Bağış Yap

RİSALE-İ NUR

4599

İmam-ı Rabbani Hazretleri'nin “İki Kanatla Süluk” Sözü Nerede Geçiyor?

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

Bediüzzaman Hazretlerinin 5. Mektup'ta İmam-ı Rabbani Hazretlerinden naklen söylediği, "Nakşi tarikatinde iki kanatla uçulur." sözü nerede geçmektedir?

19.07.2026 tarihinde soru cevabı güncellenmiştir.

Cevap

Bediüzzaman Hazretleri bu konu hakkında şöyle buyurmaktadır:

Silsile-i Nakşi'nin kahramanı ve bir güneşi olan İmam-ı Rabbani ra, Mektubat'ında demiş ki: Hakāik-i imaniyeden bir mes'elenin inkişafını, binler ezvak ve mevacid ve keramata tercih ederim. Hem demiş ki: Bütün tariklerin nokta-i müntehası, hakāik-i imaniyenin vuzuh ve inkişafıdır. Hem demiş ki: Velayet üç kısımdır. Biri velayet-i suğra ki, meşhur velayettir. Biri velayet-i vusta, biri velayet-i kübradır. Velayet-i kübra ise, veraset-i nübüvvet yoluyla, tasavvuf berzahına girmeden, doğrudan doğruya hakikate yol açmaktır. Hem demiş ki: Tarik-i Nakşi'de iki kanat ile süluk edilir. Yani hakāik-i imaniyeye sağlam bir surette i'tikād etmek ve feraiz-i diniyeyi imtisal etmek ile olur. Bu iki cenahta kusur varsa, o yolda gidilmez. Öyle ise, Tarik-i Nakşi'nin üç perdesi var. Birisi ve en birincisi ve en büyüğü doğrudan doğruya hakāik-i imaniyeye hizmettir ki, İmam-ı Rabbani de ra ahirzamanda ona süluk etmiştir. İkincisi: Feraiz-i diniyeye ve sünnet-i seniyyeye tarikat perdesi altında hizmettir. Üçüncüsü: Tasavvuf yoluyla emraz-ı kalbiyenin izalesine çalışmak, kalp ayağıyla süluk etmektir. Birincisi farz, ikincisi vacip, bu üçüncüsü ise sünnet hükmündedir. 1

Bediüzzaman Hazretleri, Beşinci Mektup'ta ve diğer bazı risalelerinde, Silsile-i Nakşiyye'nin büyük kutbu ve güneşi olan İmam-ı Rabbani Hazretleri'nin Mektubat'ından önemli hakikatleri nakleder. Mektubat'ın 75, 91 ve 94. mektuplarına dikkat çekerek, özellikle 75. mektubun kendisine işaret nevinden bir hitap taşıdığını ifade eder. İmam-ı Rabbani Hazretleri bu mektubunda Bediüzzaman Hazretlerine "tevhid-i kıble et" tavsiyesinde bulunurken, aynı zamanda Nakşi yolunun temel esaslarını da ortaya koymaktadır.

Buna göre Nakşi tarikatında manevi terakki, iki kanatla mümkündür: Birincisi, iman hakikatlerine sağlam ve tahkiki bir surette inanmak; ikincisi ise farz ibadetleri eksiksiz yerine getirmektir. Bu iki esastan biri eksik olursa, o yolda gerçek bir ilerleme mümkün değildir. Çünkü bunlar yalnızca Nakşi yolunun değil, bütün İslami hayatın temel direkleridir.

İmam-ı Rabbani Hazretleri ayrıca, imana ait bir hakikatin inkişafını binlerce manevi zevk, vecd ve keramete tercih ettiğini, bütün tarikatların varacağı son noktanın da iman hakikatlerinin tam bir açıklık ile anlaşılması olduğunu beyan eder. Yine velayetin en yüksek derecesi olan velayet-i kübranın, tasavvuf berzahına girmeden, veraset-i nübüvvet yoluyla doğrudan doğruya hakikate ulaşmak olduğunu ifade eder.

Bediüzzaman Hazretleri de bu ölçülerden hareketle Nakşi yolunun üç hizmet perdesi bulunduğunu belirtir. Bunların en büyüğü ve en önceliklisi, doğrudan doğruya hakaik-i imaniyeye hizmet etmektir ki, İmam-ı Rabbani'nin ahirzamanda takip ettiği yol da budur. İkincisi, tarikat terbiyesi içinde farzlara ve sünnet-i seniyyeye hizmet etmektir. Üçüncüsü ise tasavvuf yoluyla kalbi hastalıkları tedavi ederek nefsi terbiye etmektir. Bediüzzaman Hazretleri, bu üç hizmeti önem sırasına göre değerlendirerek birincisini farz, ikincisini vacip, üçüncüsünü ise sünnet hükmünde görür. Böylece ahirzamanda en büyük vazifenin, iman hakikatlerini neşrederek insanların imanını kurtarmak ve bu sağlam iman üzerine farzları titizlikle yaşamak olduğunu açıkça ortaya koyar. İmam-ı Rabbani Hazretleri, Mektubat-ı Rabbani eserinde 75. mektubunda şöyle buyurmaktadır:

NOT: İmam-ı Rabbani Hazretleri bu mektubu Mirza Bediüzzaman'a yazmıştır. Noksan sıfatlardan münezzeh olan Yüce Allah, size selamet ve afiyet ihsan eylesin. Bilmiş olasın ki: İki cihan saadetinin elde edilmesi, Seyyidü'l-mürselin Resulullah (sav) Efendimize tabi olmaya bağlıdır. Ona ve aline salatlar ve selamlar. Ancak bu tabi olma durumu, ehl-i sünnet ulemasının beyan ettiği üzere olacaktır. Allahu Teala, onların çalışmalarını şükrana layık eylesin. İşbu durum dahi, öncelikle itikadın düzeltilmesi ile olacaktır ki bu düzeltme işi, anlatılan büyüklerin görüşlerine uygun biçimde olmalıdır. Bundan sonra ilmihal tahsili gelir ki; haram, farz, vacip, sünnet, mendup, mubah ve şüphelileri öğrenmektir. Bu öğrenilen şeylerle mutlaka amel edilmelidir. Anlatılan iki kanadı bulduktan sonra, yani itikadi ve ameli (itikada ve amele bağlı) olarak, şayet ebedi saadetin husulü için ezeli inayet varsa... kudsi aleme uçuş müyesser olur. Bundan sonrası boştur; dökülen ağaç kabuğu gibi...2

Mektubat-ı Rabbani'nin 75, 91 ve 94. mektuplarında bu iki hakikate dikkat çekilir. Bunlardan ilki, Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerine işaret yollu hitap ettiği kabul edilen mektuptur. İmam-ı Rabbani Hazretleri bu mektubunda, bir taraftan tevhid-i kıble düsturunu tavsiye ederken, diğer taraftan Nakşibendi Tarikatı'nın temelinin sağlam bir iman ve farzların hakkıyla eda edilmesi olduğunu açıkça beyan etmektedir. Bu hakikat, yalnızca Nakşibendi Tarikatı'na mahsus değildir. Esasen bütün tarikatların ve seyr ü süluk yollarının ilk şartı, itikadın sahih olması ve İslam'ın emirlerinin titizlikle yaşanmasıdır. Zira iman ve farzlar, din binasının temeli hükmündedir. Temel sağlam olmadan üzerine manevi bir bina inşa edilemeyeceği gibi, İslam'ı gereği gibi anlamamış, farzları ihmal eden veya dini hayatını eksik yaşayan bir kimsenin de tarikat yolunda kemale ermesi mümkün değildir. Nitekim tarikatlar, İslam'ın dışında müstakil bir yol değil; bilakis Kur'an ve Sünnet'in hakikatlerini kalbe yerleştiren, kulluğu ihlas ve şuur ile yaşamaya vesile olan terbiye mektepleridir. Onların asıl gayesi, insana önce sağlam bir iman kazandırmak, farzları şuurlu bir şekilde yerine getirmesini sağlamak, ardından da ihlas, takva ve marifetullah mertebelerinde terakki ettirmektir. Bu sebeple İmam-ı Rabbani Hazretleri'nin bu ikazı, bütün tarikat ve tasavvuf yolları için geçerli olan temel bir düsturu ifade etmektedir.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, c. 1, s. 16.

  2. Abdülkadir Akçiçek, Mektubatı Rabbani Tercüme ve Şerhi, Akit Yayınları, c1 . S. 231

Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız