5.903
İzzet ise Gayret İster
10. Sözde geçen, "izzet ise gayret ister." cümlesi ne manaya geliyor, izah eder misiniz?

5.903
10. Sözde geçen, "izzet ise gayret ister." cümlesi ne manaya geliyor, izah eder misiniz?
5.206
1. İşaret ilk parağrafta 'hizbüşşeytanın çok defa galebe etmesi...'elcevap kısmında ise, 'pek kuvvetli ehl-i hakka bazen galebe eder' ifadeleri var. Hem çok defa galebe eder diyor; hem bazen galip olur diyor, tezat yok mu nasıl anlamalıyız?
13.812
14. Söz'ün zeylinin telif sebebi olan ve bu zeyilde "şimdiki zelzele", "bu büyük zelzele" diye bahsedilen hadise hangi zelzeledir? Bu zeylin 1939 Erzincan zelzelesinden önce, 1933 yılında yazıldığını biliyoruz. Hem 1939 zelzelesi Ramazan'da, teravih vaktinde olmamıştır. 1992 Erzincan zelzelesi teravihte olmuştur. Ayrıca "ehl-i zındıkanın orada tesirli bir merkez-i faaliyet tesisleri" meselesi nedir? Dersim hadisesi 1939 zelzelesinden önce olup bittiğine göre, Allah'ın bu zelzele ile onların faaliyetlerini akim bıraktığı düşünülemez.
4.879
Namaz kılmayan, diğer ibadetleri de tam yapmayan günahkar bir Müslüman depremde ya da yangında vefat etse şehit olur mu? Günahları affedilir mi?
8
Kötülük problemi konusunun geçtiği Risale-i Nur parçaları nelerdir? Ayrıntılı bir derleme yapar mısınız? Gerekirse sadece ilgili yerin sayfa numarasıyla da olur.
18
İslamiyet'te dinî nikâhın önemi nedir ve neden dinî nikâh şarttır? Dinî nikâh olmadığı zaman aynı çatı altında yaşayan iki kişinin münasebeti neden zina hükmüne girer ve bu ilişkiden hasıl olan çocuk neden veledizina olur? Resmî nikâh tek başına yeterli değil midir?
8
Annenin çok yüksek bir şefkati olduğunu biliyoruz. Allah'ın rahmetinin bir yansıması olduğu hâlde bazı anneler çocuklarını terk edebiliyor veya öldürebiliyor. Annedeki şefkat Allah'ın rahmetine bir örnek olduğu hâlde, nasıl çocuklarına böyle yapabilir? Her annede aynı şefkat yok mudur?
5
Risale-i Nur'da “asrın hastalığı imansızlıktır” tespiti Hz. Üstad'ın hangi gözlemlerine dayanır?
11
Moğol istilâsı, İslâm dünyasında çok büyük bir tahribata sebep oldu; fakat İslâm'ı mağlûp edemedi. Şehirler yıkıldı, kütüphaneler harap edildi, milyonlarca insan öldürüldü. Hususan Bağdat'ın düşmesi, hilâfet merkezinin sarsılması bakımından çok ağır bir darbe oldu. Fakat bu yıkım, İslâm'ın hakikatini ortadan kaldırmadı; bilâkis maddî merkezler yıkılsa da îman ve Kur'ân hakikatleri yaşamaya devam etti.Tekrar yükselişin sebebi, İslâm'ın yalnız bir devlet veya coğrafya ile kaim olmamasıdır. İslâm'ın kuvveti, Kur'ân'a dayanır. Devletler zayıflasa da medreseler, âlimler, tasavvuf mektepleri, halkın îmanı ve ümmet şuuru İslâm hayatını yeniden ayağa kaldırdı. Nitekim bir müddet sonra Moğolların bir kısmı da İslâmiyet'i kabul etti. Böylece başlangıçta yakıp yıkan kuvvet, daha sonra İslâm dairesine girdi.Bu hâdise, bâtıl kuvvetlerin geçici; hakikatın ise bâkî olduğunu gösterir. Tarihte bazen ehl-i hak büyük musîbetlerle sarsılır; fakat bu, nihâî mağlûbiyet değildir. Kur'ân'ın nuru söndürülmez. Moğol istilâsından sonra Memlükler, Anadolu'daki İslâm merkezleri ve daha sonra Osmanlı gibi büyük yapılarla İslâm dünyası yeniden kuvvet bulmuştur. Yüce Rabbimiz İslam'ın her daim galip geleceğini şöyle müjdelemiştir:Allah'ın nûrunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar; hâlbuki Allah, kâfirler hoşlanmasa da nûrunu tamamlayıcıdır!1Netice olarak, Moğol istilâsı İslâm dünyasını siyasî, askerî ve ilmî bakımdan çok yaralamış; fakat İslâm'ın özünü yıkamamıştır. Çünkü İslâm'ın hakikati ilâhîdir; geçici mağlûbiyetler onun nurunu söndüremez.KaynakçalarSaf, 61/8.
14
İslâm'da eğitim ve bilim anlayışının oluşmasında etkili olan husus yine İslâm'ın kendisidir. Özellikle Kur'ân ve hadislerde ilme ve tefekküre olan teşvik, akla olan vurgu bunun bir göstergesidir. Örneğin Kur'an'da 2iki ayet şöyledir:....De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak (selîm) akıl sâhipleri ibret alır.”1Ve “Rabbim! İlmimi artır!” de!2İslâm'ın bu öğretisi, Müslümanların ilmi; ibadet, tefekkür ve insanlığa hizmet vesilesi olarak görmesine sebep olmuştur.Öte yandan İslâm'ın Müslümanlara yüklediği ilahî mesajı insanlığa duyurmak vazifesi ile tebliğ hareketleri ve fetihler başlamıştır. Bunun neticesinde ise Müslümanlar yeni kültür ve medeniyetler ile tanışmış, tüm bunları İslâm'ın temel tevhid akidesi kapsamında yeniden değerlendirerek kazanım hâline getirmiştir. Hususen Emeviler döneminde temelleri atılan ve Abbasiler döneminde sistematik hâle getirilen çeviri faaliyetleri ile İslâm toprakları ilim ve bilimin merkezi hâline gelmiştir. Özellikle Halife Me'mun döneminde Bağdat'ta kurulan Beytü'l-Hikme, kısa sürede dönemin meşhur araştırmacılarını kendi bünyesinde toplamaya başlamıştır.Bu merkezde Galen ve Hipokrat'ın tıpla ilgili metinleri tercüme edilmiştir. Beytü'l-Hikme'de görev yapan bilginler eski metinleri tercüme etmekle kalmayıp kendi eleştirilerini ve özgün düşüncelerini de yazma fırsatı buldular. Bunların arasında önemli bir yere sahip olan Huneyn bin İshak, daha önce tercüme edilen eserleri yeniden gözden geçirdi. Onun sayesinde tıp ve farmakoloji ile ilgili birçok değerli eser bir araya getirildi.Müslüman toplumların çeviri geleneği ileriki yıllarda da sürmüştür. Nitekim Mısır'da egemen olan Fatımiler 1005'te Kahire'de Beytü'l-Hikme geleneğine uygun Darü'l-Hikme adıyla bir araştırma merkezi kurdular. Tespitlere göre burada görev yapan araştırmacıların kullanımına verilen devasa kütüphanede hukuktan tıbba, mantıktan matematiğe binlerce eser bulunmaktaydı.3İlim ve bilimin altın çağında İslâm topraklarında Kur'ân'ın tefekküre sevk eden terbiyesiyle, akıl ile nakil birbirine düşman görülmemiş; astronomi, tıp, matematik ve benzeri sahalarda ciddi inkişaflar yaşanmıştır. Zira kâinata bakmak, yaratıcıyı tanımaya bir vesile kabul edilmiştir.Sonraki dönemlerde ilim ve bilimin yavaşlamasının en genel sebepleri, ilmin hakikî gayesinin zayıflaması, tefekkür ve tahkik yerine taklidin artması, siyasî ve içtimaî sarsıntılar, İslâm devletlerinin zayıflaması ve medrese ile müsbet fenlerin birbirinden uzaklaşması şeklinde sıralanabilir. Din ile fen ayrıldıkça, biri taassuba, diğeri gaflete düşebilmiştir.Ayrıca BakınızİSLÂM'IN POZİTİF BİLİMLERE BAKIŞI / BEDİÜZZAMAN HAZRETLERİNİN BİLİM ANLAYIŞIKUR'AN İLE BİLİM ARASINDA GÖRÜNEN ÇELİŞKİLER NASIL DEĞERLENDİRİLMELİDİR?KUR'AN-I KERİM'İN BİLİMSEL MUCİZELERİ NELERDİR?KaynakçalarZümer, 39/9.Tâ-Hâ, 20/114.Adnan DEMİRCAN, Ana Hatlarıyla İslam Medeniyeti, Siyer Yayınları, İstanbul/2021, s. 72.
12
"Bir lokma, peynir ve yumurta gibi mugaddî maddeden kırk para; diğer lokma, en a'lâ baklavadan on kuruş olsa, bu iki lokma ağıza girmeden, beden i'tibâriyle farkları yoktur, müsâvîdirler; boğazdan geçtikten sonra da cesedi beslemesinde yine müsâvîdirler."Bu metinde kuruş ve liradan maksat nedir? Lira daha pahalı değil mi? Yazıldığı dönemde nasıldı ve günümüzde kaç paraya tekabül ediyor?
15
Risale-i Nur'da Uykunun çeşitlerinin anlatıldığı bölümde geçen 3. uyku çeşidi olan Kaylule uykusunu cümle cümle izah eder misiniz? Hususen, ömre 1,5 saat nasıl ilave olduğu mantığını ve rızkı nasıl bereketlendirdiği kısımlarını anlayamadım.
5.904
"Bekârlık bîkârların kârıdır. Bâkire, iki sülüs kadın, bir sülüs erkektir. Bekâr, iki sülüs erkek, bir sülüs çocuktur. İzdivac, tasfiye tehzib eder." Bediüzzaman'a ait bu cümleleri açıklar mısınız?
168
Tesettürlü (çarşaflí) bir kadın evlendikten sonra bekârlığında çektiği tesettürsüz fotoğraflarını eşine gösterebilir mi? Bu caiz midir?
7.588
Bir Müslüman, günlük zaman nimetinden en iyi şekilde faydalanabilmesi için sünnet-i seniyye ışığında en uygun uyku düzeni nedir?
25.786
24 saat içindeki kerahat vakitleri hangi zamanlardır? Hangi kerahat vakitlerinde uyumak caiz değildir? Hangi kerahat vakitlerinde hangi namazlar kılınmaz?
5.703
Günlük ne kadar uyumalıyız? Çok uyumayı seven biri olarak bu huyumdan nasıl vazgeçebilirim?
5.660
22.sözün 2. makamında sebeplerin hikmetlerinin izahında geçen, zahiri nazarda pis görünen şeylerle kudretin mübaşereti görünmesin anlamını bir misalle açıklayabilir misiniz?
4.429
"Demek esbâbın te'sîri yok. Müsebbibü'l-esbâbdan başka bir melce' olamadığını aynelyakîn gördüğünden, sırr-ı ehadiyet, nûr-u tevhîd içinde inkişâf ettiği için, şu münâcât birdenbire geceyi, denizi, hûtu musahhar etmiştir."(Lemalar) Bu cümlede geçen sebeplerin tesirinin olmaması ve müsebbibul esbap tabirlerini açıklayabilir misiniz?
3.886
Namaz esnasında deprem gibi tehlikeli bir durum meydana geldiğinde, İslam'da öncelik her zaman can güvenliğidir. Zira insan hayatı çok değerlidir ve zarurat-ı diniyeden, yani korunması kesin gerekli olan esaslardan biri de canı muhafaza etmektir. Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyurulmaktadır:Hem Allah yolunda sarf edin, (kendinizi) ellerinizle tehlikeye atmayın ve iyilik edin! Şüphe yok ki Allah, iyilik edenleri sever.1Bu sebeple yangın, deprem veya benzeri bir tehlike anında kılınmakta olan namaz, selam verilerek hemen bozulur ve gerekli tedbir alınır. Bu davranış dinen bir kusur değil, bilakis doğru ve sorumlu bir tutumdur. Bozulan namaz daha sonra yeniden kılınır; bu namazın farz, vacip veya sünnet olması, evde, iş yerinde ya da camide kılınması, tek başına veya cemaatle eda edilmesi arasında bir fark yoktur. Hatta böyle bir durumda kişi namazını bozmayıp tedbir almaz ve bu yüzden canına zarar gelirse, tedbiri terk etmiş sayılır ve sorumluluk altına girer. Çünkü can, Allah Teâlâ'nın insana verdiği bir emanettir. Aynı şekilde namaz esnasında saftan birinin düşmesi veya acil yardıma ihtiyaç duyması hâlinde de namaz hemen bozularak ona yardımcı olmak gerekir. Buna karşılık sarsıntı çok hafif olup tehlike arz etmiyorsa, kişi namazına devam edebilir, ancak ciddi bir risk söz konusuysa, hayatı korumak esastır.Ayrıca BakınızDEPREM KORKUSUNUN ARDINDAKİ MANEVÎ SEBEPLERKaynakçalarBakara 2/195.
6.003
İman kalptedir deniliyor. Kalpten kasıt cismani kalp mi, yoksa ruhun kalbi mi? Cismani kalp ile ruh arasındaki bağlantı nedir?