Sorular

1.003

“Cehennem Hurileri” Tabiri Kimleri İfade Eder? Cehennemde Huri Var mıdır?

Huri kelime manası olarak gözleri iri ve siyahı çok siyah, beyaz kısmı da çok beyaz kızlar anlamındadır. Istılah olarak ise Allah'ın, cennetliklere vadetmiş olduğu güzel kızlardan her biridir. Hurilerin mahiyeti, dünyadaki ölçülerle tam ihata edilemeyecek derecede ahirete mahsus bir yaratılış ve nimettir. Bu sebeple hurilerin tafsilatı tam olarak bilinememektedir. Bazı ayetlerde huriler şu şekilde tasvir edilmiştir:İşte böyle! Hem onları iri gözlü hûrilerle evlendirmişizdir. 1(İnciden) çadırlar (cibinlikler) içinde perdelenmiş hûriler!2Sıra sıra dizilmiş tahtlar üzerinde yaslanmış kimseler olarak! Hem onları iri (güzel) gözlü hûrilerle evlendirmişizdir. 3Şübhesiz ki biz onları (Cennetteki o kadınlarını yeni) bir yaratılışla yarattık. İşte onları (dâimî) bâkireler kıldık! Eşlerine düşkün ve (onların hepsi) aynı yaştadırlar. (Bunlar) Ashâb-ı Yemîn içindir! 4Bu ayetler dikkate alındığında hurileri, iri gözlü, inciden yapılmış çadırlar içinde muhafaza edilmiş, eşlerine düşkün ve aynı yaşta olarak tasvir etmek mümkündür. Ayrıca bu ayetlere bakıldığında huriler cennet nimetleri olarak karşımıza çıkarlar. Bunun için diyebiliriz ki cehennemde huriler yoktur. Üstad Bediüzzaman Hazretleri cehennem hurileri tabirini Kastamonu Lahikasında şu şekilde ifade eder:Bir zaman Eskişehir hapishanesinin penceresinde oturmuştum. Karşısında bulunan lise mektebinin büyük kızları, onun avlusunda gülerek raks ederken, onları o dünya cennetinde cehennem hurileri hükmünde gördüm. Fakat birden elli sene sonraki vaziyetleri bana göründü. Onların gülmeleri elim ağlamaları suretini aldı. 5Cehennem hurilerinden maksat, cehennem ehli olan kadınlardır. Zira o kadınlar ki yaratılış gayeleri olan iman, ibadet, tesettür, iffet ve ahlak gibi esaslara zıt hareket ederek açık saçıklığı, ahlaksızlığı ve haramları tercih ederler. Büyük günahlara beyinsizce dalarlar. Nefis ve şeytanın komutasında hareket ederek özellikle gençleri zina gibi büyük günahlara sevk ederek imanlarını zedelerler. Dünyanın geçici zevk ve eğlenceleri adına ahiret hayatlarını seve seve feda ederler. Böylelikle cehenneme layık bir hale gelerek cehennem hurileri olurlar.Huri tabirinin kullanılma sebebi ise, fitnenin en kuvvetli tarafı cazibe ve süs olmasıdır. Huri kelimesi, zihinlerde en ileri derecede güzellik ve cazibe manasını çağrıştırır ve böylece şehveti çeken cazibenin şiddeti ifade edilir. Yani şehveti tahrik eden cazibe, insana cennet gibi gösterilir fakat neticesi cehennemdir.Kelimenin başına cehennem ifadesinin getirilmesi ise tezat yoluyla gafleti kırar. Yani, cenneti hatırlatan bir kelime, cehennemle yan yana gelince cennet zannedilen bir lezzetin cehenneme açılan kapı olabileceği hissedilir.Bilindiği üzere, güzellik bir nimettir. Nimete şükredilse manen ziyadeleşip artar. Şükredilmezse değişir, çirkinleşir ve son bulur. Dünyada çok günahları kazanan ve kazandıran çıplak bacaklar, o kadınlara kabirde yılan suretinde görünecek ve cehennemde çirkinleşmiş olan o a'zalarının yanmalarının azabını çekeceklerdir.Ayrıca BakınızCEHENNEMİN YERİCEHENNEM NASIL BİR YER? ÂYET VE HADİSLERDE CEHENNEM AZABIMÜSLÜMANLAR CEHENNEMDEN ÇIKAMAYACAK MI?CEHENNEMİ KÜBRA CEHENNEMİ SUĞRAŞU AN CENNET VE CEHENNEME GİRMEK VAR MIDIR? / CENNETTEKİLER, CEHENNEME GİDECEK YAKINLARI İÇİN ÜZÜLECEKLER Mİ?HADİSLERDE CEHENNEME GİRECEK OLANLARIN ÇOĞUNUN KADINLAR OLARAK BİLDİRİLMESİNİN HİKMETİCEHENNEMDE AZAP GÖREN BEDENLERİN SÜREKLİ YENİLENMESİKaynakçalarDuhan, 44/54.Rahman, 55/72Tur, 52/20Vakıa, 56/35-38.Bediüzzaman Said Nursi, Kastamonu Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 61.

9

Sakal Bırakmakta Eşin Rızası Şart mıdır?

Sakal bırakmak Sevgili Peygamberimizin (s.a.v) fiili sünnetlerindendir. İbn Ömer (ra), Rasûlüllâh (sav)'ın şöyle buyurduğunu rivâyet etmiştir:Müşriklere muhalefet edin; sakalları bırakın, bıyıkları kısaltın.1Dolayısıyla sakal bırakmakta eşin rızası şart değildir. Çünkü sakal, erkekler için sünnettir. Sünnet olan bir ibadet şahsî beğeniye ve başkasının rızasına tâbi olmaz. Ancak aile içindeki nezaket, ülfet ve karşılıklı anlayış da gözetilmelidir. Yani eşin gönlünü almak, hikmetli ve yumuşak bir üslûpla hareket etmek güzeldir; fakat bu, hükmü değiştirmez. Eş istemiyor diye sakalı terk etmek doğru değildir.Ayrıca BakınızSAKAL SÜNNETİNİN KAYNAĞI VE FAZİLETİKOCANIN SAKAL BIRAKMASINI İSTEMEKKaynakçalarBuhârî, Libâs 62

25

Peygamberlere Verilen Mucizevî Hususiyetler Bir Ayrıcalık mı, Yoksa Ağır Bir Mesuliyet mi?

Kur'an'da Hz. Zekeriya, Hz. Yahya, Hz. Meryem ve Hz. İsa üzerinden anlatılan 'seçilmiş soy' (Âl-i İmrân) ve 'beşikte konuşma' gibi doğuştan gelen mucizevi lütuflar, fırsat eşitliği ve ilahi adaletle nasıl bağdaştırılabilir? Bir kişinin belirli bir soya mensup olduğu için 'hayırlı' kılınması veya Hz. İsa'nın bebekken peygamberlik vasfı taşıması, çaba-ödül dengesini ve sıradan insanın sınavıyla kıyaslandığında bir tür ontolojik avantaj ya da pozitif ayrımcılık oluşturur mu?

7.248

"Zerrat-ı Esasiye ve Ecza-yı Asliye" Tabirlerinin Anlamı

"Hem hiçten, yeniden bütün zîhayatın ordularını, bütün cesetlerinin taburlarında kemâl-i intizam ile, zerrâtı emr-i kün feyekûn ile kaydedip yerleştiren, ordular icat eden Zât-ı Zülcelâl, tabur-misâl, cesedin nizamı altına girmekle birbiriyle tanışan zerrât-ı esâsiye ve eczâ-yı asliyesini, bir sayha ile nasıl toplayabilir, denilir mi?" Bu cümlede geçen zerrât-ı esâsiye ve eczâ-yı asliyeden kasıt nedir?

588

Tesbihatta Geçen "Yâ Muhsin" İsminin İki Defa Zikredilmesinin Hikmeti

Tesbihatta okuduğumuz, Allah'ın isimleri olan Dua-yı İsm-i Âzam, baştan “Yâ Fettâhu Yâ Allah” ifadesi dâhil olmak üzere Ziyaeddin Gümüşhânevî Hazretlerinin Mecmûatü'l-Ahzâb eserinde geçmektedir.“Yâ Alîm Yâ Allah”tan başlayıp “Yâ Muhsin Yâ Allah”a kadar olan ilâvenin Husrev Efendi'ye ait olduğu belirtilince, burada tertibin yalnız lafzî tekrar değil, aynı zamanda bir dua ve niyaz silsilesi olduğu görülür. Bu bakımdan ilk “Yâ Muhsin”, isimler arasında bir tecellî ve tâlim mânâsına; sondaki “Yâ Muhsin” ise bütün o esmânın neticesi olarak kulun Allah'tan ihsan istemesine bakıyor olabilir.Bu sebeple tesbihatta iki defa geçen Yâ Muhsin isminde görünüşte tekrar bulunsa da hakikatte bu tekrar mânâsız değildir. Her bir zikrin ayrı bir münâsebet, makam ve faydaya bakması mümkündür. Benzer bir mesele olan âyetlerin tekrarı hakkında Bediüzzaman Hazretleri şöyle buyurur:Bilirsiniz ki, her bir âyetin bir zâhiri vardır, bir bâtını vardır. Bir haddi vardır, bir matlaı vardır. Ve her kıssanın da çok vecihleri, hükümleri, fâideleri, maksadları vardır. Binâenaleyh, muayyen bir âyet her yerde bir münâsip vecih için, bir fâide için zikredilebilir. Bu i'tibârla zâhirde tekrar görünse bile, hakîkatte tekrar değildir. 1Bu itibarla tesbihattaki Yâ Muhsin isminin iki defa zikredilmesinde de farklı hikmetler, ayrı münâsebetler ve duaya bakan incelikler bulunabilir. Fakat bizim bunların hepsini bilmemiz mümkün değildir.Ayrıca BakınızİSM-İ A'ZAM VE TERCÜMÂN-I İSM-İ A'ZAM DUALARINDAKİ FARKLILIKLARIN HİKMETİNAMAZ TESBİHATININ EHEMMİYETİ VE FAZİLETİ NAMAZ TESBİHATINI CEMAATLE YAPMAK BİD'AT MIDIR?KaynakçalarBediüzzaman Said Nursi, Mesnevi-i Nuriye, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.221

6

Büyü ve Nazarın İnsanda Görülen Muhtemel Belirtileri

Nazar, sihir ve büyü gibi hususların hakikati olmakla beraber, bu gibi durumlardan her daim Allah'a sığınmak ve dua etmek gerekmektedir. Rabbimiz Kur'ân-ı Kerîm'de nazarın gerçekliğini şu âyet ile belirtmektedir.Doğrusu inkâr edenler Kur'ân'ı dinlediklerinde, neredeyse seni gözleriyle devireceklerdi ve (hasedlerinden): “Şüphesiz ki o, gerçekten bir mecnundur!” diyorlar.1Hadis kaynaklarında Ümmü Seleme r.anha'dan rivayete göre, kendisine nazar değmiş bir çocuğu şu şekilde tespit etmiştir:Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, kendi evinde, yüzünde bir sarılık bulunan (ya da yüzünün rengi değişmiş) bir kız çocuğu gördü. Bunun üzerine: “Buna rukye yapılmasını söyleyiniz. Çünkü buna bir nazar değmiş bulunuyor.” buyurdu.2Bununla birlikte, nazar değmesinin sahih kaynaklarda veya tıbbî anlamda teşhis edilmiş, sabit ve herkesi kapsayacak bütüncül belirtileri olduğu söylenemez. Zira her insanın üzerinde farklı hâllerle kendisini gösterebilir.Lakin kesinlik ifade etmese de genel anlamda, biyolojik veya psikolojik olarak teşhis edilmiş bir sebebi olmaksızın;Aniden gelen halsizlik ve ağırlık hissiSebepsiz bir moral bozukluğu, iç sıkıntısıBaş ağrısı, omuz ve ense ağrılarıUykusuzluk ya da sürekli uyuma hâliGünlük rutin işlerin ters gitmesiBebeklerde, hiçbir sebep yokken meydana gelen huzursuzluk, sürekli ağlama ve emmek istememe gibi durumlar nazar belirtisi olabilir. Lâkin bütün bu hâller, biyolojik bir sorun veya psikolojik yorgunluk sebebiyle de ortaya çıkabilir. Bu sebeple, öncelikle bu hususu değerlendirmek gerekir.Öte yandan, sihir ve büyü gibi hâllerin belirtileri de hangi maksatla yapıldığına göre değişkenlik gösterebilir. Ani kişilik değişimi ve eşler arasında şiddetli geçimsizlik gibi durumlar, sihrin hangi amaçla ve nasıl yapıldığına göre farklılık gösterebilir. Lâkin bütün bunlar elbette hakikî tesir sahibi değildir. Rabbimizin gücü ve kudreti her şeyden üstündür.Bu sebeple, bunlardan Allah'a sığınmak ve mânevî hâli güçlendirmek en tesirli korunmadır. Ayrıca nazar ve sihir konusunda sürekli vesvese ve evham içinde olmak da doğru değildir.Ayrıca BakınızBÜYÜ VEYA SİHİR YAPILMIŞ KİŞİLER TEDAVİ OLMAK İÇİN NE YAPMALARI GEREKİR? HOCALARA MÜRACAAT CAİZ MİDİR?KaynakçalarKalem, 68/51.Buhari, Tıb, 5739.