3.469
"Mümkinatta Hakiki ve Tabii Lüzum-u Zati Olmadığından Mümkinatta Zıdlar Birbirine Girebilmiş" Ne Demektir?
Bahse konu yer Risale-i Nur'da şu şekildedir:Ve hakeza, kıyas et. Fakat mümkinatta hakiki ve tabii lüzum-u zati olmadığından mümkinatta zıdlar birbirine girebilmiş. Mertebeler tevellüd ederek, ihtilafat ile tagayyürat-ı alem neş'et etmiştir. Mademki kudret-i ezeliyede meratib olamaz. Öyle ise, makdurat dahi bizzarure kudrete nisbeti bir olur. En büyük en küçüğe müsavi ve zerreler yıldızlara emsal olur. Bütün haşr-i beşer bir tek nefsin ihyası gibi, bir baharın icadı bir tek çiçeğin sun'u gibi o kudrete kolay gelir. 1Mümkinat, yani âlem-i imkan, varlığı da yokluğu da zatı itibarıyla eşit olan; var olmak için mutlaka Allah'ın icadına muhtaç bulunan varlık âlemidir. Bu âlemde hiçbir şeyin varlığı kendi zatından gelmez. Onun için burada görülen vücut, hayat, güzellik, kuvvet ve benzeri sıfatlar zati değil, arızidir. Yani sonradan ihsan edilmiştir; kendinden ve kendisi için zaruri değildir.Mesela insanda vücut vardır; fakat bu vücut zati değildir. Güzellik vardır; fakat kendinden değildir. Malikiyet hissi vardır; fakat hakiki malikiyet değildir. Eğer bunlar zati olsaydı, insan ne vücudunu kaybetmeye, ne gençliğinin gitmesine, ne güzelliğinin sönmesine, ne de elindeki malın elinden çıkmasına müsaade ederdi. Demek ki mümkinat âlemindeki bu sıfatlar, sahibinin zatından kaynaklanmıyor; bilakis ona verilmiş, sonra da geri alınabilir mahiyette bulunuyor.İşte metindeki “mümkinatta hakiki ve tabii lüzum-u zati olmadığından” ifadesi bunu anlatır. Yani âlem-i imkanda hiçbir şeyin zatından gelen ayrılmaz, mecburi ve değişmez bir varlığı yoktur. Bu sebeple mümkinatta zıtlar birbiri içine girebilir. Hayat-ölüm, sıhhat-hastalık, güzellik-çirkinlik, nur-zulmet, vücut-adem, kuvvet-zaaf gibi zıt haller aynı âlemde, hatta bazen aynı şeyde peş peşe veya iç içe görünebilir. Bundan dolayı da mertebeler meydana gelir. Yani güzel, daha güzel, çok güzel; kuvvetli, daha kuvvetli; büyük, daha büyük gibi dereceler ortaya çıkar. Aynı şekilde ihtilafat ve tagayyürat-ı âlem, yani âlemdeki farklılıklar ve değişmeler de buradan neş'et eder. Çünkü mümkinat sabit ve zati bir kemale sahip değildir; aldığı feyze göre değişir, eksilir, çoğalır, bozulur, yenilenir.Buna karşılık Cenab-ı Hakk'ın sıfatları hakiki ve zatidir. Varlığı kendindendir; sonradan olma değildir; başkasından alınmış değildir. Bunun için O'nun sıfatlarına zıtlar arız olamaz, müdahale edemez. Acz kudrete, cehl ilme, noksan kemale, ölüm hayata karışamaz. Böyle olunca ilahi sıfatlarda derece, eksilme, çoğalma ve değişme düşünülemez.Metindeki “Mademki kudret-i ezeliyede meratib olamaz” cümlesi de bunu ifade eder. Allah'ın kudreti ezelidir; sonradan artan, eksilen, yorulan, taksim olunan bir kuvvet değildir. Öyleyse kudret açısından “az zor”, “çok zor”, “kolay”, “daha kolay” gibi mertebeler bulunmaz.Bunun neticesi olarak “makdurat dahi bizzarure kudrete nisbeti bir olur”. Yani kudretin taalluk ettiği bütün mahluklar, o kudrete nisbetle eşittir. Bir çiçeği yaratmakla bir baharı yaratmak arasında, bir zerre ile bir yıldız arasında, bir fert ile bütün insanlar arasında ilahi kudret açısından fark yoktur. Fark, bizim dar ölçümüzdedir; Allah'ın kudretinde değildir.Bu sebeple bir çiçeği, baharı ve Cenneti yaratmak O'nun için aynıdır. Birini daha kolay, diğerini daha zor yapan bir sebep yoktur. Çünkü zorluk ve kolaylık, sınırlı kuvvetler için söz konusudur. Sonsuz ve zati kudrette ise mertebe bulunmaz. “Kün” emriyle, yani “Ol” emriyle, dilediği şey vücut bulur.“Bütün haşr-i beşer bir tek nefsin ihyası gibi, bir baharın icadı bir tek çiçeğin sun'u gibi o kudrete kolay gelir.” Yani bütün insanları kıyamette diriltmek, bir tek insanı diriltmek kadar kolaydır. Koca baharı bütün çiçekleriyle, ağaçlarıyla ve canlılarıyla icat etmek de bir tek çiçeği yaratmak kadar suhuletlidir. Çünkü mahlukatta görülen büyüklük-küçüklük, çokluk-azlık ve derece farkları, mümkinatın kendi mahiyetine aittir; Kudret-i Ezeliyeye ait değildir.Kısacası, âlem-i imkan, varlığı kendinden olmayan ve her şeyi Allah'ın icadına muhtaç bulunan varlıklar âlemidir. Bu âlemde sıfatlar zati değil, arızi olduğu için zıtlar, değişmeler ve mertebeler bulunur. Fakat Cenab-ı Hakk'ın kudreti zati ve ezeli olduğu için onda mertebe yoktur. Bu yüzden bir çiçekle bir bahar, bir zerreyle bir yıldız, bir insanın ihyası ile bütün insanların haşri o kudrete nisbetle birdir ve aynı derecede kolaydır.Ayrıca BakınızALLAH'IN SUBÛTİ, SELBİ, HABERİ VE FİİLİ SIFATLARIİSİM VE SIFAT NEDİR?ALLAH'IN KUDRETİNİN VE İLMİNİN SONSUZ OLUŞUNUN DELİLLERİKUDRETİN YARATMASINDAKİ KOLAYLIKMELEKÜTİYYET İLE HER ŞEYİN ALLAH'IN KUDRETİNE EŞİT OLMASIKaynakçalarBediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 206.

