İlgili yer Risale-iNur'da şöyle geçmektedir:
Ben cemiyetin iman selâmeti yolunda ahiretimi de feda ettim. Gözümde ne Cennet sevdası var ne Cehennem korkusu. Cemiyetin, yirmi beş milyon Türk cemiyetinin imanı namına bir Said değil, bin Said feda olsun. Kur’ân’ımız yeryüzünde cemaatsiz kalırsa Cenneti de istemem, orası da bana zindan olur. Milletimizin imanını selâmette görürsem Cehennemin alevleri içinde yanmaya razıyım. Çünkü vücudum yanarken gönlüm gül gülistan olur.1
Yukarıdaki ifadelerden hareketle şu noktalar daha açık şekilde ifade edilebilir:
Bediüzzaman Hazretleri, Türkiye’nin doğusunda dünyaya gelmiş, hayatının bir kısmını orada geçirmiş; daha sonra da memleketin batısına, güneyine ve kuzeyine gitmiştir. Bu sebeple, Anadolu’da yaşayan toplulukları ve milletleri yakından bilen bir zattır. Nitekim Anadolu’nun farklı milletlerine mensup talebeleri de bulunmuştur.
Burada Türkiye nüfusunun “Türk” olarak ifade edilmesi, çoğunluğu esas alma şeklindedir. Yani Anadolu’da yaşayan insanların büyük kısmı Türk olduğu için bu tabir kullanılmıştır. İfadede çoğunluk kastedilmiştir.
Hz. Üstad, bu sözlerin yer aldığı mülâkatı 1952 yılında İstanbul’da Eşref Edip ile yapmıştır. O dönemde Türkiye’nin nüfusu yaklaşık 22 milyon civarındadır. Kullanılan rakam da bu duruma uygundur.
Buradaki “Türk” ifadesiyle, Anadolu’da yaşayan Müslümanlar kastedilmiştir.
Bediüzzaman Hazretleri, hiçbir milleti dışlamadan bütün insanlığın selâmeti için her türlü fedakârlığı göze almış; şahsî mutluluğundan, hatta gerektiğinde hayatından bile vazgeçmeyi kabul etmiştir.
Bediüzzaman Said Nursi, Seçma Lahikalar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2021, s. 189.

