4.752
Duada Adalet
Bir kişi, dua ederken adaleti gözetmek zorunda mıdır? Örneğin; bir katil, tevbe edip hapisten kurtulmak için dua edebilir mi? Yoksa cezasını kabul etmesi daha mı güzeldir?
Destek olunİlmi çalışmalarımıza destek olun, bu hizmetlerin kesintisiz sürmesine katkıda bulunun.
Bağış Yap
4.752
Bir kişi, dua ederken adaleti gözetmek zorunda mıdır? Örneğin; bir katil, tevbe edip hapisten kurtulmak için dua edebilir mi? Yoksa cezasını kabul etmesi daha mı güzeldir?
4.757
İnsanoğlunun erkek ve kadın fıtratı üzere yaratıldığı söyleniyor. İnsanoğlu şimdikinden daha güzel bir fıtrat üzere yaratılamaz mı?
10.454
Bediüzzaman Hazretleri'nin siyasete bakışı, tek cümleyle şöyle özetlenebilir: Asıl vazifemiz siyaset yapmak değil, imanı kurtarmak ve Kur'an hakikatlerine hizmet etmektir. Çünkü bu zamanın en büyük yarası, kalpleri ve zihinleri bozan inkar, şüphe ve dalalet cereyanlarıdır. Bu sebeple Bediüzzaman Hazretleri, bu manevi yarayı tedavi etmenin yolunu siyasette değil, Kur'an'dan almış olduğu dersler ile “nur”da, yani iman hakikatlerini anlatmakta görmüştür.Bu zamanda ehl-i İslam'ın en mühim tehlikesi, fen ve felsefeden gelen bir dalaletle kalblerin bozulması ve imanın zedelenmesidir. Bunun çare-i yeganesi, nurdur. Nur göstermektir ki: kalbler ıslah olsun, imanlar kurtulsun. Eğer siyaset topuzu ile hareket edilse, galebe çalınsa, o kafirler münafık derecesine inerler. Münafık, kafirden daha fena olur. Demek, topuz böyle bir zamanda kalbi ıslah etmez. O vakit küfür kalbe girer. Saklanır, nifaka inkılab eder. Hem nur, hem topuz, ikisini bu zamanda benim gibi bir aciz yapamaz. Onun için bütün kuvvetimle nura sarılmaya mecbur olduğumdan, siyaset topuzu ne şekilde olursa olsun, bakmamak lazım geliyor. 1Burada geçen “nur”, imani hakikatlerin kuvvetli delillerle anlatılmasıdır. “Topuz” ise kuvvet, baskı, siyasi mücadele ve tarafgirlik manasına gelir. Bediüzzaman Hazretleri, insanları dine yaklaştırmanın baskıyla, kaba kuvvetle veya siyasi üstünlükle değil; ikna ile, hakikati göstererek ve kalbi ıslah ederek mümkün olacağını ifade etmektedir. Çünkü bir insan dıştan susturulsa bile, kalben ikna olmazsa mesele çözülmez; hatta inkarını gizleyip nifaka düşebilir. Bu sebeple onun mesleğinde önce kalbin tamiri, aklın ikna edilmesi ve imanın kurtarılması vardır.Fakat Bediüzzaman Hazretleri'nin siyasete hiç bakmadığını söylemek de doğru değildir. O, dini siyasete alet etmeyi kabul etmez; fakat dine düşman olan, siyaseti dinsizliğe alet eden anlayışlara karşı da tamamen ilgisiz kalmaz. Mecburiyet ortaya çıktığında yapılacak iş, dini siyasete alet etmek değil; siyaseti dine dost ve hizmetkar hale getirmeye çalışmaktır. Bu konuda Bediüzzaman Hazretleri şöyle buyurmaktadır:Evet biz, dini siyasete alet değil, belki vatan ve milletin dehşetli zararına siyaseti mutaassıbane dinsizliğe alet edenlere karşı, bizim siyasete bakmamıza mecburiyet-i kat'iye olduğu zaman, vazifemiz, siyaseti dine alet ve dost yapmaktır ki, üç yüz elli milyon kardeşlerin uhuvvetini bu vatandaki kardeşlere kazandırmaya sebeb olsun.Elhasıl: Bize işkence edenlerin, siyaseti asabiyetle dinsizliğe alet etmelerine mukābil, biz de siyaseti dine alet ve dost yapmakla, bu vatan ve milletin saadetine çalışmışız. 2Bu ifadede çok ince bir denge vardır. Bediüzzaman Hazretleri, dini bir parti programı gibi kullanmayı doğru bulmuyor. Fakat öte yandan, dine zarar veren bir siyasete karşı da “bana ne” demiyor. Eğer siyaset, milletin imanına, ahlakına ve dini hayatına zarar vermeye başlamışsa, o zaman dindar insanlar siyasetin dine dost olmasını istemek durumunda kalabilirler. Yani burada hedef koltuk, makam, iktidar veya dünyevi menfaat değildir; hedef, dinin serbestçe yaşanmasına zemin hazırlamaktır.Bize hücum eden ve mahkemelerde ta'zib edenler demişler: Bu nur talebelerinin dini siyasete alet etmek ihtimalleri var, belki de ediyorlar. Biz de o zalimlere karşı müdafaatlarımızdaki binler hüccet ile demişiz ve diyoruz ki: Biz, dini siyasete alet değil, belki Rıza-yı İlahi'den başka hiç bir şeye, hatta dünyaya ve saltanata alet etmemek, bizim esas mesleğimiz. 3Bu cümle, meselenin temelini gösterir: Din, oy toplamak, kitle yönlendirmek, güç kazanmak veya rakipleri yenmek için kullanılmaz. Çünkü din çok yüce bir hakikattir. Onu geçici dünya hesaplarına alet etmek, hem dine zarar verir hem de ihlası bozar. Bu sebeple Bediüzzaman Hazretleri'nin çizgisi, dünyevi menfaat merkezli bir siyaset değil; Rıza-yı İlahi merkezli bir iman hizmetidir.Öte yandan Bediüzzaman Hazretleri, toplum hayatında dine ve şeair-i İslamiyeye alan açan idareleri de tamamen görmezden gelmemiştir. Özellikle dine daha serbest bir zemin hazırlayan idarelerin, millete dayanmak ve toplumu ayakta tutmak için ittihad-ı İslam hakikatine muhtaç olduğunu söylemiştir. Çünkü Bediüzzaman Hazretleri'ne göre dinsizlik, zındıklık, masonluk ve komünistlik gibi cereyanlar toplumda anarşiyi doğurur; buna karşı en kuvvetli set ise Kur'an etrafındaki birliktir.Şimdi milletin arzusuyla şeair-i İslamiyenin serbestiyetine vesile olan demokratlar, hem mevkiʻlerini muhafaza, hem vatan ve milletini memnun etmek çare-i yeganesi, ittihad-ı İslam cereyanını kendine nokta-i istinad yapmaktır. Eski zamanda İngiliz, Fransa, Amerika siyasetleri ve menfaatleri buna muarız olmakla mani' oluyordular. Şimdi menfaatleri ve siyasetleri buna muarız değil, belki muhtaçtırlar. Çünkü komünistlik, masonluk, zındıklık, dinsizlik, doğrudan doğruya anarşistliği intac ediyor. Bu dehşetli tahrip edicilere karşı, ancak ve ancak hakikat-i Kur'aniye etrafında ittihad-ı İslam dayanabilir. Ve beşeri bu tehlikeden kurtarmaya vesile olduğu gibi, bu vatanı istila-yı ecanibden ve bu milleti anarşilikten kurtaracak yalnız odur. 4Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Bediüzzaman Hazretleri bir partizanlık dersi vermiyor. O, toplumun manevi yapısını koruyacak esasın İslami değerler olduğunu söylüyor. Yani dine alan açan, millete manevi nefes aldıran gelişmeler desteklenebilir; fakat yine de asıl vazife parti siyaseti değil, iman ve Kur'an hizmetidir.Nitekim kendisi, insanın en büyük davasının ahireti kazanmak olduğunu özellikle vurgular. Eğer insanın itikadı sağlam değilse, en önemli davasını kaybetmiş olur. Bunun dışındaki mücadeleler, asıl vazifenin önüne geçerse zarar verir. Siyasetle aşırı meşgul olmak ise insanı hem hizmetten geri bırakabilir hem de kalp selametini bozabilir.En büyük da'va, baki olan alemi kazanmaktır. İnsanın i'tikādı sağlam olmazsa, da'vayı kaybeder. Hakiki da'va budur. Bunun haricindeki da'valara karışmak zararlıdır. Siyasetle meşgul olan, ehemmiyetli hizmetlerinden geri kalır. Hem de siyaset boğuşmalarına kapılanlar, selamet-i kalbini kaybeder. 5Bu ifade, özellikle gençler için çok önemlidir. Çünkü siyaset çoğu zaman insanı sertleştirir, tarafgir yapar ve karşısındakini düşman gibi görmeye sevk eder. Halbuki iman hizmeti şefkat ister, ihlas ister, teenni ister. Bu yüzden Bediüzzaman Hazretleri, talebelerinin siyaset kavgaları içinde savrulmasını değil; ilimle, ahlakla, tefekkürle ve Kur'an hakikatleriyle meşgul olmasını istemiştir.Dindar bir adamın hedefi siyaset olamaz. Ben اُولِی الْاَمْرِ ayetinin hakikatini biliyorum. Dindar bir adamdan hıyanet beklenemez; 6Bu cümle de aynı hakikati destekler. Gerçek dindarlıkta birinci hedef, Allah'ın rızasını kazanmaktır. Siyaset ise ancak ikinci derecede, şartlara bağlı ve sınırlı bir alanda değerlendirilebilir. Yani dindar bir insanın bütün gayesini siyasete çevirmesi, Bediüzzaman Hazretleri'nin ortaya koyduğu dengeyle bağdaşmaz.Son olarak Bediüzzaman Hazretleri, Risale-i Nur'un hiçbir dünyevi cereyana alet edilemeyeceğini çok net bir şekilde ifade eder. Hatta sadece siyasete değil, bütün dünya cereyanlarına ve hatta kainata dahi alet edilemeyeceğini söyler. Çünkü Risale-i Nur'un vazifesi, küfr-ü mutlak karşısında imanı kurtarmak, insanlara ebedi hayatı kazandıracak Kur'ani hakikatleri ispat etmektir.Biz Risale-i Nur şakirdleri, Risale-i Nur'u, değil dünya cereyanlarına, belki kainata da alet edemeyiz. Hem Kur'an, bizi siyasetten şiddetle men' etmiş.Evet, Risale-i Nur'un vazifesi ise, hayat-ı ebediyeyi mahveden ve hayat-ı dünyeviyeyi de dehşetli bir zehire çeviren küfr-ü mutlaka karşı, imani olan hakikatlerle gāyet kat'i ve en mütemerrid zındık feylesofları dahi imana getiren kuvvetli burhanlar ile Kur'an'a hizmet etmektir. Onun için Risale-i Nur'u hiç bir şeye alet edemeyiz. 7Sonuç olarak Bediüzzaman Hazretleri'nin siyasete bakışı, ne tamamen siyasetin içinde olmak ne de her şeyi siyaset üzerinden okumaktır. Onun asıl çizgisi; dini siyasete alet etmemek, iman hizmetini her şeyin üstünde tutmak, kalpleri nur ile ıslah etmek ve gerektiğinde siyasetin dine hizmetkâr olmasını istemektir. Yani merkezde siyaset değil; iman, ihlas, Kur'an hizmeti ve Rıza-yı İlahi vardır. Bu sebeple Bediüzzaman Hazretleri için en büyük mesele, insanların hangi görüşü savunduğu değil; imanını kurtarıp kurtarmadığıdır.Ayrıca BakınızSİYASET, EFKARIN ALEMİNDE BİR ŞEYTANDIR; İSTİAZE EDİLMELİ / LEMAATBEDİÜZZAMAN HAZRETLERİ NEDEN EVLENMEDİ?BEDİÜZZAMAN'IN İMAN KURTARMA ÇABASIBEDİÜZZAMAN HAZRETLERİ NEDEN EVLENMEDİ?BEDİÜZZAMAN HAZRETLERİ'NİN HALEFİ KİM?KaynakçalarBediüzzaman Said Nursi, Lem'alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 104.Bediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, c.4, s. 25.Bediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, c.4, s. 25.Bediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, c.4, s. 37.Bediüzzaman Said Nursi, Şualar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 329.Bediüzzaman Said Nursi, Şualar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 353.Bediüzzaman Said Nursi, Şualar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 421.
18.164
Risale-i Nur'un tefsir kitabı olduğu söyleniyor. Ancak bütün ayetler yok! Bu konuda bizi aydınlatabilir misiniz?
Lemaat Risalesi'nde geçen ilgili cümleyi devamıyla birlikte izah eder misiniz?
2.999
"Hesabsız eserleriyle gizli kemâlâtını bildirmek isteyen; ve bu arzuyu, kavilden ve tekellümden daha zâhir bir tarzda fiilen isteyen ve hâl diliyle bildiren bir zât, perde-i gayb tarafında bulunduğu bilbedâhe anlaşılıyor." Bu cümleyi açıklar mısınız?
Sözler eserinde isimleri geçen Şehbaz Kalender ve Şehnaz kimlerdir? İzah eder misiniz?
3.449
Risale i Nur'da bir çok yerde geçen "Şu halde sen ey mülhid, dalaletin itibariyle ya i'dam-ı ebedî ile ademe düşeceksin veya Cehennem'e gireceksin. Şerr-i mahz olan adem ise, senin bütün sevdiklerin ve saadetleriyle memnun ve bir derece mes'ud olduğun umum akraba ve asl ve neslin seninle beraber i'dam olmasından, binler derece Cehennem'den ziyade senin ruhunu ve kalbini ve mahiyet-i insaniyeni yandırır." gibi azabın en şedidine düşecek olan var mıdır? Süfyan veya deccal gibi şahısların milyonların dalaletine yol açtıkları için ademe düşecek denilebilir mi yoksa vücud dairesinde mi kalacaklar?
849
Kuşluk veya Duha namazlarının vakti ve fazileti hakkında bilgi verir misiniz? Duha (kuşluk) ve işrak namazı arasındaki fark nedir?
Kur'ân-ı Kerim, tefsir, hadis ve fıkıh kitapları gibi şer'î kitapların herhangi bir kerahat olmaksızın satılması, birçok alim tarafından caiz görülmüştür.İmam Nevevi bu konuda şöyle demektedir:Ashabımız, mushafın satılmasının, satın alınmasının, kiraya verilmesinin ve ücret karşılığında çoğaltılmasının caiz olduğu konusunda ittifak etmişlerdir...Hadis, fıkıh, dil, edebiyat ve faydalanılması mubah olan şiir kitaplarının; ayrıca tıp, hesap ve içinde mubah bir fayda bulunan diğer kitapların satılması caizdir.1İbn Hazm, Ebû Hanîfe, Mâlik, Şâfiî ve Ebû Süleyman'ın da bu görüşte olduğunu ifade ederek şöyle demektedir:Mushafların satılması caizdir. Aynı şekilde Arapça veya başka dillerdeki bütün ilim kitaplarının satılması da caizdir. Çünkü satılan şey yalnızca parşömen, kâğıt, mürekkep ve ciltliyse deri ve üzerindeki süslemelerdir.2Halil Gönenç Hocaefendi ise şöyle demektedir:Kur'ân-ı Kerîm ile dinî kitapları bastırıp onlarla alışveriş yapmak câizdir. Kutsal kitabımızı ve dinî eserlerimizi dünyaya ve ticarete alet edilmesin diye onların basılmasını ve ticaretini yasaklamak, okunmalarına ve yayılmalarına sed çekmek anlamına gelir. Bu da İslam'a ve Kur'ân'a düşmanlık yapan kimsenin işine yarar. Kur'ân-ı Kerîm'in satışı meselesi İbn'i Abbas'a soruldu. İbn'i Abbas (ra) şöyle cevap verdi: Bunda beis yoktur. Çünkü hattatlar el emeğini alıyorlar.3Behûtî, Keşşâfü'l-Kınâ' adlı eserinde ise şöyle demektedir:İlim kitaplarının satılması caizdir.4Bununla birlikte, mushafın ve benzeri dinî kitapların gayrimüslimlere satılması caiz değildir.6 Bu noktada fukaha, Allah Rasulü'nün (sav) şu ifadesi ile istidlal (delil olarak getirmek) etmektedir: Düşman beldesine sefere giderken mushafı yanınıza almayın. Zira ben onun düşman eline düşmesinden çekiniyorum.7Hanefîler ise mushafın gayrimüslimin mülkiyetine geçmesini doğrudan bir tahkir olarak değerlendirmemişlerdir. Bu sebeple akdin sahih olduğunu, ancak doğuracağı sonuç itibarıyla caiz olmadığını ifade etmişlerdir.Ayrıca BakınızCENAZENİN BAŞINDA KUR'ÂN OKUMAKKUR'ÂN'IN DEĞİŞTİRİLEMEDİĞİNİN İSPATIKUR'ÂN'IN ALLAH KELAMI OLDUĞUNUN DELİLLERİÂDET DÖNEMİNDE HAFIZLIK VE KUR'ÂN EĞİTİMİYATARAK KUR'AN OKUMAK VE DİNLEMEK CAİZ MİDİR?ÂYET, HADİS VE ÂLİMLERİN SÖZLERİNDE KUR'AN OKUMANIN FAZİLETLERİKaynakçalarNevevî, el-Mecmûʿ Şerhu'l-Mühezzeb, el-Matbaatü'l-Münîriyye, Kahire 1344-1347, c. 9, s. 252-253.Ebû Muhammed Ali b. Ahmed b. Saîd İbn Hazm el-Endelüsî, el-Muhallâ bi'l-Âsâr,, Dârü'l-Fikr, Beyrut; c. 7, s. 544.Halil Gönenç, Günümüz Meselelerine Fetvalar, Yasin Yay., İstanbul 2012, c.1, s. 85.Mansûr b. Yûnus el-Behûtî, Keşşâfü'l-Kınâʿ an Metni'l-İknâʿ, c. 7.Vehbe Zuhayli, İslam Fıkhı Ansiklopedisi, Risale Yay., İstanbul 1990, c.5, s. 258; Halil Gönenç, Günümüz Meselelerine Fetvalar, Yasin Yay., İstanbul 2012, c.3, s. 114.Ebu Zekeriyya Muhyiddîn b. Şeref en-Nevevî, el-Mecmû' Şerhu'l-Mühezzeb (Kahire: İdâratu'-Tibâati'l-Münîriyye, 1928), 9/355.Müslim, İmare, 93 (Hadis No: 1869).
4.139
Kastamonu Lahikasinda su şöyle geçiyor: - "Eger o Galib hükümet netice-i harbi kazansa" - "bir taife dahi, .., parasütlerle semadan, bir bela-yi semavi gibi nüzul ettiriyor" Buna dair su sorularim var: 1) Buradaki "Galib" hükümetden maksat nedir? 2) Bu dinsizliğe karşı hareket eden Iseviler hangi hükümet oluyor? Bugün Isevi oldugunu iddia eden ve dünyaya zulüm saçanlar var. Nasil Islam ile ortak calışacaklar?
7.162
'Dua ezberleme cok mantıksız geliyor' diyenler oluyor. 'Dua içten ne gelirse o şekilde yapabilirim' diyorlar. Onun yerine Kuran ezberi yaparım deniliyor. Bunlara karşı nasıl bir cevap verilebilir?
“Sensiz yaşayamam” veya “telefonumu almadan evden çıkamam” demek şirk mi? Örneğin sigara da bir bağımlılık; bunlar şirk mi oluyor?
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in Ezvac-ı Tahirat validelerimizin her biriyle evliliklerinin ne zaman ve nasıl olduğunu ayrı ayrı özet halinde açıklayabilir misiniz?
878
Haram lokma, harama nazar ve haramla iştigal vs. Bunların hafızaya kötü etkisi olduğunu biliyoruz. Peki yabancıların ya da haram helal dikkat etmeyip istediği şekilde yiyerek istediği şekilde yaşayıp da çok zeki ve başarılı olmalarının sebebi nedir?
Bu çağda sosyal medyanın insanın zihinsel işleyişi üzerindeki olumsuz etkilerine karşı, Risale-i Nurları okumanın zihne, akla ve muhakeme yeteneğine sağladığı faydalar nelerdir?
Bir insanın dünyalık bir şeyi elde edemediği için çok üzülmesi şirk midir? Haram olan bir şeyi elde edemediği için üzülmek küfür sayılır mı?
İnternette “şifa frekansları” denen şeyleri dinlemek günah mı, yoksa Allah'ın bir ilmi olarak değerlendirilip istifade edilebilir mi?
İlgili yer Risale-i Nur'da şöyle geçmektedir:Dünya için dîn fedâ olunmaz. Gebermiş istibdâdı muhâfaza için, vaktiyle mesâil-i şerîat rüşvet verilirdi. Dinin mes'eleleri terk ve fedâ edilmesinden, zarardan başka ne fâidesi görüldü? Milletin kalb hastalığı za'f-ı diyânettir. Bunu takviye ile sıhhat bulabilir.1Üstad Bediüzzaman Hazretleri 1909 yılında Dînî Cerîde'de yayımlanan tarihi yazısında, Meşrutiyet'in ilanından sonraki çalkantılı dönemde din, siyaset, hürriyet ve toplum düzeni arasındaki ilişkiyi ele almaktadır. Sorunuza konu olan bölüm, Osmanlı-İslam toplumunun gerileme sebeplerine ve kurtuluş reçetesine odaklanmaktadır.Metne geçmeden şu izahatı yapmak Bediüzzaman Hazretlerinin konuya bakışını anlamak adına çok önem arz etmektedir:İslamiyetin başlangıcından günümüze kadar İslam coğrafyası ve Anadolu, beş çeşitte yönetim sistemine girmiştir.Birincisi; Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in Kur'an-ı Kerim'in emirleriyle hükmetmesidir.İkincisi; ehlü'l-hal ve'l-akd'dır.2 Dört halife döneminde devlet başkanının nasıl seçileceği bu heyet tarafından belirlenmiştir.Üçüncüsü; Hz.Muaviye3 ile başlayıp 1900'lü yılların başına kadar hükmedilen devlet yönetimidir. Babadan oğula geçen saltanat yönetimi de denilen monarşi yönetimi; keyfe mâ yeşâ tabir edilen ve manasından da anlaşılacağı üzere; nasıl isterse yani hükümdarın dilediği gibi bir yönetim anlayışıdır. Yöneticinin her istediği uygulamayı yapabileceği bir sistemdir.Dördüncüsü; meşrutiyettir.4 Meşrutiyette, meclis ve parlamenter sistem mevcuttur. Bir hükümdarın (padişah veya kral) yetkilerinin bir anayasa ve halkın seçtiği meclisle sınırlandırıldığı yönetim biçimidir; diğer adıyla anayasal monarşidir.Beşincisi ise; Cumhuriyet sistemidir.Metnin arka planında geçmişteki kişiler değil, baskıcı/baskı odaklı yönetim anlayışı (istibdad) eleştirilmektedir. Çünkü mutlakiyet döneminde yönetimi ellerinde tutanların veya onları destekleyenlerin, kendi koltuklarını ve otoriter rejimlerini koruyabilmek adına din ilkelerini keyfî biçimde yorumladıklarını veya feda ettiklerini belirtir. Baskıcı düzeni meşrulaştırmak için şeriat hükümlerinin "rüşvet" gibi kullanılması, dinden taviz verilmesi topluma hiçbir fayda sağlamamış, aksine hem devleti hem de toplumu çöküşe sürüklemiştir. Tekrar belirtmekte fayda var ki; Bediüzzaman Hazretleri kişi eleştirisi değil sistem (istibdad/baskı) ve yöntem eleştirisi yapmıştır. Hatta İkinci Abdülhamid Han için Şefkatli Sultan5 ifadelerini kullanırken sistemsel sıkıntıları da tespit edip çarelerini söylemiştir. Nitekim cumhuriyet sistemini överken de şahısları bir kenara bırakıp, sistemin çağımızın ihtiyaçlarına önemli ölçüde cevap verdiğini anlatmak istemiştir. Yukarıdaki metinde anlatılmak istenilen kısaca şudur: Din, dünyevi iktidar mücadelelerine, geçici siyasi çıkarlara veya şahsi menfaatlere alet edilemez. Siyaset ve dünya işleri dine hizmet etmelidir; din, dünyevi amaçlara ulaşmak için bir araç (vasıta) haline getirilemez.Osmanlı/İslam toplumunun (milletin) çöküşünün asıl kaynağı, kurumların veya teknik imkânların eksikliği değil; inanç ve ahlak zayıflığıdır (za'f-ı diyanet). Kalp nasıl insan bedeninin hayat merkeziyse, din duygusu ve ahlak da toplumun kalbidir. Toplumun yeniden ayağa kalkması ve iyileşmesi, ancak dini değerlerin, ahlakın ve inancın (Sünnet-i Seniyye) güçlendirilmesiyle mümkündür.Özetleyecek olursak; hakiki hürriyet ancak imandan beslenir. Yalnızca Allah'a kul olan bir insan, başka insanlara kölelik veya kulluk etmez. Toplumun mayası dindir. Doğu toplumlarında (Asya, Afrika, Rumeli) gelişmenin ve ilerlemenin dinamosu materyalist felsefeler değil, din duygusudur (Bu memleket insanlarının makine-i tekemmülâtının buharı diyânettir). Doğru yöntem ve kıyas şu şekilde olmalıdır: Batı'nın kurumlarını veya İstanbul'daki aydın zihniyetini, Anadolu'nun ve halkın gerçeklerinden kopuk bir şekilde aynen taklit etmek (istihsan ettiği libası giymek) toplumu gülünç ve çaresiz duruma düşürür. Asıl taklid edilecek şey; dinin emrettikleri ve Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in sünnetidir.Ayrıca BakınızBEDİÜZZAMAN HAZRETLERİNİN SULTAN ABDÜLHAMİD HAN'A KARŞI TAVIR VE TUTUMUSULTAN ABDÜLHAMİD'İN HAL FETVASINA KATILAN ELMALILI HAMDİ YAZIR HAKKINDA EHL-İ SÜNNET ÖLÇÜSÜ NEDİR?SULTAN ABDÜLHAMİD DÖNEMİNDE BEDİÜZZAMAN HAZRETLERİ NEDEN TIMARHANEYE SEVK EDİLDİ?BEDİÜZZAMAN HAZRETLERİ'NİN ABDÜLHAMİD HAN'I ELEŞTİRMESİ NASIL ANLAŞILMALIDIR?BEDİÜZZAMAN HAZRETLERİ'NİN SİYASETE BAKIŞISİYASETTEN UZAK DURMANUR TALEBELERİ VE SİYASETSİYASET, EFKARIN ALEMİNDE BİR ŞEYTANDIR; İSTİAZE EDİLMELİ / LEMAATMENFAATİ ESAS TUTAN SİYASET CANAVARDIR / LEMAATBEDİÜZZAMAN'IN CUMHURİYET TARAFDARLIĞICUMHURİYET YÖNETİMİ İSLÂM'A UYGUN MUDUR?MEŞRUTİYET İSLAM'A UYGUN MUDUR? BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ'NİN MEŞRUTİYET ANLAYIŞINÜBÜVVET, HİLAFET, ISIRICI SALTANAT VE CEBERUT KRALLAR'DAN HABER VEREN HADİSKaynakçalarhttps://islamansiklopedisi.org.tr/ehlul-hal-vel-akdhttps://islamansiklopedisi.org.tr/muaviye-b-yezidhttps://islamansiklopedisi.org.tr/mesrutiyetMurat Akgündüz, “Bediüzzaman'ın Osmanlı Devleti ve BazıPadişahlar Hakkındaki Görüşleri, Katre Uluslararası İnsan Araştırmaları Dergisi, Aralık 2020, 165-182.
4.147
Risale-i Nura göre kadın nasıl işelnmiştir?
4.665
Bir hanım, kocasının hangi erkek akrabalarının yanına çıkabilir veya onlarda ikramda bulunabilir? İzah edebilir misiniz?