Bağış Yap

Sorular

5.415

Tasarruf Nedir? Fıkıhta ve Tasavvufta Ne Manaya Gelir?

Sözlükte “ileri geri hareket etme, bir durumdan başka bir duruma geçme; kazanmak için çaba harcama” anlamlarındaki tasarruf fıkıhta daha çok hukuki işlemleri belirten bir terimdir. Fıkıh literatüründe bu çerçeveyi aşan kullanımlarının bulunduğu, hatta bazen ibadetler ve cezaya konu eylemlerin bu kelimeyle ifade edildiği dikkate alındığında tasarrufun, mümeyyiz (iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan ayırt edebilen) kişiden irade ile sâdır (ortaya çıkan) olup kendisine fıkhi sonuç bağlanan bütün fiilleri kapsayacak genişlikte bir kavram olduğu söylenebilir.Daha çok iki iradenin uyuşmasıyla meydana gelen hukuki işlemleri (sözleşme) ifade eden akid terimi fıkıh literatüründe vasiyet, talâk ve yemin gibi tek taraflı iradeye dayalı şer'î (dinî-hukuki) sonuç doğuran işlemleri de kapsayacak biçimde kullanılmıştır.Tasavvuf yönünden tasarruf ise Allah'ın izni ve yaratmasıyla bazı veli kullara ihsan edilen manevi bir tesir ve yönlendirme kabiliyetini ifade etmektedir. Ancak bu tasarruf bağımsız bir güç olmayıp, tamamıyla Allah'ın iradesine ve iznine bağlıdır. Veliler kendiliklerinden kâinatta etkide bulunamazlar. Tasavvuf ehli, bu tasarrufu bir keramet ve İlâhî lütuf olarak görmüş, hakiki tesir sahibinin yalnızca Allah olduğunu özellikle vurgulamıştır.1Kısacası tasarruf, kişinin iradesiyle gerçekleştirdiği ve dini-hukuki sonuç doğuran her türlü söz, işlem ve davranışı ifade eder. Fıkıhta satış, kira, bağış, vasiyet, boşama ve vakıf kurma gibi hukuki işlemleri kapsamaktadır. Tasavvufta ise Allah'ın izni ve yaratmasıyla bazı veli kullara ihsan edilen manevi tesir ve yönlendirme kabiliyeti anlamında kullanılır. Her iki kullanımda da hakiki tasarruf ve mutlak kudretin yalnızca Allah'a ait olduğu esastır.Ayrıca BakınızMÜLK ONUNDUR MÜLKÜNDE İSTEDİĞİ GİBİ TASARRUF EDER NE DEMEK?KABİRDEKİ EVLİYANIN TASARRUFU DEVAM EDER Mİ?TASARRUFU DEVAM EDENLERKaynakçalarİbrahim Kafi Dönmez, "Tasarruf", TDV İslâm Ansiklopedisi, 2011, c. 40, s. 118.

4.755

Allah Daha Güzel Bir Kainat ve İnsan Yaratamaz mıydı? Bu Kainat Neden Böyle Yaratıldı?

Cenab-ı Hak (haşa) bu kâinattan daha güzel bir kâinat yaratabilir miydi? İnsan eşref-i mahlukat olduğuna göre, insanın mevcut hâlinden daha üstün bir mahluk yaratılması mümkün müydü?Cenab-ı Hakk'ın ilminde her şey mevcut olduğuna göre, bu kâinatın veya insanın daha güzel ve üstün bir surette yaratılması da O'nun ilminde mevcut mudur? Eğer mümkünse, Cenab-ı Hak neden bu kâinatı ve insanı mevcut hâliyle yaratmıştır? Daha üstün meziyetlere sahip bir insan ve daha güzel bir kâinat yaratamaz mıydı?

Allah İçin Sevmek ve Buğzetmek (Vela ve Bera) Ne Demektir?

Velâ sözlükte, birinin arkadaşı ve dostu olmak anlamına gelmektedir.1 Velâ ıstılah anlamı itibariyle ise, Allah ve Peygamber'i (sav) sevmek, İslam dinini ve ona uyan Müslümanları sevmek; Allah, Peygamber, İslam ve Müslümanlar uğrunda mücadele etmek, onların zaferini söz, fiil ve inanç ile milletçe arzulamaktır.Berâ ise şirkten, müşriklerden, şirke dayananlardan; Allah dışında her ne olursa olsun tapınılan bütün şirk unsurlarından ve onlara ibadet etmekten nefret etmektir. 2 Berâ'nın müradifi olan buğz ise sevgisizlik, birilerine karşı içinden kin ve nefret duymak, düşmanlık beslemek demektir.  Nitekim es-S'adî bu kavramları özetle şöyle ifade etmektedir:Velâ' ve berâ' sevgi ve nefrete tabi olduğundan, imanın temeli Allah için Allah'ın nebilerini ve ona itaat eden kullarını sevmek ve Allah'ın düşmanlarını ve O'nun nebilerinin düşmanlarından nefret etmektir3Bu kavramların ifade ettiği manaları taşıyan hadisler ise şöyledir:İbn Abbas (r.a.) Resulullah (s.a.s.)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: “İmanın en sağlam dayanağı Allah için dostluk etmek, Allah için duşmanlık yapmak; Allah için sevmek ve Allah için nefret etmektir4Allah için sevenin, Allah için buğzedenin, Allah için verenin ve Allah için menedenin imanı kemale erer, olgunlaşır.5“Amellerin en faziletlisi Allah için sevmek ve Allah için buğzetmektir.6Bediüzzaman Hazretleri, “Allah için sevmek” ve “Allah için buğzetmek” kavramlarının doğru anlaşılması gerektiğini vurgulamaktadır. Buna göre kişinin nefsî temayüllerinin buğzuna karışması durumunda, söz konusu tutumun ilâhî maksatların dışına çıkabileceği tehlikesine dikkat çekmekte ve bu konuda iki örnek vermektedir:Elhâsıl: اَلْحُبُّ فِي اللّٰهِ وَالْبُغْضُ فِي اللّٰهِ وَالْحُكْمُ لِلّٰهِ olan desâtîr-i âliye düstûr-u harekât olmazsa, nifâk ve şikāk meydan alır. Evet وَالْبُغْضُ فِي اللّٰهِ demezse, o düstûrları nazara almazsa, adâlet etmek isterken zulmeder.Cây-ı ibret bir hâdise: Bir vakit İmâm-ı Alî radıyallâhü anh, bir kâfiri yere atmış. Kılıcını çekip keseceği zaman, o kâfir ona tükürmüş. O kâfiri bırakmış, kesmemiş. O kâfir ona demiş ki: Neden beni kesmedin? Dedi: Seni Allâh için kesecektim. Fakat bana tükürdün, hiddete geldim. Nefsimin hissesi karıştığı için ihlâsım zedelendi. Onun için seni kesmedim. O kâfir ona dedi: Beni çabuk kesmen için seni hiddete getirmekti. Mâdem dininiz bu derece sâfî ve hâlistir. O dîn haktır dedi. Hem medâr-ı dikkat bir vâkıa: Bir zaman bir hâkim, bir hırsızın elini kestiği vakit eser-i hiddet gösterdiği için, ona dikkat eden âdil âmiri onu o vazîfeden azletmiş. Çünkü şerîat nâmına, kānûn-u İlâhî hesabına kesse idi, nefsi ona acıyacak idi. Ve kalbi hiddet etmeyip, fakat merhamet de etmeyecek bir tarzda kesecekti. Demek nefsine o hükümden bir hisse çıkardığı için adâletle iş görmemiştir.7Ayrıca BakınızBUĞZETMEK VE KINAMAK"ALLAH İÇİN SEVMEK" NE DEMEK?SEVDİĞİMİZ ŞEYLERİ ALLAH İÇİN SEVMEKALLAH İÇİN SEVMEK İLE SEBEPLER HESABINA SEVMEK ARASINDAKİ FARK NEDİR?KaynakçalarRağıb, Müfredat, s. 885.Refik Kasım, “Kur'ân'da Velâ ve Berâ: Şeytan, Ehl-i Kitap ve Müşrikler Örneği.” Sosyal Araştırmalar ve Davranış Bilimleri Dergisi (Journal of Social Research and Behavioral Sciences), S. 8, s. 11.Sa'dî, Abdurrahman b. es-Sa'dî, el-Fetâvâ es-Sa'diyye, Mektebetu'l-Me'ârif, Riyâd 1982,c.1 , s.98.Ebû Nu'aym, Ahmed b. Abdullah el-İsfehânî, Hilyetu'l-Evliyâ' es-Se'âde, Mısır ts, I, 312; İbn Recep elHanbelî, Câmi'u'l-'Ulumi ve'l-Hikem, (3. Baskı), Mustafa el-Bânî el-Halebî, Mısır 1382h, 30.Tirmizî, Kıyâme, 60Ebû Dâvûd, Sünnet, 2Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, c. 1, s. 114.

Sahabeler Abdestin Bozulması Konusundaki Farklılıkları Neden Peygamber Efendimize (sav) Sormadılar?

İyi günler. Abdestin kan aktığında mı, yoksa kadına dokunulduğunda mı bozulacağı meselesi, Şafii ve Hanefi mezhepleri arasında bir içtihat farklılığıdır. Bu farklılığın ayetlerin yorumlanmasından kaynaklandığını söyleyenler olduğu gibi, Hz. Peygamber (sav) ile Hz. Aişe (ra) arasında yaşanan bir olaya dayandıranlar da vardır.Sorum şu: Abdest, namazın olmazsa olmaz şartlarından biridir. Bu kadar önemli bir konuda sahabeler neden meseleyi Efendimiz'e (sav) açıkça sormamışlardır? Kanama veya kadına dokunma konusunda farklı uygulamalar varsa, Efendimiz'in (sav) bunu açıklayan başka bir uygulaması hiç olmamış mıdır? Ya da sahabeler arasında bu konuda bir ihtilaf ortaya çıktığında, Efendimiz (sav) “Sizin biriniz doğru, diğeriniz yanlış.” diyerek meseleyi netleştirmemiş midir? Kısacası, bugün mezhepler arasında görülen bu içtihat farklılıkları Efendimiz (sav) döneminde neden açıkça ortaya çıkmamıştır?

Hanımlar Namaz Kılarken Kamet Getirir mi?

Ezan ve ikaamet yalnız erkeklere sünnettir. Hanefî mezhebine göre kadınların tek başlarına veya kendi aralarında namaz kılarken ezan okumaları da ikamet getirmeleri de mekruhtur.1 Okuyacak olurlarsa namazları caiz olur, ne var ki uygun olmayan bir fiilde bulunmuş sayılırlar.2Ayrıca BakınızEZAN OKUNURKEN YATILIR MI?EZAN DİNLEME ADABIKAZA NAMAZI KILARKEN EZAN VE KAMET ŞART MI?EZAN VE KAMET DUASI NEDİR? HADİSLERDE GEÇER Mİ?KaynakçalarÖmer Nasuhi Bilmen, Büyük İslam İlmihali, Bilmen Yayınları, İstanbul ts., s. 127Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslâm Fıkhı: İbâdât-Muâmelât-Ferâiz. Uysal Kitabevi, Konya t.y., c.1, s. 151.