Muhtelif Meseleler

05.10.2012

5790

Sümer ve Babil Mitlerinde Peygamber Kıssalarına Benzerlik Neden Var?

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

Ateistlerin dayandığı Sümer ve Babil mitolojilerinde bulunan, Hz. Adem (as), Hz. Musa (as), Hz. Eyyub (as), Hz. İsa (as), Hz. İbrahim (as) kıssalarına yüksek oranda benzeyen hikayelerin bulunması nasıl açıklanabilir?

04.11.2012 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Sümer ve Babil mitolojilerinde Hz. Adem (as), Hz. Nuh (as), Hz. İbrahim (as), Hz. Musa (as) ve diğer bazı peygamber kıssalarına benzer anlatımların bulunması, zaman zaman İslam'ı reddetmek amacıyla ileri sürülen bir iddiaya dayanak yapılmaktadır. Bu iddiaya göre Kur'an'daki kıssalar, eski Mezopotamya medeniyetlerinden alınmıştır ve peygamberler tarihi şahsiyetler değildir. Ancak bu yaklaşım, aynı veriye tek taraflı bakmaktan ibarettir.

Çünkü aynı bilgiler farklı bir şekilde de yorumlanabilir. Eğer Sümer ve Babil gibi eski medeniyetlerde İlahi dinlerde anlatılan olaylara benzer rivayetler bulunuyorsa, bu durum, o toplumlara da geçmişte peygamberlerin gönderilmiş olabileceğini ve hak dinin izlerinin zamanla efsanelere karışarak günümüze ulaşmış olabileceğini gösterebilir. Bu ihtimal, diğer yorumdan bin kat daha makuldür. Fakat bazı çevreler, İslam'ın doğruluğunu destekleyebilecek bu ihtimali peşinen reddedip yalnızca kendi dünya görüşlerini destekleyen yorumu tercih etmektedir. Nitekim Kur'an-ı Kerim, Allah'ın her topluma bir peygamber gönderdiğini açıkça şöyle bildirmektedir:

And olsun ki, her ümmet içinde: “Allah'a kulluk edin ve tağuttan (Allah'ın yerine tutacağınız her şeyden) kaçının!” diye (kendilerine nasihat etmesi için) bir peygamber gönderdik. Artık onlardan bir kısmını (hikmetine binaen kendi lütfuyla) Allah hidayete erdirdi, bir kısmına da (inkarları yüzünden) dalalet hak oldu. Öyleyse yeryüzünde bir dolaşın da (peygamberlerimizi) yalanlayanların akıbeti nasıl olmuş, bakın!1

Bu ayete göre insanlık tarihi boyunca birçok kavim İlahi vahiy ile muhatap olmuştur. İslami kaynaklarda da peygamberlerin sayısının çok fazla olduğu, ancak bunların tamamının isimlerinin ve gönderildikleri yerlerin bize bildirilmediği bilinmektedir. Nitekim bazı hadis rivayetlerinde peygamberlerin sayısının 124 bin civarında olduğu belirtilmektedir. Bu sebeple eski medeniyetlerde hak dinin bazı izlerine rastlanması, İslam açısından şaşırtıcı değildir. Aksine beklenen bir durumdur. Zamanla vahyin aslının unutulması veya değiştirilmesi sonucunda bu bilgiler efsaneler, destanlar ve mitolojik anlatımlar haline gelmiş olabilir.

Ayrıca, bazı kıssalarda benzer unsurlar bulunması, Kur'an'ın eski kaynaklardan alındığını göstermez. Bir olay gerçekten yaşanmışsa, farklı toplumlarda onun izlerinin bulunması son derece doğaldır. Önemli olan, bu anlatımların içerik, amaç ve mesaj bakımından aynı olup olmadığıdır. Kur'an, kıssaları tarihi ve ahlaki ders vermek amacıyla anlatırken, mitolojik metinlerde ise çoğu zaman çok tanrılı inançlar, efsanevi unsurlar ve çelişkili anlatımlar yer almaktadır.

Öte yandan, İslam'ın hak din olduğuna dair ortaya konulan deliller yalnızca kıssalardan ibaret değildir. Kur'an'ın eşsiz belagati, asırlardır benzerinin ortaya konulamamış olması, insanı her okuyuşta usandırmayan üslubu, verdiği gaybi haberler, peygamberimizin mucizeleri ve Kur'an üzerinde yapılan pek çok ilmi çalışma gibi birçok farklı delil bulunmaktadır. Bu kadar çok delil ortadayken, sadece bazı eski metinlerde benzer hikayelerin bulunmasını esas alarak İslam'ın kaynağını açıklamaya çalışmak ilmi bir yöntem değildir. Öncelikle İslam'ın lehine olan bu güçlü delillerin tek tek geçersiz kılınması gerekir. Bu ise imkansızdır.

Kaynakçalar
  1. Nahl, 16/36.

İlmi çalışmalarımıza destek olabilirsiniz.

Bağış Yap

Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız