Soru

Kendisi Yapmayan Birinin Nasihatleri

Bir zaman, müslim olmayan bir zât, tarîkattan hilafet almak için bir çare bulmuş ve irşada başlamış. Terbiyesindeki müridleri terakkiye başlarken, birisi keşfen mürşidlerini gayet sukutta görmüş. O zât ise ferasetiyle bildi, o müridine dedi: "İşte beni anladın." O da dedi: "Madem senin irşadın ile bu makamı buldum, seni bundan sonra daha ziyade başımda tutacağım." diye Cenab-ı Hakk'a yalvarmış, o bîçare şeyhini kurtarmış; birdenbire terakki edip bütün müridlerinden geçmiş, yine onlara mürşid-i hakikî kalmış. Demek bazan bir mürid, şeyhinin şeyhi oluyor.

Soru 1; Bu hadisenin kaynağı nedir. Birisi bize bu hadisenin kaynağını sorduğunda ne söylemeliyiz?

Soru 2; Müslim olmayan bir zat derken Kâfir olan biri mı kast ediliyor. Yani Allah a peygambere inanmayan biri mi?

Soru3; Neden tarikatten hilafet almak istiyor. Nasıl hilafet alabilmiş bu hadise gibi başka hilafet alıp irşad eden halifeler olmuş mudur? Nasıl insanları irşad edip yüksek makamlara çıkarabilmiş. örnek verir misiniz?

Soru4; Günümüz de Hocasının yanlış yolda olduğunu anlayan birisi bu hadiseye göre nasıl yapmalıdır. Burdaki gibi hocasına dua edip o bulunduğu yerden ayrılmamalı mıdır?

Tarih: 14.06.2021 13:08:46

Cevap

1) Bu hadisenin kaynağını bulamadık fakat hadisenin kaynağını bulamamamız olmadığını göstermez. Çünkü Bediüzzaman Hazretleri Risale-i Nur Külliyatında Eski Said döneminde her gün bir cilt eseri anlayarak mütalaa ettiğini söylüyor. Bu hadiseyi, okuduğu eserlerin birinde görmüş olabilir. O günkü eserler bugüne kadar gelmemiş olabilir. Dolayısıyla bugün her hangi bir kaynakta bu hadiseyi bulamamamız, bu hadisenin vuku bulmadığı anlamına gelmez. 

2) Mümin ve Müslim kelimelerinin anlamları farklıdır. Mümin iman eden demektir. Müslim ise İslamin şartları olan namaz, oruç, haç, zekat gibi fiileri yerine getiren demektir. Bediüzzaman Hazretleri "Müslim olmayan" demekle muhtemelen imanı olan ama Islamî yaşantısını tam olarak yerine getirmeyen bir kişiden bahsetmektedir. Allahu a'lem.

3) Başka misalleri var mıdır bilemiyoruz ama akıldan uzak bir hadise değil. Mesela bir doktor hastasına sigarayı bırakmalısın der ama kendisi sigara içer. Veya bir baba oğluna çok çalış der ama kendisi tembeldir. Vs vs. Hadise de bunlara benzemektedir. Bu şahıs islamı veya tarikatı tam yaşamıyor olabilir. Ama müridlerine yapması gerekenleri güzelce anlatıp onları takip etmesi müridlerinin terakki etmesi için yeterli olmuştur. Müridlerin terakkisi için verilen vazifeleri hakkıyla yapmaları esastır. Şeyhlerinin nasıl bir durumda olduğu değil.

4) Eğer yanlış yoldaysa ve doğru şeyler söylüyorsa elbette ona dua etmelidir. Zaten Bediuzzaman Hazretleri de bu misali Nur Talebeleri arasındaki tesanüd için vermiştir. Eğer bir kardeşinizin hatasını görürseniz onu dışlamak yerine daha çok sahip çıkın manasında devam etmektedir. 

Fakat yanlış yolda yürümekle beraber, aynı zamanda çevresindeki insanları bilerek ve isteyerek yanlış yönlendiren kişiler söz konusu ise, bu tarzdaki kişileri hemen terk etmek gerekir. Çünkü burada amaç ifsad etmektir. Zarar vermektir. Fakat misalde geçen şahıs zarar vermek amacıyla hareket etmemektedir. Sadece kendi eksikleri, kusurları var. Ama müridlerini doğru yola sevk etmektedir.


Yorum Yap

Yorumlar