Bahsi geçen yer Risale-i Nur'da şöyle geçmektedir:
İhtâr: Lafz-ı Resûldeki nükte-i azîmenin beyanında yüz altmış âyet yazıldı. İşbu âyetlerin hâsiyeti pek azîm olmakla beraber, ma‘nâ cihetiyle birbirini ispat ve tekmîl ettiğinden çok ma‘nîdâr olduğu için, muhtelif âyâtı hıfzetmek veya okumak arzusunda bulunanlara bir hizb-i Kur’ânî olduğu gibi, Kur’ân kelimesindeki nükte-i azîmenin beyanında altmış dokuz âyât-ı azîmenin derece-i belâgati pek fevkalâde ve kuvvet-i cezâleti pek ulvîdir. Bu da ikinci bir hizb-i Kur’ânî olarak ihvâna tavsiye edilir. Yalnız ‘Kur’ân’ kelimesi yedi silsile-i Kur’ân’da mevcûd olup, umum o kelimeyi tutmuş. Hâriç iki kalmış.1
Kur'ân kelimelerinin tevafuku, art arda gelmiş; silsile hâlinde tevafuk etmiş, denmektedir.
“Yedi silsile-i Kur’ân” ifadesi, Kur’ân’da geçen “Kur’ân” kelimesinin geçtiği yerlerin, silsile hâlinde art arda geldiğini anlatır. Yani burada “Kur’ân’da yedi zincir var” gibi yeni bir kavramdan ziyade, âyetlerin diziliş şekline işaret edilmiştir.
Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, c. 2, s. 291.

