6.462
Birinci Söz ve İhlas Risalelerinden İki Cümle
Birinci Söz'deki, "Biz dahi başta ona başlarız" ve İhlas Risalesi'ndeki, "kalp ruhun ayıbını görmez" cümlelerini açıklar mısınız?

6.462
Birinci Söz'deki, "Biz dahi başta ona başlarız" ve İhlas Risalesi'ndeki, "kalp ruhun ayıbını görmez" cümlelerini açıklar mısınız?
5.282
Bahsi geçen yer Risale-i Nur'da şöyle geçmektedir;Bismillâh her hayrın başıdır. Biz dahi başta ona başlarız. Bil ey nefsim! Şu mübârek kelime İslâm nişânı olduğu gibi, bütün mevcûdâtın lisân-ı hâliyle vird-i zebânıdır .1''Biz dahi ona başlarız'' cümlesi ile Bediüzzaman Hazretleri ona başlarız derken "Bismillah" kelimesinin kendisine işaret etmektedir. Her hayırlı işin başı olan Bismillah nedir, ne demektir, neyi ifade eder, bunu açıklamak için Risale-i Nur külliyatının başına alınmıştır. Yani her hayırlı iş gibi bu eser de besmele ile başlamıştır ve manası tarif edilmiştir. Madem her hayrın başı Bismillah ile başlar o halde hayır kapıları bu kelimenin manası ile açılır. Biz de Bismillah kelimesinin sırlı anahtarını açıklamakla başlarız demektir.Hem yine madem hayırlı işlere Bismillah ile başlanmalıdır. Kur'an'ın tefsiri olan Risale-i Nur Külliyatına da Bismillah lafzı ile ve bu mübarek kelimenin tefsiri ile başlanmaktadır. Zira Kur'an'a tefsir yazmak da hayırlı bir iştir. Ayrıca BakınızBİSMİLLAH HER HAYRIN BAŞIDIRBİSMİLLAH'IN İSLAM NİŞANI OLMASI NE DEMEKTİR?İNSANIN BESMELE İLE KURDUĞU İRTİBATKaynakçalarBediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 2
4.966
Bediüzzaman Hazretleri, 3. defa girdiği Afyon hapishanesinde, 33 hadis-i şerifeyi kendi defterinde yazmış, daha sonra bâzı talebeleri de, kendi defterlerine kaydetmişler. Bunların bir kısmını, Bediüzzaman Hazretleri kendi kalemiyle düzenleyip, Arapça ve Türkçe dipnotlar ilâve etmiştir. Risâle-i Nur'un ilim talebeliği şerefini kazandıran ve ilim içinde hakikate bir yol açan mesleğini, bu Hadis-i şerifler bizlere göstermektedir.Bu Hadis-i şerifler sırasıyla şu şekildedir:1. تعلموا العلم فإن تعليمه خشية وطلبه عبادة ومذاكرته تسبيح والبحث عنه جهاد Meâli: İlmi öğreniniz. Zira ilim öğrenilmesi, Allah'a karşı haşyettir. (Allah korkusu) Talebi ibadettir. Müzâkeresi tesbihtir. Ondan bahsetmek ve onu aramak ise cihâddır.12. سَاعَةٌ مِنْ عَالِمٍ مَتَّكِيءٍ عَلَى فِرَاشِهِ يَنْظُرُ في عِلْمِهِ خَيْرٌ مِنْ عِبادَةِ العَابِدِ سَبْعِينَ سَاعَةًMeâli: Ulemay-ı Hakikatin yatağına yaslanarak ilmine (kitabına) bir saat bakması, yetmiş saat ibâdetten hayırlıdır.23. طالب العلم طالب الرحمن طالب العلم ركن الإسلام ويعطى أجره مع النبيينMeâli: İlmi isteyen aynı zamanda, Rahman'ı isteyendir. İlmin taleb eden, İslâm'ın rüknüdür. Onun ecri Peygamberlerle beraber verilecektir.34. طَلَبُ العِلْمِ أَفْضَلُ عِنْدَ الله مِنْ الصَّلاَةِ والصِّيَامِ وَالحَجِّ وَالْجِهَادِ فِي سَبِيلِ الله عَزَّ وَجَلَّMeâli: İlmi talep etmek, Allah katında (nâfile) namaz, oruç, hac ve Allah yolunda olan cihaddan daha efdaldir.45. عَالِمٌ يُنْتَفَعُ بِعِلْمِهِ خَيْرٌ مِنْ أَلْفِ عَابِدٍMeâli: İlminden istifade edilen bir âlim, bin abidden hayırlıdır.56. ويل لمن طلب الدنيا بالدينMeâli: Dini vasıta kılarak dünyayı talep eden kimselere yazıklar olsun.67. كلمة حكمة يسمعها الرجل خير له من عبادة سنة والجلوس ساعة عند مذاكرة العلم خير من عتق رقبةMeâli: Kişinin bir hikmet kelimesi işitmesi, onun için bir sene ibadetten daha hayırlıdır. Bir saat ilim müzâkeresi için bir arada bulunmak da, bir köle azad etmekten daha hayırlıdır.78. لأَنْ يَهْدِيَ الله عَلَى يَدَيْكَ رَجُلاً خَيْرٌ لَكَ مِمَّا طَلَعَتْ عَلَيْهِ الشَّمْسُMeâli: Cenâb-ı Hak, bir kişiyi senin vesilenle hidâyete getirse, senin için güneşin üzerine doğduğu her şeyden daha hayırlıdır.89. لن يجمع الله على هذه الأمة سيف الدجال وسيف الملحمةMeâli: Cenâb-ı Hak bu ümmet üzerinde hem deccalın kılıcını (fitnesini), hem de melhame kılıcını (büyük harplerin fitnesini) beraber cem etmeyecektir.910. لن تزال الخلافة فى ولد عمى صنو أبى العباس حتى يسلموا إلى الدجالMeâli: Benim amcam, Pederimin kardeşi Abbas'ın çocuklarında Hilafet-i İslamiyye deccalin tahripkâr eline geçinceye kadar devam edecektir.1011. لو وزن مداد العلماء ودم الشهداء لرجح مداد العلماء على دم الشهداءMeâli: Mahşerde Ulemâ-yı Hakikatin mürekkepleri şehitlerin kanıyla muvâzene edilse, âlimlerin mürekkepleri, Şühedânın kanından üstün gelecektir.1112. ليس الشديد الذى يغلب الناس ولكن الشديد الذى يغلب نفسه عند الغضبMeâli: Kuvvetli insan, insanları mağlup eden kimse değildir. Gerçekte kuvvetli o kimsedir ki, gadap ve hiddet ânında, nefsini mağlup eder.1213. ما أهدى المرء المسلم هدية أفضل من كلمة حكمة يزيده الله بها هدى أو يرده بها عن ردىMeâli: Bir Müslüman, Müslüman bir kardeşine hikmetli bir kelimeden daha efdal bir hediye vermemiştir. Allah o hikmet kelimesi vasıtasıyla o Müslümanın hidayetini arttırır yâ da ondan bir kötülüğünü def eder.1314. مَا بَيْنَ خَلْقِ آدَمَ إِلَى قِيَامِ السَّاعَةِ أَمْرٌ أَكْبَرُ مِنْ الدَّجَّالِMeâli: Âdem (a.s)'den ta kıyamet kopuncaya kadar, âlem-i insaniyyet arasında, deccalden daha büyük bir hadise yoktur.1415. من أتاه ملك الموت وهو يطلب العلم كان بينه وبين الأنبياء درجة واحدة درجة النبوةMeâli: Her kim ilim taleb ederken vefat etse, onun mertebesi ile enbiya mertebesi arasında yalnız nübüvvet (peygamberlik) mertebesi kalır.1516.من تعلم بابًا من العلم عمل به أو لم يعمل به كان أفضل من صلاة ألف ركعة فإن هو عمل به أو علمه كان له ثوابه وثواب من يعمل به إلى يوم القيامةMeâli: Her kim ilimden bir mesele öğrenirse (yani iman-ı tahkiki ilminden) ister onunla amel etsin, ister etmesin o kimse hakkında bin rekât ( nafile ) namazdan daha efdaldir. Eğer teallümle beraber bir de amel eder veya o ilmi başkasına öğretirse hem o öğrettiği kimsenin sevabını hem de kıyamete kadar onunla amel edeceklerin sevabını alır.1617. من طلب بابا من العلم لیحیی به الاسلام كان بینه و بین الانبیاء درجةMeâli: Kim ki İslam'ı ihya etmek niyetiyle ilimden bir bölüm tahsil etse, o kimsenin derecesiyle peygamberlerin derecesi arasında yalnız bir derece kalmış olur.17 18. لا يجتمع أربعة في المؤمن إلا أوجب الله له بهن الجنة: الصدق في اللسان، والسخاء في المال، والمودة في القلب، والنصيحة في المشهد والمغيب.Meâli: Mü'minde dört hususiyyet içtima edince, Cenab-ı Hak, o mü'mine bu hasletleri sebebiyle cenneti vacip kılar. Bunlar: Lisanında Sıdk. (Doğruluk. Yani yalan söylememek.), Malda Cömertlik, Kalpte meveddet, Hazırda ve gaybda olanlara karşı ihlaslı ve samimi olmak.1819. يكون في أحد الكاهنين رجل يدرس القرآن دراسة لا يدرسها أحد يكون بعدهMeâli: Kelam âlimlerinden birisi gelecek, Kur'an'ı (Kur'an'ın hakikatlarını) öyle bir tarzda ders verecektir ki, ondan sonra, onun gibi ders ve talimi veren olmayacaktır.1920. إذا جاء المَوْتُ لِطالِبِ العِلْمِ وهُوَ على هذِهِ الحالَةِ ماتَ وَهُوَ شَهِيدٌMeâli: İlim talebesi ilim tahsil etmekteyken vefat etse şehittir.2021. قَلِيلُ الْعَمَلِ يَنْفَعُ مَعَ الْعِلْمِ وَكَثِيرُ الْعَمَلِ لاَ يَنْفَعُ مَعَ الجَهْلِ أفضل العمل العلم باللهMeâli: İlmin en efdali ilm-i billah'tır. Bu İlimle beraber amel azda olsa menfaat verir. İlm-i billahtan (iman ilminden) nasibi olmayınca amelin çokluğu menfaat vermez.2122. أكرموا حملة القرآنMeâli: Kur'an hamillerine ( Hâfız-ı Kur'an olan ve Kur'an hakikatlarını neşr edenlere karşı) ikramda, hürmette bulununuz.2223. أكْرِمُوا العُلَماءَ فإنّهُمْ وَرَثَةُ الأَنْبِياءِMeâli: Ulema-yı hakikate ikramda bulununuz. Muhakkak ki onlar, peygamberlerin varisleridir.2324. إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ لَيَبْتَلِي الْمُؤْمِنَ بِالْبَلاءِ ، وَمَا يَبْتَلِيهِ إِلا لِكَرَامَتِهِ عَلَيْهِMeâli: Şüphesiz ki Allah, mü'minleri bir kısım (belalarla) imtihan eder. Fil hakika Cenab-ı Hakk'ın bu musibeti vermesi o kulun üzerindeki ikramını izhar içindir.2425. إنّ السَّعِيدَ لمن جُنِّبَ الفِتَنَ ولمن ابتلى فصبر فواها ثم واهاMeâli: Said, fitnelerden uzak kalmış kimse, musibet ve fitneye giriftar olduğu halde, sabreden kimsedir. O çok güzel ve çok hoş bir kimsedir.2526. إن الفتنة تجيء فتنسف العبادة نسفا وينجو العالم منها بعلمه Meâli: Muhakkak fitne gelmektedir. Kulları parça parça edecektir. Ancak âlimler (ilimleri vesilesiyle) bu fitneden kurtulacaktırlar.2627. إنه سيصيب أمتى فى آخر الزمان بلاء شديد لا ينجو منه إلا رجل عرف دين الله فجاهد عليه بلسانه وقلبه فذلك الذى سبقت له السوابق ورجل عرف دين الله فصدق بهMeâli: Ahir zamanda çok dehşetli bir bela gelecek. O dehşetli musibetten ancak Allah'ın dinini bilen ve imanıyla bu uğurda lisanıyla ve kalbiyle mücahede eden bir adam kurtulacak. O böyle yapmakla öncekilerin mesleğiyle hareket etmiş olur. Bir de, Allah'ın dinini bilip, tasdik eden kimse kurtulacaktır.2728. أَنَا أَجْوَدُ بَنِي آدَمَ، وَأَجْوَدُهُمْ مَنْ بَعْدِي رَجُلٌ عَلِمَ عِلْمًا فَنَشَرَهُ يَأْتِي يَوْمَ الْقِيَامَةِ أَمِيرًا وَحْدَهُMeâli: İnsanların en cömerdi benim. Benden sonra, onların en cömerdi ise, öyle bir adam ki, (iman-ı tahkiki) ilmini bilir ve neşreder. O kimse kıyamet günü tek başıyla bir ümmet ve bir emir olarak diriltilecektir.2829. الامن تعلم القران و علمه و علم ما فیه فانا له سائق و دلیل الی الجنةMeâli: Dikkat ediniz! Her kim Kur'an öğrenir, öğretir ve içindeki hakikatleri ders verirse onların cennete girmelerine saik ve delil ben olacağım.2930. إياكم والبدع فإن كل بدعة ضلالة وكل ضلالة تصير إلى النارMeâli: Bid'atlardan sakınınız. Şüphesiz ki bütün bid'atlar dalalettir. Bütün dalaletler de ateşe irca olacaktır.3031. لَيْسَ مِنَّا مَنْ تَشَبَّهَ بِغَيْرِنَا لَا تَشَبَّهُوا بِالْيَهُودِ وَلَا بِالنَّصَارَىMeâli: Bizim dışımızdakilere kendini benzetenler, bizden değildir. Sakın Yahudi ve Hıristiyanlara kendinizi benzetmeyiniz.3132. أَفْضَلُ الْجِهَادِ كَلِمَةُ حَقٍّ عِنْدَ سُلْطَانٍ جَائِرٍMeâli: Cihadın en efdali, haktan ayrılmış, zalim ve cabbar sultanlara karşı hak bir kelamı söylemektir.32 33. أفْضَلُ الجِهَادِ أنْ يُجاهِدَ الرَّجُلُ نَفْسَهُ وَهَواهُMeâli: Cihadın en faziletlisi, kişinin kendi nefsine ve hevasatına karşı mücahade etmesidir.33Rabbimiz bizlere bu hadislerin müjdelediği hallere ulaşmayı nasib eylesin.KaynakçalarCamiu'l-Ehâdis, c.11, s.297, h.no: 10825. ; Kenzul Ummal, c. 10 s. 167 h.no: 28867Suyûti, Camiu'l-Ehâdis, c.13, s.207, h.no: 12947. ; Kenzul Ummal, c. 10, s. 154, h.no: 28789Suyûti, Camiu'l-Ehâdis, c.14, s.113, h.no: 13909. ; Kenzul Ummal, c. 10, s. 143, h.no: 28729Suyûti, Camiu'l-Ehâdis, c.14, s.122, h.no: 7510. ; Camiu's-Sağir, c. 2, s. 80, h.no: 5268Kenzul Ummal, c.10 s.143 h.no: 28723. ; Fethü'l-Kebir, c. 2, s. 210, h.no:7618Suyûti, Camiu'l-Ehâdis, c.14, s.226, h.no: 14169. ; Kenzul Ummal, c. 10, s. 206 h.no:29091Suyûti, Camiu'l-Ehâdis, c.15, s. 389, h.no: 15772. ; Tenzihü'l-Şeriat, c. 1, s. 322 h.no:117Suyûti, Camiu'l-Ehâdis, c.38, s. 411, h.no: 41764. ; Mecmuul-Kebir, c. 1, s. 332, h.no: 994Suyûti, Camiu'l-Ehâdis, c. 18, s. 64, h.no: 18852Kenzu'l-Ummal, c: 14 s. 271, h. no: 33436. ; Mecmau'z-Zevaid, c: 5 s. 187 h.no: 8954Suyûti, Camiu'l-Ehâdis, c. 18, s. 169, h.no: 19136Suyûti, Camiu'l-Ehâdis, c. 18, s. 248, h.no: 19329Keşfül Hafa, c. 2, s. 180, h.no: 2182Suyûti, Camiu'l-Ehâdis, c. 18, s. 477, h.no:19941. ; Müsned Ahmed, c. 26, s. 185, h.no:16253Suyûti, Camiu'l-Ehâdis, c.41, s.361, h.no: 45215Suyûti, Camiu'l-Ehâdis, c. 20, s. 169, h.no: 21805. ; Kenzul Ummal, c. 10, s. 164 h.no: 28852Suyûti, Camiu'l-Ehâdis, c. 20, s. 169, Kenzul Ummal, c. 15, s. 876, h.no: 43482Kenzul Ummal, c. 11, s. 378, h.no 31808Fethül Kebir, c. 1, s. 92, h.no:905.; Camiussağir, c. 1, s. 41, h.no: 545Suyûti, Camiu'l-Ehâdis, c. 5, s. 236, h.no: 4050Camiussağir, c. 1, s. 306, h.no: 3060Fethül-Kebir, c. 1, s. 214, h.no: 2341. ; Keşfül-Hafa, c. 1, s. 172, h.no:512Elehadi vel-Mesani c. 2, s. 175, h.no: 974Suyûti, Camiu'l-Ehâdis, c. 7, s. 318, h.no: 6387Kenzul Ummal, c. 10, s. 150, h.no: 28766Suyûti, Camiu'l-Ehâdis, c. 10, s. 38, h.no: 9043Şe'bel İman, c. 3, s. 266, h.no: 1632. ; Camiu Beynel-Ulum c. 1, s. 242, h.no: 478.Suyûti, Camiu'l-Ehâdis, c. 6, s. 48. h.no: 9747.Suyûti, Camiu'l-Ehâdis, c. 10, s. 334, h.no: 9747.Ketebettesa, c. 31, s. 431, h.no: 86. ; Kenzul Ummal, c. 9, s. 128, h.no: 25333.Suyûti, Camiu'l-Ehâdis, c. 5, s. 198, h.no: 3981. ; el-Müstedrek, c. 4, s. 505.Fethül-Kebir, c. 1, s. 196, h.no: 2092. ; Suyûti, Camiu'l-Ehâdis, c. 5, s. 196, h.no: 3977.
281
Oruçken uyumuştum. Uyandığımda cünüp olmuşum. Bu durumda orucum bozulmuş mudur? İftara kadar bir şey yiyip içmedim? Cünüpken Oruca Başlanır mı? Ezandan Önce Güsletmezsek Orucumuz Kabul Olur Mu?Bir de cünüp olunca zaruri işlerim olduğundan o şekilde dışarı çıktım ve ne yazık ki Öğle ve İkindi namazlarını kılamadım, akşam kazasını yaptım. Cünüpken gusül abdesti alabiliri miyiz?
996
Ben 23 yıllık evliyim. Nikâhımız kıyılırken hoca, anlaşılan mehir miktarı üzere demiş. Fakat biz herhangi bir miktar belirlememiştik.Biz şu an eşimle beraber mehir belirlemek istiyoruz. Neye göre hesaplayıp nasıl karar vermemiz gerekiyor? Ortalama mehir belirlenir deniyor bazı yerlerde ama ortalama miktarı neye göre hesaplayacağız?
19
Eşimle evlenirken, nikâh esnasında imam “Mehir belirlediniz mi?” diye sordu. O sırada önceden konuşmadığımız için bir an ailemle birbirimize baktık. Ailemde iki ablam da 100 gr dediği için babam da o şekilde düşünmüş; ancak biz cevabı vermeden imam başka konuya geçti. Biz de konu havada kalmasın diye dönüşte arabada babam 100 gr diye teyit etti; ama eşimle sonradan konuştuğumuzda 100 gr'ı kabul etmiyor. Biz o gün kendi ailemle aramızda bu rakamı kararlaştırdık; ama eşim kabul etmiyor. Ne yapmak lazım?
2.304
Yakında evlilik yapacağım, mehir hakkında ana hatlarıyla bilgi verebilir misiniz?
40
Bir kimse, mehir olarak maaşının tamamını süresiz olarak vereceğini söylerse hüküm nedir? Geçerli midir? Daha sonra bu sözü söyleyen erkekten kadın süresiz olarak nafaka alırsa bu helal midir? Erkek böyle bir söz söylemesine rağmen sonradan maaşının tamamını süresiz olarak kadına vermezse o para kişinin çocuklarına ve diğer yakınlarına helal midir?
875
"Şüphesiz ki sen ölülere işittiremezsin..." (Rum suresi, 52) ayetinde ne demek istiyor? Ölüler bizi duymazlar mı? Veya böyle bir şey de akla gelebilir "yoksa öldükten sonra yok mu oluyoruz " açıklar mısınız?
5.045
Resulullah'ı (sav) rüyada görüp şifa için Allah'a dua etmesi veya ilim verileceğini söylemesi ve bunun da gerçekleşmesi mucize midir?
5.034
Kur'ân-ı Kerîm'deki Ashab-ı Kehf gibi, bu dünyada insanın belirli bir süre uyutulup tekrar diriltilmesi mümkün mü? Bu yönde çalışmaları olan bilimin bu noktaya ulaşması mümkün mü?
20
Apartmanın en alt katındaki mescitte imamla namaz kılınıyor. En üst kattaki daireye ses sistemi kurup imamı takip ederek kılmak isteniyor. Mescitle daire arasında 3 kat olması imamla kılmaya engel olur mu?
5.449
Lemaât'ta geçen “Vicdan Cezbesi ile Allah'ı Tanır” başlıklı paragrafı izah eder misiniz?
5.240
Risale-i Nur talebeliğinin belli şartları vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:1. İhlâs2. Yazı3. Sünnet-i Seniyeye tabi olmak4. Sadakat5. Sebat6. Takva7. Beş vakit namazı kılmak8. Yedi kebairi terk etmek9. Namazın arkasındaki tesbihatı yapmak10. Risale-i Nur'u kendi malı ve telifi gibi hissedip sahip çıkmak11. Neşir (hakikatleri yayma)Yukarıda yazılan talebelik şartları arasında yazı da vardır. Bediüzzaman Hazretleri, Kur'ân harflerinin yasaklandığı bir asırda Kur'an'a hizmet ettiğinin bir neticesi olarak her bir talebenin risaleleri Kur'ân harfleriyle bizzat yazarak neşretmesini de bir talebelik şartı olarak kabul etmiştir. Bediüzzaman Hazretleri şöyle buyurmaktadır:Risale-i Nur'a intisab eden zatın en ehemmiyetli vazifesi, onu yazmak veya yazdırmaktır ve intişarına yardım etmektir. Onu yazan veya yazdıran, Risale-i Nur talebesi ünvanını alır. Ve o ünvan altında, her yirmi dört saatte benim lisanımla belki yüz defa, bazen daha ziyade hayırlı dualarımda ve manevî kazançlarımda hissedar olmakla beraber; benim gibi dua eden kıymetdar binler kardeşlerin ve Risale-i Nur talebelerinin dualarına ve kazançlarına dahi hissedar olur.1Görüldüğü gibi Bediüzzaman Hazretleri, talebelerinden risaleleri yazmalarını, Risale-i Nur'a intisab edip bağlanmanın şartı olarak koşuyor. Eğer yazmaları mümkün olamıyorsa, kendine bedel başkalarının yazmalarını şart koşuyor ve ancak bu takdirde “Nur Talebesi” ünvanını alacaklarını beyan ediyor.Bu şekilde bir yandan Risaleler neşrolup yayılırken, bir yandan da Kur'ân harflerinin toplumca tamamen terk edilmesinin önüne geçiliyordu. Herkesin, “artık eski harfler terk edildi, kimse kullanmıyor, bilmiyor” zannettiği bir dönemde memleketin dört bir yanında Nur Talebeleri manevî bir cihad ruhuyla Kur'ân yazısıyla meşgul oluyor, öğreniyor ve öğretiyordu.Bediüzzaman Hazretleri eserinde şu hadis-i şerifi delil getirerek, risaleleri Kur'an harfleriyle yazmanın önemini, sünnet oluşunu ve yüz şehit sevabı kazandırdığını ifade etmektedir:Bid'aların ve dalâletlerin istilası zamanında, sünnet-i Seniyeye ve hakîkat-i Kur'âniyeye temessük edip hizmet eden, yüz şehid sevabını kazanabilir.2Sizin sorunuzdaki yüz şehid sevabı meselesi ise, herkes yukarıda sayılan şartlara ne kadar riayet ediyorsa ve bu esaslarda ne kadar muvaffak oluyorsa ona göre hissesi olur. Yani her yazan yüz şehid sevabı alacak değildir. Dikkat ederseniz, yüz şehid sevabı kazanabilir denilmektedir. Yüz şehid sevabı kazanmak çok yüce bir idealdir. Bunun için çalışıp gayret göstermeli ve sonucunu da Allah'a bırakmalıdır. Hadiste geçen yüz şehit sevabı ifadesi, iman hizmetine sadakatle çalışan, yazan, neşreden ve bu yolda sıkıntı çeken kimseler için bir teşvik ve manevî müjdedir.Ancak bu ifade, farzları terk eden kimseye kayıtsız şartsız bir garanti anlamına gelmez. Namaz dinin direğidir ve farz ibadetlerin yerini hiçbir nafile hizmet dolduramaz. Bir kimse Risale-i Nur'u yazsa, iman hizmetinde bulunsa bile, namazı bilerek ve önemsemeyerek terk ediyorsa, yaptığı hizmetin sevabı ayrı, terk ettiği farzın mesuliyeti ayrı değerlendirilir. Sevap kazanmak, sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Sevgili Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmaktadır:Kıyamet gününde kulun hesaba çekileceği ilk ameli onun namazıdır. Eğer namazı düzgün olursa, işi iyi gider ve kazançlı çıkar. Namazı düzgün olmazsa, kaybeder ve zararlı çıkar. Şayet farzlarından bir şey noksan çıkarsa, Aziz ve Celîl olan Rabbi, Kulumun nafile namazları var mı, bakınız? der. Farzların eksiği nafilelerle tamamlanır. Sonra diğer amellerinden de bu şekilde hesaba çekilir. 3İbadetlerin mahiyetini ve mertebelerini şöyle anlamlı bir bütün içinde değerlendirebiliriz:Farz, Allah'ın kesin ve tartışmasız emridir. Yerine getirilmesi zorunlu, terki ise büyük günahtır. Manevî hayatın sarsılmaz temelini farzlar oluşturur.Sünnet ise Peygamber Efendimiz'in (sav) farzlar dışındaki uygulama ve tavsiyeleridir. Bu yol, temeli tahkim eder, ruh kazandırır ve mümini Peygamber ahlakına yaklaştırır.Nafileler de farz ve sünnetlerin ötesinde, kulun kendi iştiyakıyla Rabbine yakınlaşmak için yaptığı gönüllü ibadetlerdir.Böylece ibadet hayatı; temeli farz, duvarları sünnet, ziyneti ve letafeti nafile olan bir manevî bina hâline gelir. Bu sebeple bir Nur Talebesi her şeyden önce farz ibadetlerini titizlikle muhafaza etmelidir. İman hizmeti ne kadar ulvî olursa olsun, farzların ihmali üzerine bina edilemez. Kur'ân hattını ve farz olan ibadetleri yapmak, hizmetin ruhunu canlı tutar. Çünkü ibadetle beslenmeyen bir hizmet zamanla derinliğini kaybeder. Namazla kuvvet bulmayan bir gayret istikametini muhafaza etmekte zorlanır.Netice olarak yüz şehit sevabı ifadesi gelişi güzel bir mükâfat vaadi değildir. Bu ifade, ihlâs, sadakat ve farzlara bağlılık zemininde verilen manevî bir kıymet ölçüsüdür. Bu müjde, dinin temel direklerini muhafaza ederek yapılan hizmete bakar. Asıl hedef, hizmeti ibadetin alternatifi yapmak değil; ibadetle derinleştirmektir. En sağlam yol, farzları titizlikle yerine getirip Kur'an hattını da bu şuurla muhafaza ederek, o ibadetlerin nuruyla iman hizmetini omuzlamaktır. Ancak bu sayede amel kök salar, hizmet bereketlenir, hakiki bir kul sırrına mazhar olarak Allah'ın rızasına ulaşılır.Ayrıca BakınızKur'an Hattı / Risale-i Nur YazısıRisale-i Nur Talebesi Olmanın ŞartlarıFarz ve Sünnetin Ehemmiyet SırasıKaynakçalarBediüzzaman Said Nursi, Kastamonu Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 25.Et-Tergîb ve't-terhîb, c.1, s. 80.Ebu Davud, Salat, 149.
4.535
Risale-i Nur, Kur'ân-ı Kerîm'in bir tefsiri olması ve içinde kuvvetli iman hakikatleri ders verildiğinden dolayı, onu okumak tefekkür etmek demektir. Tefekkür ise ibadettir. Bu sebeple, ne kadar çok zaman ayrılabilirse o kadar iyi olur. Böyle olmakla beraber, bir şeyin az da olsa devamlı olması çok önemlidir.Sevgili Peygamberimiz (asm) bu konu ve birçok konuda temel ölçü olan, ifade edeceğimiz hadîs-i şerif ile bize bir ölçü verecektir. Hz. Âişe'den nakledildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:Allah katında amellerin en sevimlisi, az da olsa devamlı olanıdır.1Bizim için her konuda rehber olan Sevgili Peygamberimizin (asm) ifadesine bakılırsa, günlük “şu kadar yapmak” lazım diyemeyiz. Fakat tefekkür, ilim ve ibadet niteliği taşıyan bu hayırlı iş için “her gün muhakkak, az da olsa mütalaa yapmaya, anlayarak okumaya gayret etmek gerektiğini” tavsiye edebiliriz. Ayrıca herkesin kapasitesi, seviyesi ve müsait vakti bir olmaz. Bediüzzaman Hazretleri de bu konuda bir miktar tayininden ziyade, devamlı meşgul olmayı tavsiye etmiştir. Bu noktadaki beyanı şöyledir:"...Her bir adam, eğer hânesinde (evinde) dört beş çoluk çocuğu bulunsa, kendi hânesini bir küçük Medrese-i Nûriyeye çevirsin. Eğer yoksa, yalnız ise, çok alâkadâr komşularından üç dört zât birleşsin ve bu hey'et, bulundukları hâneyi(evi) küçük bir Medrese-i Nûriye ittihâz (kabul) etsin. Hiç olmazsa işleri ve vazîfeleri olmadığı vakitlerde, beş on dakîka dahi olsa, Risâle-i Nûr'u okumak veya dinlemek veya yazmak cihetiyle bir mikdar meşgul olsalar, hakikî talebe-i ulûmun (hakiki ilim talebesi) sevablarına ve şereflerine mazhar oldukları gibi, İhlas Risalesi'nde yazılan (yazı mektubundaki) beş nevi ibadete de mazhar olurlar. Hakikî ilim talebeleri gibi, onların maişetlerini (geçimini) temin hususundaki âdi (sırada günlük) muameleleri de bir nevi ibadet hükmüne geçebilir..." 2Bediüzzaman Hazretleri'nin ifadeleri, aslında sorumuzu çok güzel bir şekilde cevaplamaktadır. Yani evlerimizin ilim yuvası olması; hem kendimiz, hem çoluk çocuğumuz hem de alâkadar olabileceğimiz komşularımızla gruplar hâlinde, imkân nispetinde Risale-i Nurları okumak, yazmak veya dinlemek cihetiyle meşgul olmak gerekiyor.Elbette imkân nispetinde beş on dakika bile olsa çalışmak gerekiyor. Fakat tam bir ilim talebesi olma imkânını, devam ile elde edebiliriz. İlim talebesi olmak ise ciddi gayret ister. İlim, emek ve mücadele ile olur. Zaten ilim için bu önemli bir esastır.Hem bu meşguliyet ibadet olmakla beraber, hayat şartlarını ekonomik olarak zorlaştıran geçim sıkıntılarına bile fayda verebilir. Bereketlere vesile olur.Başka bir yerde Bediüzzaman Hazretleri şöyle der:Vazifedarane kalemi her gün istimal etmeyenler, Risale-i Nur talebeleri ünvan-ı icmalîsinde her yirmidört saatte yüz defa hissedar olmak yeter diye, hususî isimlerle has şakirdler dairesi içinde bir kısmın isimleri muvakkaten tayyedildi Çıkarıldı." 3Metinden anlaşıldığı üzere, tam bir vazife şuuruyla talebe olabilmek, kalemle devamlı risaleleri yazma ve onlara çalışma şartına bağlanmıştır. Kalemi bırakan, geçici olarak bütün Nur Talebelerinin sevaplarından ve dualarından mahrum kalır; ta ki tekrar yazmaya başlayıncaya kadar.Buradan anlıyoruz ki, öncelikle risaleleri Kur'an hattıyla muhafaza ederek Risale-i Nur Talebesi ünvanını almak, devamında ciddi okuma ve mütalaalarla kendimizi iman ve Kur'an hakikatlerinde yetiştirmemiz gerekir. Böylece daha ciddi istifade edebiliriz. Yazarak öğrenmek elbette çok daha faydalı bir yöntemdir.Sonuç olarak mütalaada asgarî sınırlar, imkân nispetinde devamlı olmak şartıyla, beş on dakikalık çalışmalar bile çok önem arz etmektedir. Daha da güzeli, günlük en az beş veya on sayfa anlayarak, dikkatlice ve notlar tutarak okumak gerekir. Kendisini Risale-i Nur'dan daha özel olarak geliştirmek ve yetiştirmek isteyenler için Risale-i Nur'un derin hakikatlerini ciddi bir şekilde okumak, notlar tutmak, anlayamadığı yerleri ehil kişilere sormak ve bu öğrendiği hakikatleri anlatarak paylaşması gerekir. Bazen özel gruplar hâlinde belirli konular üzerine ciddi çalışmalar da yapılabilir. Herkes kendi imkânları, hedefleri nispetinde bu ölçülerden birini kullanabilir.Risale-i Nur'dan kendimizi yetiştirme usul ve metotlarının detayları için lütfen bakınız;Ayrıca BakınızRisale-i Nur'dan Kendimizi Tam YetiştirmekRisale MütalaaRisale Mütalaasında Hızlanmanın Yolu KaynakçalarEbû Dâvûd, Tatavvu", 27.Bediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2021, c.4, s. 262.Bediüzzaman Said Nursi, Kastamonu Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 68.
240
Sevdiğim bir arkadaşım, yaptığı hayırlı amelleri sık sık farklı ortamlarda dile getiriyor (kitap okumak, namaz kılmak, çocuklara Kur'an öğretmek gibi). Su-i zan etmek istemiyorum; ancak bunu gösteriş için söyleyip söylemediğini merak ediyorum. Alıngan olduğu için onu uyarmalı mıyım, böyle durumlarda nasıl düşünmeli ve nasıl hareket etmeliyim?
21
Muskat cevizinin yemeklerde kullanımının hükmü nedir? Aşırı yenilince uyuşturucu gibi etki yaptığı söyleniyor. Az miktarda kullanılarak yapılan kurabiyeleri yemek caiz midir, yoksa dökmek mi gerekir?
42
Dişimde, yirmilik dişimin olduğu bölgede iltihap var; hafif şişlik dışında kanama ya da görünen bir sıvı yok. Yutkunurken bazen iltihabı fark etmeden yutuyor oluyorum; bazen hafif bir tat hissediyorum. Bu durum orucumu bozar mı?
3
“İlimlerin ve ma'rifetlerin ve kemâlât-ı insâniyenin en büyüğü îmândır.” Bu cümlede geçtiği üzere, ilimlerin en büyüğü nasıl iman oluyor?
93
Evde kedi barındırmanın caiz olduğunu biliyoruz. Asıl sorum bunun sünnet olup olmadığı. Peygamber Efendimiz kedileri evinde sürekli barındırmış mı? Yani kedisi için evinde bir yer ayırıp onunla birlikte yaşamış mı? Yoksa sadece evinin etrafında onları beslemiş veya eve girip çıkmasına müsade mi etmiş?
49
Küçük ve orta ölçekli işletmeler olan KOBİ'lerin nakit ihtiyacını karşılamak üzere tasarlanan Nefes Kredisi, düşük faiz ve uygun geri ödeme şartlarıyla öne çıkan bir finansman modelidir.İsmi ne olursa olsun, hangi perde ile gizlenirse gizlensin, hangi kampanya ile yapılırsa yapılsın, oranı az veya çok olması fark etmeksizin faizli bankaların verdiği tüm krediler faizli işlemlerdir. Haramdır.Ayrıca BakınızİSLAM'DA ZEKÂTIN EMREDİLİP FAİZİN YASAKLANMASININ HİKMETİKREDİ KARTI KULLANMAKFAİZ İLE KÂR PAYININ FARKIBANKALAR VE FAİZ