0
İslam Özgür Düşünceyi Yasaklar mı?
İslam'ın özgür düşünceye bakışı nasıldır? Risale-i Nur'da Bediüzzaman Hazretleri bu konu hakkında nedemiştir?
Hayrat Yardım, dünya genelinde ihtiyaç sahiplerine ulaştırdığı bağış ve yardımlarla bir iyilik köprüsü kurar. Siz de bu hayra ortak olun.
Hayrat Yardım'a Bağış Yap
0
İslam'ın özgür düşünceye bakışı nasıldır? Risale-i Nur'da Bediüzzaman Hazretleri bu konu hakkında nedemiştir?
3
Sahabe efendilerimizin verdikleri haberlerin hepsi mütevatir midir? Özellikle başka ülkeden gelmiş ve ömrü hayatında sadece bir defa Peygamberimizi görmüş sahabelerin sözleri de mütevatir haber solur mu?
2
Şâfiî mezhebinde nikâh akdinde velî ve şahitlerin adil olması gerekir. Ancak bazı Şâfiî âlimler, fâsıklığın yaygınlaştığı durumlarda fâsık velînin nikâhının caiz olabileceğini söylemiştir. Bu ruhsatın şahitler için de geçerli olup olmadığı ve bazı kaynaklarda fâsık şahitlerle nikâhın geçerli sayıldığına dair ifadeler bulunduğu belirtilmektedir. Ayrıca Dârülharp'te veya gurbette âdil şahit bulunamadığında, en az fâsık kimselerle yapılan nikâh Şâfiî mezhebinde geçerli olur mu?
4.274
Mesnevî-i Nûriye Mecmuasında geçen, "Kudretin levazımı ile hikmetin levazımı bir değildir. Birisine ait levazımatı ötekisinden taleb etmek hatadır." cümlesindekudretin levazımına ve hikmetin levazımına tatmin edici misaller verebilir misiniz ve cümleyi biraz açarmısınız.?
1
9. hakikatte geçen 'salah ve hayrı kabule liyakati kalmaz ' kısmını açar mısınız
0
Helal sertifikalı deodorantlar vücut kokusunu engelleyemiyor ve hem beni hem de yanımdaki insanları rahatsız ediyor. Boykot olmayan ama alkollü deodorantlar ise bunu fazlasıyla karşılıyor ve biz de bunu kullanmaya mecbur hissediyoruz. Bu sebepten dolayı hem alkollü olması cihetini hem de helal sertifikası olmaması cihetini değerlendirebilir misiniz?
3
Zarar verici olan kargaların öldürülmesi Hanefî ve Şafiî mezhebine göre caiz midir? Eğer caiz ise, fıkhî delillerini ve sebeblerini izah ederek, zarar verici tabirinde, zarardan kasdımızdaki fıkhi ölçüleri ve kriterleri tam olarak açıklar mısınız?
5.777
"Evet, Muhammed'in (a.s.m.) getirdiği nur ile kâinatın mâhiyeti, kıymeti, kemâlâtı ve içindeki mevcudatın vazifeleri ve neticeleri ve memuriyetleri ve kıymetleri bilinir, tahakkuk eder." izah eder misiniz?''Kainatın mahiyeti'' ifadesinden ne anlamalıyız?
3.651
Gençlik Rehberindeki, "Hem senin dünyaca muvaffakıyetin, elmasçı ve divane olmuş bir Yahudinin cam parçalarını elmas fiatiyle aldığı gibi; sen de küçücük, kısacık bir zamana, bir hayata, uzun ve daimî ve geniş bir hayatın fiatını verdiğin için, elbette o had dairesinde galebe edersin. Bir dakikaya bir sene kadar şiddetli hırs, muhabbet, intikam gibi hissiyatla müteveccih olduğun için, ehl-i diyanete muvakkaten tefevvuk edersin." cümlesini izah eder misiniz?
5.759
Risale-i nur dairesine kanaatle dahil olmak ne demektir?
866
Üstad Hazretlerinin Kastamonu lahikası s. 93 te bahsi geçen mektupta "Hem madem ben sizlere kanâat ettim ve ediyorum, başkalara bakmıyorum, meşgul olmuyorum. Siz dahi Risâle-i Nûr'a kanâat etmeniz lâzımdır, belki bu zamanda elzemdir." Şeklinde ifadesini nasıl anlamalıyız? Risale-i Nur'dan başka eser okumamalı mıyız?
4.265
On üçüncü mektubda üstadımız, ''bir dağın mağarasında ahireti düşünmekte iken ehl-i dünya zulmen beni oradan çıkarıp nefy ettiler. Halık-ı Rahim ve Hakim o nefyi bana bir rahmete çevirdi. Emniyetsiz ve ihlası bozacak esbaba maruz o dağdaki inzivayı, emniyetli ve ihlaslı Barla dağlarındaki halvete çevirdi'' diyor. Burada geçen ''ihlası bozacak esbaba maruz'' cümlesinden ne anlamalıyız?
4.272
21. Pencere'de bahsi geçen, güneşin saniyede beş saatlik yol almasını açıklayabilir misiniz?
5.838
28. lemada "bir düstur" da geçen "hâriç dâirelerde olan o pedere ve o mürşide, üç cihetle zarar vermek sûretiyle, bir pederi aramaya ihtiyaç bırakmaz. " ve "Hem hâriçteki irşâda hevesli zâtlar, Risâle-i Nûr'un şâkirdleriyle meşgul olmamalı. Çünki kendileri üç cihetle zarar görmeleri muhtemeldir." .. açıklamalardaki üç cihet zarar aynı mıdır, farklı mı? Farklı ise bu üç cihet zararlar nelerdir, açıklar mısınız?
19
Şâfiî bir erkek, Hanefî bir çiftin velisiz nikâhında şahit olabilir mi ve bu nikâhta şahit sayılır mı? Ayrıca Hanefî biri tecdîd-i nikâhın nasıl yapılacağını Şâfiî bir akrabasına sorarsa, o akraba soranın mezhebine göre cevap verebilir mi?
6.888
Üstad Bediüzzaman hayattayken Hüsrev üstad ile arasının açıldığı söyleniyor. Hüsrev üstad ki Üstad'ın Risalelerde çok övdüğü ve Risalelerde birçok mektubu geçen bir talebedir. Üstad izin verdiği halde Latin harflerine karşı çıkmış mı? Bunu tam olarak nasıl anlamamız gerek?
10
İhramdan çıkan kişi bu aşamada ihramdan çıkmış bir başkasına mı saçını kestirmeli, yoksa kendi saçını da kesebilir mi?
28
Öncelikle belirtmeliyiz ki sorunun çıkış noktası olan baştaki kabul tam doğru değildir. Çünkü “Güçlü ve zengin olan rızkı daha kolay kazanır” kabulü her zaman geçerli bir kaide değildir. İlk bakışta öyle görünür; fakat hakikatte rızık meselesi sadece güç, iktidar ve akıl ile doğru orantılı değildir. Allah rızka kefildir. Bu ifade Kur'an-ı Kerim'de şöyle geçer:Yeryüzünde kımıldanan hiçbir canlı yoktur ki rızkı Allah'a âit olmasın! (Allah) onun kaldığı yeri ve emânet bırakıldığı yeri bilir. Hepsi, apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfûz'da yazılı)dır.1Bu ayetten de anlaşılacağı gibi her canlının yaşayacağı kadar rızkı garanti altındadır. Ancak burada kastedilen "rızık", sadece bir servet biriktirmek değil, hayatın devamını sağlayacak olan temel ve zaruri rızıktır. Bu ise ilahî takdir iledir. İnsan sadece vesilelere tutunarak rızkını talep eder, rızkı yaratan ise Allah'tır. Yani Allah, her canlının rızkına kefildir. Bu kefalet, kişinin maddi durumuna, yani zengin veya fakir olmasına göre değişmez. En zayıf canlının da en güçlü canlının da hayatı için gerekli olan enerji ve rızık yaratılmaktadır. Bu hususta Üstad Bediüzzaman Hazretleri şöyle demektedir:“Evet bilmüşâhede görünüyor ki; rızık, iktidar ve ihtiyâr ile ma'kûsen mütenâsibdir. Meselâ, daha dünyaya gelmeden evvel bir yavru, rahm-i mâderde iktidar ve ihtiyârdan bütün bütün mahrum olduğu bir zamanda, ağzını kımıldatacak kadar muhtaç olmayacak bir sûrette rızkı veriliyor. Sonra dünyaya geldiği vakit, iktidarı ve ihtiyârı yok, fakat bir derece isti'dâdı ve bilkuvve bir hissi olduğundan, yalnız ağzını yapıştıracak kadar bir harekete ihtiyaç ile en mükemmel ve en mugaddî ve hazmı en kolay ve en latîf bir sûrette ve en acîb bir fıtratta memeler musluğundan ağzına veriliyor. Sonra, iktidar ve ihtiyâra bir derece alâka peydâ ettikçe, o kolay ve güzel rızık, bir derece çocuğa karşı nâzlanmaya başlar. O meme çeşmeleri kesilir, başka yerlerden rızkı gönderilir. Fakat iktidar ve ihtiyârı, rızkı ta'kîb etmeye müsâid olmadığı için, Rezzâk-ı Kerîm, peder ve vâlidesinin şefkat ve merhametlerini, iktidar ve ihtiyârına yardımcı gönderir. Her ne vakit iktidar ve ihtiyârı tekemmül eder, o vakit rızkı ona koşmaz ve koşturulmaz. Rızık yerinde durur. Der: “Gel, beni ara, bul, al!” Demek rızık, iktidar ve ihtiyâr ile ma'kûsen mütenâsibdir. Hatta çok risâlelerde beyân etmişiz ki, en ihtiyârsız ve iktidarsız hayvanlar, daha iyi yaşıyorlar ve daha iyi besleniyorlar.”2Bediüzzaman Hazretleri bu metinde özetle şöyle demektedir: Rızık, insanın güç ve iradesi arttıkça kendiliğinden kolaylaşan bir şey değildir. Bilakis canlı ne kadar âciz ve muhtaç ise, rızık ona o kadar kolay ve doğrudan verilir. Anne karnındaki yavrunun, sonra yeni doğan çocuğun rızkının hiçbir çaba göstermeden hazırlanması bunun açık delilidir.İnsan büyüyüp iktidar ve ihtiyâr sahibi oldukça, rızkını sebepler dairesinde araması istenir. Yani rızık artık ona hazır şekilde gelmez; çalışmak, aramak ve teşebbüs etmek gerekir. Fakat bu durum rızkı insanın kendi gücüyle kazandığını göstermez. Rızkı yaratan yine Allah'tır; insan sadece ona ulaşmak için vesilelere müracaat eder.Demek insana verilen rızık ve nimetler, güç ve iktidar ile doğru orantılı değildir. Aksine, ihtiyaca binaen Allah tarafından verilir. Nice güçlü insanlar iflas eder, nice zayıf insanlar ummadığı yerden rızık bulur. Bazen en çok çalışan değil, en çok nasibi olan kazanır. Bu da bize gösterir ki rızık sadece sebeplere bağlı değildir, Allah'ın takdiri iledir.Fakat zenginlik böyle değildir. Yani bilinmelidir ki rızık eşittir zenginlik demek değildir. Çünkü rızık, sadece para ve mal değildir. Sağlık, huzur, iman, aile ve kanaat de birer rızıktır. Zenginlik ise daha çok bir imtihan çeşididir. Yani insan fakir dahi olsa huzurlu olabilir ama zengin biri çok parayla sıkıntı içinde olabilir. Zengin ve güçlü insanların rızka daha kolay ulaşıyor gibi görünmesi, genellikle rızkın türü ve imtihanın şekli ile ilgilidir. Unutulmamalıdır ki dünya hayatı bir imtihan içindir. Çalışmak, akıllıca yatırım yapmak veya bir mirasa sahip olmak rızka ulaşmayı fiziksel olarak kolaylaştırabilir. Bu dünyada daha çok çalışan, genelde daha çok mal ve zenginlik elde etmiştir. Zenginlik bir kolaylık gibi görünse de İslam hukukuna göre zenginlik "şükür" ile, fakirlik ise "sabır" ile imtihan edilir. Zengin olanın rızkı geniş görünür ama o rızkın içindeki başkalarının hakkını zekât ve sadaka ile koruma sorumluluğu daha ağırdır.Allah'ın rızka kefil olması, nicelik (miktar) olarak değil, nitelik üzerinedir. Yani bu kefalet, yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, herkesin yaşayacak kadar olan zaruri nasibine yöneliktir. Fakat kimine rızık "bolluk" olarak verilir ve bu onun imtihanıdır. Kimine rızık "kısıtlı" verilir; bu da onun sabrını ve tevekkülünü ölçer. Fakir birinin rızkını kazanırken zorlanması, Allah'ın ona olan kefaletinden vazgeçtiği anlamına gelmez. Aksine, rızkı dar olanın ahiretteki hesabının daha hafif olacağı müjdelenir. Maddi durumu zayıf olan birine Allah rızkını; sağlık, aile huzuru, az ile yetinebilme bereketi veya manevi bir genişlik olarak da verebilir. Bazen çok zengin olan birinin rızkı, mide rahatsızlığı nedeniyle sadece bir dilim ekmeğe inerken; maddi durumu zayıf olan biri sofrasından daha büyük bir lezzet ve şifa alabilir.Sonuç olarak; Allah'ın rızka kefil olması, kulun dünyadaki maddi durumuna göre değil, herkes için aynıdır. Bu ise onun yaşamını sürdürmesi için gerekli olan zorunlu rızka yöneliktir. Zenginlik ise çalışma ve şartlara bağlı değişebilir, fakat her iki durumda da rızkın asıl kaynağı değişmez. Ama değişen şey rızkın miktarı değil, türü ve imtihan şeklidir. Örneğin birine az verilir, bu onun sabır imtihanı olur. Birine çok verilir, bu da onun şükür ve sorumluluk imtihanı olur. İslam'da çalışmak ve fiilî dua niyetiyle sebeplere müracaat ederek elinden geleni yaptıktan sonra tevekkül etmek, yani sonucu Allah'tan beklemek esastır. Zira sadece “Allah verir” deyip çalışmamak doğru olmadığı gibi sadece “ben kazanıyorum” demek de doğru değildir.Ayrıca BakınızRIZIK İKTİDAR İLE TERS ORANTILIDIR VE İNSANA ANCAK ÇALIŞTIĞI VARDIR HAKİKATLERİNİN İZAHIHELÂL RIZIK İÇİN ÇALIŞMAK İBADET MİDİR?VÜCUTTA DEPO EDİLEN FITRİ RIZIK NEDİR?SEBEPLERE RİAYETTEN SONRA NETİCEYİ ALLAH'TAN BEKLEMEK (TEVEKKÜL)KaynakçalarHûd , 11/6.Bediüzzaman Said Nursi, Lemalar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2015, s. 64.
1.941
Ebced Hesabının İslâm'daki Yeri nedir? İzah eder misiniz?
30
Almanya'da tamir, bakım ve kaza masrafları çok yüksek olduğundan, düşük aylık ödemelerle çeşitli sigorta kampanyaları sunulmaktadır. Bir arkadaşımıza, normalde aylık 140 Euro olan zorunlu araç sigortası için şu teklif yapılmıştır: Başka bir sigorta daha yaptırırsa, iki sigorta için toplam 110 Euro ödeyecektir. O zaman 140 Euro'ya tek sigorta yerine 110 Euro'ya iki sigorta yaptırmak caiz olur mu?
9
Seferilik bahsinin geçtiği ayette sadece düşmanlardan korunmak için namazı kısa kılmaya icazet var. Fakat hadiste, sefere çıktığımız zaman da kısa kılabildiğimizi söylüyor. Fahr-i kâinat Efendimizin hadislerine asla kötü gözle bakmıyoruz ama böyle bir soru gelirse ne demek lazım? Ayette olan kesin bir emrin üstüne söz söylemek olmuş olmuyor mu?