2.442
Duaların ve Kuran Tilavetinin Ardında Fatiha Okumak
Duaların sonunda el-fatiha demek bid'at mıdır? Yemek duası sonunda diyoruz. Namaz duası sonrası yapıyoruz ya da tesbihat sonunda.. zorunlu kılınmasa da biz sürekli yapıyoruz.
Hayrat Yardım, dünya genelinde ihtiyaç sahiplerine ulaştırdığı bağış ve yardımlarla bir iyilik köprüsü kurar. Siz de bu hayra ortak olun.
Hayrat Yardım'a Bağış Yap
2.442
Duaların sonunda el-fatiha demek bid'at mıdır? Yemek duası sonunda diyoruz. Namaz duası sonrası yapıyoruz ya da tesbihat sonunda.. zorunlu kılınmasa da biz sürekli yapıyoruz.
11.088
El-Fatiha denildiği zaman okumaya mecbur muyuz? Okumazsak günah olur mu?
50.027
"Ey insan! Kat'iyen bil ki, hilkatin en yüksek gayesi ve fıtratın en yüce neticesi, îmân-ı billâhtır. Ve insaniyetin en âlî mertebesi ve beşeriyetin en büyük makamı, îmân-ı billâh içindeki ma'rifetullâhtır. Cin ve insin en parlak saadeti ve en tatlı ni'meti, o ma'rifetullâh içindeki muhabbetullâhtır. Ve rûh-u beşer için en hâlis sürûr ve kalb-i insan için en sâfî sevinç, o muhabbetullâh içindeki lezzet-i rûhâniyedir."10. Hüccet-i imaniyenin mukaddemesinde geçen şu kısmı izah eder misiniz?
"Evet, Kur'ân-ı Hakîm, nasıl ki şükrü netice-i hilkat gösteriyor. Öyle de, Kur'ân-ı kebîr olan şu kâinât dahi gösteriyor ki, netice-i hilkat-i âlemin en mühimmi şükürdür." cümlesini açıklar mısınız? Şükrün yaratılışın neticesi olması ne demektir?
6.283
Said Nursi'nin yaşamı boyunca kadınlara bakmamasının nedeni nedir?
6.355
Şiilik hak mıdır.? Şiilik bir mezhep midir.?
5.409
Şaka niyetiyle birini korkutmak veya şakalaşmada ölçü ne olmalıdır?
2.535
Bayanlar başını açınca melekler kaçar mı? Eğer kaçıyorlarsa ekseriyetle süslenmeye meyilli ve saçını çok seven bayanlar açısından fıtrata zıt görünen bu durumun bir hikmeti var mı, yahut bu bütün melekler için geçerli mi?
7.137
Nefis ve nefsin mertebeleri nelerdir?
15.520
Nefis insanın neresinde bulunur? Nefsin karşılığı var mıdır? Yani şeytanın müracaat kapısı ise, nefis meleklerin rahmet yönünden bize yaklaştığı yer de nefis midir?
678
Muhakemat eserine ve Eski Said eserlerine dair bilgiler verebilir misiniz?
5.003
Bir hadîs-i şerifte üç yerde yalan söylenebileceği deniliyordu. Onlardan biri, eşler arasında rızayı sağlamak içindi. Bu maddeyi tam olarak nasıl anlamalıyız? Bediüzzaman Hazretlerinin bu konudaki görüşleri nelerdir?
Kaside-i Celcelûtiye'nin İmam Gazali'den öncesine dayanan kaynakları var mıdır? Ulaşılabilen en eski kaynağı nedir?
Yeni doğan çocukla ilgili İslâm'ın ortaya koyduğu hükümlerden bir tanesi de doğumunun yedinci günü saçını kesip ağırlığınca fakirlere ve hak edenlere gümüş tasadduk edilmesidir. Bu hususta rivayet edildiğine göre Resulullah (sav), Hz. Hasan (ra) için şöyle dedi:Ey Fatıma! Çocuğun başını tıraş ettir ve saçının ağırlığınca gümüş tasadduk et!" dedi. Bu emir üzerine saçı tarttık, ağırlığı bir dirhem veya buna yakın bir şeydi. 1Öncelikle şunu ifade edelim ki yeni doğan bebeğin doğumunun yedinci gününde saçının tıraş edilmesi, hikmeti hadislerde açıkça belirtilmeyen taabbüdî sünnetlerden biridir. Bu sebeple söz konusu uygulamanın asıl illeti, sağlıkla ilgili muhtemel faydaları değil, Hz. Peygamber'in (s.a.s.) bu uygulamayı emretmiş ve tavsiye etmiş olmasıdır.Başka bir ifadeyle, mümin bu sünneti öncelikle Resûlullah'a (s.a.s.) ittiba niyetiyle yerine getirir. Zira ibadetlerde hükmün dayanağı hikmet değil, şer'î delildir. Hikmetler, hükmün daha iyi anlaşılmasını sağlayan ve zaman zaman ortaya çıkan faydalar olmakla birlikte, hükmün varlık sebebi (illeti) değildir. Bu nedenle sağlık, temizlik veya diğer faydalara ilişkin açıklamalar sünnetin muhtemel hikmetleri olarak değerlendirilebilir; ancak bu faydaların bulunmaması, sünnet olma vasfını ve uygulanmasını ortadan kaldırmaz. Bununla birlikte İslâm âlimleri, bazı hikmet ve faydalardan bahsetmişlerdir.Bebeğin başının tıraş edilmesi, ondaki eziyeti giderir; zayıf ve güçsüz saçların dökülmesini sağlayarak onların yerine daha güçlü ve sağlam saçların çıkmasına vesile olur. Ayrıca başın sağlığı açısından faydalıdır. Bunun yanında bebeğe rahatlık verir ve baş derisinin gözeneklerinin açılmasına yardımcı olur. Bununla birlikte görme, koku alma ve işitme duyularının güçlenmesine de katkı sağlar. 2Ayrıca BakınızYENİ DOĞAN BEBEĞE GİZLİ İSİM VERMEK GEREKİR Mİ?YENİ DOĞAN ÇOCUKLARA İSİM VERİLİRKEN DİKKAT EDİLECEK HUSUSLARYENİ DOĞAN BEBEKLERE TAHNİK UYGULAMASI / SÜNNET-İ SENİYYEYENİ DOĞAN BEBEK İÇİN SÜNNET VE MÜSTEHAP OLAN UYGULAMALARKaynakçalarTirmizi, Edahi 20, 1519.Ahmed el-Îsevî, Ahkâmu't-tıfl, takdîm Mustafâ el-ʻAdevî, Riyâd: Dârü'l-Hicra, 1992, s. 192.
Çocuk doğurma, çocuk sayısının sınırlandırılması, iki gebelik arasındaki sürenin ayarlanması gibi konularda, karı-kocanın ortak isteğine göre, meşru çarelere başvurulması caizdir.Sağlığa zararlı olmamak şartıyla deri altına hormon düzenleyici yerleştirmek (implant), vaginaya gebeliği önleyici bir madde koymak (sipral), kondom (prezervatif) kullanmak, azil (geri çekilmek) gibi yöntemlerle hamileliğin önlenmesinde dinen bir sakınca yoktur.1Bununla birlikte annenin hayatı söz konusu olmadıkça hamilelik gerçekleştikten sonra, hangi aşamada olursa olsun, kürtaj ve benzeri yöntemlerle çocuğun alınması caiz değildir. Çünkü hamileliğin başlaması ile doğacak çocuğun hayat hakkı gerçekleşmiş olur. 2Çok önemli bir diğer husus ise döllenmenin kalıcı olarak engellenmesi meselesidir. Buna göre, döllenmeyi geçici olarak engelleyen yöntemler caizken döllenmeyi kalıcı olarak engelleyen yöntemler (sterilizasyon/kısırlaştırma) ise, tıbbi bir zorunluluk olmadıkça caiz değildir. Çünkü, üreme özelliği, insanın tabii ve fıtri bir özelliğidir. Bu özelliğin kalıcı bir şekilde ortadan kaldırılması ise, fıtri olanı bozma anlamı taşımaktadır. Ancak döllenmenin kalıcı olarak önlenmesine yönelik tedbirler, hamileliğin anne için hayati risk ve annenin genetik rahatsızlıklar taşıması gibi tıbbi zorunluluk hallerinde caizdir.3Eşlerin hangi durumlarda azil ve diğer gebeliği önleyici metotlara başvuracağı ise genelde onların aile içi meselesi olarak görülmekle birlikte örnek olarak, fazla çocuk yüzünden ailenin ve çocukların sıkıntıya düşmesi, anne sağlığının bozulması, çocukları gereği şekilde yetiştirememe tehlikesi gibi gerekçeler sayılmıştır.Ancak İslâm bilginleri, eşlerin karşılıklı haklarını koruma, aile içi huzur ve mutluluğu sağlama amacıyla gebeliği önleme metotlarının iki tarafın karşılıklı rızâsı dahilinde uygulanmasını telkin ve tavsiye ederler.4Ayrıca BakınızÇOCUKLARI HANGİ ZAMANA GÖRE YETİŞTİRELİMSÜNNET-İ SENİYYE VE RİSALE-İ NUR ÇERÇEVESİNDE ÇOCUK EĞİTİMİÇOCUK OLMAMA MUSİBETİYENİ DOĞAN ÇOCUKLARA İSİM VERİLİRKEN DİKKAT EDİLECEK HUSUSLARÇOCUKLARA KARŞI MUAMELELERDE PEYGAMBER EFENDİMİZİN (SAV) TAVSİYELERİKaynakçalarHalil Gönenç, Günümüz Meselelerine Fetvalar, Yasin Yay., İstanbul 2012, c.2, s. 191; Heyet, Fetvalar, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara 2024, s. 595; Heyet, İslâm İlmihali, DİB Yayınları, Ankara, c.2, s.135.Heyet, Fetvalar, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara 2024, s. 595;Talip Türcan, İslam Hukuku El Kitabı, Grafiker Yayınları, Ankara 2012, s. 827.Heyet, İslâm İlmihali, DİB Yayınları, Ankara, c.2, s.135.
Şafii Mezhebine göre farzlara tâbi olan nafileler müekked yani Hz. Peygamber'in (s.a.s.) devamlı eda ettiği sünnet ve gayr-i müekked yani Resûlullah'ın (s.a.s.) zaman zaman kılıp zaman zaman terk ettiği nafileler olmak üzere iki kısımdır.Şâfiî mezhebine göre farz namazlara bağlı olarak kılınan sünnetlerin toplamı 22 rekâttır. Bunların 10 rekâtı müekked, 12 rekâtı ise gayr-i müekked sünnet olarak değerlendirilmektedir.11. Müekked olan sünnetler: Sabah namazının farzından önce iki rekât, öğlenin farzından önce iki ve sonra da iki rekât, akşamın farzından sonra iki rekât ve yatsının farzından sonra da iki rekât olmak üzere 10 rekâttan ibarettir. Bu konu ile ilgili hadisler şöyledir:İbnî Ömer (r.a.) şöyle demiştir:Peygamber (s.a.v)'den on rekât namazı (devamlı kıldıkları için) öğrendim; öğle namazından önce iki ve sonra da iki rekât, akşam namazından sonra evinde iki rekât ve yatsı namazından sonra yine evinde iki rekât kılardı. Sabah namazından önce de iki rekât kılardı. Bu saatte kimse Peygamber (s.a.v)'in huzuruna girmezdi.2Bu on rekâtın en faziletlisi, sabah namazının iki rekât olan sünnetidir. Nitekim Hz. Âişe (r.a.) şöyle demiştir:Peygamber (s.a.v)'in sabah namazının sünnetine olan bağlılığı kadar hiçbir nafileye bağlılığı yoktu. 32- Gayr-i Müekked olan sünnetler:a. Öğlenin farzından önce iki rekât daha kılmak. Bu konuda Hz. Âişe (r.a.) şöyle demiştir:Peygamber (s.a.v.), öğlenin farzından önce dört ve sabahın farzından evvel de iki rekât nafile namaz kılmayı ihmal edip bırakmazdı. 4b. Yine öğlenin farzından sonra iki rekât daha kılmak: Öğlenin sünnetlerinin tümüne dair Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:Her kim öğlenin farzından önce dört, ondan sonra da dört rekât kılarsa, Allah-u Teâlâ o kimseyi cehennem ateşine haram eder. 5Cuma namazı, öğle namazı gibidir. Zira cuma namazı, onun bedelidir. Cuma namazından önce ikisi müekked ve ikisi de gayr-i müekked olmak üzere dört rekât kılmak sünnettir. Cuma namazından sonra, dört rekât kılmak aynı şekilde sünnettir.c. İkindi farzından önce dört rekât kılmak: Peygamberimiz (s.a.v.) bu sünnetle ilgili olarak şöyle buyurmuştur:İkindinin farzından önce dört rekât kılan kimseye Allah rahmet eylesin.6Bu dört rekâtı ikişer ikişer kılmak efdaldir.d. Akşamın farzından önce iki hafif rekât kılmak: Enes b. Mâlik (r.a.) şöyle demiştir:Biz Medine'de iken, müezzin akşam namazı için ezan okuduğu vakit, birçok Sahâbî acele ile direklere doğru durup her biri ikişer rekât kılardı. Hatta yabancı bir kimse, mescide girdiğinde, bu iki rekât kılanların çokluğundan dolayı farz namazı kılınıyor sanardı.7e. Yatsı namazından önce iki rekât kılmak: Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:Ezan (yani ezan ile kamet) arasında kılmak isteyen için bir namaz vardır. 8Böylece farzlara tâbi olan sünnetler 22 rekâttan meydana gelmektedir.9Ayrıca BakınızŞAFİİLERDE ÇİZME DOLUSU KAN MESELESİŞAFİ MEZHEBİNDE SİVİLCEDEN ÇIKAN KAN ABDESTİ BOZAR MI?ŞAFİ MEZHEBİNDE BAŞI MESH ETMENİN HÜKMÜHANEFİ BİRİ İLE ŞAFİİ BİRİNİN EVLİLİĞİŞAFİİ MEZHEBİNDE İSTİHAZE GÜNÜŞAFİ MEZHEBİNE GÖRE DİNİ NİKAHIN ŞARTLARIKaynakçalarMustafa el-Hin, Mustafa el Buğa, Ali eş-Şerbeci, Büyük Şafii Fıkhı, Arslan Yayınları, İstanbul 1994, s. 236.Buhârî: 1126; Müslim: 729.Buhârî: 1116; Müslim: 724.Buhârî: 1127.Tirmizî: 428.Tirmizî: 430.Buhârî: 599; Müslim: 837.Buhârî: 601; Müslim: 838.Mustafa el-Hin, Mustafa el Buğa, Ali eş-Şerbeci, Büyük Şafii Fıkhı, Arslan Yayınları, İstanbul 1994, s. 236.
Şafiiler için olan Hayrat Neşriyat Cep Namaz Hocası'nda öğle namazının son sünneti 4 rekât, akşam namazında ilk 2 rekât sünneti Hanefilerden farklı olarak var. Bunun hikmeti nedir?
5.791
Şafii mezhebindeki bazı kardeşlerimiz namazın sünnetlerini terk edebiliyorlar. Şafii mezhebine uyanların sünnetleri kılmamaları ne kadar doğrudur?
Peygamber Efendimiz'in (sav) insanlara karşı ortaya koyduğu tavır ve misyon, birkaç cümleyle anlatılabilecek kadar dar bir konu değildir. Nitekim siyer, hadis ve İslam tarihi kitaplarının büyük bir kısmı onun örnek hayatını, insanlarla olan ilişkilerini ve tebliğ metodunu anlatmaktadır. Bu sebeple burada konunun bütün ayrıntılarına değil, temel esaslarına kısaca değinilecektir. Onun sahabelerine, kendisine zulmedenlere ve inkar eden kimselere karşı tavrı merhamet, adalet, hikmet ve güzel ahlak çerçevesinde şekillenmiştir.Sahabe Efendilerimize Karşı TavrıPeygamber Efendimiz (sav), sahabilerini sadece dini tebliğ eden bir rehber olarak değil, aynı zamanda onların dertleriyle ilgilenen, hata yaptıklarında kırmadan düzelten, gönüllerini kazanan şefkatli bir rehber olarak yetiştirmiştir. Onlara karşı son derece merhametli davranmış, her birinin kabiliyetini dikkate almış ve güzel ahlakın en güzel örneğini yaşayarak göstermiştir. Nitekim Kur'an'da bu güzel tavır şu şu şekilde övülmüştür:İşte Allah'dan bir rahmet iledir ki, sen onlara yumuşak davrandın. Hâlbuki kaba, katı kalbli olsaydın, elbette (onlar) etrâfından dağılırlardı.1Bu yönüyle Efendimiz (sav), insanların sevgisini zorla değil, güzel ahlakıyla kazanmıştır. Sahabilerine olan sevgisini ve yakınlığını birçok hadisinde de açıkça ifade etmiştir.Sizin en hayırlınız, ahlakı en güzel olanınızdır.2Mümin, mümine karşı bir binanın tuğlaları gibidir; birbirini destekler.3Böylece kardeşlik ruhunu güçlendirmiş, onları cesaretlendirmiş, istişare etmiş ve Allah'ın dinini omuzlayacak örnek bir nesil haline getirmiştir.Kendisine Zulmedenlere Karşı TavrıPeygamber Efendimiz (sav), hayatı boyunca hakaretlere, işkencelere, taşlanmaya, boykotlara ve çeşitli zulümlere maruz kalmıştır. Buna rağmen intikam duygusuyla hareket etmemiş, insanların hidayetini istemiş ve sabrı elden bırakmamıştır. Taif'te taşlanıp kanlar içinde kaldığında kendisine dağları onların üzerine yıkmayı teklif eden meleğe şöyle diyerek merhametini göstermiştir:Hayır. Ben Allah'ın onların soyundan yalnız Allah'a ibadet edecek kimseler çıkarmasını umarım.4Mekke fethedildiğinde ise yıllarca kendisine eziyet eden kimselere karşı büyük bir affedicilik örneği sergilemiş ve "Bugün size kınama yok. Hepiniz serbestsiniz." diyerek onları bağışlamıştır. Bu tavrı, Kur'an'da şöyle anlatılmaktadır:(Ey Habîbim!) Af (ve kolaylık) yolunu tut; iyiliği emret ve câhillerden yüz çevir!5Peygamber Efendimiz (sav), zulme boyun eğmemiş ancak şahsına yapılan haksızlıklarda affı ve merhameti tercih ederek insanlığa örnek olmuştur.Kâfirlere Karşı TavrıPeygamber Efendimiz'in (sav) kâfirlere karşı temel görevi, onları zorla dine sokmak değil, Allah'ın dinini açık, doğru ve hikmetli bir şekilde tebliğ etmekti. İnsanların iman etmesini çok arzu ediyor, ancak hidayetin yalnızca Allah'ın elinde olduğunu biliyordu. Bu sebeple davetinde daima hikmeti, güzel sözü ve sabrı esas aldı. Kur'an-ı Kerim'de O'nun takip ettiği yol şöyle haber verilmektedir:Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et.6Bununla birlikte Peygamber Efendimiz (sav), İslam'a ve Müslümanlara savaş açmayan gayrimüslimlere adaletle davranmış, yapılan anlaşmalara sadık kalmış ve kimsenin hakkını çiğnememiştir. Ancak İslam'ı ortadan kaldırmak için saldıran ve savaş açanlara karşı da ümmetini ve dinini korumuştur. O, her zaman adalet ile merhameti birlikte uygulamıştır. Bir hadisinde şöyle buyurmaktadır:Kolaylaştırın, zorlaştırmayın; müjdeleyin, nefret ettirmeyin.7Bu, onun insanları İslam'a davette benimsediği rahmet ve kolaylık esaslı yöntemi en güzel şekilde özetlemektedir.Netice itibarıyla Peygamber Efendimiz (sav), sahabelerine karşı şefkatli bir eğitimci ve rehber, kendisine zulmedenlere karşı affedici ve sabırlı bir örnek, inkar edenlere karşı ise hikmetle tebliğ eden adaletli bir peygamber olmuştur. Onun bütün insanlara karşı ortak tavrı ise Allah'ın mesajını en güzel şekilde ulaştırmak, güzel ahlakı yaşamak ve insanları rahmet, merhamet ve doğrulukla hakka davet etmekti.Ayrıca BakınızPEYGAMBER EFENDİMİZİN (SAV) MÜSAMAHASIPEYGAMBER EFENDİMİZ'İN (SAV) GÜZEL AHLAKINDAN ÖRNEKLERKaynakçalarÂl-i İmrân, 3/159.Buhârî, Edeb, 38.Buhârî, Salât, 88; Müslim, Birr, 65.Buhârî, Bed'ü'l-Halk, 7; Müslim, Cihâd, 111.A'râf, 7/199.Nahl, 16/125.Buhârî, İlim, 11; Müslim, Cihâd, 6.
4.213
“Evvelâ: Sizi teselliye muhtaç bilmiyorum. Birbirinizin kuvve-i mâneviyenizi takviye ederseniz, o kâfidir. Karşımdaki levha dahi bana kâfi geliyor.” Üstadın “karşımdaki levha” dediği nedir?
5.759
Hıristiyan bir kimseye ilk önce izah edilmesi gereken meseleler nelerdir? Teslis inancını çürütürken nasıl bir yol takip etmeliyiz?