Bağış Yap

RİSALE-İ NUR

02.10.2020

2353

"Esma-yı İlâhiyenin En Cem‘iyetli Aynası Cismaniyettedir” Ne Demektir?

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

14.10.2020 tarihinde cevaplandı.

Cevap

İlgili cümle Risale-i Nur'da şu şekilde geçmektedir:

Esmâ-yı İlâhiyenin en cem‘iyetli aynası, cismâniyettedir. Ve hilkat-i kâinâttaki makāsıd-ı İlâhiyenin en zengini ve fa‘âl merkezi, cismâniyettedir. Ve ihsânât-ı Rabbâniyenin en çok çeşitleri ve rengârenkleri, cismâniyettedir. Ve beşerin ihtiyâcât dilleriyle Hâlik’ına karşı ettiği duâlarının ve teşekkürâtının en kesretli tohumları, yine cismâniyettedir. Ve ma‘neviyât ve rûhâniyât âlemlerinin en mütenevvi‘ çekirdekleri, yine cismâniyettedir. 1

“Esma-yı İlâhiyenin En Cem‘iyetli Âyinesi Cismaniyattadır” cümlesi, Allah’ın isimlerinin bu dünyada en fazla ve en toplu şekilde maddî varlıklarda, özellikle de canlılarda göründüğünü anlatır.

Bunu şu şekilde ifade edebiliriz: Bir varlığın üzerinde ne kadar çok özellik, ihtiyaç, değişim ve incelik varsa, Allah’ın isimleri de onda o kadar çok görünür. Cansız bir taş da Allah’ın kudretine delildir; çünkü yaratılmıştır. Fakat bir insan bedeni, bir kuş, bir ağaç veya bir çiçek; taştan çok daha fazla İlâhî isme ayna olur. Çünkü onlarda hem şekil vardır, hem düzen vardır, hem hayat vardır, hem ihtiyaç vardır, hem de bunların karşılanması vardır.

Mesela bir çiçeği düşünelim. Toprağın içinden çıkıyor, belli bir ölçüyle büyüyor, rengi var, kokusu var, yaprakları belli bir düzene göre açılıyor. Burada Hâlık ismi yaratmayı, Musavvir ismi ona şekil vermeyi, Mücemmil ismi güzellik vermeyi, Hakîm ismi her şeyi yerli yerinde yapmayı gösterir.

Bir kuşu düşünelim. Yumurtadan çıkıyor, besleniyor, uçuyor, yön buluyor, yavrusunu koruyor. Burada sadece yaratma değil; aynı zamanda rızık verme, koruma, yönetme ve merhamet etme de görünüyor. Yani Rezzâk, Hafîz, Rahîm, Hakîm gibi isimler de tecellî ediyor.

En açık misal ise insandır. İnsan bedeni tek başına başlı başına bir mucizedir. Göz görür, kulak işitir, dil tadar, mide sindirir, kalp kan pompalar, beyin yönetir. İnsan acıkır, susar, yorulur, uyur, hastalanır, iyileşir, öğrenir, sever, korkar, merak eder. Bu kadar farklı hâlin bir arada bulunması, Allah’ın pek çok ismini birlikte gösterir. Mesela:

  1. Açlık, Rezzâk ismini gösterir. Çünkü rızık ihtiyacı var ve o ihtiyaç karşılanıyor.

  2. Hastalık ve şifa, Şâfî ismini gösterir. İnsan kendi kendine şifa veremez; iyileşme nimeti ona verilir.

  3. Gözün görmesi, Basîr ismini hatırlatır. Görme gibi hassas bir sistem tesadüfle açıklanamaz.

  4. Kulağın işitmesi, Semî‘ ismine işaret eder.

  5. İnsanın zayıf olması, Kadîr ismini gösterir. Çünkü insan aczini anladıkça, her şeye gücü yeten bir Kudret Sahibine muhtaç olduğunu fark eder.

  6. İnsanın fakir ve muhtaç olması, Ganî ismini gösterir. İnsan her şeye muhtaçtır; fakat Allah hiçbir şeye muhtaç değildir.

  7. Anne şefkati, Rahîm ismine bir aynadır. Misalleri çoğaltabiliriz.

Buradaki “en cem‘iyetli” ifadesi önemlidir. “Cem‘iyetli” demek, birçok şeyi birlikte taşıyan, toplu, kapsamlı demektir. Yani Allah’ın bir ismi bir varlıkta görünebilir; ama bazı varlıklar vardır ki bir ismi değil, birçok ismi beraber gösterir. İşte cismaniyat, özellikle hayat sahibi cismaniyat, böyle kapsamlı bir aynadır.

Meselâ bir ayna düşünelim. Küçük bir aynada güneşin ışığı görünür. Ama büyük, temiz ve çok yönlü bir aynada hem ışık, hem parlaklık, hem renkler daha geniş görünür. Bunun gibi, varlıklar da Allah’ın isimlerine ayna olur; fakat en geniş aynalık, hayatlı ve cismanî mahlûklarda ortaya çıkar.

Burada “cisim” denilince sadece et ve kemik anlaşılmamalıdır. Asıl dikkat çekilen nokta şudur: Maddî yaratılış alanı, Allah’ın isimlerinin nakışlarının görüldüğü bir sergi gibidir. Bir insanın yüzü, gözü, eli, kalbi, duyguları, ihtiyaçları, hatta yaşadığı hâller bile ayrı ayrı isimlere pencere açar.

Fakat bundan yanlış bir mânâ çıkarılmamalıdır. Cismaniyatın kıymeti, sadece madde olmasından gelmez. Madde kendi başına değerli olduğu için değil; Allah’ın isimlerini gösteren bir ayna olduğu için kıymetlidir. Yani bedenin değeri, üzerindeki san‘at, hikmet ve rahmet nakışlarındandır.

İnsan kendi bedenine sadece biyolojik bir yapı gibi bakmamalıdır. Göz sadece bir organ değil, görme nimetinin bir aynasıdır. Mide sadece sindirim aracı değil, rızık nimetinin hatırlatıcısıdır. Kalp sadece et parçası değil, hayatın devamı için çalışan harika bir sistemdir. Bunlara böyle bakıldığında insan, kendi vücudunda bile Allah’ın isimlerinin tecellîlerini okumaya başlar.

Günlük hayattan basit bir örnekle de şöyle anlaşılabilir: Bir telefonun çalışması bile tek başına bir ustayı gösterir. Ekranı, sesi, kamerası, bataryası, yazılımı birlikte çalışıyorsa, onu yapanın bilgisi ve mahareti anlaşılır. İnsan bedeni ise bir telefondan kat kat üstün, son derece hassas ve canlı bir sistemdir. O hâlde bu bedenin üzerinde görünen ilim, kudret, hikmet ve rahmet yansımaları çok daha açık bir şekilde Yaratıcısını bildirir.

Kısacası bu söz, Allah’ın isimleri en parlak ve en toplu şekilde canlı varlıklarda, özellikle de insanda görünür demektir. İnsan bedenine, canlılara ve kâinattaki varlıklara bu gözle bakıldığında, her biri Allah’ın isimlerini tanıtan birer ayna haline gelir.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Şua’lar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 221.

Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız