Soru

Ahir Zamanda Gelecek Ümmet

"Ahir zamanda gelecek ümmetim sizden hayırlıdır." Hadisini peygamberimiz hangi bağlamda ve olay üzerine ifade etmiştir?

Tarih: 27.11.2022 00:03:53
Okunma: 136

Cevap

Muteber hadis kaynaklarında “Ahir zamanda gelecek ümmetim sizden hayırlıdır.” lafzıyla rivayet edilen bir hadise rastlayamadık. Fakat bu konuya temas eden bazı hadisleri şöyle sıralayabiliriz.

Malumdur ki; Sevgili Peygamberimiz (sav), ümmetini “Allah katında ümmetlerin en hayırlısı ve en değerli olanı”[1] şeklinde tavsif etmiştir. Peygamber Efendimiz fedakârlıklarını birlikte yaşayarak gördüğü sahabelerden bahsederken onları “İnsanlık tarihinin en hayırlı nesli”[2], “Ümmetin en hayırlıları”[3], “Bu ümmetin en hayırlı nesli, benim gönderildiğim asırda yaşayanlardır.”[4] ifadeleriyle medh ü sena edip övmüştür.

Rahmet Elçisi (sav), ilk İslâm nesli olan ve İslâmiyet’in tesisinde çok mühim bir vazife üstlenen dostlarına “Ashâbım” derken; ümmetinden kendisinden sonra gelenleri ise “Kardeşlerim” şeklinde tanımlamaktaydı. Âdeti olduğu üzere, bir gün sahabelerle birlikte bir kabristana uğradı ve “Esselâmü aleyküm ey müminler diyarı (nın sakinleri)!” diyerek selâm verdi. Sonrasında ise, “İnşallah biz de size katılacağız, (ancak din) kardeşlerimizi (dünyada) görmüş olmayı çok arzu ederdim.” diye ekledi. Bunu duyan sahabeler merakla, “Yâ Resûlallah! Biz senin kardeşlerin değil miyiz?” dediler. Allah Resûlü, “Siz benim ashâbımsınız, kardeşlerim ise henüz (dünyaya) gelmeyenlerdir.” buyurdu. Bunun üzerine ashâb-ı kirâm, “Ümmetinden henüz dünyaya gelmeyenleri nasıl tanıyacaksın Yâ Resûlallah?” diye sordular. Resûlullâh (sav) şöyle dedi: “Bir adamın siyah atlar arasında, alınları ve ayakları beyaz (sekili) atları olsa, onları tanımaz mı?” Ashâbın, “Elbette tanır.” cevabını duyan Resûl-i Ekrem, ümmetinden hiç görmediği insanları kıyamet gününde nasıl tanıyacağını, müjde niteliğindeki şu cevabıyla bildirdi: “İşte benden sonra gelecek olan kardeşlerim, aldıkları abdestten dolayı kıyamet günü abdest azaları parlayarak gelecekler. Ben de onları Kevser havuzu başında karşılayacağım.”[5]

Ayrıca, onunla birlikte yaşayamasalar da onu görmeden seven ve ümmetinden olma şerefine eren müminler hakkında Allah Resûlü’nün (sav) şu ifadeleri ne kadar da güzeldir: “Ümmetimden beni öyle çok seven kimseler vardır ki onlar benden sonra gelecekler ve her biri ailesini ve malını feda ederek beni görmüş olmayı arzu edecektir.”[6]  Onun ümmeti farklı zaman ve mekânlarda yaşasalar da hepsi aynı ruhu taşımaktaydılar. Sahabe-i kirâmın, Allah Resûlü (sav) ile birlikte yaşama şerefi gibi bir bahtiyarlığı var idiyse de aslında aynı değerlere inanan bütün ümmet fazilet sahibiydi. Enes b. Mâlik’ten nakledildiğine göre Allah Resûlü (sav), ümmetinin tümünün faziletini şu güzel benzetmesiyle ifade etmekteydi: “Ümmetim yağmur gibidir; evveli mi daha hayırlı yoksa sonu mu bilinmez.”[7]

Unutmamak gerektir ki; Peygamberlerden sonra en yüksek manevi makam ehl-i sünnet âlimlerinin ittifakı ile sahabelere aittir. Onlara küllî fazilet noktasında yetişmek mümkün değildir. Çünkü onlar İslâm’a girdikleri ilk andan itibaren sarsılmaz bir imanla kabul ettikleri yeni dinin gereklerini tam bir teslimiyetle yerine getirmişlerdir. Bu yeni dine girmeye ve onu yaşamaya zorlanmadıkları halde onların büyük bir kısmı ömrünü Resulûllâh’ın (sav) yanında geçirmiş, onunla savaşlara katılmış ve İslâm’ın yayılması için büyük gayret göstermişlerdir. Bu süreçte İslâm karşıtları tarafından tehdit ve işkencelerle, hatta ölümle karşılaşan, yurtlarını, mallarını, eşlerini ve çocuklarını terk edip başka yerlere hicret etmek zorunda kalanlar olmuş, ancak imanlarında, Allah’a ve Resulüne olan bağlılıklarından asla taviz vermemişlerdir. Yani büyük çoğunluk sahabeleri geçemese de bazı çok hususi şahıslar, fazilet-i cüz’iye ve şahsiye noktasında bütün sahabeleri olmasa da bazı sahabeleri geçerek daha yüksek makamlara çıkabilirler.

Bununla beraber Resul-i Ekrem Efendimiz (sav), “Ümmetim yağmur gibidir; evveli mi daha hayırlı yoksa sonu mu bilinmez.” diyerek adeta bir istifham yani soru işareti koymuştur. Muhaddisler bu hadisi şerh ederken ümmetin evveli olan sahabelerin en faziletli ve hayırlı insanlar olduğu konusunda görüş birliği içinde olmakla beraber, ümmet-i Muhammed’in (sav) hayır üzerine olmasının hep devam edeceği hususunda bizlere bir müjde verildiğinden bahsetmektedirler. Çünkü yeryüzündeki bütün mahlûkat, nasıl ki yağmur suyundan istifade ediyorlarsa, bütün beşeriyet de hayır üzere olan, hayırlı işlerde çalışan ve hayrın yayılması için uğraşan Müslümanlardan öyle istifade etmektedirler. Peygamber Efendimiz (sav) de bunu güzel bir teşbihle dile getirmiştir.

Madem Cenâb-ı Hakk hikmeti ve tertibi gereği bizleri bu asırda dünyaya getirmiştir. Bizim vazifemiz de hadiste buyurulduğu üzere âhirde gelecek olan hayırlı ümmetten olma noktasında gayret sarf etmemizdir.

 

[1] Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân, 3.

[2] Buhârî, Fezâil-ü ashâbi’n-nebî, 1; Müslim, Fezâilü’s-sahâbe, 211, 212.

[3] Müsned, c. 5, 350.

[4] Müsned, c. 5, 357.

[5]  Müslim, Tahâret, 39

[6] Müslim, Cennet, 12.

[7] Tirmizî, Emsâl, 81. Daha ayrıntılı bilgi için bkz. Hadislerle İslam, c. 6, s. 475.


Yorum Yap

Yorumlar

Allah razı olsun bu site sayesinde kafamızdaki sorulara çok güzel, tatminkar cevaplar buluyoruz.
Gönderen: İSMAİL HANE
Tarih: 30.11.2022 11:14:02