kim saptırdı ve onu kötülüğe iten dış bir güç yokken o, nasıl şeytanlaştı?