9.690
İslam'da Şefaat Var mıdır?
İslamda şefaat var mıdır?

9.690
İslamda şefaat var mıdır?
6.861
Burada ilk önce şefaate delil olacak ayetleri zikredelim:1. O gün, Rahman'ın katında söz ve izin alandan başkası şefaat edemeyecektir. Meryem: 872. O gün Rahman'ın izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimseden başkasının şefaati fayda vermez. Taha: 1093. Allah'ın huzurunda O'nun izin verdiği kimseden başkasının şefaati fayda vermez. Sebe: 234. “İzni olmadan O'nun huzurunda kim şefaat edebilir?” Bakara: 2555. O'nun izni olmadan hiçbir kimse şefaat edemez. Yunus: 36. O'ndan başka taptıkları ilahlar (kimseye) şefaat edemezler; ancak (Allah'ı) bilerek şahitlik edenler müstesna. Zuhruf: 86 (Burada istisna edilenler İsa ve Üzeyr as ile meleklerdir.)7. Göklerde nice melekler vardır ki Allah, dilediği ve razı olduğu kimse için (şefaate) izin vermedikçe, onların şefaatleri hiçbir fayda vermez. Necm: 268. Onlar (melekler) O'nun razı olduğu kimseden başkasına şefaat etmezler ve O'nun heybetinden korkarlar. Enbiya: 28Buraya kadar sıraladığımız ayetlerde, “şefaat olmayacak” denilmiyor. Ancak “Allah'ın izin verdiği, razı olduğu kimseler şefaat edecek” deniliyor.Peygamberimiz ve şefaat:Nisâ suresinin 64. ayetinde şöyle buyrulur:“Eğer onlar (günah işleyerek) nefislerine zulmettikleri zaman sana gelip Allah'tan mağfiret dileseler ve peygamber de onlar için mağfiret dileseydi, Allah'ı tevvâb ve rahîm (tevbeleri çok kabul edici ve merhamet sahibi) bulurlardı.”Muhammed suresinin 19. ayetinde de şöyle buyrulur: “(Ey Muhammed!) Hem kendi günahın için hem de mümin erkek ve mümin kadınlar için Allah'tan mağfiret dile.”Peygamberimize “mağfiret dile” diyerek yapılan emir, onun duasının kabul edileceğine işarettir. Çünkü Allah hem “mağfiret dile” deyip hem de kabul etmezlik yapmaz. Bu mağfiret isteği dünyada veya ahirette olsa fark etmez. Bunu “yalnızca dünyadaki duadır” demek de delilsiz bir iddiadır ve yanlıştır.Peygamberlerin mahşerde şefaatlerinden kasıt, onların ümmetlerinin affı için aracı olmaları, dua etmeleridir. Zaten şefaat kelimesinin dua ve aracı olmak manalarına geldiğini yukarıda zikretmiştik. “Peygamberler, mahşer yerinde dua edemezler.” demek delilsiz bir iddiadır. Üstelik ayet ve hadislere de muhalif olduğundan tehlikelidir.Maide suresinin sonunda İsa as'ın mahşerde şöyle diyeceği zikredilir: “Eğer onlara azap edersen, şüphe yok ki onlar senin kullarındır. Eğer onlara mağfiret edersen, şüphe yok ki azîz ve hakîm olan ancak sensin.” (Maide: 118). Bu ifadeler bir duadır. İsa as dua ediyorsa, âlemlere rahmet olarak gönderilen Muhammed as'ın da ondan daha geniş ve şümullü, ümmetinin affı için dua etmesi ve bu duanın kabulü de inkâr edilmemelidir.Zaten “Umulur ki Rabbin seni Makam-ı Mahmud'a (övülecek bir makama) ulaştırır.” (İsrâ: 79) ayetini âlimler şefaat olarak tefsir etmişlerdir. İmam Suyuti “Ed-Dürrü'l Mensur” adlı tefsirinde “Makam-ı Mahmud”un şefaat-i uzmâ olduğuna dair yirmi hadis-i şerif zikretmiştir. (c. 5, s. 324)Şefaat hakkındaki hadisler:Peygamberimizin kıyamet günü şefaat edeceğine dair hadisleri Buhari, Müslim başta olmak üzere pek çok hadis âlimi rivayet etmiştir. İslam âleminde en geniş hadis koleksiyonu olarak kabul edilen Kenzü'l Ummal'in 14. cildinin 390-415 ve 628-640 sayfaları arası, şefaate dair hadislerle doludur. Ve hadislerin toplamı 86 adettir. Bu 86 hadisin toplamı, kalbinde iman ve insaf olan herkese bir kanaat verecek mahiyettedir.Kettani, mütevatir hadisleri topladığı “Nazmü'l Mütenasir fi'l Ehadisi'l Mütevatir” adlı kitabında, Peygamberimiz asv'ın “Her peygamberin Allah katında makbul bir duası vardır. Her peygamber duasını dünyada yaptı. Ben ise duamı kıyamette ümmetime şefaat için sakladım.” hadisinin “Ebu Hureyre, Enes, Cabir, Abdullah b. Amr, Ubade b. Samit, Ebu Said el-Hudri, Abdurrahman b. Ebi Ukayl” tarafından sahih olarak rivayet edildiğini ve bu hadisin mütevatir olduğunu söyler.Ayrıca mahşer yerinin dehşetinde, insanların peygamberlere müracaatı ve sonunda peygamberimize gelip şefaat dileğinde bulunmalarıyla ilgili meşhur hadis 12 sahabeden nakledilmiş, mütevatir bir hadistir. Bu mevzuda tafsilat için Kettani'nin mezkûr kitabına müracaat edilebilir.Kur'ân'ı tefsir ederken Kur'ân'ı Kur'ân'la, daha sonra hadisle, daha sonra sahabe sözüyle tefsir etmek, bütün âlimlerin kabul ettiği bir usuldür. Kur'ân ayetlerini, sahih hadislere müracaat etmeden veya onlara muhalefet ederek tefsir etmek dalalettir.Hülasa; buraya kadar zikrettiğimiz ayetler ve hadisler, Allah'ın razı olduğu ve izin verdiği peygamberler ve şehidler gibi kimselerin mahşer yerinde şefaat edeceklerini apaçık bir şekilde ortaya koyuyor.
2
Bir kişinin işlediği günahlara rağmen başka birinin (peygamber, evliya vb.) ricası veya referansı ile affedilmesi (şefaat), "herkesin kendi ameliyle yargılanacağı" yönündeki ilahi adalet ilkesini zedelemez mi?
124
Dişimde, yirmilik dişimin olduğu bölgede iltihap var; hafif şişlik dışında kanama ya da görünen bir sıvı yok. Yutkunurken bazen iltihabı fark etmeden yutuyor oluyorum; bazen hafif bir tat hissediyorum. Bu durum orucumu bozar mı?
105
Hz. Üstadın sağlığında eserler matbaada hatt-ı Kur'anla mı basıldı, yoksa tamamı yalnız teksir makinesiyle mi çoğaltıldı?
225
Yasin, Fetih, İhlas hatmi, Tüncina hatimleri, Nariye hatimleri, Besmele hatimleri, Hasbunallah hatimleri, sekine hatmi yapmanın ayrı ayrı faziletini aktarır mısınız? Bunların hatim sayıları nedir?
17
Cinsiyet değiştirmiş birisi mesela kız iken erkek olmuş hormon takvileri almış ve gerçekten her haliyle ayırt edilmeyecek derecede erkek gibi duruyor. Bu durumda erkeklerin ortamına girmesinde el sıkışmasında bir bir sorun olur mu? yani erkek gibi mi değerlendirilir?
28
Şeyh Said İsyanı olurken Ankara Hükûmeti, isyan edeni Said Nursî sanıp telaşlandı mı?
39
Bu sitede bir dipnotta kaynak olarak Osmanlıca Emirdağ Lâhikası'nın Zeyli denilmiş. Bu hangi kitaptır?
26
Hamile kadının ayva yemesinin çocuğu güzelleştireceği ile ilgili Peygamberimizden direk bir rivayete rastlayamadık. Ancak Sevgili Peygamberimizden (sav) aktarılan zayıf bir hadis şöyledir:Ayva yiyiniz; çünkü o, kalbi rahatlatır (dinlendirir), kalbe (yüreğe) cesaret verir ve çocuğu güzelleştirir.1Bununla birlikte geçmiş zamanlarda yaşayan bir peygamberin bu yönde ilahî bir vahiy aldığı da kaynaklarımızda bulunmaktadır. Buna göre İmam Gazzali İhya'sında şöyle bir kıssa anlatır:"...Rivayet edildiğine göre, bir topluluk peygamberlerine çocuklarının çirkinliğinden şikayet ettiler. Bunun üzerine Allah Teâlâ o peygambere şöyle vahyetti: 'Onlara, hamile kadınlarına ayva (sefercel) yedirmelerini emret! Çünkü ayva çocuğu güzelleştirir.' Bu işlemin özellikle (gebeliğin) üçüncü ve dördüncü aylarında yapılması istenir; zira Allah Teâlâ çocuğu o dönemde şekillendirir. Nitekim eskiler hamile kadına ayva, lohusa kadına ise taze hurma (rutab) yedirirlerdi.2Ayrıca Sevgili Peygamberimiz 'in (sav) ayva ile ilgili şöyle rivayetleri de vardır:Ayvayı aç karnına yiyiniz; çünkü o, göğüsteki sıkıntıyı (veya kalpteki ağırlığı) giderir.3"...Talha şöyle anlatmıştır: 'Resûlullah (sav)'in huzuruna girdim. Elinde bir ayva (sefercel) vardı. Onu bana doğru attı ve şöyle buyurdu: Al bunu ey Ebû Muhammed! Çünkü o; kalbi kuvvetlendirir, nefsi güzelleştirir/hoş tutar ve göğüsteki ağırlığı giderir. 4Ayrıca BakınızYENİ DOĞAN BEBEK İÇİN SÜNNET VE MÜSTEHAP OLAN UYGULAMALARLOHUSALIKTA ALBASMASI İNANCILEZZETLİ YEMEKLERİ VE GÜZEL MEYVELERİ ALLAH NAMINA SEVMEK NE DEMEKTİR?ZAYIF HADİSLE AMEL ETMEKZAYIF HADİSLER KONUSUNDA NE YAPMALIYIZKaynakçalarSuyuti, Camiu'l Ehadis, c.15, s. 391. (Hadis No: 15.779); Suyuti, Fethü'L Kebir, c.2, s. 301 (Hadis No: 8673);Suyuti, Camiu'l Kebir, c.6, s. 452,İmam Gazzali, İhyâü Ulûmi'd-Dîn, Darü'l Marife, Beyrut ts., c.4, s. 285.Ebu Nuaym el-İsfehani, Tıbb-ı Nebevî, Daru'l İbn Hazm, 2006, c.6, s. 793.Ebu Nuaym el-İsfehani, Tıbb-ı Nebevî, Daru'l İbn Hazm, 2006, c.6, s. 792.
38
Çarşaflı ve tesettürlü bir hanım olarak şunu merak ediyorum: Düğünlerde gelin çıkarılırken beline kırmızı kuşak bağlanması dinen uygun mudur? Yapılma sebebi nedir? Yapılmaması bir Müslümana yakışmayan davranış sayılır mı?
20
Yaklaşık 13 yıllık kaza namazım var ve bunları tamamen bitirmek istiyorum. Günlük boş vaktim fazla olduğu için çok sayıda kaza namazı kılabiliyorum; ancak bu kadar rekat yorucu oluyor. Bu yüzden, herhangi bir engelim olmadığı halde yorulduğum zaman kaza namazlarını oturarak kılmanın uygun olup olmadığını soruyorum. Böyle yapabilirsem kaza namazlarımı daha kısa sürede bitirip sünnet ve nafile namazlara da zaman ayırabilirim. Teşekkür ederim, Allah razı olsun.
9
Üstad Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri ile, Said Halim Paşa Arasında herhangi bir muhabbet varmıdır? "Bence yol ikidir: Mizânın iki kefesi gibi; birinin hıffeti, ötekinin sıkletine geçer. Ben tokadımı...Venizelos ile beraber Said Halîm'e vurmam. Nazarımda, vuran da sefîldir." cümlesini izah eder misiniz?
22
Külliyat içerisinde adı geçen ve bazı mektuplar Hz. Üstad'a telif eden Asiye hanım kimdir? Hayatı, eşi ve hizmetleri hakkında bilgi verir misiniz?
7
Hacca gideceğim ve pek bilgi sahibi değilim. Hac esnasında dikkat etmem gereken hususları özetçe öğrenmek istiyorum. Aynı zamanda hacca gideceğim vakit süresince hac için manevi olarak kendimi hazırlamam gerekir mi gerekirse neler yapmam gerekir? Bu hususlarda yardımcı olmisiniz?
32
Bedîüzzaman hazretlerinin muallimler hakkında ifadeleri nelerdir?
14
Hz. Osman'ın (ra) Zünnureyn unvanını almasını biraz detaylı anlatır mısınız?
4
Tavaf neden sola dönmek şeklinde yapıldığına dair açıklama var mıdır?
11
ahirette akrabalık bağları kopar mı? orada imanı olmayan akrabalarımızı sevebilir miyiz?
20
Bu konuyla alakalı sahih kaynaklarda dini bir bilgiye ulaşamadık. Bununla beraber Allah insanı mükemmel bir donanımla / fıtratla yaratmıştır. Dolayısıyla hiss-i kable'l-vuku' gibi latifelerimizle hakkımızda hayır ya da şer konuşulunca Rabbimizin bize hissettirmesi de mümkündür. Sahih bir rivayet bu hususta bulunmamakla beraber Müslüman toplumda örf ve kültür olarak bu durum söylenegelmiştir.Psikolojik olarak da duymak istenilmeyen veya duymaktan korkulan durumlarda kulak çınlaması olduğu psikologlar tarafından dile getirilmekte. Bizler bu konuda bilgi sahibi değiliz. Kulak çınlaması ile ilgili bir rivayet şöyledir:"Sizden birinizin kulağı çınladığı zaman beni zikretsin, üzerime salavat getirsin ve şöyle desin: Beni ananı, Allah da hayırla ansın"1Bazı âlimler bu hadisi zayıf olarak nitelendirmiş, bazı âlimler ise daha sağlam bir ifade olan hasen olarak nitelendirmişlerdir.2 Bu hadisten hareketle rivayetlerde kulak çınlaması zamanı Sevgili Peygamberimize (sav) salavat getirmek Müstehab olarak kabul edilmiştir.KaynakçalarTaberani, Sağır, 2/120, Kebir, 1/322Nûreddin el-Heysemî, Mecmeu'z-zevaid, Hadis No: 17096
13
Tavaf, lügatta ziyaret etmek ve bir şeyin etrafında dolanmak manasınadır. Tavaf edene taif, tavaf edilen yere de metaf denir.Din deyiminde tavaf; Kâbe'nin etrafında yedi defa dönmekten ibarettir. Şöyle ki: Kâbe'nin güney tarafındaki bir köşesine Rükn-i Hacer ve diğer köşesine Rükn-i Yemenî denir. Rükn-i Hacer'de Hacerülesved denilen mübarek bir taş vardır ki tavafa buradan başlanır. Beyt-i Muazzama sola alınarak Kâbe'nin kapısına doğru gidilmek suretiyle Beyt'in çevresinde dolaşılır. Böylece Hacerülesved'den başlayarak yapılan bir dolaşım yine orada tamamlanmış olur. Buna bir "Şavt" denir. Aynı şekilde yedi defa yapılan şavt ile tavaf biter.Tavaf, bir nevi namazdır. Allahü Teâlâ'ya heyecan ve muhabbetle yapılan tâzimin bir nişanesidir. Allah'ın Arş'ı etrafında dolaşan kutsal meleklerin hâllerine bir benzeyiş şeklidir. Kâbe-i Muazzama, bu yaşanılan âlemde, göremediğimiz melekler âlemindeki İlâhî makamın bir görüntüsü yerindedir. Bu maddî Beyt'in çevresindeki beden hareketleri, melekler âleminde Arş çevresinde yapılan ruhânî hareketlerin birer işaretidir.Gerek tavafa başlarken gerek tavaf esnasında Hacerülesved'in önüne her geldikçe ona karşı durulur. Namaza durur gibi eller kaldırılır, tekbir ve tehlil getirilir. Mümkünse öpülür veya eller sürülür. Bu da mümkün değilse yalnız ona karşı eller yukarı kaldırılır, işaret yapılır ki buna "İstilâm" (selâmlamak) denilmektedir. Hacerülesved'e böyle el koymak, Yüce Allah'a ibadet ve itaat etmek üzere söz vermenin ve bunda kararlı olmanın bir nişanı demektir.Tavafın Çeşitlerine Gelince: Bunlar aşağıda yazıldığı şekilde beş kısımdır:Kudûm Tavafı: Taşradan Mekke-i Mükerreme'ye varılınca ilk yapılan tavaftır. Bu tavaf, âfâkîler (mikat dışında gelenler) için sünnettir. Buna Tavaf-ı Lika da denir. (İmam Mâlik'e göre bu tavaf vaciptir.)Ziyaret Tavafı: Arafat'tan döndükten sonra yapılan tavaftır. Buna "Tavaf-ı İfâze" de denir. İşte haccın iki rüknünden biri bu tavaftır ki dört şavtı farzdır.Sader Tavafı: Hac esnasında Mina'da taşlar atıldıktan sonra Mekke'ye inilince yapılan tavaftır. Buna "Veda Tavafı" da denir. Bu tavaf, mikat dışından gelenler (âfâkîler) için vaciptir. Bununla hac işleri (menâsik) tamamlanmış olur. Hacılar bu tavafla Kâbe'ye veda ederek vatanlarına dönmeye başlarlar. (Bu tavaf, Şâfiîler'de vacip veya sünnettir.)Nafile Tavaf: Mekke'de bulunan Müslümanların Kâbe etrafında zaman zaman yaptıkları nafile tavaftır. Böyle bir tavaf, mikat dışından gelenler için nafile namaz kılmaktan daha faziletlidir. Çünkü onlar her zaman bu şerefi elde edemezler.Umre Tavafı: Bunun dört şavtı, umrenin rüknünden olan tavaftır ve farzdır. Bunun yerine başka bir şey geçemez. Umre'de kudûm tavafı ile sader tavafı yoktur. Umre'ye ihramla başlanır, tıraş olmak veya saç kısaltmakla umreye son verilir.Tavaf esnasında tekbir ve tehlil getirilir, salât ve selâm okunur. Tavaf şavtlarını arka arkaya yapmak şart değildir. Bu tavaf, henüz tamamlanmadan namaz için veya abdesti tazelemek için bırakılırsa tavaf bozulmaz. Geri kalan kısım sonra tamamlanabilir. Tavaf sırasında kadınların erkeklerle aynı hizada bulunmaları tavafı bozmaz.1Hac, Hazret-i Peygamber'in (sav) hicretlerinin dokuzuncu yılında farz kılınmıştır. Bu sene Resûlüllah Efendimiz (sav) tarafından Ebû Bekir es-Sıddık (ra) hac emîri tayin buyurulmuştu. Hicretin onuncu yılında da Peygamber Efendimiz (sav) Mekke'ye yönelerek hac farizasını yerine getirmişlerdi.2Müslümanlar da, hac ibadetinin farzlarını, sünnetlerini ve âdâbını, Hz. Peygamber'in (sav) bizzat uygulayıp öğrettiği şekilde yerine getirirler.Ayrıca BakınızHAC İBADETİNİN MADDİ VE MANEVİ FAYDALARIUMRENİN ŞARTLARI / YAPILIŞ ŞEKLİKaynakçalarÖmer Nasuhi Bilmen, Büyük İslam İlmihali, Harf yayınevi, s. 382.Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük İslam İlmihali, Harf yayınevi, s. 389.