İletişimin ve etkileşimin zirve çağını yaşadığı günümüzde insanların en büyük serzenişlerinden biri vakit darlığı olarak karşımıza çıkmaktadır. Halbuki çoğu zaman problem vaktin azlığından ziyade, elimizdeki vaktin nasıl kullanıldığını bilememektir.
Öncelikle şunu ifade etmek gerekir ki vakit, insan için ömür demektir. Ömür ise insanın en kıymetli sermayesidir. İnsan bu sermaye ile maddi ve manevi güzellikler elde ederek ebedi hayatında huzur ve saadeti kazanabilir. Dolayısıyla vakit nimetini israf etmek, insanın kendi eliyle kendisine yaptığı büyük bir zarardır. Maharetli bir tüccar sermayesinin her kuruşunu nasıl hesaplıyor ve onu en faydalı şekilde kullanmaya çalışıyorsa, insan da hayat sermayesi olan vaktinin kıymetini bilmeli ve onu boş yere tüketmemelidir. Kur’an'da Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:
O hâlde boş kaldığın zaman, hemen (başka bir işe giriş) yorul!1
Bu ayet bize hayatımızda tamamen boş ve faydasız zaman dilimleri oluşturmamak, bir iş bittiğinde diğer işe başlamamız gerektiğini öğretmektedir. Peygamber Efendimiz (sav) de şöyle buyurmaktadır:
İki nimet vardır ki insanların çoğu (onları değerlendirme hususunda) aldanmıştır: Sağlık ve boş zaman.2
Bu hadiste zamanın ne kadar büyük bir nimet olduğuna ve değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekmiştir.
İslamiyet Bize Zaman Tanzimini Öğretmektedir
Aslında İslamiyet, hayatımızı düzenleme konusunda bize çok güzel bir sistem sunmaktadır. Günümüzün beş vakit namazla bölünmesi bunun en açık örneklerinden biridir. Sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazları insanın gününü belirli zaman dilimlerine ayırır. Böylece Müslüman, sadece ibadetini değil, bütün hayatını belli bir düzen içerisinde yaşamayı öğrenir.
Bu açıdan namaz aynı zamanda bize zamanın kıymetini ve düzenli yaşamayı öğreten bir derstir. Müslüman gününü namaz vakitlerine göre planladığında, çalışma, dinlenme, aile, okuma ve hizmet gibi farklı sorumluluklarını da daha düzenli bir şekilde yerine getirebilir.
Ayrıca güne erken başlamak da zamanın bereketinden istifade açısından önemlidir. Nitekim Peygamber Efendimiz (sav) şöyle dua etmiştir:
Ya İlâhî! Sabahın erken saatlerini ümmetim için bereketli eyle.3
Bu sebeple özellikle sabah namazından sonra mümkün olduğunca tekrar uyumamak, günün en sakin ve verimli saatlerini değerlendirmek güzel bir alışkanlıktır.
Öğrenmeyi Hayatın Bütününe Yaymak
Zamanı verimli kullanmak denildiğinde akla hemen "Her gün şu saatte okuyacağım, şu saatte çalışacağım" şeklinde katı programlar gelebilir. Elbette belli bir düzen ve plan faydalıdır. Fakat okumayı, öğrenmeyi ve kendimizi geliştirmeyi yalnızca özel olarak ayırdığımız birkaç saate hapsetmek de doğru değildir. Asıl mesele, hayatın bütününe okumayı ve öğrenmeyi yayabilmektir.
Mesela elimizde telefon olduğunda sosyal medyada gereksiz yere vakit geçirmek yerine Kur’an meali, hadis kitabı veya faydalı bir kitap okuyabiliriz. Bir yerde beklerken birkaç sayfa okuyabiliriz. İş yaparken zihnimiz müsaitse bildiğimiz sureleri, duaları ve zikirleri okuyabiliriz. Yolculuk sırasında faydalı bir sohbet veya ders dinleyebiliriz. Böylece küçük zaman parçaları birleşerek büyük bir kazanıma dönüşür. Nitekim teknolojinin gelişmesiyle, kütüphane dolusu kitap bir telefona ya da tablete sığmaktadır. Bu sebeple insan elinde sürekli bulunan telefon ile her zaman öğrenmeye vakit bulabilir.
Burada önemli olan, her ortam için alternatifler üretmektir. Yoğun bir günümüzde kitap okuyacak uzun bir vakit bulamadığımızda "Bugün hiç okuyamadım" demek yerine, gün içerisinde beşer onar dakikalık boşlukları değerlendirebiliriz. Çünkü zaman tanzimi sadece saatleri bölmek değil, hayatın farklı şartlarında zamanı değerlendirebilme alışkanlığı kazanmaktır.
Bununla beraber her dakikayı doldurmaya çalışmak da doğru değildir. İnsan dinlenmeye, ailesiyle ilgilenmeye ve zihnini dinlendirmeye de ihtiyaç duyar. Fakat dinlenmek ile vakti israf etmek birbirinden farklıdır. İnsanı yeniden çalışmaya ve hizmet etmeye hazırlayan dinlenme de aslında faydalı bir faaliyettir. Aynı zamanda aile ve çocuklarla geçirilen kaliteli vakit de ibadet hükmündedir; bu zamanı boşa geçirilmiş zaman olarak değerlendirmemek gerekir.
Zaman Tanziminde İş, Öğrenme ve Hizmet Dengesi
Alın teriyle çalışmak, helal rızık kazanmak, ilim öğrenmek ve insanlara hizmet etmek birbirinden kopuk işler olarak görülmemelidir. İnsan niyetini doğru kurduğu zaman yaptığı mesleki çalışma da ibadete dönüşebilir. Ailesinin geçimini sağlamak için çalışması, insanlara faydalı olmak için ilim öğrenmesi ve öğrendiği bilgileri başkalarına aktarması aynı hayatın farklı yönleridir.
Bu nedenle “Çalışırsam okuyamam, okursam hizmet edemem veya çalışırsam hizmet edemem” şeklinde düşünmek yerine, bütün bunları birbirini destekleyecek şekilde düzenlemek gerekir. Çalışma hayatımızı rızık kazanma vesilesi, okumayı kendimizi yetiştirme vesilesi, hizmeti ise öğrendiklerimizi hayra dönüştürme vesilesi olarak görebiliriz.
Bunun için insan önceliklerini belirlemelidir. Her gün yapılması gereken temel vazifeler bellidir: Namazlar, aile ve iş sorumlulukları, bedenin ihtiyaçları ve kişinin kendisini geliştirmesi. Bunların üzerine günün şartlarına göre okuma, yazma, araştırma ve hizmet faaliyetleri yerleştirilebilir. Her şeyi aynı anda mükemmel yapmaya çalışmak yerine, az fakat devamlı bir çalışma düzeni oluşturmak daha sağlıklıdır. Nitekim Sevgili Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmaktadır:
Amellerin Allah Teâlâ’ya en sevimli olanı, az da olsa devamlı yapılanıdır.4
Ayrıca insan günün sonunda kısa bir muhasebe yapabilir: Bugün vaktimin ne kadarını faydalı işlere ayırdım? Nerede gereksiz yere vakit kaybettim? Yarın neyi değiştirebilirim? Bu birkaç dakikalık muhasebe bile zamanın farkına varmamızı sağlar.
Netice olarak zaman tanziminin sırrı, daha fazla saate sahip olmak değil, elimizdeki saatlerin kıymetini bilmektir. Vaktimizi namazla düzenlemeli, güne erken başlamalı, çalışma ve dinlenme arasında denge kurmalı, boşluklarımızı değerlendirmeli ve telefon gibi dikkat dağıtan şeylerin bizi yönetmesine izin vermemeliyiz. En önemlisi ise hayatımızdaki her işi birbiriyle çatıştırmak yerine, alın teriyle kazanmayı, ilimle kendimizi geliştirmeyi ve hizmet ederek başkalarına faydalı olmayı aynı hayatın parçaları haline getirmeliyiz. Çünkü asıl başarı, çok iş yapmak değil, bize verilen ömrü Allah’ın rızasına uygun, faydalı ve dengeli bir şekilde değerlendirebilmektir.
İnşirah, 94/7.
Buhârî, Rikâk, 1.
Ebû Dâvûd, Cihâd, 85.
Müslim, Müsâfirîn, 218.

