Sorular

7.937

İnternet Bankacılığı ile Altın Alım Satımı Caiz midir?

Meseleyi ayrıntıları ile ifade etmeden önce katılım bankaları üzerinden sanal altın alıp satmanın, yani işlem esnasında fiilen var olmayan bir bedelin zimmette bulunmasının, hükmen kabz niteliğinde kabul edildiğini belirtelim. Dolayısıyla caizdir.Klasik fıkıh geleneğinde fiilî kabzı önceleyen genel bir tutum benimsenmiş olmakla birlikte, kabzın gerekli görüldüğü akit türlerinde fiilen gerçekleşmediği halde hükmen kabz kabul edilen uygulamalara da yer verilmiştir. Fıkıh kitaplarında ele alınan “tahliye” kavramı bunlardan birisidir. Tahliye; genel olarak, ilk mâlikin malı yeni malikin külfete girmeden ve bir engelle karşılaşmadan ulaşabileceği bir konuma getirmesi demektir.1Menkul ve gayrimenkul mal çeşitlerine göre tahliyenin mahiyetine ilişkin oldukça ayrıntılı malumat bulunmakla birlikte, konuyu uzatmamak gayesiyle sadece bir örnekle yetineceğiz. Dükkan, ev, ambar veya sandık içinde bulunan bir malı satıp da satılan malı alması için anahtarın müşteriye verilmesi, kabz için yeterli görülmüştür.2 Bu örnekte, satılan mala ait sembolik bir şeyin müşteriye teslim edilmesiyle kabzın gerçekleşmiş sayılması oldukça dikkat çekicidir.Klasik kaynaklarda oldukça farklı uygulama şekilleri sunulan3 tahliye, hükmî kabz olarak kabul edilmiş4 ve hakikî kabz için terettüp eden hükümlerin bunda da geçerli olduğu vurgulanmıştır.5 Kuşkusuz tahliye için verilen örnekler, kitapların yazıldığı dönemin örfünü yansıtmaktadır. Dolayısıyla tahliyede hem örfün hem de mübadeleye konu olan malın mahiyetinin belirleyici olduğu âşikârdır.Sarf akdinde taraflar arasında bedellerin karşılıklı olarak kabz edilmesi akdin şartlarından olmasına rağmen, “zimmette sarfın” kabul edilmesi de fiilî kabz dışında bir kabza fakihlerin onay verdiklerini göstermektedir. Zimmette sarf; birbirine karşı farklı para birimleri üzerinden borçları bulunan iki kişinin, karşılıklı olarak borçlarını kapatmak üzere yaptıkları muameledir. İmam Şâfiî ve Leys bin Sa'd böyle bir işlemi caiz görmemekle beraber, İmam Mâlik ve Ebu Hanîfe'ye göre zimmette sarf (borçlar arası sarf) işlemi caizdir. İmam Mâlik bu işlemin cevazı için her iki borcun vadesinin gelmesini şart koşarken, Ebu Hanîfe'ye göre vade ister gelmiş olsun isterse gelmemiş olsun fark etmez; her hâlükârda zimmette sarf caizdir.6 Zimmette sarf, yani borçlar arası sarf uygulamasında işlemin yapıldığı esnada bedellerin karşılıklı olarak kabzı fiilen gerçekleşmediği halde hükmî kabz fiilî kabzın yerini tuttuğu için bu işlem caiz görülmüştür.7Hükmî kabz niteliği taşıyan bir diğer uygulama da bir para birimi ile doğmuş olan borcun başka bir para birimi ile ödenmesine ilişkin uygulamadır. Her ne kadar bazı âlimler bu uygulamayı sarf niteliğinde görmemiş olsalar da çoğunluk, bu işlemin zimmet ve ayn arasında gerçekleşen bir sarf uygulaması olduğu kanaatindedir.8Mezkûr işlemin dayandırıldığı hadiste İbn Ömer, Hz. Peygamber (asm)'e bir para birimi ile yapmış olduğu alışverişte ödemeyi farklı bir para birimiyle yapmanın niteliğini sormuş, Hz. Peygamber (asm) de ödemenin, taraflar birbirlerinden ayrılmadan ve aralarında borç alacak ilişkisi kalmayacak şekilde o günün rayici üzerinden yapıldığı takdirde bir mahzur olmayacağını ifade etmiştir.9 Hadiste bahsedilen uygulamanın bir sarf işlemi olduğu kanaatinde olanlara göre, bir para birimi ile doğmuş olan borç başka bir para birimi ile ödendiğinde (örneğin dinarla oluşan borç dirhemle ödendiğinde) borçlu, vermiş olduğu gümüşle zimmetteki altını satın almış olmaktadır. Bu perspektiften bakıldığında bahse konu işlem bir sarf işlemidir.Son dönem âlimlerinden Şevkânî, İbn Ömer hadisinin zimmette bir para birimi ile oluşan borcun bir başka para birimi ile ödenebileceğine delalet etmesinin yanı sıra, Hz. Peygamber (asm)'e atfedilen ifadenin işlem esnasında mübadele edilen bedellerden sadece birinin mevcut olduğuna işaret ettiğini söylemektedir. Buradan hareketle de, diğer bedelin mevcut olmamasının bir problem teşkil etmeyeceğini, zira söz konusu ifadenin, zimmette sabit olan bir şeyin hâlihazırda mevcut mesabesinde olduğuna delalet ettiğini ifade etmektedir.10 Bu duruma göre işlem esnasında fiilen var olmayan bir bedelin zimmette bulunması hükmen kabz niteliğinde kabul edilmektedir.Ayrıca BakınızKATILIM BANKASINDAN İHTİYAÇ KART KULLANIMIBANKALARIN VERDİĞİ SIFIR FAİZLİ KREDİLERİ KULLANMAKKATILIM BANKASININ HİSSE SENEDİNİ SATIN ALMAKKATILIM BANKASI KREDİ KARTI GECİKME CEZASI CAİZ MİDİR?KATILIM BANKASINDAN EV VEYA ARABA ALMAKKaynakçalarKarşılaştırmalı olarak bkz. Kâsâni, a.g.e., VI, 236,237; İbn Âbidîn, a.g.e., V, 73, X, 67. Kaynaklarımızda “tahliye” kavramının yanında bir de “tahallî kavramı kullanılır. Tahliye ve tahalli kavramları neticede aynı sonuca götüren iki kavram olmakla birlikte aralarında kısmî bir farklılık vardır. Şöyle ki; tahliye satıcının tahallî ise alıcının eylemidir. Başka bir ifadeyle, tahliye satıcının malı teslim etmesi veya teslim edecek konuma getirmesi, tahalli ise müşterinin malı kabzı veya kabzedecek konumda olmasıdır. Somut bir şekilde ifade etmek gerekirse tahliye teslim tahalli ise tesellümdür. Karşılaştırmalı olarak bkz. Kâsâni, a.g.e., VI, 236,237; Şirbînî, a.g.e., II, 72; İbn Âbidîn, a.g.e., X, 67.Bkz. İbn Âbidîn, Muhammet Emîn bin Ömer bin Abdilaziz, Reddü'l-muhtâr ele'd-dürri'l-muhtâr, Beyrut, 1419/1998, VII, 73; Mecelle, md. 275.Bkz. İbn Âbidîn,a.g.e., VII, 73, X, 67Bkz. İbn Âbidîn, a.g.e., VII, 73; Senhûrî, Abdurrezzâk Ahmed, Mesâdiru'l-hak fi'l-fıkhi'l-İslâmî, Beyrut, 1998,VI,Bkz. İbn Âbidîn, a.g.e., X, 67.İbn Rüşd, Ebu'l-Velid Muhammed bin Ahmed bin Muhammed bin Ahmed, Bidâtü'lmüctehidve nihâyetü'l-muktesıd, Beyrut, 1416/1995, III, 1291.Hammâd Nezih, Dirâse Fikhiyye, Taif, ts. (Dâru'l-Fârûk), s. 29.Bkz. İbn Kudâme, Muvaffak uddîn Ebû Muhammed Abdullah, el-Muğnî, Tahkîk: MuhammedŞerefudddin Hattâb ve Seyyid Muhammed Seyyid, Kahire 1416/1996, V, 498,499.İbn Ömer'den nakledilen hadiste kısmî ifade farklılıkları olmakla birlikte ortak olan noktaların metni şöyledir: “Ben Bakî'de deve satardım; bazen dinar karşılığında satar dirhem alır, bazen da dirhem karşılığı satar, dinar alırdım. Sattığımda dirhemin yerine dinar alır ve aldığımda da dinar yerine dirhem verirdim. Rasûlullah (s.a)'a gidip: Ya Rasûlallah, müsaade eder misin, sana bir şey soracağım. Ben Bakî'de deveyi dirhem mukabilinde satıp, dinar alıyorum. Dinar mukabilinde satıp dinar alıyorum dedim. Rasûlullah (s.a):”Birbirinizden ayrılmadan ve aranızda hiçbir şey kalmaksızın o günün rayici ile birinin yerine ötekini almanda bir mahzur yoktur.” Karşılaştırmalı olarak bkz. Ebu Dâvûd, “Büyu”, 14; Tirmizî, “Büyu”, 24; Nesâî, “Büyu'”, 52; İbn Mâce, “Ticârât”, 51.Şevkânî, Muhammed bin Ali, Neylü'l-evtâr min ehâdîs-i seyyidü'l-ahbâr, Daru'l-Hayr, Beyrut, 1416/1997, V, 174.

12

İslam'da Aklın Yeri Nedir?

İslam'da akıl, insanın doğruyu yanlıştan ayırmasını sağlayan önemli bir nimet olarak görülmektedir. Kur'an'da insanın düşünmesi, sorgulaması, ibret alması ve aklını kullanması sıkça teşvik edilir. Ayrıca iman sadece körü körüne taklit değildir. Düşünerek, anlayarak ve bilinçli şekilde kabul etmeye dayanır. Bu yüzden akıl, Allah'ın varlığını, evrendeki düzeni ve dinin hikmetlerini anlamada önemli bir araçtır.Ancak İslam'da akıl tek başına mutlak bir ölçü kabul edilmez. Vahiy ile teslimiyet ile birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Yani akıl insanı hakikate götüren bir rehberdir. Nihaiyi hedef ise vahyin ışığında teslim olmuş bir kalptir.Ayrıca BakınızİSLÂMİYET'TE AKIL VE TESLİMİYET DENGESİİSLAMİYETTE AKIL MI ESASTIR NAKİL MİİSLAMİYETİN AKIL DİNİ OLUŞU VE TESLİMİYET

11

Cuma Günü Gusletmenin Hükmü ve Fazileti Nedir?

Gasl, yıkamak manasına olduğu gibi gusl, igtisâl de yıkanma mânasına gelmektedir. Istılah olarak ise; "Bütün vücudun yıkanmasından, boy abdestinden ibarettir ki, bu bir tahareti kübrâdır.1 Yani büyük temizliktir. Alimlerin çoğuna göre, cuma günü gusletmek sünnettir. 2 Bu konudaki hadislerden bazıları şöyledir:Cuma günü her müslümanın yıkanması ve elbiselerinin iyisini giymesi gerekir. Eğer kokusu varsa biraz da koku sürünür.3Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: Kim cuma günü yıkanır, gücü yettiğince temizlenir ve evinde temiz koku sürünerek camiye giderse ve iki kişi arasına (rahatsız edici bir şekilde) girmeden farz olan namazı kılar, imam konuştuğu zaman onu dinlerse, bir cumadan diğer cumaya kadar olan günahları affolur.4Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: Her müslüman üzerine cuma günü yıkanmak temizlenmek ve misvak kullanmak bir haktır.5Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:  Ey müslümanlar topluluğu, bugün Allah'ın size bayram kıldığı cuma günüdür. Yıkanınız ve misvak kullanınız.6Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: Her kim (başını) yıkayıp boy abdesti alır, erken çıkıp hutbenin başına yetişir, (mescide) hayvana binmeden yürür ve imama yakın oturup kimseyle konuşmadan hutbeyi dikkatle dinlerse, her adımında, namazıyla ve orucuyla bir yıl işlediği amel sevabını alır.”7Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: Kim cuma günü yıkanırsa, bütün günah ve hataları örtülür. Yürümeye başladığı zaman her adım başı yirmi sevap alır. Namazdan çıktığı zaman iki yüz yıllık amelin karşılığını almış gibi olur.8Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: Cuma günü kişi için abdest almak ne güzel; ama yıkanırsa, tabii ki yıkanmak daha güzeldir.9Hazreti Âişe (Radıyallâhu Anhâ) validemiz şöyle anlatmıştır: Cumaya insanlar yaylalarındaki evlerinden aba içinde gelirlerdi. Yolda tozlanıp terlerlerdi. Bu nedenle üzerlerinden pis bir koku çıkardı. Hatta Allah Rasûlu (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)e henüz evde yanımdayken bir adam geldi (onun halini görünce): 'Bugününüz için yıkanıp temizlenirseniz çok daha iyi olur' buyurdu.10Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: Kim cuma günü yıkanıp varsa kokusu sürünürse, en güzel giysisini giyip insanların omuzlarını çiğneyerek ilerlemeden sessizce oturup vaazı (hutbeyi) dinler, hiçbir boş söz ve harekette bulunmazsa bu, onun iki cuma arasında geçen günahlarına keffâret olur. Kim de boş söz ve davranışlarda bulunur, insanların omuzlarını çiğneyerek ileri geçmek suretiyle onları rahatsız ederse, bu Cuma onun için (ancak) bir öğle namazı olur.11Ayrıca BakınızCUMA HUTBESİ DİNLERKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLARCUMA GÜNÜNÜN FAZİLETİ HAKKINDA HADİSLERCUMA VAKTİ VE CUMA GÜNÜNÜN BAŞLANGIÇ /BİTİŞ ZAMANICUMA VAKTİNDE ALIŞVERİŞ HARAM MIDIR?İKİ CUMA ARASI GÜNAHLARIN AFFEDİLMESİCUMA GÜNÜ GUSLETMENİN VAKTİ VE KADINLAR İÇİN HÜKMÜKaynakçalarÖmer Nasuhi Bilmen, Büyük İslam İlmihali, Bilmen Yayınları, İstanbul ts., s 81Ahmed Davudoğlu, Sâhîh-i Müslim Tercüme ve Şerhi, İzmir 2013, c. 2, s. 1975.; Lütfi Şentürk, Seyfettin Yazıcı, İslâm İlmihali, Diyanet İşleri Yayınları, Ankara 2019, s. 123.Buhârî, No:880; Müslim, No:846; Nesâî, No:1383.Buhârî, No:883; Nesâî, No:1403.Buhârî, Cuma: 12Taberanî, Mu'cemu's-Sağîr, No: 2358Tirmizî, No:496; Ebû Dâvûd, No:345; Nesâî:1398; İbnü Mâce:1087.Taberânî, Mu'cemu'l-Kebîr, 18/139.Nesâî, No:1372.Müslim, No:847; Ebû Dâvûd, No:1055; Nesâi, No:1379.Ebû Dâvûd, No:347.