Müzekkâ Nefis: Arındırılmış ve temizlenmiş nefis demektir. Yani kendini büyük görme, gurur, başkaldırma ve kötü istekler yönünden dizginlenmiş; kendini bağımsız sanmayan, yerini ve görevini bilen nefistir. Böyle bir nefis, insandaki pek çok duyguyu ibadete, şükre ve hamde yöneltebilir.
Sahâbe efendilerimizin nefislerinin temizlenmesi sadece kendi çabalarıyla olmamıştır. Bunun aslı Allah’ın bir ihsanı ve özel yardımıdır. Fakat bu ihsan, onların îmanları, doğrulukları, teslimiyetleri, fedakârlıkları ve Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm’a tam uymaları sebebiyle onlarda görünmüştür. Yani hem Allah vergisi bir lütuftur hem de onların gayretleriyle buna lâyık oldukları anlaşılmıştır. Bu temizlenmenin en büyük sebebi de Resûlullah Aleyhissalâtü Vesselâm’ın sohbeti, terbiyesi ve örnekliğidir.
O (Allah), ümmîler (Arablar) içinde, kendilerinden bir peygamber gönderendir; (o peygamber) onlara O'nun âyetlerini okuyor, onları (günahlardan) temizliyor ve onlara kitâbı ve hikmeti öğretiyor. Hâlbuki (onlar) daha önce gerçekten apaçık bir dalâlet içinde idiler. 1
Bu da gösteriyor ki asıl temizleyen Allah’tır; fakat bu temizlik, Resûlullah Aleyhissalâtü Vesselâm’ın eğitimi ve yol göstermesiyle gerçekleşmiştir.
Sahâbe mesleğinde nefsi temizlemek için izlenecek yol, nefsi övmek değil; onun kusurunu görmek, aczini ve ihtiyaç içinde bulunduğunu bilmek, kullukta kararlı olmak ve Sünnet-i Seniyye’ye uymaktır. Bunun için özellikle şu noktalara dikkat edilmelidir:
Nefsi temize çıkarmamak, kusuru önce kendinde aramak. Kur’ân’ın “Nefsinizi temize çıkarmayın” uyarısını ölçü almak.
Acz, fakr, şefkat ve tefekkür yolunda yürümek. En kısa ve güvenli yol budur. Nefsi büyüten ağır ve gösterişli mücadeleler yerine, kul olduğunu bilip Allah’ın rahmetine sığınmak gerekir.
Farzları dikkatle yerine getirmek ve büyük günahlardan kaçınmak. Nefsi terbiye etmenin temeli budur. En etkili terbiye, doğru ve düzenli bir dinî hayat yaşamaktır.
Sünnet-i Seniyye’ye uymak. Sahâbe yolunun temeli budur. Çünkü onların olgunluğu, Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm’a tam uymalarından ve onun terbiyesinde yetişmelerinden gelmiştir.
İhlâsı kazanmak. Yapılan işi nefis için değil, yalnız Allah rızâsı için yapmak. Nefsin en güçlü yönlerinden biri kendini öne çıkarmaktır; ihlâs bunu kırar.
Risale-i Nur ile îmânı kuvvetlendirmek. Nefsin oyunlarına karşı en etkili çare, sağlam ve bilinçli bir îmandır. Îmân güçlendikçe nefis, keyfine göre değil, hakikate göre hareket etmeye mecbur kalır.
Sonuç olarak, sahâbe olmak başka şeydir; onların yolunda gitmek başka şeydir. Sahâbe olunmaz; fakat onların izinden gidilebilir. Bunun yolu da nefsi övmek değil, tanımak; kendi gücüne dayanmak değil, Allah’a güvenmek; gösterişli yollar aramak değil, ihlâs, takvâ, Sünnet-i Seniyye ve sağlam îmân ile yaşamaktır.
Cuma, 62/2.

