6.889
Bediüzzaman Hazretlerine Göre Kur'an Hattıyla Yazı Yazmanın Faydaları
Kur'an hattı olan Risale-i Nur'u yazmanın dünyaya ve ahirete bakan çok hikmetleri ve faydaları vardır. Bediüzzaman Hazretleri bu konuyla ilgili şöyle buyurmaktadır:يُوزَنُ مِدَادُ الْعُلَمَٓاءِ بِدِمَٓاءِ الشُّهدَٓاءِ ٭ مَنْ تَمَسَّكَ بِسُنَّت۪ى عِنْدَ فَسَادِ اُمَّت۪ى فَلَهُٓ اَجْرُ مِائَةِ شَه۪يدٍBu iki hadîs-i şeriften alınan ilhamla, Risale-i Nur'u yazmanın dünyevi ve uhrevi pek çok faydalarından, Risale-i Nur'da beyan edilen ve şakirtlerinin tecrübeleriyle tasdik edilen yalnız birkaç tanesini beyan ediyoruz.1Sevgili Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmaktadır:Âlimlerin mürekkebi şehitlerin kanı ile tartılır.2Bu hadis-i şerif, ilim yolunda yapılan hizmetin ne kadar kıymetli olduğunu anlatır. Şehitler canlarını feda ederek dini ve mukaddes değerleri korurlar. Âlimler ise kalemleriyle hakikati yazar, insanlara doğruyu öğretir ve iman hakikatlerini yayarlar. Böylece dinin yaşamasına ve insanların hidayetine vesile olurlar. Bu sebeple ilim için akıtılan mürekkep sıradan bir şey değildir, insanların imanına ve ebedi hayatına hizmet ettiği için çok büyük bir değer taşır. Sevgili Peygamberimiz (sav) şehitler hakkında şu hadisi şerifleri söylemektedir:Şehid, ailesinden yetmiş kişiye şefaat edecektir.3Ümmetimin fesadı (bozulduğu) zamanında benim sünnetime sarılan kimseye yüz şehit sevabı vardır.4Bu hadis-i şerif ise başka bir hakikati hatırlatır. Zaman bozulduğunda, insanlar dinden uzaklaştığında veya yanlışlar çoğaldığında sünnete bağlı kalmak daha zor hale gelir. İşte böyle bir zamanda Peygamber Efendimizin (sav) sünnetine sarılmak, onu yaşatmaya çalışmak ve terk edilen güzel ahlakını ve sünnetini muhafaza etmek çok büyük bir gayret ister. Bu zorluk sebebiyle de yapılan bu hizmete çok büyük sevaplar verileceği müjdelenmiştir. Yani zor zamanda doğruyu koruyan ve sünneti yaşatmaya çalışan kimse, çok büyük bir manevi kazanç elde eder. Kur'an hattı da Peygamber Efendimizin (sav) mühim bir sünneti ve bizlere emanetidir. O emanete en güzel şekilde sahip çıkmak gerekir. Bediüzzaman Hazretleri yazı yazmanın beş türlü ibadet olduğunu şöyle söylemektedir:Beş türlü ibadettir:1- En mühim bir mücahede olan ehl-i dalâlete karşı manen mücahede etmektir.2- Üstadına neşr-i hakîkat cihetinde yardım suretiyle hizmet etmektir.3- Müslümanlara iman cihetinde hizmet etmektir.4- Kalemle ilmi tahsil etmektir.5- Bazen bir saati bir sene ibâdet hükmüne geçen, tefekkürü olan bir ibadeti yapmaktır.5Yukarıdaki metni kısaca şöyle izah edelim:Birincisi: Günümüzde küfür ve dinsizlik akımları, kılıçla değil, fen, felsefe ve fikir yoluyla kalplere saldırıyor. Elimize kalemi alıp o hakikatleri yazdığımızda, aslında birer manevi mermi hazırlamış oluyoruz. Batıl fikirlerin dünyayı sardığı bir devirde, imanı muhafaza eden bir metni çoğaltmak, en büyük manevi cihat sayılır.İkincisi: İman hakikatlerinin yayılmasına yardım etmektir. Bir insan tek başına çok kişiye ulaşamaz. Ama ona destek olanlar olursa hakikat daha çok insana ulaşır. Bu yüzden hak ve hakikati anlatan bir hizmete yardım etmek, o hizmete omuz vermek de güzel ve değerli bir ibadettir.Üçüncüsü: İmanın sarsıldığı bir asırda, bir insanın imanının kurtulmasına vesile olmak çok büyük bir hizmettir. Sevgili Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmaktadır:Bir kişinin hidayetine vesile olmak, güneşin doğup battığı her şeyden daha hayırlıdır.6Yazdığımız risaleler bütünüyle iman hakikatleri olduğundan o hakikatleri yazarak en başta kendi imanımızı kuvvetlendirmiş oluruz. Akabinde o hakikatleri başkalarına anlatarak onların da imanlarına katkı sunmuş oluruz. Hem yazdığımız risaleler, bir başkasının eline geçtiğinde veya o yazma esnasındaki ihlasımız manevi bir atmosfer oluşturduğunda, aslında toplumun iman kalesini güçlendirmiş oluyoruz. Hidayetine vesile oluyoruz.Dördüncüsü: Kalem vasıtasıyla ilmi elde etmektir. İnsan yazarken sadece çoğaltmaz, aynı zamanda öğrenir. Kelimelerin üzerinde düşünür, anlamaya çalışır ve hakikatler kalbine daha sağlam yerleşir. Bu yüzden kalemle yapılan ilim tahsili de ibadet sayılmıştır.Beşincisi: Tefekkürdür. Yani insanın iman hakikatlerini düşünmesi, Allah'ın yarattığı şeyler üzerinde tefekkür etmesidir. Bazen samimi bir şekilde yapılan bir saatlik tefekkür, bir sene ibadet kadar kıymetli olabilir. Çünkü tefekkür kalbi uyandırır ve insanı Allah'a daha çok yaklaştırır. İşte risalelerdeki imana dair hakikatleri yazarken tefekkür etmek, böylesine büyük bir sevabı da kazandırmaktadır. Yazının ibadet kısmını özetleyecek olursak, kalemimiz kağıt üzerinde her hareket ettiğinde:Bir mücahit gibi cihat ediyor,Bir talebe gibi ilim öğreniyor,Bir mürşid gibi irşad ediyor,Ve bir âbid (ibadet eden) gibi tefekkür ediyoruz.Bediüzzaman Hazretleri yazı yazmanın beş türlü dünyaya ait faydası olduğunu ise bize şöyle söylemektedir:Beş türlü dünyevi faidesi var:1- Rızıkta bereket.2- Kalbde rahat ve sürur.3- Maişette suhulet.4- İşlerinde muvaffakıyet.5- Talebelik faziletini almakla, bütün Risale-i Nur talebelerinin has dualarına hissedar olmaktır.7Bediüzzaman Hazretleri, yazı yazmanın sadece ahirete yönelik değil, bizzat bu dünyada nefes alırken hissedilecek somut meyvelerini de müjdelemiştir. Bu beş madde, bir Nur talebesinin günlük hayat kalitesini artıran manevi bir sigorta gibidir. Yukarıdaki metni kısaca şöyle izah edelim:Birincisi: Rızıkta berekettir. İnsan bazen çok çalışır ama kazancında bereket olmaz. Fakat Allah yolunda yapılan samimi bir hizmet, özellikle iman hizmeti, rızka manevî bir bereket kazandırır. Aynı kazançla insan daha huzurlu yaşar, ihtiyaçları daha kolay karşılanır.İkincisi: Kalpte rahat ve sevinç halidir. İnsan hakikate hizmet ettiğini bildiğinde içinde tarif edilemez huzur hisseder. Çünkü kalp, Allah rızası için yapılan işlerle ferahlar. Modern çağın en büyük hastalığı olan stres, bunalım ve anlamsızlık boşluğuna karşı yazı yazmak manevi bir ilaçtır. Nur hakikatlerini kağıda döken bir insanın kalbi, o nurlarla aydınlanır. Yazı anında gelen o iç huzur ve sevinç, dünyaya ait hiçbir eğlencenin veremeyeceği bir huzuru sağlar.Üçüncüsü: Maişette kolaylıktır. Hayat yükü bazen ağır gelir, işler sarpa sarar. Ancak kalemle hizmete devam edenlerin, geçim şartlarında bir kolaylık ve hafiflik hissedilir. En zor kapılar umulmadık şekilde açılır.Dördüncüsü: İşlerde muvaffakiyet, yani başarıdır. Yazı yazmak, insana dikkat, sabır ve intizam kazandırır. Bu disiplin, kişinin dünyevi işlerine de yansır. Allah, rızası için vaktinden fedakarlık edip yazı yazan kulun diğer işlerini de yoluna koyar ve onu başarılı kılar. Bir iş bir işe mani olmaz, aksine hizmet, diğer işlerin önünü açar.Beşincisi: Manevî kazançtır. Belki de dünyadaki en büyük kazanç budur. Risale-i Nur dairesinde, dünyanın dört bir yanındaki binlerce has talebe, her sabah ve akşam birbirlerine dua ederler. Kalemi eline alıp o halkaya dahil olan kişi, tanımadığı binlerce dostun, evliyanın ve salih zatın samimi dualarından ve salih amellerinden hisse alır. Bu umumi ve genel dualara ve sevaplara ortak olabilmek için Bediüzzaman Hazretleri yazı yazmanın şart olduğunu şöyle söylemektedir:Risâle-i Nura intisab eden zatın en ehemmiyetli vazifesi, onu yazmak veya yazdırmaktır ve intişarına yardım etmektir. Onu yazan veya yazdıran, Risale-i Nur talebesi ünvanını alır. Ve o ünvan altında, her yirmi dört saatte benim lisanımla belki yüz defa, bazen daha ziyade hayırlı dualarımda ve ma'nevî kazançlarımda hissedar olmakla beraber, benim gibi dua eden kıymetdar binler kardeşlerim ve Risale-i Nur talebelerinin dualarına ve kazançlarına dahi hissedar olur.8Ayrıca BakınızKALEMLE CİHAD: EL YAZMASI RİSÂLE-İ NUR'LARIN İKİ CEPHELİ SIRRIKUR'AN YAZISI ŞEÂİR MİDİR?YAZI MEKTUBU NE ZAMAN NEREDE TELİF EDİLMİŞTİR? HANGİ HUSUSİ TALEBELERE HİTABEN YAZILMIŞTIR?KALEME VE YAZIYA HÜRMETKaynakçalarBediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2019, c. 2, s. 356.Kenzül Ummal, c. 10, s. 141.Ebu Davud, Cihad, 26.Et Tergîb Vet Terhib c. 1, s. 10.Bediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2019, c. 2, s. 356.Buhari, Cihad, 102.Bediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2019, c. 2, s. 356.Bediüzzaman Said Nursi, Kastamonu Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 26.

