5.711
Risale-i Nur'da Şefkat Neden “İksir-i Nurani” Olarak Tarif Edilir?
Rahmet-i ilâhiyenin en latif, en güzel, en hoş ve en şirin cilvesi olan “iksir-i nûrânî” nedir?
Destek olunİlmi çalışmalarımıza destek olun, bu hizmetlerin kesintisiz sürmesine katkıda bulunun.
Bağış Yap
5.711
Rahmet-i ilâhiyenin en latif, en güzel, en hoş ve en şirin cilvesi olan “iksir-i nûrânî” nedir?
3.474
"hem bu hizmetteki umum kardeşlerimizin hukukuna tecâvüz, hem hizmet-i Kur'âniyenin hürmetine taarruz, hem hakāik-i îmâniyenin kudsiyetine hürmetsizlik etmiş oluruz." ifadesini açıklarmısınız
432
Mebadi i zaruriye ne demektir? 29. Söz Melaike bahsinde geçen “Hem hiç mümkün müdür ki, şu i'tikād-ı umûmînin menşei, mebâdî-i zarûriye ve bedîhî emirler olmasın?” Kısmını izah edebilir misiniz?
106
Emirdağ Lâhikası'nda geçen, “Şimdilik Denizli Hüsrev'i vaziyetini alsın. Ona hediye ettiğim takkeyi muhafaza etsin, tâ hakikî sahib çıkasıya kadar.” ifadesinde gerçekten bir takke mi kastedilmektedir, yoksa “takke” kelimesi mecazî bir anlamda mı kullanılmıştır? Bediüzzaman Hazretleri bu ifadeyle neyi kastetmektedir?
Herhangi bir hatimde (Kur'an, Nariye, İhlas vb.) vakti kaçırılan, yani hatim duasından önce okunamayan kısımlar hatim duasından sonra okunursa, hatim duasının tekrar yapılması gerekir mi?
"Bu asırda Resailü'n-Nur denilen otuz üç adet Söz, otuz üç adet Mektub ve otuz bir adet Lem'alar, bu zamanda, Kitab-ı Mübin'deki ayetlerin ayetleridirler" cümlesinde geçen “bu asırda Kitab-ı Mübin'deki ayetlerin ayetleridirler” ile Risale-i Nur ilişkisini izah eder misiniz?
"... Birisi, topuz ile o sarhoş yirmisini ayıltmaktır. İkincisi, bir nûr göstermekle mütehayyirlere selâmet yolunu irâe etmektir. Ben bakıyorum ki, yirmiye karşı seksen adam elinde topuz tutuyor..." Mektubatta geçen bu kısımda ne anlatılmak isteniyor. Topuz gösteren kim?
Bediüzzaman Hazretleri Kürdistan Teali Cemiyeti'ne üye değildir. Son zamanlarda ortaya çıkan arşiv belgelerinde Kürdistan Teali Cemiyeti'nin üye isimleri tek tek yayınlanmıştır. Listede Bediüzzaman Hazretleri'nin ismi bulunmamaktadır. 1Bu tür ithamlar Bediüzzaman düşmanlığından kaynaklanmaktadır. Düşmanlıktan kaynaklı bu tarz ithamlar delilsiz ve asılsız bir iftiradan ibarettir. Risale-i Nur'u dikkat ile mütalaa eden insaflı her bir zat Bediüzzaman'ın ırkçılığı, ayrımcılığı netice veren böyle bir yapının içerisinde bulunmayacağını çok iyi bilir.Prf. Dr. İsmail Karaçam'ın hatıralarında bizzat naklettiği bir anekdotla meseleye açıklık getirmek istiyoruz. İsmail Karaçam 1963 yılında arkadaşlarıyla birlikte Balıkesir'e Hasan Basri Çantay hoca efendiyi ziyarete giderler. İçlerinden bir tanesi Hasan Basri hocaya şöyle bir soru sorar: “Bediüzzaman Hazretlerinin Kürt olduğu, Kürtçülük yaptığı söyleniyor, nasıl tanıyorsunuz bu zatı?” Hasan Basri hoca cevaben; “Bu zat-ı muhteremi ben iyi tanıyorum. Müteaddit defalar kendisiyle oturduk, konuştuk, sohbet ettik. Bu zat Allah ve İslam için çalışan bir adamdır. Bu zatın kavmiyetçilikle hiçbir ilgisi yoktur. Bunu ben size ispat edeceğim.” der ve ve anlatmaya başlar;“Mütareke yılları idi. Cumhuriyet daha kurulmamış, çeşitli milliyete mensup olan Osmanlıdaki bazı ırklar ırkçılık yapıyorlar, bazı Kürtler de Kürtçülük yapıyorlardı. Bunların da bir cemiyeti varmış. Kürt Teali Cemiyeti."“Bir gün Fatih Camii'ne Cuma namazını kılmaya gittim. Cuma namazını bitirdik, bir adam caminin ortasından kalktı, başladı bağırmaya: 'Müslüman kardeşlerim, Müslümanlar, Allah aşkına oturun. Size bir şeyler söyleyeceğim. Allah aşkına oturun' diye bağırıyordu. Şöyle bir baktım Bediüzzaman... Hemen kürsüye çıktı, ayakta konuşmaya başladı:'Müslümanlar, geçen hafta çıkan Kürt Teali Cemiyeti'nin bir gazetesinde benim kendileriyle beraber olduğumu, bundan itibaren kendilerinin bu gazetelerinde yazı yazacağımı ve Kürtçülük davasını takip edeceğimizi, müşterek yazılar yazacağımızı yazdılar. Bu gazeteyi görmüş olabilirsiniz veya görmemiş olabilirsiniz. Allah aşkına, benim bu cemiyetle hiçbir alakam yoktur. Gitmedim, görmedim ve onların bu Kürtçülük davasıyla ilgili hiçbir ilgim yoktur. Benim davam İslam'dır. İslam'dan başka benim davam yoktur. Allah aşkına benim başka imkânım yok, benim bu durumumu kimi görürseniz ona Allah rızası için söyleyin.' diye bağırdı. Ve kürsüden indi, gitti.”2Ayrıca BakınızBEDİÜZZAMAN HAZRETLERİ İLE SULTAN VAHİDEDDİN'İN MÜNASEBETİ NASILDI?BEDİÜZZAMAN HAZRETLERİNİN SAİD HALİM PAŞA'YA BAKIŞI ÜSTAD BEDİÜZZAMAN, ŞEYH SAİD HADİSESİNE KATILDI MI?BEDİÜZZAMAN HAZRETLERİNİN AHMET HAMDİ AKSEKİ'DEN İSTEKLERİÜSTAD HAZRETLERİ VE İTTİHAD TERAKKİKaynakçalarNurrettin Ceylan, Gerçeğin Aynasında Bediüzzaman, İstanbul 2016, s.249Ömer Özcan, Ağabeyler Anlatıyor, İstanbul 2018, c.7, s. 193
Sadakayı gösteriş olarak değil, teşvik amaçlı açıktan verebilir miyiz? Bu zamanda hangisi daha makbul?
Kardeşler arasındaki haklar nasıldır, ağabeylik hakkı diye bir hak var mıdır? Varsa değeri nedir?
4.804
Diyelim ki birisi geçmişte çalıştığı bir iş yerinden bir miktar para yada bir eşya aldı. Daha sonra Allah'a tevbe ettikten sonra, o insana uğrayıp bu meseleyi ona da anlatmalı mı, yoksa sadece helallik dilemesi kâfi gelir mi?
4.243
Kâinatta olup biten çok küçük ve gözümüze gereksiz gibi gelen şeyleri de illa bir hikmete bağlı olarak mı düşünmeliyiz? Yoksa Cenab-ı Hakk'ın koyduğu âdetlerin neticeleri olarak mı görmeliyiz? Mesela bir yaprağın ağaçtan düşerken savrulup herhangi bir yere düşmesi gibi.
İmam nikahı kıyılırken şahitler Müslüman fakat namaz kılmayan kimseler (iki erkek) ise imam nikahı geçersiz mi sayılır Bu kişiler bazı vakit namazları cuma ve namazlarını kılıp çoğu namazı aksatan insanlardır
1.014
Zerrenin hareketlerinde hasıl olan netice ve hikmetler tesadüf imkanını yok ediyor. Ya ilerde bozulursa, açıklar mısınız?
1.398
Bir bebeğin oluşma ve gelişme esnasında göstermiş olduğu hareketin sistematik ve hikmetli hareketler ve aşamalar olduğunu nasıl anlayabiliriz? Aklıma sürekli ya ileride değişirse veya önceden bebeklerin gelişim aşaması böyle değildi diye sorular gelmekte
vela ve bera nedir?
4.820
Teabbüdi ibadeti açıklayıp, örnekler verebilir misiniz?
5.249
Bediüzzaman Hazretleri, Risale-i Nur'un bir kaç yerinde tesadüf kelimesini kullanıyor? Kainatta hiç bir şey tesadüfe olmadığı halde, tesadüf kelimesini kullanmak doğru mudur?
Peygamber efendimiz (sav) miraca çıkarken şeytanlar takip etmişler doğru mu? Bu konuda bir dua var mıdır?
5.483
'Güneşin harareti elektrikle çarpmasıdır ki, Amerika'da beş saat bütün makinaları durdurmuş ve Kastamonu vilâyeti cevvinde ve havasında semâyı kızartmış, yangın sûretini vermiş, diye mânâsız hezeyanlar ediyorlar." cümlesini izah eder misiniz?
Cuma namazının farzı iki rek'attır. Bunun yanında farzdan önce dört rek'at, farzdan sonra dört rek'at olmak üzere sekiz rek'at da sünneti vardır. 1 Zuhr-i âhir, son öğle namazı demektir. Bazı İslâm bilginleri, bir yerleşim yerinde birden fazla mescitte cuma namazı kılındığında ilk kılınan cumanın dışındakilerin sahih olmama ihtimaline binaen, ihtiyaten o günkü öğle namazının kılınmasını önermişlerdir. Zuhr-i âhir adıyla kılınan bu namaz, cuma namazına dâhil değildir. İşte bu şüpheli durumdan kurtulmak için içinde bulunulan cuma vakti kastedilerek ihtiyaten, zuhr-i âhir yani “vaktine ulaşılıp da eda edilemeyen son öğle namazı” niyeti ile dört rek'atlık bir namaz kılınması bazı âlimlerce uygun görülmüştür.2 Çünkü eğer cuma namazı sahih olmamış ise bu dört rekat ile o günün öğle namazı kılınmış olur.3 Zuhr-i âhir namazının ardındanda "sünneti vakit" niyetile tam sabah namazının sünneti gibi iki rekat namaz daha kılınır.4Hâsılı, Cuma namazının farzı 2 rekât olmakla beraber, farzdan önce 4 rekât Cuma sünneti, farzdan sonra 4 rekât Cuma sünneti, ardından 4 rekât Zuhr-i Âhir ve son olarak 2 rekât vaktin sünneti kılınır.Böylece Cuma günü kılınan bu namazların toplamı:4 + 2 + 4 + 4 + 2 = 16 rekâttır.Ayrıca BakınızCUMA VAKTİ VE CUMA GÜNÜNÜN BAŞLANGIÇ /BİTİŞ ZAMANICUMA GÜNÜNÜN FAZİLETİ HAKKINDA HADİSLERCUMA VAKTİNDE ALIŞVERİŞ HARAM MIDIR?ÜÇ CUMAYA GİTMEMEK MESELESİKADINLARIN CUMA NAMAZI KILMASIİSLÂM'A GÖRE YÖNETİLMEYEN ÜLKELERDE CUMA NAMAZI KILMANIN HÜKMÜ NEDİR?KaynakçalarKâsânî, Bedâi', 1/269-285İbn Âbidîn, Reddü'l-muhtâr, 2/145-147; Karâfî, ez-Zahîre, 2/354-355; İbn Kudâme, el-Muğnî, 2/248; Şirbînî, Muğni'l-muhtâc, 1/544-545Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük İslam İlmihali, Bilmen Yayınları, İstanbul ts., s.149.Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük İslam İlmihali, Bilmen Yayınları, İstanbul ts., s. 146.