Üstad Bediüzzaman Hazretleri, Hulusi Yahyagil abiye, "Acaba yazılan Sözler kâfî midir? Noksânı var mı?" ve "Yani vazîfem bitmiş midir?" sorularını sormuştur. Bu durumu şu şekilde ifade eder:
Madem ben garibim ve gurbetteyim. Ve gurbete gideceğim. Acaba şu misafirhânedeki vazîfem bitmiş midir? Tâ ki sizleri ve Sözler’i tevkîl etsem ve bütün bütün alâkamı kessem” fikri hatırıma geldi. Onun için sizden sormuştum ki; Acaba yazılan Sözler kâfî midir? Noksânı var mı? Yani vazîfem bitmiş midir? Tâ ki rahat-ı kalble kendimi nûrlu, zevkli, hakîkî bir gurbete atıp, dünyayı unutup, Mevlânâ Celâleddin’in dediği gibi دَان۪ي سَمَاعْ چِه بُوَدْ ب۪ي خُودْ شُدَنْ.. زِهَسْت۪ي اَنْدَرْ فَنَايِ مُطْلَقْ ذَوْقِ بَقَا چَش۪يدَنْ deyip, ulvî bir gurbeti arayabilir miyim diye, sizi o suâller ile tasdî‘ etmiştim. 1
Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin Hulusi abiye sorduğu "Acaba yazılan Sözler kafi midir? Noksanı var mı?" sorusunu Hulusi abi şu şekilde cevaplamıştır:
Mübârek Sözler şübhesiz Kitâb-ı Mübîn’in nûrlu lemeâtıdır. İçinde îzâha muhtaç yerler eksik olmamakla beraber, küll hâlinde kusursuz ve noksânsızdır. Beşerin her tabakası kendi fıtrî anlayışları nisbetinde onlardan hisse-mend ve fâide-mend olurlar. Şimdiye kadar tenkîd olunmaması, her meslek ve mezheb ve meşreb ehline hoş gelmesi ve mülhidlerin dil uzatamayıp ebkem kalmaları, kanâatimizin sıhhatine delâlet etmeye kâfîdirler. 2
Yani Risaleler, Kur’an hakikatlerinin nurlu bir tecellisidir. İçinde izaha muhtaç yerler bulunabilse de, tamamı düşünüldüğünde tam, sağlam, kusursuz ve eksiksizdir. Her insan, kendi kabiliyeti ve anlayışı nisbetinde bu eserlerden istifade eder ve fayda görür. Bu eserlerin uzun zaman ciddi bir tenkide maruz kalmaması, farklı meslek ve gruplardan insanlara hoş gelmesi ve dinsizlik ehlinin de esaslı bir itiraz ileri sürememesi, bu kanaatin doğruluğuna delil sayılmaktadır.
Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin Hulusi abiye sorduğu "Vazîfem bitmiş midir?" sorusuna Hulusi abi şu şekilde cevap vermiştir:
Evvelen: Bid‘atlerin çoğaldığı bir zamanda ulemânın sükût etmemeleri lâzım geldiğine dâir beyân buyurulan hadîsteki emir ve zecir. 3
Bid'alar, yani dine sonradan sokulan yanlış uygulamalar arttığında, ilim ehli bunları düzeltmek ve doğruyu anlatmakla görevlidir. Nitekim Peygamber Efendimiz (sav), bir hadisinde konuyla ilgili şöyle buyurmuşlardır:
Bu ümmetin son (kısmı) öncekilerini lanetlediği zaman kim bildiği bir hadisi gizlerse şüphesiz Allah’ın inzal buyurduğu hükümleri gizlemiş olur. 4
Sâniyen: Peygamberimizin ittibâına mükellef olduğunuzdan, onlar gibi müddet-i hayatınızca vazîfeye devam mecbûriyeti olduğu. 5
Peygamber Efendimizin (sav) yoluna tabi olup o yolda giden kimsenin, Peygamber Efendimiz (sav) gibi ömrü boyunca hizmete devam etmesi gerekir. Burada, iman ve Kur'an hizmetinin belli bir noktada bırakılacak bir iş değil, hayat boyunca sürecek bir vazife olduğu vurgulanmaktadır.
Sâlisen: Mâdem bu hizmete münhasıran re’yiniz ile değil, istihdâm olunuyorsunuz. Nasıl Mübelliğ-i Kur’ân, Fahr-i Cihân, Habîb-i Yezdân Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Efendimiz Hazretleri bir gün [اَلْیَوْمَ اَكْمَلْتُ لَكُمْ دٖینَكُمْ] fermân-ı celîlini teblîğ buyurmakla, aynı zamanda vazîfe-i risâletinin hitâmına remzen işâret eylemişti. Muhterem Üstâdın da hizmeti kâfî görülürse, bildirilir kanâatindeyim.6
Yapılan iman ve Kur'an hizmetinin kişisel bir tercih ile değil, Allah'ın istihdamı ile yürüdüğü belirtiliyor. Bu sebeple, hizmetin ne zaman tamam olacağına kişinin kendisinin karar vermesinden ziyade, bunun Allah tarafından ayrıca bildirileceği ifade ediliyor.
Râbian: Sözler hakkında bugüne kadar sükût edilmesi ve tenkîde cür’et edilmemesi, ilâ-nihâye bu hâlin devam edeceğine delîl olamaz. Hâl-i hayatınızda muhtemel hücumlara evvelen ve bizzât zât-ı fâzılâneleri cevâb vereceksiniz.7
Risalelere şimdiye kadar itiraz edilmemiş olması, ileride de hiç itiraz edilmeyeceği anlamına gelmez. Bu sebeple, ileride gelebilecek muhtemel hücumlara karşı en kuvvetli cevabı, hayatta iken bizzat risalelerin müellifinin vermesinin daha uygun olacağı vurgulanıyor.
Hâmisen: Dünyayı unutmak isteseniz, başka hiçbir sebep olmasa dahi, yalnız bu mübârek Sözlerle râbıta peydâ eden insanların ricâ edecekleri îzâhâtı vermek isteyecek ve cevâbsız bırakmayacaksınız.8
Dünyadan el çekmek arzusu bulunsa bile, sırf bu eserlerle ilgi alakası bulunan insanların izah ve açıklama talepleri bile hizmetin devamını gerekli kılar. Yani insanlara rehberlik etme, sorularını cevapsız bırakmama mesuliyeti, vazifenin henüz bitmediğini gösterir.
Sâdisen: Allâh için sizi sevenlere ve sizden istîzâhta bulunanlara yazdığınız pek kıymetli yazılarla meclis-i ilmînizde takrîr buyurduğunuz mütenevvi‘ ve Sözler’e bile geçmeyen mesâil kat‘iyetle gösteriyorlar ki, ihtiyaç da, hizmet de bitmemiştir.9
Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin sevenlerine ve kendisinden açıklama isteyenlere yazdığı kıymetli mektuplar ile ilmi meclislerde anlattığı, hatta risalelerde açıkça yer almayan meseleler; hem ihtiyacın devam ettiğini hem de hizmetin henüz sona ermediğini açıkça göstermektedir.
Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, c. 1, s. 18.
Bediüzzaman Said Nursi, Barla Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 14-15.
Bediüzzaman Said Nursi, Barla Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 15.
İbn-i Mace, Mukaddime, 46.
Bediüzzaman Said Nursi, Barla Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 15.
Bediüzzaman Said Nursi, Barla Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 15.
Bediüzzaman Said Nursi, Barla Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 15.
Bediüzzaman Said Nursi, Barla Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 15.
Bediüzzaman Said Nursi, Barla Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 15.

